6. bölüm · Devin /Gerçek Ailem
Bir Günün sessizliği
Eve geldikten sonra odama geçip duş aldım. Duşun sıcaklığı altında düşünmeye başladım. Bu yaşadığım hayat nasıl da mutsuz hissettiriyor... Sanki ailem için koca bir yük gibiyim. Suyun sıcaklığıyla birlikte buharlaşıyordum sanki. Suyu ılığa çevirdikten sonra aklıma bir anı geldi:
Çocukken okulda bir kızla kavga etmiştik. Kız beni vurduğu için ben de karşılık vermiştim. Kavga dekanlığa geçmişti, ailelerimiz gelmişti. Heda, kavga sebebimiz ise onun sevgilisinin benimle sohbet etmesiydi. Bundan kıskanmıştı. Bana “Uzak dur!” demişti, ben de durmuşum. Sevgilisi de çapkın biriydi. E, o yüzden... ergen işi, ne yaparsın? Sonra babamın azarlaması… “Senden utanıyorum.” sözü hâlâ kulağımda çınlıyor. Kimine göre basit bir anı, bana göre ise sadece bir hayal kırıklığı. Bir insanı neden babası, annesi sevmez ki?
Duştan çıktığım zaman başımı havluya sardıktan sonra bornozumu giyip odaya geçtim. Başımı havludan çıkardım, kuruladım. Üzerime gri, bol bir şalvar ve beyaz bir crop giydim. Tam dışarı çıkıyordum ki kalbim ağrıdı, hem de şiddetle. Sanki yerinden çıkacak gibiydi. Kendimi düşmemek için yatağın başından tuttum. Her şey sanki etrafımda dönüyordu, gözlerim her şeyi siliyordu sanki. Sanki yer ayağımın altından kayıyordu.
Sonra yavaş yavaş durdu. Aşağı düştüm. Ablam gelmişti. Yanına geçtim.
— Abla, ne zaman geldin?
— Biraz oldu, sen duştayken.
— Tamam. Yarın benimle gelir misin?
— Nereye?
— Unuttun mu? Yarın hastaneye gideceğim, muayene için. Müsait misin?
— Canım, yarın sınavım var, orada olmalıyım. Biraz erken olsaydı seni götürürdüm. Kaçta?
— 9:00’da.
— Oha, çok erken! Ben de o saatte hastanede olmalıyım. Ama üzülme canım ablam, sabah teyzemiz gelecek, onunla gidersin.
— Yok, şimdi onun da işi olur falan. En azından yalnız kalmayayım. Uraz’la gideceğim.
— Aferin kız, onunla git. En iyisi o.
— Tamam.
— Saat kaç?
— 00:00 olmuş.
— O kadar mı? Ben de uyuyayım o zaman.
— Yarın o zaman ben kaçar.
— Tamam, uyandırabilirsem seni.
— Nedenmiş o sence?
— Ne olmuş yani, uykucusam?
— Hiç canım, en fazla yarına kadar uyandıramam seni.
— Hiç de bile! Asıl sen uykucusun.
— Öyle mi? Dün kim erken kalktı?
— Sen peki kimsin uykucu?
— Of tamam, benmişim, oldu mu?
— Birincisi, ablaya “of” denmez.
— Senden bir yaş büyüksün, ne çok fark varmış ya aramızda.
— Peki, ikincisi neydi?
— İkincisi de... Bu ne surat? Bir yastık iyi gelir!
— Ne yastığı ya?
— Yastık öyle mi?
— Yastığı yüzüme atmayı düşünmüyorsun, değil mi?
— Tam olarak onu düşünüyordum.
Dediği gibi yastığı üstüme attı. Bu bir savaş ilanıydı. Ben de bir yastık alıp ona attım. Biraz eğlendikten sonra odalarımıza geçtik. Lavaboda işimi hallettikten sonra uyudum.
Sabah gözümü güneşin ışıklarıyla açtım. “Biraz daha uyuyayım lütfen ya...” desem de yine ablam kaldırdı beni.
— Abla ya, biraz uyuyayım lütfen.
— Hayır Devin, kalk ayağa!
Uyuduğum yataktan resmen kaldırdı beni.
— Abla ya, tamam kalkıyorum.
Yataktan kalkıp lavaboya gittim, işimi hallettikten sonra üzerime siyah şalvar ve beyaz-siyah gömlek giydim. Aşağı indim. Mutfakta enfes kokular vardı. Yine enfes yemekler hazırlamıştı Dilan teyze.
— Of Dilan abla , bu nasıl yemekler senin yüzünden kilo alacam ya olmuyor boyle .
Oda mene gülümümsedi.
Çalışkandı, bizden büyük olduğu için öyle seslenirdik.
— Beğenmene sevindim kızım. Geç otur, yemek vereyim. Sofra hazır.
Sofraya göz ucuyla baktığımda şunlar vardı: yumurta, zeytin, reçel, yağ, çay, Nutella, pasta...
— Dilan abla, senin yüzünden kilo alacağım!
— Kız, bir şey olmaz. Biraz ye sen de.
— Dilan abla, Esme nerede peki?
— Gitti o işe.
— He, bildim. Ben de yiyeyim, çıkayım.
Biraz yedikten sonra sofradan kalktım. Ayakkabılarımı giyip çıktım. Arabaya bindikten sonra yolda Uraz’ı aradım.
— Alo, Uraz, müsaitsen hastaneye gelir misin benimle?
— Devin, şimdi müsait değilim. Sonra gelebilirim. Bir şey mi oldu?
— Yok, sadece kontrol işte.
— Tamam.
Hastaneye geldiğim zaman içeri geçtim. Asistanın yanına gidip dedim:
— Randevum vardı doktor beyde.
— Tamam, haber verip size bilgi vereceğim.
“Tamam.” deyip beklemeye başladım. Yarım saattir bekliyordum. “Nerede kaldı bu acaba?” diye düşündüm. Sonra geldi.
— Geçebilirsiniz, kaya Bey bekliyor.
— Buyurun Devin Hanım, şimdi yaranızı muayene edeceğiz. Dikişlerinizi aldıktan sonra yaralarınız iyileşmişse gidebilirsiniz.
— Doktor, ben kaç gündür kalbim ağrıyor. Her yeri bulanık görüyorum bazen.
— Kaç saat sürüyor bu durum?
— Silahla vurulduğumdan beri oluyor. Önceleri bu kadar şiddetli olmuyordu.
— O zaman sizden test yaptırmanızı isteyeceğim, beyninizden ve kalbinizden.
— Tamam.
Deyip odadan çıktım. Kan verme yerine gittim, kolumu açtım, kan verdim.
— Sonuç ne zaman çıkar?
— Akşam saat 21:00’de hazır olur.
— Tamam, dedim ve çıktım.
Biraz kafeteryada oturup tatlı bir şeyler yedim, sonra eve geldim.
Biraz telefona baktıktan sonra ablam geldi.
— Abla, ne çabuk geldin sen?
— Evet, davam kısa sürdü.
— anladım.
— Peki senin hastane işi ne oldu?
— Yalnız gittim.
— Uraz’ın işi mi vardı?
— Evet, kendim gittim.
— Tamam. Saat kaç?
— 20:59.
— He, ben odamdayım.
Odama geçerken bildirim geldi:
“Devin Hanım, sonuçlarınız çıkmıştır.”
Girip baktım... Sonuç hiç de iç açıcı değildi.
---
Bolumu nasıl buldunuz fikirlenizi yazmağı unutamyın gelecek bolum goruşmek uzre💫💦
