9. bölüm · DENİZ ALTI

9. KALBİM ACIYOR

Sessizliği Dinle

Annem öldükten sonra sanki daha çok bağlanmıştım Haruna. Çok garipti. Harunun gözümün önünde olmayışı beni hep endişeye salıyordu. Ama her saniye yanına gidemezdim değil mi?
Doğum günümü hatırladım. Harunun doğum günü ne zamandı? Öğrenebilir miydim? Burada zamanın nasıl geçtiğini bilemiyoruz. Harun kendini döverek zamanı öğrenmişti. Peki ben? Bende onun gibi yapabilir miydim? O kadar da cesaretim yoktu.
Aklıma gelen şeyle ayağa kalkıp odadan çıktım. Efendiden yardım istersem bana yardım eder miydi? Asla. Kendimi düşüncelerde boğdum. Harun keki çalmıştı. Ben yalnız yapabilir miydim? Yardım lazımdı. Ama herkese de güvenemiyordum.
Can'ın odasına yaklaştım. Kapıyı tıklatıp açtığımda bana döndü. "Yardımın lazım." Dediğimde beni içeri almıştı. Yatağına oturduğumda bana yukarıdan baktı. "Denize benimle gelir misin?" Sorduğum soruyla gözleri irileşti. "Neden?" Bu sorusuyla dudağımı dişledim. "Ben.. Harun'a sürpriz yapmak istiyordum.. ama yardımın lazım" dememle kaşlarını çattı. "Ne yardımı? Ve neden ben?" Demesiyle soğukluk çezdim. Bana soğuk mu davranıyordu o?
"Can?" Ayağa kalkıp koluna dokundum. Bakışlarını üzgünce aşağı eğdi. "Beni sattın" demesiyle dudaklarımı bir birine bastırdım. "Artık hiç şansım kalmadı. Demesiyle kaşlarımı çattım. "Neye?" Dememle yutkundu. "Belki bende sana yardım ederim. Hm?" Dediğimde bakışlarını gözlerime çıkardı. "Ben..Kaan'dan hoşlanıyorum da.." demesiyle iki elimle ağzımı kapattım. Neeee?
Gözlerim kocaman şaşkınca ona bakıyorum. "Kimse bilmiyor. Bende yeni anladım." Demesiyle yutkundum. Ellerimi ağzımdan çekip soluğu havaya saldım. "Peki." Dememle gözlerini kaçırıyordu. "Aklıma iyi bir fikir geldi." Dememle bana hüzünle baktı. "Bana yardım et. Dördümüz de benim odamda toplanalım" sevinçle dememe rağmen o sevinmemiş gibiydi.
"Harunla yalnız kalmak istiyo-" gözlerim irileşti. Kollarından tuttum. "Hayır. Hayır. Saçmalama. Ne yalnızı. Sadece.." aklıma birşey gelmeyince susmakla yetindim. "Nefes abla, inkar etme" dediğinde gözleri ciddi olduğunu gösteriyordu. "Sen de Harundan hoşlanı-" gözlerim kocaman işaret parmağımı dudaklarına koydum. Bu halime güldü.
"Belki.." sesim çok kısık çıkmıştı. Dudağını ısırdı. "Ne hale düştük biz" dediğinde güldüm. "Ee yardım edecek misin bana?" Dediğimde bana sıkıca sarıldı. "Benim halimi garipsemediğin ve yardım etmeye çalıştığın için teşekkür ederim abla" demesiyle hüzünle gülümsedim. Kollarımı beline sardım. Benden küçük olmasına rağmen benden uzundu. Allahım teşekkür ederim. Burada yalnız değildim. Annemin yerini kimse almasa da mutluydum. Annem gitti, ama üç kişi bana geldi.
Can'la birlikte denize girmiştik. Elbette Kaan ve Harun bunu bilse bize kızarlardı ama yapmak zorundaydık. Ben sürpriz yapmak istiyordum. Dördümüz birlikte benim odamda birşeyler yer, birşeyler konuşurduk. Kısacası birlikte vakit geçirirdik.
Şimdi Can'la kek falan çalacaktık. İlk kez Harunsuz denize çıkmıştım. Can da öyle.
Şanslıydık. Dört küçücük kek bulduk. Geri dönmeye çalıştık. Odama koştuk. Şükür kimse görmemişti. Odamda Can'la kekleri bir mendilin üstüne düzdük. Bugün efendimiz yoktu. İşe gitmeyeceğimiz için yine şanslıydık. Sanki hayat bize izin veriyordu.
Can odamda otururken Harun ve Kaan'ı çağırmaya gittim. Kaan'ın odasına girdiğimde tişörtünün üzerinde olmadığını görünce ona arkamı döndüm. Gözlerimi sıktım. Rezilsin be Nefes.
Kaan şaşkın yüz ifadesiyle sırtıma baktığında tişörtünü artık giymişti. "Dön" dediğinde yutkunup döndüm. "Noldu?" Sorduğu soruyla önce afalladım. Sonra kendime gelip ona döndüm. Dudaklarımı konuşmak için araladım ama yüz ifadesi dikkatimi çekti. "İyi misin?" Sanki üzgündü. "Boşver. Can'la aramız biraz bozuk ama sen takma" dedi bakışlarını kaçırarak. Dudaklarımı ısırdım. Sırıtarak konuşmaya başladım. "Can demişken. Dördümüz benim odamda buluşalım. Birlikte vakit geçiririz" dediğimde gözleri ışıldadı. "Can?" Sorusuna başımı hevesle olumlu anlamda salladım. "Tamam!" Hevesli cevabından sonra aynaya geçti. Bu haline gülüp odadan çıktım.
Harunun odasına korkarak yavaşça girdim. Birini daha çıplak göremezdim. Harun yatakta uzanmış tavana bakıyordu. Beni görünce hemen oturur pozisyona geçti. Yüzümdeki gülümseyle ona döndüm. "Benim odama gel." Dediğimde dudağını ısırdı. Onun bu haraketine bakarak yutkundum. "Şey..dördümüz olacağız" dememle gözlerini kaçırdı. Sanki yüzü düştü ama hemen kendine gelip gülümsedi. "Geleceğim" dediğinde gülümsedim.
Odada Can'la hazırlandıktan sonra onları bekledik. Ben pembiş parlak bir ruj bile çaldım. Can bana yapma demişti ama şansım varken neden yapmayayım?
Yerde oturmuş onları bekliyorduk. Kalbim çok hızlı atıyordu. Elimi göğsüme koyup sakinleşmeye çalışıyordum. Gerekinden bile fazla heyecanlanmıştım. Hergün onu görüyordum. Ama bu sefer onu beklerken bir bayılmadığım kaldı.
Kapı açıldığında ikimiz de ora döndük. Benim gibi Can da heyecanlıydı. Odada ikimizin kalp atışları duyuluyor gibiydi. Umarım onlar duymazdı. Harun ve Kaan yanımıza geldi. Kaan ve Harun benim iki tarafımda otururken Can Kaan'ın yanındaydı. Can gözlerini kaçırıyordu. Canım benim, nasıl da heyecanlı. Bu kadar belli etme..
Kaan ve Can'ın arası bozuk olduğu için konuşmaya başladım. "İyi ki geldiniz. Birlikte sohbet ederiz diye düşündüm" ne sohbet edeceksin acaba. Harun yüzüme bakıyordu. Ona döndüm. Kaşlarımı çatarak yüzüme dokundum. "Noldu?.." korkarak sorduğumda gülümsüyordu. "Yüzümde birşey mi var?" Dediğimde başını olumlu anlamda salladı. Ona ne dercesine baktığımda kıkırdadı. Kendi dudaklarına dokunduğunda yutkundum. Ruj çekmemden bahsediyordu ama kendi dudaklarına dokunması neden beni heyecanlandırıyordu. Deliricem şimdi.
"Nefes, anlat bakalım. Nasıl oldun?" Kaan imalı imalı bana soru sorduğunda ona döndüm. "İyiyim. Teşekkür ederim..yanımda olduğunuz için." Dediğimde gülümsedi. "Her zaman." Dediğinde Harun öksürdü. Şapşiğim. Hep Kaan'dan beni kıskanıyordu. Sebepini sorgulamıyorum bile.
"Can bana yardım etti. Hepimiz için kek aldık" dememle Kaan yanlışlıkla Can'a dönünce göz göze geldiler. Hemen de kaçırdılar. Aman kıyamam. İçimi kemiren şeyse, onların böyle olmaları benim yüzümdendi..
"Kaan, ben size kızgın değilim. Olanlar için özür dilerim. Bu kekler de bizim özrümüz olsun. Lütfen kabul edin" dedim ve bir keki alıp Haruna uzattım. Can'a kaş göz işareti yaptığımda istemeden keki alıp Kaan'a verdi. Kaan ona bakmadan keki alınca ağzına attı. Harun da keki yediğinde kendi kekimi ağzıma aldım. Lezzetliydi. Can keki yememişti. "Endişelenme Nefes. Üzgün olduğun için böyle olduğunu biliyorum" dediğinde boğazımı temizledim. "O yüzden hepimiz barışalım. Dördümüzden başka kimsemiz yok" dediğimde bir birilerine baktılar. Can daha çok üzgündü.
Kaan keki alıp Can'ın ağzına götürdüğünde ona izin vermeden ağzına saldı. Can dudaklarını araladı. Keki yemeye başladığında onların bu haline gülümsedim. Harunun bana gülümseyerek baktığında başımı ona taraf çevirdim. "Nasıl oldun?" Sorduğum soruyla iç çekti. "Asıl sen nasıl oldun?" Bu sefer bakışları hüzünlüydü. "Herşey geçti. Unutalım gitsin" dediğimde dudakları kıvrıldı. Bakışlarım ora düşerken onun da benim rujlu pembiş dudaklarıma baktığını görmemiştim.
Kalbim çok feci atıyordu. Boğazımda atıyor gibi hissediyordum. Terlemeye başlıyordum. Sıcak olmaya başlamadı mı?
Onun yutkunduğunu gördüğümde bende zar zor yutkundum. O sırada bir ses duyuldu. "Öhöhöm" Kaan başını aşağı eğmiş sırıtıyordu. Kızardığım için başımı önüme çevirdim. Harun yanındakı yastığı ona fırlatdı. Ağzım açık ona döndüm. Gözlerini bana çevirdiğinde parladığını gördüm. Kaan'a baktığında öyle değildi. O gözler benim için mi parlıyordu?
Can'a döndüğümde yüzüm düştü. O sessizce oturuyordu. Gözlerini kaçırmaktan bıkmadı mı? Ayağa kalktığında bende kalkmak zorunda kaldım. "Nereye?" Korkuyla sorduğumda hüzünle güldü. "Odama geçsem iyi olur" dediğinde kollarından tuttum. "Hayır, gitme" dinlemedi beni. Yanımdan geçip gitti. Üzgünce arkasından baktım. Kapıyı kapatıp gitti. O an Harunun sesini duymamla ona döndüm. "Kaan, ne zaman söyleyeceksin?" Demesiyle Kaan'a çevirdim bakışlarımı. Neyi söyleyecek?
"Bilmiyorum...sana da söyledim. O benim küçücük kardeşim gibi bu yanlış!" Dedi ve iç çekti. Ağzım açık onları izliyordum. "Kaan, bence git onunla konuş" dediğimde başını kaldırıp bana baktı. "Bencede." Harunun beni desteklemesi hoşuma gitmişti. "Zaten üzgün. Kafasını yoramam" dediğinde kafasına vurmak istedim. "Senin yüzünden!" Aniden söylediğimde şaşkın bakışlarını bana çevirdi. "Ne?" Sesi hiç çıkmamıştı. Ayağa kalkıp koştu. Bu haline gülmek istesem de gülmedim. O gidince sessizce arkasından baktım. Aşağıdan elim çekildiğinde başımı o tarafa çevirdim. Harun bileğimden tutmuştu. "Otursana" yeri gösterdi. Gülümseyip yanında oturdum.
İç çektiğini duydum. Bakışlarımı ona çevirdim. "Şimdi bir televiziyon ve popkorn veya pizza olsaydı, seninle bir film izlerdik." Dediğinde hüzünle gülümsedi. "Güzel olurdu" dediğimde başını salladı. Bakışlarını bana çevirdi.
"Hayal edelim mi?" Parlak gözlerine baktım. En güzeli gözleriydi. "Olur, nasıl?" Dediğimde başını eğip güldü. "Bilmiyorken nasıl kabul edersin?" Gülerek gözlerime baktığında ciddi yüz ifademle onun gözlerinin içine baktım. "Seninle herşeye hazırım, Harun." Dediğimde yüz ifadesi değişti. Başını önüne çevirip boğazını temizledi. "Mesela ben şu an bunu isterdim. Seninle akşamları iş yapmak yerine parka giderdik. Sıcak çikolata içerdik, dondurma yerdik ve dahası." Benim dediğimi duymamazlıktan gelmesi gözümden kaçmadı. Biraz bozulsam da ona bildirmedim. Bana mı öyle geliyor yoksa o gözlerini kaçırıyordu. Yoksa neşesi mi kaçmıştı?
"Ben..sadece seninle vakit geçirelim isterim" dediğimde başını düşünürcesine salladı. Düşüncelere dalmıştı ama kulakları bendeydi. "Ya yukarıda, ya burada bana farketmez. Sen yanımda ol yeter." Dedim ve ayağa kalktım. Şaşkınlıkla bana baktı. Ayağa kalkıp kolumdan tuttuğunda başımı ona çevirdim. "Nereye?" Dediğinde üzgün yüz ifademle cevap verdim. "Başka yapacak birşey kaldı mı?" Dediğimde dudaklarını bir birine bastırdı. Kolumu yavaşça bıraktığında bakışlarım oraya gitti. Sonra onun gözlerine baktığımda onun da üzgün olduğunu gördüm. Bize ne oluyordu bilmiyorum ama bu duygu bizi üzüyordu.
"Özür dilerim deniz kızı." dediğinde atacağım adım havada kaldı. "Eğer hoşuna gitmeyecek birşey söylediysem-" dediğinde hemen ona döndüm. Nefes senin bu hallerini kaldıracak hali yok ya.
Herşeyi bir kenara koydum. Ona bir adım atıp yaklaştım. Kollarımı beline doladığımda hiç beklemeden bana sarıldı. Başını omzuma yasladı. Ben sağ kulağımı göğsüne yasladım. Kalbi çok hızlı atıyordu. Aklıma bin tane fikir gelse de umursamadım. "Affet beni. Asıl ben özür dilerim.." dediğimde saçımı okşadı. "Neden ki? Birşey mi oldu?" Soruyu öyle masum bir sesle sormuştu ki.. Onu üzdüğüm için kendime kızıyordum. "Bana ne oluyor bilmiyorum" dediğimde gözlerim doldu. Tişörtünden gelen kokuyu içime çektim. Kendimi sıcak hissediyordum. Huzurlu hissediyordum. Ama yinede içimde bir sızı vardı.
Geri çekilmeden sadece başını çekti. Yüzümü ellerinin arasına alıp gözlerime baktı. "Neyin var?" Yüzümün her bir köşesine dikkatlice baktı. Birşeyim olup olmadığına baktı. Dayanamadım. Bir gözümden yaş aktı. Onu itip yüzüne bağırasım vardı. Çılgın bir yanım ona bağırıp çağırmak istiyordu. Ne için mi? Çok saçma birşey için. Aptal Nefes. Beni sevmesini istiyordum! Kalbim bu acıya dayanamıyordu. Neden beni sevemiyordu ki? Ne vardı bende.
Gözleri hemen endişeye büründü. Parmak boğumlarıyla gözyaşımı silip yanağımı okşadı. "Harun..beni öper misin?.." sorduğum soruyu ben bile beklemiyordum. Ben bu denize girdiğim günden kendimi kötü hissediyordum. Onun sevgisine açtım. Buna ihtiyacım vardı.
Harunun gözleri irileşti. Yüzümdeki ellerini düşürdü. Yanımdan geçip koşarak odadan çıktı. Onun bu halini anlayamadım. Moralim daha çok bozuldu. Allah seni kahretmesin be Harun..