9. bölüm / 10
Deli~hyunlix9.Bölüm💐
Bölümler 10Şu an: 9.Bölüm💐
Felixten….
Kapının önünde bir süre öylece bekledim. Az önce sedyeyle getirilen çocuğun—hayır, hastanın—çığlıkları hâlâ kulaklarımdaydı. Koridor yeniden sessizleşmişti ama bu sessizlik huzurlu değildi; daha çok bastırılmış bir fırtına gibiydi. Duvarlar bile nefes alıyormuş gibi geliyordu insana.
Tam arkamı dönüp odama gitmeyi düşünüyordum ki, arkamdan biri seslendi.
“Felix.”
Ses tonundan hemşire olduğunu anladım. Döndüğümde elinde ince, kahverengi bir dosya vardı. Üzerinde siyah kalemle yazılmış bir isim duruyordu ama uzaktan okuyamadım.
“Az önce getirilen hasta için,” dedi dosyayı hafifçe kaldırarak. “Doktor senin de göz atmanı istedi.”
Şaşırmıştım. Normalde yeni gelen hastaların dosyaları hemen dağıtılmazdı. Hele o kadar kontrolsüz, bağırarak getirilen biri için… Bir an tereddüt ettim ama yine de dosyayı uzattığı yerden aldım.
Dosya beklediğimden hafifti.
“Teşekkür ederim,” diyebildim sadece.
Hemşire başını sallayıp uzaklaştı. Ayak sesleri koridorun sonunda kaybolurken ben hâlâ dosyaya bakıyordum. Parmaklarım kapağın kenarına istemsizce sıkılmıştı. Az önceki görüntüler—sedyeye bağlanmış beden, çırpınan kollar, boğuk çığlıklar—aklımdan çıkmıyordu.
Yavaşça dosyayı açtım.
İlk sayfada temel bilgiler vardı.
Adı: Han Jisung.
Adını içimden tekrarladım. Tanıdık gelmiyordu ama bir şekilde… rahatsız edici bir yankısı vardı. Sanki bu ismi bir yerden duymuşum gibi.
Gözlerim aşağı kaydı.
Durum: Acil yatırma.
Getirilme şekli: Zorunlu.
Not: Aşırı ajitasyon, bağırma nöbetleri, çevreye ve kendine zarar verme riski.
Boğazım düğümlendi.
“Bu kadar mı?” diye fısıldadım farkında olmadan.
Sayfayı çevirdim. İkinci sayfa doktor notlarıyla doluydu ama çoğu aceleyle yazılmış gibiydi. Satırlar arasında boşluklar vardı; sanki bazı şeyler özellikle yazılmamıştı.
“Travma geçmişi mevcut,” diyordu bir yerde.
“Yoğun dissosiyatif belirtiler.”
“Gerçeklik algısında kopmalar.”
Elim titredi.
Bir an durup dosyayı kapatmak istedim. Bazen bilmemek daha kolay olurdu. Ama sonra o çığlıkları hatırladım. Sedyede çırpınırken gözlerindeki korkuyu… O bakış, öfke değildi. Saf bir panikti.
Dosyayı tekrar açtım.
Üçüncü sayfada daha kişisel bilgiler vardı. Aile durumu, geçmiş kayıtlar… Ama sayfanın ortasında bir satırda gözlerim takılı kaldı.
Yakını bulunamadı.
Kaşlarım çatıldı.
“Nasıl yani?” dedim kendi kendime.
Bir insan nasıl tek başına, bu halde, kimseye ulaşılmadan buraya getirilebilirdi?
Altında küçük bir not vardı:
“Acil servis kayıtlarına göre kendisini getiren kişiler kimlik bilgisi bırakmadan ayrılmıştır.”
İçimde tuhaf bir huzursuzluk yükseldi. Dosya bir anda ağırlaşmış gibiydi. Sanki sadece kağıt değil de, birinin bütün hayatı avuçlarımdaydı.
Koridorun ucundan metal bir kapının kapandığını duydum. İçgüdüsel olarak başımı kaldırdım. Az önce Jisung’un götürüldüğü yön… En alt kattaki o uzun, soğuk koridor.
Dosyaya tekrar baktım.
Bu binada herkes bir şeyler kaybetmişti. Ama bazıları… daha içeri girer girmez parçalanmış gibiydi.
Derin bir nefes aldım. Göğsümde tanımlayamadığım bir baskı vardı. Hyunjin geldi aklıma istemsizce. Onun dosyasını ilk aldığım günü hatırladım. O da böyleydi—eksik, yarım, sessiz çığlıklarla dolu.
“Bu sadece bir hasta,” dedim kendime. “Sadece işin.”
Ama sesim ikna edici değildi.
Dosyayı kapatıp göğsüme bastırdım. Bir süre öylece durdum, sonra adımlarımı en alt kata giden merdivenlere doğru çevirdim. Nedenini bilmiyordum. Belki meraktan, belki sorumluluktan… ya da belki, bu binada herkesin birbirine sandığından daha bağlı olduğunu hissettiğim içindi.
Jisung’u görmeye hazır olup olmadığımı bilmiyordum.
Ama dosyayı elime aldıysam, artık görmezden gelemezdim.
Bölüm etkileşimi
