5. bölüm · Deli Mesajlar

Cızırtı.

Kitap yazan biri

Elif Karaca

"Rahat ol ve radarına girebilmek için göz temasından kaçınma."diyen bu ses kulaklığımdan bana seslenen Adaydı.Kamera sistemlerine sızmış olan Elifle birlikte beni ve Bora'yı izleyerek ters bir duruma karşı hazırlıklı duruyorlardı.

Dediğini yapmak için derin bir nefes aldım ve işime odaklandım.Bugün burada planın ilk aşamasını gerçekleştireceğiz.Kaan ve Aras'da burdaydı ama dikkat çekmeyecek şekilde takılarak sadece olası bir tehlike için önlem olarak buradalardı.

Ben bizi asıl ilgilendiren adamın oğlu olan Selim Barlas'ın oğlu Bora Barlas'la ufak bir tanışma gerçekleştirmek için buradaydım ve bizim için en ufak bir hataya bile yer yoktu.

Barda oturmuş içkimi umursamazca yudumlarken bir yandan hedefime yani Bora'ya kaçamak bakışlar atıyordum.Bazen ise uzun uzun bakışıyorduk.

Locasında oturmuş benim gibi içkisini yudumluyor bir yandan müzikle ritim tutturuyordu.

Bora babasının şirket işleriyle yakından uzaktan alakadar olsa da genellikle burda yani kendi barında takılıyordu.

Loş ışığın vurduğu locasından kalkarak dans eden kalabalığın arasından dans etmeye başladı.Ben ise hala dudağımda küçük bir tebessümle ona bakıyordum.

Bardağımı kafaya diktiğim sırada dans eden hedefim bara oturarak yanımda bitmişti.Yanıma geleceğini biliyordum.

Yüzümdeki gülümsemeyle ona döndüm kendine sanki hiç içmemiş gibi bir içki daha söyleyerek bana döndü.

"Selam güzellik."derken gülümsemesi takım elbisesinin aksine serseri bir hava veriyordu.

"Selam."diye kulağına doğru bağırdım yüksek sesli müziği bastırmak adına.

Elini uzatarak "Ben Bora.Adın ne?"diye bağırarak sorduğunda onun hakkında adından daha çok şey biliyorumdum.

Uzattığı elini zarifçe tutarak "Sara."dedim kısaca.

Elimi bırakmadan ayağa kalkarak "Dansıma eşlik eder misin Sara?"diye ışıltılı bir gülümsemeyle sordu.

Samimi olmasını umduğum bir gülümsemeyle "Memnuniyetle."diyerek bardan ayrıldım.

Kalktığımda üstümdeki mini siyah elbiseyi baştan aşağı süzdü.Sonra ise hala elinde olan elimi kaldırarak beni döndürdü.

Yüzündeki eşsiz görünen gülümsemeyle kulağıma eğilip "Gerçekten çok güzelsin."dedi.

O bunları söylerken kulağımda ki kulaklıktan "Ben seni güzelleştirirdim de neyse."diyen Kaan'ın sesini duymama rağmen tepki vermedim.Sadece rolüm gereği Boraya utanmış gibi gülümsedikten sonra olduğumuz yerde müziğin ritmine göre hareket ettik.

Ama Arasın sesi gecikmemişti."Sakin ol şampiyon."dediği gibi Kaanda "Bora sana yavşasın isterdin herhalde"demişti.Ben tepki vermezken Ada "Kapayın çenenizi."diye sert bir emir verdi.Ve kulaklığımdaki gereksiz sesler sustu.

Duyabilmem için bağırarak konuşarak "Seni daha önce görmemiştim.Burda yeni misin?"dedi.

"Böyle yerlere sık gelmem.Arada kafa dağıtmak için nadiren geliyorum."dedim.

"Hmm o zaman daha sık görüşmeliyiz.Ne dersin?"diye öylesine sormuştu.

İçimden daha çok görüşeceğiz Bora dedim ama dilimden dökülen tek kelime şımarık kız edasıyla söylediğim "Bakırız."dı.

İkimizde gülerken yanımdan geçen garsonun üzerime içki dökmesi planın bir parçası olsada ben kızlar tuvaletinde üstümü silerken Boranın bana eşlik etmesi plan dışıydı.

Burası kameraların görmediği bir yer olsada fazla dert etmedim çünkü plan zaten olması gerektiği gibi ilerliyordu.

Tuvalette sesimizi duyurmak daha kolaydı.O içki dökülen yeri silerken "Benim için kızlar tuvaletine girmene gerek yoktu."dedim gülerek.

Ela gözlerini yüzüme çevirip o da güldü."Burası zaten benim kimse bir şey diyemez.Dert etme."derken hava atmıyordu.

Ela gözlerini beyaz ışıkta ilk defa görmüştüm.Koyu sarı saçları özenle şekillendirilmişti ve göz alıcıydı.Rolüm gereği vede onu zaten yeterince araştırdığım için onu daha yeni inceliyordum.

İçki dökülen yeri peçeteyle yeterince sildiğimiz için "Yeterli bence çıkabiliriz."dedim.O da kafasıyla tamam anlamında işaret edip çıkacakken "Terasa çıkalım mı?Hava almış oluruz.İçerde daraldım da."dedim.

Bu teklifi edeceğimi düşünmemiş olduğunu yüz ifadesinden anlasamda "Hmm olabilir."diyerek teklifimi kabul etti.

Terasa çıktığımızda bizi İstanbulun manzarası karşıladı.Hava sıcak estiği için insanı üşütmüyordu.Barın sesi çok az geliyordu.Gürültüden uzaklaşmıştık.Burda onunla sakince konuşabilirdim.

Manzaradan gözlerimi alıp ona döndüğümde cebinden sigarasını çıkarmış hatta bana da uzatmıştı.Hayır anlamında bir kafa işareti yaparak reddettim.

"Sigara dumanından rahatsız olacaksan hiç yakmayayım."dedi nazikçe.

"Sorun değil."dedim."Sık içer misin?"diye sordum daha çok neden içtiğini öğrenmek için soruyordum.

"Arada içiyorum ama son zamanlarda sık diyebileceğimiz kadar içiyorum.Evet."dedi sigara dumanını üflerken.

"Sık içtiren ne?"dedim meraklı görünmeye çalışarak.

"Bazen babam bazen kendim."dedi sigarayla birlikte depresyonda gibi görünüyordu.Ayrıca felsefe dersinde miydik?Biraz daha açık olamaz mıydı?

Bir şey söylemeden anlamaya çalışarak ona baktığım için açıklama gereği duydu."Bazen babamla şirket işleri hakkında ters düşebiliyoruz."dedi.

Anlayışlı görünmek için "Anlıyorum ama dert etme olur böyle şeyler koskoca şirket yönetiyorsunuz."derken rolümü iyi oynadığımı umuyordum.

Hafif ve hüzünlü bir tebessümle "Ben değil o yönetiyor Sara.Benim yönettiğim tek yer bu bar."derken sanki ilk defa birine içini açıyor gibiydi.Bu böyleyse neden o kişiydim?Belkide yanlış düşünüyordum.

"Şirket işlerinde yoksan babanla nasıl ters düşüyorsunki?"dedim onu anlamaya çalışıyormuş gibi.Belli bir yerlerinde olmalıydı çünkü evrak işlerinde onun adıda geçiyordu.

"Bazen sadece bazı evraklarda adım geçiyor o kadar."diyerek sanki içimden geçirdiğim düşüncelere cevap veriyordu."Şirketi onun için çok değerli ama oğlu sadece imzasıyla bir kaç evrakta var olabiliyor."dedi sigarasının son nefesini çekip yere atarken.

Bir yandan acaba hangi tarz evraklarda oğlunun adını geçiriyor diye düşündüm.Ama tabiki bunu sormayacaktım.

"Senin adına üzüldüm."dedim ama onu gerçekten anlayabiliyordum.Benim babamda şirket yönetmiyordu belki ama bana karşı sürekli baskı kurardı.

Az buçuk yumuşamaya zemin hazırlamıyor muyuz zaten?

O şu an acınacak durumda görünüyordu ama en tehlikeli insan tipi acınası olandır ve ben bunu çok iyi biliyordum.

"Peki ya sen böyle yerlere pek sık gelmediğini söylemiştin.Kafanı dağıtmak istediğin konu ne?"

Bu sefer konuyu bana çekmek istiyordu belli ki ben onu dinlemiştim o da beni dinleyecekti.

"Benzer bir konu babam baskı kuruyor."yalan değildi.Zamanında baskı kurduğu çok an vardı."Ama benimki konuşmaya değmez."O adam gerçekten konuşulmaya değecek biri değildi.

"Babamın iyi şeyler yapmadığını seziyorum ama beni kendinden o kadar uzak tuttu ki ne yaptığını artık bende umursamıyorum."dediği anda bir çok taş yerli yerinde oturdu.

Bu çocuk sadece evraklardaki bir isim niteliğindeydi.Ama ya bana öyle görünmek istiyorsa.

Bu konuşmadan ardından derin bir sessizlik oluştu.Sıcak rüzgar saçımı savururken bir yandan tenimi okşuyordu.

Bora tam ağzını açacakken benim kulağıma hafif bir cızırtı sesi gelmişti.Boraya çaktırmamıştım yine ama kulağımdaki robotik ses bir şeylerin ters gittiğinin işaretiydi.

"Güzel bir manzara...Tatlı ama sahte bir çift...Ve geçmişte kalmış unutulmuş bir ihanet..."Bu sesin sahibinin Adanın dün bahsettiği Deli olmamasını umarken bir yandan onun olmamasının daha kötü olduğu ihtimaller zihnimde dolanmaya başladı.

Her ne kadar çaktırmamak için uğraşsamda kalp atışlarım hızlanmıştı.Bora "İyi misin?"diye sorunca olabildiğince kendimi toparlayarak iyi olduğumu söyledim.Fakat iyi olmadığımı biliyordum.