11. bölüm · DENGE (EQUA)

11

Elf Nita

Ashael sabrımın sınırları ile oynarken bu durum bana hiç komik gelmiyordu.
"Konuyu kapat dedim." diyerek ona kükredim.
"Sakin ol karma kadın. Baş başayken yapacağım bir espri. Yoksa seninle öpüşmüş olmam imajım açısından çok kötü." Üzerinden kalkarak ayağa kalktım ve hançeri yok ettim.
"Senin yerinde olmak isteyen bir sürü adam var." diyerek elbisemdeki tozları süpürdüm. "Her neyse, seninle laf yarışına girmeyeceğim. Baloda göreceksin zaten."
Ashael önce yattığı yerde güldü, sonra da ayağa kalkarak takım elbisesini düzeltti. Yüzüme baktı ve ardından gözleri saçlarıma kaydı. Elini uzatarak saçlarıma dokunacakken geriye çekildim. Bir adım yaklaşıp yine saçlarıma uzandı ve saçıma takılmış olan yaprağı aldı.
"Sakin ol, su damlası. Bir kez daha seni öpmeyeceğim." diye alayla güldü.
"Seninle uğraşamayacağım. Katılmam gereken bir balo var."
Sanki az önce hançerle tehdit etmiyormuşum gibi eteğimi tutarak ufak adımlarla yanından uzaklaşmaya başladım.
Bu topuklularla yürümek aşırı zor geliyordu.
"Eğer düşer gibi olursan merak etme, arkandayım. Söz veriyorum seni tutmayacağım." Arkamdan gelen Ashael kendi kendine rolleniyordu.
"Emin ol, düşersem senden yardım istemem." dedim ve dediğim gibi bileğim katlandı. Dengemi kaybettim ama düşmedim.
"Görüyorum, kesinlikle istemezsin." alayla güldü. Benim ayağım bir kez daha takıldı.
Ayakkabıları ayağımdan çıkarıp fırlatmama saniyeler kalmıştı. Bir anda ayaklarım yerden kesildiğinde Ashael’in kehribar gözleriyle karşılaştım. Bir eliyle bacaklarımı, diğer eliyle belimi tutarak beni kucağına almıştı.
"Ne yapıyorsun, Ashael?"
"Baloya sağlam gitmene yardım ediyorum. Bacağın kadar topuklu giyersen tabii yürüyemezsin." Çırpınmaya başladığımda kolları bedenimi daha çok sardı.
"İndir beni, yürüyebiliyorum."
"Yürüyemediğin için aldım seni, akıllı şey." Kollarından kurtulmaya çalışırken yanlışlıkla bacak arasına tekme attım. Sıkıca gözlerini yumarak dişlerini sıktı. "Eğer rahat durmazsan balo salonuna kadar böyle gideriz." Can acısı ve ciddiyet dolu sözleri duyunca sakin durmaya karar verdim. Kendi rızasıyla beni indirene kadar hareketsizce bekleyecektim.
Ellerimi boynuna dolayarak ağırlığımı çok fazla vermemeye çalıştım. O, sarayın oradaki şelalelere doğru ilerlerken ben de eforsuz gezmenin tadını çıkarıyordum. Halimden gayet memnundum ama birinin beni onunla görmesini istemezdim.
Bir süre sonra kendimi yüzünü incelerken buldum. Saçları göl kenarında yere yattığı için dağılmıştı. Sakallarının arasında birkaç tel kızıla dönük sakal vardı ve kehribar gözlerinin kenarlarında neredeyse kızıl denecek kadar koyu turuncu hareler bulunuyordu.
Şelalenin oraya gelince beni yavaşça yere indirdiğinde buzdan bir kütle oluşturdum ve üzerine çıktık. Sarayın kapısına kadar gelince fark ettim ki yüzümdeki makyaj tamamen kaybolmuştu. Ashael’i orada bırakarak odaya çıktım ve makyajımı tazeleyip balo salonuna indim.
Balo salonuna yaklaşınca Sima’nın koridorda beklediğini gördüm.
O gerçekten muhteşem gözüküyordu.
"Harika gözüküyorsun. Gözlerimi senden alamıyorum, Sima."
"Bana diyeceğine sen kendine bak, su gibi olmuşsun." diyerek bana sarıldı. Koluma girerek salona doğru yürümeye başladık. "Bugün gelecek olan hiçbir dans teklifini geri çevirmeyeceksin. Sahneyi boş görmek istemiyorum."
"Sima, dans etmeyi sevmiyorum biliyorsun."
"Evet ama duyduğuma göre kurum gruplar arası en çok etkileşim olan öğrencilerin dönem sonu puanlarına ek yapılacakmış."
Sima beni nereden vuracağını çok iyi biliyordu. Tam puanla dönemi kapatmak için çok uğraşıyordum.
"Bakarız." dedim ona gülerek.
Balo salonuna girdiğimizde ortam bayağa kalabalık gözüküyordu. Sima’nın çoktan yerleştiği masaya oturarak balo açılışını beklemeye başladık. Kurum başkanı içeri girdiğinde salon tamamen dolmuş, hatta ayakta kalanlar bile vardı.
"Öncelikle geldiğiniz için teşekkür ederim. Bu tür bir etkinliğe vesile oldukları için araştırma gruplarına teşekkür ederiz." Araştırma grubu mu? Hayır, Sima ile bana teşekkür edilmesi gerekiyor. "Açılış dört element başkanları ve listede isimleri olan partnerleri ile başlanacak. Daha sonra istediğiniz partnerlerle dansa kalkabilirsiniz."
"Ne listesi? Ben kimsenin adını yazmadım listeye falan." Şaşkınlıkla Sima’ya döndüğümde o da habersiz şekilde bakıyordu.
"Ben bir şey yapmadım."
"Dans bittikten sonra gruplardan seçilen öğrencilerin büyü gösterisi olacak. Gösteri bittikten sonra da kapanış." Ashael’in karşıdan bana doğru yürüdüğünü gördüm. "Element başkanlarını dans için piste davet ediyorum."
"Naber, su damlası. Dansa hazır mısın?" Ashael elini uzatmış bana bakıyordu.
"Ben listeye kimsenin adını yazmadım, ayrıca seninle dans edeceğimi düşünmen çok hoş."
"Ups, söylemeyi unuttum sanırım. Ben iddiayı kaybedeceğini düşündüğüm için senin adını kendi listeme yazdım." diyerek pişkin şekilde güldü.
"Seni bana ceza diye mi yolladılar?" diye kükredim. "Ne demek benden habersiz adımı yazdın?"
"Bu kavgayı sahnedeyken mi yapsak?" Kulağıma doğru yaklaştığında aramızda ufacık bir mesafe kalmıştı. "Herkes şu an bize bakıyor." Etrafıma baktığımda gerçekten öyleydi. Diğer iki çift sahnede bizi bekliyor, kenarda duran herkes bizi izliyordu.
"Bunun hesabını vereceksin." Sahte bir gülümseme takınarak uzattığı eli tuttum.
Yavşak herif.
"İçinden iltifatlar ettiğini duyabiliyorum, su damlası."
Sahneye çıktığımızda Ashael bir elini belime, diğer elini havaya kaldırdı. Ben de bir elimi omzuna, diğer elimi avcunun içine yerleştirdim. Dans müziği çalmaya başlayınca dikkatli hareketlerle Ashael’e ayak uydurmaya çalıştım. Yürümeyi beceremediğim ayakkabılarla dans etmeye çalışıyordum. Ashael’in ayağına bastığımda bozuntuya vermeden gülerek yüzüme baktı.
"Çok beceriksizsin, su damlası."
"Benim yerime iş yapan bir gerizekâlı yüzünden. Kusura bakma o yüzden." Bir anda belime sarılarak aramızdaki mesafeyi tamamen kapattı. Burnu neredeyse burnuma değecekti.
"Benim sinirlerimle oynama, su damlası."
"Fazla cüretkârsın."
İki elimle göğsünden ittiğimde geriye doğru ondan uzaklaştım. Pisti terk etmeye karar verip arkamı dönmüşken Ashael elimden tuttu ve beni kendine doğru çekti. Hızla yüzümü döndürdüğümde yine kendimi ona yapışmış şekilde buldum.
Ashael’in bir eli yırtmacımdan dışarı çıkan bacağıma gittiğinde bacağımı kavrayarak beline kadar kaldırdı. Diğer eli belimi tamamen sardığında vücudumun üzerine doğru eğilerek beni yatırır gibi oldu. Ellerimi boynuna dolayarak dengemi kurmaya çalıştım.
Belim daha fazla geriye gidemeyince aramızdaki mesafe tamamen bitmek üzereydi ve nefesini dudaklarımda hissedebiliyordum. Burunlarımız birbirine değdiğinde dudaklarının aralandığını fark ettim. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Daha sonra Ashael’in dudağının kenarından çıkan bir gülücükle bu ana son verildi.
"Ne kadar cüretkâr olacağımı tahmin bile edemezsin." Birkaç saniye bekledikten sonra beni doğrultarak belime sarıldı.
"Ne yapıyorsun, Ashael?"
"Şu an seni burada öpmüş olabilirdim. Herkesin önünde, gözümü bile kırpmadan. Benimle inatlaşmaya çalışma, su damlası."
Tam o sırada müzik kesildi ve bir alkış tufanı koptu. Ashael’den uzaklaştığımda herkes bizi seyrediyordu. Alkışlar, ıslıklar ve bağırışlar yüzünden kalbim yerinden çıkacak gibi coşmuştu. Ashael’in eli belime gitti ve beni yönlendirerek pistten çıktık. Sima’nın yanına doğru ilerlerken Sima’nın yüzündeki gülüş bir şeyler anlatıyordu.
“Harika bir dans gösterisiydi.” dedi ve bütün dişlerini göstererek sırıttı.
“Komik değil. Bir daha olmayacak.” diye ona yan yan baktım.
“Ne demek komik değil, su damlası? Az önce çok eğlendiğinden bahsetmiyor muydun?”
Yanımda duran Ashael’e ters ters bakıp karnına bir yumruk geçirdim.
“Sen özellikle kes sesini, Ashael. Herkese rezil oluyorum senin yüzünden.” Karnını tutarak umursamazca güldü.
“Aden, çok güzel dans ettiniz. Herkes bayıldı, kesinlikle gözde çift seçileceksiniz.”
Sima’nın gözleri parlayarak heyecan içinde konuşurken kaşlarım çatıldı.
“Gözde çift mi seçilecek? Kesinlikle kabul etmiyorum. Bir kez daha onunla piste çıkmam.”
“Ah, grubum beni bekliyor. Durup biraz daha bana ne kadar hayran olduğunu dinlemek isterdim, su damlası ama şu an olmaz.”
O umursamaz sırıtışı beni daha da sinirlendiriyordu. Yanımdan uzaklaşınca Sima kulağıma yaklaştı ve fısıldandı.
“Sen ondan hoşlanıyorsun.”
“Saçma sapan konuşma, Sima. Benim âşık olmamdan bahsediyoruz, hem de Ashael’e.” Derin bir nefes alarak yüzümü piste doğru çevirdim.
“Konuşmaktan bile kaçıyorsun, Aden. Bu konuyu tartışmamız lazım.” dedi ve kıkırdadı.
Omzumun üstünden ona baktığımda toprak grubundan kumral bir çocuk geldi. Bu, Sima’nın partneri olan Sileor’du. “Bu konuyu birkaç saat erteleyelim ve tekrar konuşalım.”
Sima kahkahalar içinde Sileor’un elini tuttu ve piste doğru ilerlediler.
Tek başıma masada oyalanırken kulağımın yakınlarında bir nefes hissettim ve hızla arkamı döndüm.
“Seni korkutmak istememiştim, Aden. Dalmışsın.”
Karşımda Aroun duruyordu. Beyaz takım elbisesi ve lacivert kravatıyla oldukça şık görünüyordu.
“Seni başka birisi sandım.”
“Başka biri sanırım Ashael oluyor.” diye yapmacık bir gülümseme takındı.
“Geçen olan tartışma için özür dilerim. Niye böyle vahşi davranıyor bilmiyorum.”
“Sevgilisini kıskanması normal.” dedi gözlerini kısarak.
Soru sormamıştı ama bir cevap bekliyor gibiydi.
“Sevgili değiliz, Aroun. Bunu direkt sorabilirdin.”
“Öğrenmem iyi oldu.” diyerek elini uzattı. “O zaman dans edebilir miyiz?”
“Aroun, çok kötü dans ederim.”
“Ben de usta değilim.” Elime uzanarak elimi tuttu ve piste doğru yürüdük.
“Peşindeki kızlar bana kinlenecek sanırım.” diyerek güldüm.
Aroun iki elini de belime tuttuğu için ben de iki elimi omuzlarına koydum.
“Bence hepsi seninle yarışamayacaklarını biliyordur.” Kaşlarımı çatarak bu iltifata ne diyeceğimi bilemedim.
“Çok güzel olmuşsun. Kar tanesi gibi eşsiz gözüküyorsun.”
“Teşekkür ederim, sen de harika gözüküyorsun.”
Aroun’a gülümserken gözlerim Aroun’un omuzlarının üzerinden arkaya kaydı ve Ashael ile gözlerimiz kesişti. Gözünü kırpmadan oturduğu yerde bize kilitlenmiş bakıyordu. Onu umursamadan gözlerimi Aroun’a geri çevirdim.
“Şu Ashael’in dediği iddia neydi?”
“Bu mevzudan o kadar sıkıldım ki, Aroun. Lütfen konuşmayalım.”
“Sen nasıl istersen, hanımefendi.”
Beni kendinden uzaklaştırdı ve bir elimi tutarak beni kendi etrafımda çevirdi. Bir kez kendi etrafımda döndüm ve gözlerim Ashael’e kaydığında oturduğu yerden kalkmış, yine bize bakarken gördüm.
İkinci kez etrafımda dönmeye çalıştığımda dengemi kaybedecek gibi afalladım. Aroun belimden tutarak beni dengede tuttu.
“Usta olmadığına emin miyiz?” dedim çapkın ve flörtöz bir sesle.
Ben az önce flörtöz bir şekilde bir cümle mi kurdum, bana mı öyle geldi?
“Ne zaman düşecek gibi olursan yanındayım, her anlamda.” Hafifçe gülümsedim ve dans etmeye devam ettik.
Ashael’in “Düşersen seni tutmayacağım.” sözünden sonra Aroun’un bu sözleri içimi ısıtmıştı.
Dans bittiğinde yerime geçtiğimde Aroun da yan masamıza geçti. Dans kısmı bitene kadar üç kişiyle daha dans ettim. Sima ise Sileor’dan ayrılmadan saatlerce dans etmişti.
Ashael ise benim Aroun ile dansımdan sonra dört kişiyle dans ederek skoru eşitlemişti.
Grup gösterileri yapıldı ve sıra gözde çift seçimi ve kapanışa gelmişti. Sima, Ashael ve benim seçileceğimizi düşünüyordu ama kesinlikle onlar seçilecekti. Çünkü bütün gece baş başa dans ederek partner değiştirmemişlerdi.
Tahmin ettiğim gibi de oldu. Sima ve Sileor çift seçilerek herkes tarafından alkışlandı.
Balo sonunda Sima, Sileor ile vakit geçirmek için beni yalnız bıraktı. Ben de saraydan dışarı çıkarak biraz sarayın etrafında dolanmaya başladım.
“Aden.” Arkamdan gelen sesle döndüğümde Aroun koşar adım yanıma geliyordu.
“Merhaba, Aroun.”
“Seni arıyordum.” Kaşlarımı çattım ve anlamsızca yüzümü ekşittim.
“Efendim?”
“Aslında birkaç gündür söylemeye çalışıyordum fakat hiç doğru bir zamana denk gelmemişti. Bugün dansta söyleyip söylememek arasında kaldım ve biraz düşününce söylemeye karar verdim.”
Kahretsin, hayır ya. Aramızın açılacağı hiçbir cümle duymak istemiyorum.
“Aden, ben seni seviyorum sanırım. Buna karşı koyamıyorum ve her saniye yanında olmak istiyorum.”
“Aroun… ben, ben ne diyeceğimi bilemiyorum.” Reddedersem kalbini kıracaktım, kabul edersem beklentiye girecekti.
“Bir şey demene gerek yok, Aden.”
Beni belimden tutarak kendine çekti ve dudaklarıma eğildiğinde onu omuzlarından iterek kendimden uzaklaştırdım. Başımı iki yana sallayarak ne yaptığını sorguladım.
“Sana bunu yapmayı düşündürecek hiçbir hareketim olmadı, Aroun. Nasıl böyle bir şey yapmaya çalışırsın?”
“Aden, ben kendimi kaybe—”
Onu dinlemeden arkamı döndüm ve oradan uzaklaştım. Sarayın köşesini dönünce saraya yaslanmış Ashael ile karşılaştım.
“Naber, su damlası? Çıkma teklifini kabul ettin mi?” Gülüyordu. Gülüyordu çünkü reddettiğimi görmüştü.
“Seninle uğraşamayacağım. Geldiğin cehenneme geri dön.” diyerek onun da yanından uzaklaştım.

Tiktok;elf.nita
İnstagram;elf_nita
Sosyal medya hesaplarimdan takip ederek yeni bolumlere ve yeni kitaplarima ulasabilirsiniz.
Destek olursaniz sevinirim.