4. bölüm · Devin /Gerçek Ailem
"İhanet Gecesi"
✨ “Okurken ufak tefek hatalar fark etmiş olabilirsiniz 🙈 Onları görmezden gelirseniz çok mutlu olurum 💖”
------
-------
Normal odada uyuyordum. Dışarıdan sesler geliyordu ama tam seçemiyordum. Birden odanın kapısı açıldı, aile üyelerinden birkaçı içeri girdi.
“Kızım nasılsın?” dediler.
Doktor içeri girip durum hakkında bilgi verdi:
“Durumu gayet iyi, yarın taburcu olacak. Birazdan uyanacak, ilacın etkisi altındadır.”
“Tamam doktor bey, teşekkür ederiz.”
“Ne demek, işimizdi.” deyip çıktı.
“Kızım, her şey için özür dilerim, lütfen affet beni.”
Uykulu halde gözlerimi açtım.
“Baba, yalnız mı kaldık?”
“Evet biraz, onlar çıktılar. Gelirler şimdi.”
“Tamam, önemli değil. Sen niye çıkmadın peki?”
“Seni yalnız bırakmak istemedim.”
“Şaka mı yapıyorsun sen? Şimdi mi sevmeye başladın? 24 yıl önce neredeydin peki? Baba, 9 yaşımda neredeydin? Cevap ver. Şimdi bir kurşun değdi, az kalsın canımdan oluyordum, şimdi mi sevdin baba? Cevap versene bana!”
“Özür dilerim kızım.”
“Kızım mı? Sen ne zamandan beri bu sözü kullanıyorsun? Çünkü uzun zamandır kullanmıyorsun da o yüzden dedim. Gel baştan deneyelim, bu sefer olacak. Her şeyi unutalım, seni kaybetmek istemiyorum.”
“Sen yanıma gelende bir şey içmişsin, o yüzden böylesin.”
“Hayır, bir şey kullanmadım.”
“O zaman cidden şaka yapıyorsun. Demek ki gerçek yüzün bu baba! Sen beni hiç sevmedin ki! Şimdi senin için kurşunun önüne atlamış olsam bile sen beni yine sevmeyecektin. Çocuğu kandırmışsın ki… 24 yıl sevgi vermedin ki! Baba, herkesi sevdin, bir beni sevemedin. Senden nefret ediyorum baba!”
Tam tokat atıyordum ki kapı açıldı.
“Kızım, ne yapıyorsun sen? Hasan kız hasta! Hasan, o da senin için böyle diyor.”
“Teşekkür ederim sözünü Derya, sinirlendirmişsin o zaman beni. Hastanedesin, evde değilsiniz, kendinize gelin, hastaneyi ayağa kaldırmayın!”
“Haha, cidden ikiniz de hastasınız resmen. Sen girmeseydin tokat atacaktım, girip diyorsun ki hastaneyi ayağa kaldırmayın. Kes sesini sen de!”
“Onu boş ver, silahla vuran adamı tutukladınız mı?”
“Yok, olaydan sonra aradan çıkıp gitti. Aranıyor hâlâ, henüz bulunmadı.”
Kapı açıldı.
“Kuzen, nasılsın? İyi gördüm.”
“He toparlanıyorum. Bana hanginiz kan verdi? Biliyorum ki kuzen, hiçbirimizin kanı uygun değildi. Sana tanımadığımız biri gönüllü verdi ama ismini söylemek istemediği için gizli kaldı. O adam burada mı?”
“Hayır, bilmiyoruz ki. Adam kimliğinin gizli kalması konusunda ısrarcı oldu. Demiştik, söylese para falan verebiliriz ama yok. Adam herhalde zengin biridir.”
“Ola bilər kuzen.”
“Ne zaman çıkacak peki?”
“Yarın dedi doktor.”
“Çıktıktan sonra nerede kalacaksın? Yalnız yaşıyorsun, en azından bir iki gün kimseyle kalmasan?”
“Ablam burada ya, o benimle kalır. Bir iki gün düzelince gider. Ya da çalışanlar var, onlar bakar bana.”
“Hayır, ablan var, o bakar değil mi Defne?”
“Tabii ki bakarım.”
“Akşam da ben kalırım.”
“Olur, yalnız olmam ben de.”
“Saat kaç oldu?”
“Saat şimdi 21:00. Hele birazdan gideriz. Başka kalan olacak mı?”
“Yok ya, yeter bence.”
“Doğru diyor kızım. Sabah zaten ben mahkemede, annen okulda olacak. Ablan ilgilenir. Ya da kuzenlerin de var. Ben yanında olamayacağım, annen de dersten çıkınca gelir, ablan da yanında olacak zaten.”
“Tamam baba, sorun değil.”
“Kuzen sen iyisin, biz de yavaştan kalkalım.”
“Tamam, gidin.”
Herkes gittikten sonra ablamla yalnız kalmıştık.
“Defne, ne yapalım ya?”
“Ben uyuyacağım Devin, çok uykum var. Sen de uyu.”
“Şşt, uyudun mu Devin?”
“Susar mısın, uyuyacağım.”
“Abim ne zaman gelecek peki?”
“Devin, abimiz görevde, unuttun mu? Bir haftaya ancak gelir. Asker hani abimiz?”
“Büyük abimiz nerede onda, o da gelmedi.”
“Bugün gelmişti Devin, o erken gitti. Sabah gelip görecek seni.”
“Neden erkenden gitti peki? Görseydi ya?”
“Devin, bilmem. Galiba sevgilisi hastaydı, ona bakmaya gitti. Tek kalır diye. Ablam kusura bakmasın, durumun hakkında da bilgi alıyordu.”
“Tamam, şimdi uyuyabilir miyim?”
“Uyu be, ne uykuymuş arkadaş, uyu.”
“Tamam, ben de uyurum o zaman.”
Yatmadan önce saate baktım da, ne ara 00:00 oldu ya, dedim ben de uyurum o zaman. Tam uykuya dalmıştım ki kapının açılma sesi geldi. Baktım, Defne dışarı çıkıyordu.
“Nereye gidiyorsun Defne?”
Cevap vermedi. Yarama yeni pansuman yapılmıştı ama nereye gittiğini merak ettim. Benim başıma ne geliyorsa hep merakımdan gelir ya… Yatağın başucundan tutunup ayağa kalktım, yavaş yavaş kapıyı açıp çıktım. Koridor boştu. Bahçeye baktım; kimse yoktu. İçeriye girdiğimde birine çarptım.
“Pardon, size çarptım.”
“Önemli değil hanımefendi.”
Ben de içeri girdim, tutuna tutuna… Çünkü yara henüz yeni olduğu için zor yürüyordum. Dışarıda hava güzeldi ama istemedim. Tam gidiyordum ki ağrı tuttu. Boş verip içeri geçtim.
Odama geçip uzandım. Tam uyuyacaktım ki Gökhan geldi.
“Şimdi mi aklına düştü, sevgilin var senin Devin? Özür dilerim, şimdi haber aldım.”
“Sen kaç gündür neredesin? Haber alamıyorum senden.”
“Almanya’daydım.”
“Sen şaka yapıyorsun ya da benimle dalga geçiyorsun! Sen bana hiçbir şey demeden gittin.”
“Evet özür dilerim. Diyemedim, ailemin bana ihtiyacı vardı. Annem kalp hastası, Almanya’da teşhis konuldu, o yüzden oradaydım. Özür dilerim tekrar.”
“Gidiyorum, yarın geleceğim konuşuruz. Çık dışarı, defol buradan!”
“Ama seni öpeyim.”
“Öpme beni, çık dedim!”
“Tamam.”
Odada yalnız kalmıştım. “Nasıl ya, kaç gündür nerede bu herif? Nasıl cevap vermez telefonuna?” Zil sesi geldi, yanıma baktım, telefonunun burada olduğunu gördüm. Dışarı çıkıp telefonu vereyim dedim. Gece olduğundan koridor boştu, dışarıda yağmur yağıyordu. Biraz önce güneş vardı, şimdi yarım saat sonra yağdı.
Gökhan’ı tam görüp yanına gidiyordum ki Yağmur’un yanında olduğunu gördüm. Yağmur liseden arkadaşımdı. Bunlar burada ne yapıyor? Seslerini işitiyordum, kapının önünde durmuş, onları uzakta görüyordum. Tam yanlarına gidiyordum ki Gökhan Yağmur’u kendine çekip öptü. Şok bir şekilde kala kaldım. Telefon yere düştü.
“Nasıl olur ya? Beni kaç gündür aldatıyor, hem de en yakın arkadaşımla! Bugün gelecekti, o da Almanya’dan. Belki beraber geldiler. Nasıl olur ki? Kaç yıl oldu, gözümün içine baka baka etmişler hem de.”
Yerden telefonu alıp yanlarına gittim. Beni görünce ayrıldılar, hiçbir şey olmamış gibi…
“Al telefonunu, unutmuşsun. Siz devam edin, hiç rahatsızlık vermeyeyim size, devam edin! Gökhan, bitti! 2 yıllık ilişkimi sonlandırıyorum. Sen geliyorsun, Yağmur… Yazık, acıyorum sana! Benim sevgilimle olacak kadar zavallısın.”
“Devin, açıklayabilirim, lütfen bir şans ver.”
“Şans mı? O şansı sana vermeyeceğim! Aldattın beni, ne şansı be?”
“Devin, yalvarırım.” Ayağıma kapanmıştı, zavallı gibi.
“Yapamam, anlıyor musun Gökhan? Bitti!”
Yanlarından ayrılıp içeri geçtim. Birden yaram ağrımaya başladı. Elimi vurduğum yere dokununca kanadığını gördüm. Elimi kapıya tuttum, biri gelmişti. Çarpıştığım adamdı.
“Yardım lazım mı?”
“Hayır, kendim hallederim.” dedim.
“Ama iyi değilsiniz.”
“Size ne beyefendi, kendi işinize bakın.”
Tam gidecektim ki başım döndü ve yere yığıldım. Bilincim kayboldu. O adam kucağına götürmüş, tek dediği söz:
“İyileşesin güzelim, her şeye rağmen.” deyip saçımı öpmüştü.
----
“Okuduğunuz üçün çox təşəkkürlər 🌸 Yorumlarınızı buraxmağı unutmayın!”
--
1️⃣ Siz olsaydınız, kalbinizi kıran birine ikinci bir şans verir miydiniz?
2️⃣ İhaneti yapan mı daha suçlu, yoksa ihanete ortak olan mı?
3️⃣ Bir baba yıllar sonra “kızım” dese, kalbiniz affetmeye yeter miydi?
4️⃣ Sizce sevgi gerçekten her yarayı sarabilir mi, yoksa bazı yaralar hep kanar mı?
--
Gelecek bolum goruşmek uzre.💫💦
