5. bölüm / 10
Deli~hyunlix5.Bölüm💕
Bölümler 10Şu an: 5.Bölüm💕
Felixten.....
Sessizlik uzadıkça daha da ağırlaştı. Oda nefes almıyordu sanki. Duvarlar, tavan, hatta zemin bile bizi izliyormuş gibi hissettiriyordu. Hyunjin gözlerini benden kaçırdı, ellerini dizlerinin üzerine koydu. Parmakları titriyordu.
“Git dedim,” diye tekrar etti ama bu kez sesi daha yorgundu.
“Beni burada görmen… sana zarar verir.”
“Zarar verdi zaten,” dedim. Sesim beklediğimden daha sakindi.
“Ama buradayım.”
Başını kaldırdı. Kaşları çatıldı. Yüzünde kısa bir anlığına tanıdık bir ifade belirdi; öfke değil, korku. Kendinden korkan birinin ifadesi.
“Beni böyle görmek istemezdin,” dedi. “Kontrolümü kaybettiğimde… kim olduğumu ben bile bilmiyorum.”
Bir adım daha yaklaştım. Görevlilerin kapının önünde olduğunu biliyordum ama yine de içgüdüsel olarak sesimi alçalttım.
“Ne oldu o gün?” diye sordum.
“Bana neden saldırdın?”
Hyunjin’in çenesi kasıldı. Bakışlarını duvara çevirdi. Uzun bir süre konuşmadı. Tam vazgeçecekken boğuk bir nefes aldı.
“Sesler,” dedi.
“Susmuyorlardı.”
Kalbim hızlandı. “Ne sesleri?”
“Her yerden,” diye fısıldadı. “Duvarlardan, insanlardan, kendi kafamdan. Bana bakıyordun… ama baktığını sandığım şey sen değildin.”
Sırtımdan soğuk bir ürperti geçti.
“Beni… başka biri mi sandın?”
Başını yavaşça salladı.
“Hayır. Seni tanıyordum. Asıl sorun da buydu.”
Gözleri tekrar bana döndü. Bu kez kaçmadı.
“Sana zarar vermek istemedim,” dedi. “Ama o an… sana dokunursam her şey susacak sandım. Yanıldım.”
Boğazım düğümlendi. Onu suçlamak istiyordum. Korkmak istiyordum. Ama karşımda duran kişi bir canavar gibi görünmüyordu. Daha çok… paramparça biriydi.
“Buraya neden alındığını biliyor musun?” diye sordum.
“Biliyorum,” dedi kısaca. “Benden korkuyorlar.”
“Ben korkmuyorum.”
Bu söz ağzımdan düşünmeden çıktı. Söylediğim anda pişman olacağımı sandım ama olmadı. Hyunjin’in gözleri büyüdü.
“Yalan,” dedi.
“Korkmalısın.”
“Belki korkuyorum,” diye düzelttim. “Ama kaçmıyorum.”
O an yüzündeki savunma çatladı. Omuzları düştü. Başını eğdi.
“Kaçsaydın daha iyi olurdu,” dedi.
“Beni böyle bağlayan şey bu işte.”
“Ne?”
“Beni bırakmaman.”
Sözleri odada yankılandı. Bir adım daha attım ama bu kez durdum. Aramızda hâlâ mesafe vardı. Bilinçli bir mesafe.
“Beni kurtaramazsın,” dedi. “Kimse kurtaramadı.”
“Ben kurtarmaya gelmedim,” dedim.
“Sadece… yalnız olmadığını söylemeye geldim.”
Hyunjin dudaklarını ısırdı. Gözleri doldu ama ağlamadı. Ağlamaya izin vermeyen bir gurur vardı içinde.
“Burada kalırsan,” dedi yavaşça, “bir gün yine kontrolümü kaybedebilirim.”
“Biliyorum.”
“Ve bu sefer… seni tutamayabilirim.”
Kalbim sızladı ama geri adım atmadım.
“Yine de buradayım.”
Kapının arkasından metal bir ses geldi. Anahtarın hafif tıkırtısı. Görevlinin varlığını hatırlattı bize.
“Ziyaret süresi bitmek üzere,” dedi dışarıdan biri.
Hyunjin gözlerini kapadı. Derin bir nefes aldı.
“Git,” dedi bu kez daha yumuşak.
“Beni bu hâlimle hatırlama.”
“Hatırlamam,” dedim.
“Seni böyle bırakmam.”
Gözlerini açtı. Bakışları keskinleşti.
“Bunu yapma,” dedi. “Umut verme.”
“Umut vermiyorum,” diye fısıldadım.
“Gerçeği söylüyorum.”
Kapı aralandı. Görevli içeri baktı.
“Zaman doldu.”
Bir an daha Hyunjin’e baktım. O da bana bakıyordu. Bu kez gözlerinde karanlığın yanında başka bir şey vardı. Kırılgan ama canlı.
Kapıya yöneldim. Tam çıkarken arkamdan sesi geldi.
“Felix.”
Döndüm.
“Bir daha gelir misin?” diye sordu.
Bu soru bir rica değildi. Bir tutunma çabasıydı.
“Gelirim,” dedim.
“Kaçmam.”
Kapı kapandığında koridorun sesi geri döndü. Ama bu kez daha az korkunçtu. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu ama içimde yeni bir ağırlık vardı. Sorumluluk gibi. Bağ gibi.
Hyunjin yalnız değildi artık.
Ve belki de en tehlikelisi buydu.
2 bölüm daha aticam ve devamini yarin yazicam artık düzenli bölüm gelicekk💝
Bölüm etkileşimi
