1. bölüm / 4
DevaHİSSETMEK
Bölümler 4Şu an: HİSSETMEK
- 1 HİSSETMEK498 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 YARA743 kelime
- 3 KUMAŞTAN TOHUM960 kelime
- 4 MUHAFIZ929 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
9 Ay önce…
Kış mevsimi dinginliği, yası, sertliği, varlıkların sonunu ve kopuşu temsil eder. Yaz mevsimi ise canlılığı, canlanmayı, var olmayı, zevk almayı temsil eder. İlkbahar yeniden canlanmayı, sevinçli ruhları, sonbahar değişimi, umudunu yitirmiş ruhları temsil eder. Ben hangi mevsim oluyorum?
Yaşıyor muyum? Ölüyor muyum? Yaşayan bir ölü müyüm? İsmini, sesini, varlığını devam ettiren bir ölü müyüm?
Karşımdaki yaşlı adam beni tanıdığı için beni teselli etmeye çalışıyordu. Fakat zaten bildiğim şeyleri bana güzelleştirmeye çalışarak anlatıyordu. Her zaman böyledir en kötüsünü bile güzelleştirmeye çalışır insan. Kötünün iyisi olabilmek için. Bağımlılık haline gelir sonu olmayan bir yokuşa benzer. Bir kere ‘herşey geçecek, iyi olacağız.’ dedikten sonra bu fikire kendini inandırırsın ve bu sözlerin dışına çıkmak insan için güvenli alanının dışına çıkıp savaşmak anlamına gelir.
Her zamanki gibi kendimi gülmeye zorladım. Artık rol yapmak benim için zor değildi. Usta olduğumu bile söyleyebilirim. Karşımdaki yaşlı adamın sözlerini dinlerken ilk defa duyuyormuş gibi kafamı salladım. Tekrar gülümsedim. Hayatımı karartacağını düşündüğüm cümleleri dinlerken içimde ilkbaharı hissetmeye çalıştım. Çünkü içimde bir sonbahar barındırıyordum. Karşımda duran kahverengi gözler bana tam olarak bunu söylüyordu.
Bir reçete çıkarıp her gün almam gereken lanet ilaçları ve nasıl kullanacağımı yazdı. Bana samimiyetten uzak gözlerinin ardında acıma bildiren bir gülümseme sundu ve reçeteyi bana uzattı.
“Bunların senin devan olacağına eminim.”
Reçeteyi elinden aldım belli etmemeye çalıştığım dolu gözlerimle reçetede yazan paragrafı okudum. Hepsini biliyordum. Hepsi çok ağırdı. Sırtımdakiler de ağırdı. Taşıyabilirdim. Mecburum.
Yaşlı adama olabildiğince samimiyetten uzak bir şekilde gülümsedim. “Tarihi ayarladığımız güne göre düzenli kullanacağım. Ve lütfen Rıza Bey. Teşhisim ve konuşulanlar sadece bu odada bir fısıltı olarak kalsın. Tekrardan teşekkür ederim.” Gülümsemeyi bozmadan elimdeki reçeteyle hızlıca beni boğan kasvetli odadan çıktım. Etrafımdaki oturan insanlara baktım.
Bunlar benim geleceğim miydi?
Aklımdaki düşünceleri uzaklaştırmak ister gibi kafamı iki yana salladıktan sonra bana bakan bir çift göz hissettim. Sağ tarafımdaki bekleme alanına döndüğümde dikkatimi çeken tek kişi yaşlı insanların arasında oturan genç bir adamdı.
Siyah pantolonla sarılan bacaklarını birbirinin üstüne atmıştı. Yeşil bir kazağı vardı ve kafasında siyah bir şapka takıyordu. Her ne kadar orta halli görünen birisi olsa da benim gibi markaları sıkça takip eden biri kolundaki saatin orta halli bir insanın alamayacağı bir saat olduğunu fark ederdi. Elinde bir kitap vardı Bir Kalbin Çöküşü. Şapkası olduğu için yüzünü seçemiyordum.
Neden bu kadar inceledim ki? Kafamı iki yana sallayıp klinikten çıkmak için yürümeye başladım. Fakat eş zamanlı olarak dikkatimi çeken adamın da ayağa kalktığını gördüm.
Sadece her zamanki paranoyalarımdandı o da doktorun odasına girip hayatını karartacak haberleri alacaktı belki de.
Beni boğan bu klinikten çıkmak için adımlarımı hızlandırdığım sırada arkamda benimle eş zamanlı adım sesleri işittim. Göz ucuyla sağ tarafıma baktığımda ekranda yazan hastanın ismi kadındı ve adamın oturduğu koltuğun boş olduğunu fark ettim.
Pekala paranoyalarım hala devam ediyordu. Hızlı adımlarla yürürken çantamdan küçük aynamı çıkarıp kendime bakar gibi yaptığım sırada arkamdaki adımların sahibinin tam da tahmin ettiğim şapkalı adama ait olduğunu gördüm. Klinikten çıktığım anda ise beni takip etmeyi bırakıp erkekler tuvaletine yöneldi.
Madem randevu için veya bir hasta yakını olarak gelmediyse bu adamın onkoloji kliniğinde ne işi vardı?Derdi neydi?
Bölüm etkileşimi
