12. bölüm · DENİZ KIZIM
12.Bölüm: ~
Deniz
Eve gelir gelmez çantamı yatağın üzerine bıraktım.
Üstümü değiştirip masama oturdum.
Resim dosyasını açtım.
Bugün yaptığımız çizime baktım.
Aslında...
İlk baştakinden çok daha iyi olmuştu.
Kalemi elime aldım.
Tam birkaç çizgi ekleyecektim ki telefonum titredi.
Sınıf grubundan bildirim gelmişti.
Resim Hocası:
"Haftaya herkes proje ortağıyla birlikte çalışmaya devam edecek. Malzemelerinizi eksiksiz getirmeyi unutmayın."
Telefonu kapattım.
"Bir hafta daha..."
İç çekip çizimime döndüm.
Ama nedense aklıma sürekli aynı cümle geliyordu.
"Bugün için teşekkür ederim."
Başımı iki yana salladım.
"Niye bunu düşünüyorum ki?"
🌊🌊🌊
Teoman
Odamın kapısını kapatıp yatağıma uzandım.
Telefonumu elime aldım.
Kutay'dan mesaj gelmişti.
Kutay: Oğlum, bugün bayağı ilerleme kaydetmişsiniz.
İstemeden güldüm.
Teoman: Ne ilerlemesi?
Mesajı gönderir göndermez cevap geldi.
Kutay: Kız sana bağırmadı.
Kahkaha attım.
Haklı...
İlk tanıştığımız günle bugünü düşününce...
Gerçekten ilerleme sayılırdı.
Telefonu kenara bıraktım.
İçimde garip bir his vardı.
Bu his, birini etkilemeye çalışırken hissettiğim şeye benzemiyordu.
Daha çok...
Onu tanımak istiyordum.
Neden bu kadar mesafeli?
Neden kimseyi yanına yaklaştırmıyor?
Sorular çoğalıyordu.
Cevaplar ise hâlâ yoktu.
☀️☀️☀️
Teoman
Okula girer girmez Kutay omzuma vurdu.
"Bugün de resimciyle misin?"
Kaşımı kaldırdım.
"Resimci mi?"
Evren güldü.
"Deniz işte."
Başımı iki yana salladım.
"Saçmalamayın."
Tam sınıfa girecekken gözüm koridorun sonuna takıldı.
Deniz tek başına yürüyordu.
Elinde çizim dosyası vardı.
Bizi fark etmedi.
Kutay hafifçe gülümsedi.
"Git yardım et bari. Düşürür falan."
Gözlerimi devirdim.
"Kendi işine bak."
Bunu söylesem de...
Gözüm istemsizce onun üzerindeydi.
Kutay'ın söylediklerini duymazdan gelip sınıfa girdim.
Her zamanki yerime oturdum.
Çantamı sıranın altına bıraktım.
Tam defterimi çıkaracaktım ki kapı açıldı.
Deniz...
Her zamanki gibi sessizce sınıfa girdi.
Kimseyle konuşmadan yerine geçti.
Bir an göz göze geldik.
Bu sefer ilk bakan o değildi.
Ben de gözlerimi kaçırmadım.
Sadece başımla hafifçe selam verdim.
O da neredeyse fark edilmeyecek kadar başını eğdi.
Demek günaydın demeden de anlaşılabiliyormuş.
Dudaklarımın kenarı istemeden kıvrıldı.
Tam o sırada yanımdaki sandalyeye biri oturdu.
Sıla.
Koluma hafifçe dokundu.
"Günaydın, aşkım."
"Günaydın." dedim.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonra bana baktı.
"Son zamanlarda çok dalgınsın."
Defterimi açarken,
"Öyle mi?" dedim.
"Evet."
Cevap vermedim.
Çünkü haklıydı.
Eskisi gibi değildim.
Sıla bunu anlamıştı.
İlk ders matematikti.
Öğretmen konu anlatırken canım sıkılmıştı.
İstemeden Başımı çevirip duvar kenarına baktım.
Deniz Kızı..
Defterine bişeyler çiziyodu.
Muhtemelen resim projesiyle ilgiliydi.
Kalemini o kadar dikkatli haraket ettiriryodu ki..
İnsan ister istemez izliyordu.
"Teoman!"
Hocanın sesiyle kendime geldim.
"Soruyu sen çöz bakalım."
İçimden, "harika.." diye geçirdim.
Ayağa kalkıp tahtaya yürüdüm.
Arkamdan Kutay'ın alçak sesle güldüğünü duydum.
Soruyu çözüp yerime döndüm.
Sıla kulağıma eğildi.
"Hayatında ilk defa derste dalgın yakalandın."
Omuz silktim.
"Olur öyle."
Ama içimden tek bir şey geçiyordu.
Bu kızın etkisi gerçekten başıma iş açacak...
☀️☀️☀️
Deniz
Zil çalar çalmaz sınıftan çıktım.
Su almak için koridora yöneldim.
Şişemi doldururken yanımda birinin durduğunu hissettim.
Başımı kaldırmama bile gerek yoktu.
Kim olduğunu tahmin etmek zor değildi.
Teoman...
İçimden sessizce ofladım.
Bir günde peşime takılmasa nolur? Diye geçirdim içimden.
Tam şişemin kapağını kapatıyordum ki konuştu.
"Günaydın demedin Deniz Kızı."
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Geç kaldın." dedim.
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı.
"Yarın daha erken gelirim o zaman."
Gözlerimi devirdim.
"Beni ilgilendirmiyor."
Şişemi alıp yürümeye başladım.
Tam yanından geçerken arkamdan sesi geldi.
"Ama bugün bana bağırmadın."
İstemeden durdum.
Yavaşça ona döndüm.
"Şansını zorlama."
Bu kez gerçekten bağırmak istemiyordum.
Çünkü...
Garip bir şekilde canımı sıkmamıştı.
Bunu kendime bile itiraf etmek istemiyordum.
Arkamı dönüp yürümeye devam ettim.
Arkamdan güldüğünü duydum.
Neden gülüyo bu herif?
Koridorun sonuna geldiğimde istemeden dönüp baktım.
Hâlâ bana bakıyordu.
Beni baktığımı görünce başını hafifçe eğip gülümsedi.
Hemen gözlerimi kaçırdım.
Ne diye dönüp baktım ki?
Bu herif cidden artık kafamı karıştırmaya başlamıştı.
🌊🌊🌊
Teoman
Teneffüs bitmişti.
Son iki ders de beklediğimden hızlı geçti.
Zil çalınca herkes toparlanmaya başladı.
Tam çıkıcakken resim hocası kapıda göründü.
"Deniz, Teoman bir dakika bekleyin." dedi.
Kutay ve Evren bana kısa bir bakış attılar.
"Aşağıda bekliyoruz." dedi Kutay.
Başımı salladım.
Onlar sınıftan çıktıktan sonra hoca elindeki dosyayı masaya bıraktı.
"Hazırladığınız ilk taslakları inceledim."
Deniz'le kısa bir an birbirimize baktık.
Sonra tekrar hocaya döndük.
"Gayet başarılı."
İçimden, Güzel... diye geçirdim.
Ama hoca devam etti.
"Ancak sizin için başka bir planım var."
Kaşımı hafifçe kaldırdım.
"İlçe genelinde düzenlenecek kara kalem yarışmasına sizi birlikte göndermeye karar verdim."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Yarışma mı?
Sınıfta fısıltılar yükseldi.
Öğretmen gülümseyerek,
"Okulumuzu siz temsil edeceksiniz." dedi.
Tam konuşacakken...
Kapının önünden sert bir ses duyuldu."
"Ne?"
Başımı çevirdim.
Sıla...
Kapının önünde durmuş bize bakıyordu.
Yüzündeki ifadeyi görünce bunun sadece yarışma meselesi olmadığını anladım.
Yavaşça içeri girdi.
Gözlerini benden ayırmadan,
"Yani bundan sonra sürekli birlikte mi olacaklar?" dedi.
Hoca sakince cevap verdi.
"Evet. Yarışmaya kadar hazırlıkları birlikte yapacaklar."
Sıla'nın çenesi gerildi.
Bir an Deniz'e baktı.
Sonra tekrar bana döndü.
"Sıla..." dedim.
Beni duymamış gibi davrandı.
Arkasını dönüp sınıftan çıktı.
Kapıyı öyle sert kapattı ki sınıf irkildi.
Sınıfta birkaç saniyelik sessizlik oluştu.
Ben hâlâ kapıya bakıyordum.
İçimde garip bir his vardı.
Bu iş sandığımdan daha zor olacak.
🌊☀️
Bölüm sonuuu🌸 Nasıldıııııı💗
Ben bile yazarken heyecanlanıyorum yaaaa🤍 Bi sonraki bölümde görüşürüzzz💖
