5. bölüm · Dedikodu Kulübü
BÖLÜM: 5 - SÜPRİZ PROJE
Ertesi sabah, okulun kalabalık koridorları öğrencilerle dolup taşarken İlayda okula girer girmez bir şeylerin ters gittiğini anladı.
İnsanlar yine ona bakıyordu.
Ama bu kez farklıydı.
Sanki bir şey biliyorlardı.
Hem de yeni bir şey.
İlayda’nın midesi hafifçe sıkıştı.
“Bu sefer ne çıktı?” diye düşündü istemsizce.
İlayda dolabına doğru yürürken Beste koşarak yanına geldi.
Beste: Yandık.
İlayda: Günaydın sana da.
Beste: Ciddiyim, bayağı yandık.
İlayda: Şu okulda bir sabahı sakin geçirme şansımız hiç yok mu?
Beste: Sıfır.
İlayda: Peki, anlat bakalım.
Beste telefonunu uzattı.
Okulun öğrencilerinin kullandığı anonim paylaşım hesabında yeni bir anket açılmıştı.
“KAAN VE İLAYDA İLK BULUŞMALARINA NEREYE GİDER?”
Altında yüzlerce yorum vardı.
İlayda gözlerini kapattı.
İlayda: Ben bu okuldan nefret ediyorum.
Beste: Bu arada AVM açık ara önde gidiyor.
İlayda: Gerçekten bilmek istemiyorum.
Beste: Sinema da ikinci sırada.
İlayda: Beste.
Beste: Tamam, tamam, sustum.
Aynı saatlerde, okulun spor salonunda Kaan’ın hayatı da pek iyi gitmiyordu.
Mert: Kaptan.
Kaan: Hayır.
Mert: Daha ağzımı açmadım.
Kaan: Açınca pişman olacağım çünkü.
Mert: Sevgili hayatı nasıl gidiyor?
Kaan basketbol topunu Mert’e fırlattı.
Mert son anda yakaladı.
Mert: Bak, şiddet çözüm değil.
Emir: Genelde suçluluk duyanlar böyle tepki verir.
Kaan: Siz ikiniz fabrikadan mı çıkıyorsunuz?
Mert: Hayır, sadece seninle uğraşmak çok keyifli.
Kaan içinden derin bir of çekti.
“Bir günlüğüne bile susamazlar mı?” diye geçirdi aklından.
Spor salonundaki antrenman devam ederken Efe kenardan seslendi.
Efe: Kaptan, magazin köşesini kapatıp maça dönsen iyi olur.
Kaan dönüp baktı.
Efe: Bu kadar ilgi dağıtıcı şey yeter.
Kaan: Sen benim dikkatimi dert etme.
Efe: Son maçta üç top kaybın vardı, hatırlatayım dedim.
Salondaki hava bir anda değişti.
Kaan’ın yüzündeki gülümseme hafifçe kayboldu.
Efe bunu fark etti.
Efe: Ne oldu, canına mı dokundu?
Emir araya girdi.
Emir: Tamam, tamam. Hadi çalışmaya dönelim.
Ama Kaan’ın morali bozulmuştu.
Efe’nin sözleri beklediğinden fazla dokunmuştu.
“Ya gerçekten dikkatimi kaybediyorsam?” sorusu zihninin bir köşesine yerleşti.
Öğleden sonra ders zili çaldığında sahne yeniden sınıfa döndü. Kimya dersinde öğretmen elinde bir dosyayla içeri girdi.
Öğretmen: Bu dönem bir proje hazırlayacaksınız.
Sınıftan toplu bir inleme yükseldi.
Öğretmen hiç etkilenmedi.
Öğretmen: Projeler ikili olacak.
İlayda’nın içini kötü bir his kapladı.
Beste ona yıllardır söylediği şeyi söylerdi.
“Kötü hissediyorsan haklısındır.”
Öğretmen listeye baktı.
Öğretmen: İlk grup… İlayda Yılmaz ve Kaan Demir.
Sınıf aynı anda patladı.
İlayda’nın kalbi bir anlığına hızlandı.
“Lütfen şaka olsun.”
Arda: OHA!
Selin: BEN DEMİŞTİM.
Zeynep: Evren artık açık açık uğraşıyor sizinle.
İlayda: Hayır.
Kaan: Ben de itiraz ediyorum.
Öğretmen: İtirazınız reddedildi.
İlayda: Hocam, değişme şansımız yok mu?
Öğretmen: Yok.
Kaan: Peki dramatik şekilde ağlasak?
Öğretmen: Özellikle o zaman yok.
Ders boyunca İlayda not aldı.
Kaan ise kalemini çevirip durdu.
Sonunda İlayda dayanamadı.
İlayda: Projeyi ne zaman yapacağız?
Kaan: Yapmayacağız.
İlayda: Affedersin?
Kaan: Sen yapacaksın.
İlayda: Çok komiksin.
Kaan: Biliyorum, teşekkür ederim.
İlayda: Ben ciddi konuşuyorum.
Kaan: Ben de ciddi konuşuyorum.
İlayda kalemini masaya bıraktı.
İlayda: Bu projeden kalırsak ikimiz de kalacağız.
Kaan sustu.
İlayda ilk kez onun yüzündeki ifadeyi fark etti.
Şakacı değildi.
Bir saniyeliğine gerçekten endişeli görünmüştü.
Bu görüntü İlayda’nın kafasını karıştırdı.
“Neden bu kadar gerildi?” diye düşündü.
Ama o ifade geldiği gibi kayboldu.
Kaan: Merak etme, hallederiz.
İlayda kaşlarını çattı.
Bir şey vardı.
Ama henüz ne olduğunu bilmiyordu.
Bu merak giderek büyüyordu.
Dersler bittikten sonra okul koridorları yeniden kalabalıklaşmıştı. İlayda ve Kaan koridorda yürürken bir anda önlerinde Melis belirdi.
Melis’in yüzünde tehlikeli derecede nazik bir gülümseme vardı.
Bu genelde kötüye işaretti.
Melis: Merhaba.
İlayda: Merhaba.
Kaan: Ben yön değiştireyim mi?
Melis: Hayır.
Kaan: Denemeden bile reddedildim.
Melis kollarını bağladı.
Melis: Madem sevgilisiniz…
İlayda ve Kaan aynı anda gerildi.
İlayda’nın omuzları istemsizce kasıldı.
Kaan ise Melis’in yüzünü dikkatle izledi.
“Bir şeylerden şüpheleniyor.” düşüncesi aklından geçti.
Melis: Size minicik bir soru soracağım.
Kaan: Şimdiden istemiyoruz.
Melis: İlk tanıştığınız günü anlatın.
Sessizlik.
Tam sessizlik.
Koridorun gürültüsü bile bir anlığına uzaklaşmış gibi geldi.
İlayda Kaan’a baktı.
Kaan İlayda’ya baktı.
Melis sırıttı.
Melis: Eee?
İlayda: Şey…
İlayda’nın zihni hızla çalışıyordu.
“Bir şey söyle. Herhangi bir şey.”
Kaan: Biz…
Melis: Dinliyorum.
Kaan: Pek hatırlamıyoruz.
Melis: Nasıl yani?
Kaan: Çünkü hiç romantik bir tanışma değildi.
İlayda hemen devraldı.
İlayda: Evet, hiç değildi.
Kaan: Hatta galiba kavga etmiştik.
İlayda: Büyük ihtimalle.
Kaan: Nerede olmuştu?
İlayda: Hiç fikrim yok.
Kaan: Benim de yok.
Melis şüpheyle baktı.
İlayda’nın içinde alarm zilleri çalmaya başladı.
Tam o sırada koridorun diğer tarafından Mert ortaya çıktı.
Mert: İlk tanışma hikâyesi mi anlatılıyor?
Kaan’ın gözleri büyüdü.
Bir anlığına ne söyleyeceğini kestiremedi.
Mert: Basketbol topu gidip İlayda’nın kafasına çarpmıştı.
İlayda: Ne alaka?
Mert: Sonra İlayda da Kaan’ı öldürmeye kalkmıştı.
Melis şaşkınlıkla baktı.
Mert omuz silkti.
Mert: Aşk böyle doğdu işte.
Kaan içinden rahat bir nefes aldı.
Ne kadar saçma olsa da işe yarıyor gibiydi.
Melis hâlâ tam ikna olmamış görünüyordu.
Melis: Hepsi bu mu?
Mert’in yüzü bir anda aydınlandı.
Bu ifade genelde kötü haber demekti.
Kaan: Hayır. Sakın.
Mert: Sonra yangın tüpü vakası yaşandı.
İlayda: Nasıl bir vaka?
Mert: Hani İlayda yanlışlıkla yangın tüpünü patlatıp bütün koridoru sise çevirmişti.
Kaan: Böyle bir şey yaşanmadı.
Mert: Ayrıntılara takılmayalım.
Melis merakla öne eğildi.
Melis: Devam et.
Mert: Kaan da kahraman olmaya çalışırken ayağı kayıp yere yapışmıştı.
Emir uzaktan seslendi.
Emir: Ben de oradaydım. Böyle bir şey kesinlikle olmadı.
Mert: Ama kulağa güzel geliyor.
İlayda yüzünü elleriyle kapattı.
İlayda: Neden hikâye uyduruyorsun?
Mert: Çünkü anlatı güçleniyor.
Melis birkaç saniye onları süzdü.
Sonra istemsizce güldü.
Melis: Siz gerçekten normalsiniz diye düşünmüştüm bir ara.
Melis sonunda gittiğinde Kaan derin bir nefes verdi.
Kaan: Hayatımı kurtardın.
Mert: Farkındayım.
Kaan: Ama anlattığın hiçbir şey yaşanmadı.
Mert: Hangisi?
Kaan: Tamamı.
Mert: O zaman performansım daha da etkileyici.
Koridorun diğer ucunda ise Dedikodu Kulübü çoktan kendi toplantısını yapmaya başlamıştı.
Zeynep: Melis şüpheleniyor.
Arda: Biz de mi şüphelensek?
Selin: Ben biraz başladım bile.
Zeynep: Harika. O zaman soruşturma açılıyor.
Arda: Operasyonun adı ne?
Selin: Lütfen yine korkunç bir isim olmasın.
Zeynep birkaç saniye düşündü.
Zeynep: Operasyon Aşk Kimyası.
Selin: Tamam, beklediğimden iyiymiş.
Günün sonunda, okul çıkışına doğru İlayda çantasını toplarken telefonu titredi.
Mesaj atan Kaan’dı.
İlayda birkaç saniye ekrana baktı.
Bu ilk kez oluyordu.
Merakı anında ağır bastı.
Kaan: Proje için yarın okul çıkışı kütüphaneye gelebilir misin?
İlayda şaşırdı.
Çünkü Kaan’ın proje umrunda değilmiş gibi davrandığını düşünüyordu.
Bir süre sonra cevap yazdı.
İlayda: Gelirim. Geç kalma.
Mesaj birkaç saniye içinde okundu.
Kaan: Şu an sevgilim tarafından azar işitmiş gibi hissettim.
İlayda istemsizce gözlerini devirdi.
Ama telefonuna gelen ikinci mesajla kaşları hafifçe çatıldı.
Kaan: Şaka bir yana, ciddiyim. Bu projeyi gerçekten yapmam lazım.
Bu kez şaka yoktu.
İlk kez yoktu.
İlayda ekrana biraz daha uzun baktı.
İçindeki şüphe yeniden kıpırdandı.
Ve İlayda’nın aklına aynı soru geldi:
“Kaan neden bu kadar önem veriyor?”
Bilmediği şey ise, bu sorunun cevabının onların sahte ilişkisinden çok daha büyük olduğuydu.
Bölüm Sonu
