3. bölüm · Damla Düşen Yer

2. Bölüm.

Lazurithx .

Merhaba bebiskolarımm 2. Bölümle karşınızdayım 1. Bölüm biraz kısa oldu biliyorum ama bu bölümü elimden geldiğinden fazla yazıcam fazla kelime yazıcam yani
Umarım bölüm hoşunuza gider o zaman geçelimm (slayyy)

Evet ben 14 yaşımda bunları yaşadım ama daha dün gibi her şeyin farkındayım o izler tedavisiz geçmez ama belki tedavi olursam geçer peki ya içimdeki birikmiş o acı o tecavüz edildiğim gün oda geçer mi haa o geçmez kimse geçiremez işte bu yüzden geçmişimde kurtulamam ama moralimi yerinde tutabilirim en azından öyle düşünüyorum diyelim neyse bugün bir kaus var.

Sosyal Hizmet Uzmanları (SHU) gelecekler onlara söylesem beni burdan aldıdırlar mı tabikide evet sonuçta şiddet gördüm derslerimde iyi -90 almıyorum gayet iyi yani onlara söyleyeceğim ve bu lanet şehirden farklı bir şehire sevk edilicem.

SHU geldiler ve konuşma yapıyorlar orda bir kız vardı ona söyleyecektim ve bana yardım edebilirdi yavaşça oturduğum yerden kalkıp kızın -kadının- yanına gittim.

"merhaba abla isminiz defne sanırım" dedim üstünde defne yazıyordu
Defne abla " evet tatlım defne bir sorun mu var acaba?" dedi
Ben ise hiç uzatmadan lafa girdim " açıkçası yapar mısın bilmem ama ben burdan farklı bir şehire sevk edilmek istiyorum burda magruz kaldığım baskı,siddet ve zorbalığa katlanmak artık istemiyorum ayrıca derslerimde gayet iyi sınavlarımdan aldığım puanlara bakabilirsiniz sizden rica ediyorum beni ordudan başka bir şehire sevk edin 16 yaşındayım ve herşeyin sorumluluğunu alabilirim emin olabilirsiniz sizden rica ediyorum lütfen " dedim

Defne abla hemen lafa girdi " nasıl siddet ya kim yapabiliyor tabiki ablacım sadece doğru söyleyip söylemediğini bilmem gerekiyor şu arkaya geçsek herhangi bir kanıt gösterebilir misin notlarınada bakıcam ben senin merak etme sen " dedi

Arkaya geçtik vücudumdaki yaraları gösterdim defne abla endişeyle bakıyordu kemer izleri sigara izmerit izi heapsi duruyordu...

Defne abla " ablacım daha önceden söylemen gerekirdi canım benim kıyamam ben sana lütfen üzülme ben ne olursa olsun bu işi halederim hakan bey bir bakar mısınız " dedi
"Hakan bey bu kızımız burda siddet görüyor kendi gözlerimle kanıtı gördüm dersleride gayet iyi damla kızımızı ben sevk etmek istiyorum 1 dakika bile burda kalamaz çabucak işlemleri başlatalım birisine söyleyin kızın kıyafetlerini toparlasın ben simdi buranın müdürü ile konuşucam sen diğerlerine söylersin" dedi ve benim elimden haifçe tutup müdürün yanına gittik (kaltak müdür) pardon canımız müdürümüz.

Müdür endişeli bir şekilde selam verdi ve yerine oturdu defne abla direkt söze girdi

" İşlemleri başlatın ben damlayı burdan farklı bir şehire sevk edeceğim" dedi
Defne abla
"Kız burada şiddet görüyormuş ve hiçbir şekilde bize söylenmemiş. Ben bunu kızdan öğreniyorum ve bu şekilde de onu burada bırakamam. Onu kesinlikle sevk edeceğim. Üstelik ders notları o kadar iyi ki, kesinlikle burada değil, daha iyi bir yetimhanede eğitim görmeyi ve yaşamayı hak ediyor."

Müdür, "Bakın, gerçekten bir yanlış anlaşılma olmadı. O burada şiddet görmedi; evet, notları iyi ama şiddet görmedi" dedi.
Defne itiraz etti:
"Ne şiddet görmedi ya? Kızım, vücudundaki izleri ben mi yaptım sanıyorsunuz? Ben salak mıyım? Geri zekâlılar! Kesinlikle kızı buradan götürüyorum. Şu anda imzalar atılıyor ve kızın eşyaları hazırlanıyor. Herkese söyledim, bu kız burada kalmayacak!"

Müdür zorla da olsa imzaları attı. Ben gerçekten de artık buradan gidiyordum; cehennem gibi bu yerden kurtulacak olmak beni çok mutlu etti. Hemen eşyalarım toplandı ve Defne abla ile birlikte yetimhaneden çıktık.

Defne abla bana neden daha önce söylemediğimi sordu. Ben de genellikle sosyal hizmet uzmanlarının yetimhaneye gelmediğini ve geldiklerinde bizimle konuşmadıklarını anlattım. Defne abla buna şaşırdı ve böyle yapılmaması gerektiğini söyledi. Kesinlikle bunun altında araştırma yapılmalıydı; gerçekten de böyle yapmamaları gerekiyordu.

Defne abla, nereye sevk edileceğimi bana söylemedi ama umarım güzel bir yerdir. Sevk edilmekten mutluyum çünkü iyi bir eğitim almayı ve istediğim mesleği yapmayı istiyorum. Mesleğim doktorluk olacak; evet, doktor olmak istiyorum. Ama tabii ki fikirlerim değişebilir. Çocukken ressam, müzisyen veya dansçı olmayı da hayal etmiştim.

Ailemden umudumu kesmiştim; daha önce "anne" diye çağırdığımda yanımda kimse yoktu. O yüzden 14 yaşında küçücük bir kızken, artık kocaman bir kıza dönüştüm. Şu anda, o kocaman kız, yaşadığı kötülükleri geride bırakıp bu kötü şehri terk ediyor.

Bir saat kadar sonra, Defne abla yanıma gelip Ankara'da bir yetimhaneye sevk edileceğimi söyledi. Çok sevindim çünkü Ankara çocukluğumdan beri gitmek istediğim bir yerdi. Atatürk'ün mezarının, Anıtkabir'in olduğunu ve çok güzel bir şehir olduğunu anlatmıştı. En çok da bu yüzden gitmek istiyordum.

İki saat içinde yola çıkacağımı, arabayla götürüleceğimi öğrendim. Kulaklığımı takıp kitap okumaya ve müzik dinlemeye başladım. En sevdiğim aktivitelerden biri bu; çocukluğumdan beri de yapıyordum. Kitap okurken her şeyi farklı bir şekilde yorumlardım ama olsun, kendime moral veriyordum.

Kendimi toparlamaya ve yaralarımı sarmaya çalışıyordum. İçimde hep bir soru vardı: Acaba beni evlat edinecek birileri olacak mı? Evlat edinsen bile bana yine kötü davranırlar mıydı? Bu sorular kafamda dönüp duruyordu.

Yaklaşık iki saat sonra Defne abla beni tekrar çağırdı; bu sefer vedalaşmak için. Çok mutluydum; kimse bu mutluluğumu anlayamazdı. Uzun yıllar sonra, bu şehirden ayrılıyor ve yaşadığım kötü anıları geride bırakıp yeni bir hayat kuruyordum. Artık o küçük kız çocuğu değildim; içimde kocaman bir kadın yaşıyordu.

Yaşadıklarım kolay değildi; 14 yaşında yaşadığım travmalar ve zorluklar, beni 16 yaşına kadar büyütmüştü. Ama artık kendi hayallerimin peşinden koşacak, kendi yolumu çizecek güce sahiptim.

Ankara'ya vardığımızda, yetimhaneye kaydım yapıldı ve odamı gösterdiler. Odam gerçekten güzeldi. Müdür ve müdür yardımcısının bana tuhaf bakışları dikkatimi çekti ama iyi insanlar olduklarını fark ettim. Hemen sıcak bir karşılama ile karşılandım ve burada birkaç arkadaş edindim.

Aylar geçti ve Ankara'ya alıştım. Anıtkabir'e bile gittim. Derslerime odaklanıyordum ama hâlâ bir tuhaflık vardı; müdür ve müdür yardımcısı bana çok farklı bakıyor, aralarında konuşuyorlardı.

Müdürden düşüncelerini dinleyecek olursak
"Damla denilen kız, gerçekten Aylin ile bir alakaya sahip olabilir mi? Bu kadar mı benziyor? Acaba onların kaybolan kızı olabilir mi? Tam 16 yıl önce aynı yaşta, aynı doğum tarihinde bir kız kaybolmuştu. Damla olabilir mi?"
Bu ihtimali merak ediyordu ama Aylin'e henüz söylememişti. Net bilgi olmadan bir adım atamazdı. Ama hastanede yapılacak kan tahlilleri günü geldiğinde, biyolojik bağlantıyı kontrol ettirecekti.

5 gün sonra, o gün geldi: Kızların kanları alınacaktı. Müdür, Aylin'i aradı:
"Alo Aylin, nasılsın kardeşim? Sana çok önemli bir şey söyleyeceğim ama heyecan yapıp strese girmeni istemem. Buraya aylar önce Damla adında bir kız geldi. Damla'yı sana çok benzetiyorum ve biyolojik olarak ilişkili olup olmadığını merak ediyorum. Bugün kan tahlilleri yapılacak, gelir misin?"

Aylin cevapladı:
"Tabii abi, gelirim. Ama çok da ümitlenmiyorum. Yine de içim rahat etsin diye gelir, kan aldırırım.

DAMLADAN DİNLEYECEK OLURSAK;

Bugün sabah uyandığımda kendimi garip hissettim. Sanki içimde hem bir heyecan hem de bir boşluk vardı; kalbim deli gibi atıyordu. Gözlerimi açtım ve odamın penceresinden gelen ışığı izledim. Oda yine sessizdi, sadece kuşların cıvıltısı duyuluyordu. Ama bugün farklıydı, biliyordum; içimde bir his, bugün bir şeylerin değişeceğini söylüyordu.

Kalkıp eşyalarımı toparladım, kulaklığımı taktım ve kitap okumaya başladım. Ama sayfalar arasında kaybolmam mümkün değildi; aklım sürekli "Ne olacak acaba?" diye dolanıyordu. İçimde bir merak vardı, ama bu merakın yanında hafif bir korku da hissettim. Küçüklüğümden beri değişik hisler yaşardım; bazen heyecan, bazen korku... Ama bugün ikisi bir aradaydı ve beni biraz yoruyordu.

Saat biraz geçtikten sonra hemşire geldi ve sessizce bana "Damla, bugün sağlık kontrolün var, kan alacağız," dedi. Sesi nazik ve yumuşaktı, ama ciddiyeti de hissediliyordu. Ben başımı salladım ve derin bir nefes aldım. İçimde bir karmaşa vardı; iğneden korkuyordum ama asıl endişem ne olacağını bilmemekti. "Tamam, Damla, bu sadece rutin bir şey, dayanabilirsin," diye kendi kendime fısıldadım.

Koltukta oturdum, ellerimi birleştirdim ve gözlerimi kapattım. Hemşire nazikçe kolumu sardı ve iğneyi hazırladı. "Derin nefes al," dedi. Ben derin bir nefes aldım, gözlerimi kapattım ve olabildiğince sakin olmaya çalıştım. İçimde garip bir karıncalanma vardı; hem korku hem de merak iç içeydi. Küçüklüğümden beri iğnelerden korkmuş olsam da bu sefer başka bir his daha vardı; sanki yıllardır beklediğim bir şeyin başlangıcı gibi geliyordu. Ama bu hissi bir türlü anlayamadım.
İğne koluma girdiğinde gözlerimi kapattım ve nefesimi tutmaya çalıştım. Küçükken yaşadığım tüm korkular bir anda aklıma geldi ama onları bastırdım. "Tamam, sadece bir dakika," dedim kendi kendime. Kan alındıkça hafif bir rahatlama hissettim ama aklım hâlâ yerinde değildi. İçimde bir merak fırtınası dönüyordu; belki de hayatımda ilk kez böyle bir merak duygusu bu kadar güçlüydü.

Kan alımı bittiğinde hemşire nazikçe "Tamam Damla, şimdi biraz bekleyeceğiz, her şey yolunda," dedi. Başımı salladım ama içimde hâlâ kalp çarpıntısı vardı. Beklemek, insanın sabrını gerçekten test eden bir şeydi. Ama ben yıllardır sabırlı olmayı öğrenmiştim; artık korkuların bana hükmetmesine izin vermeyecektim.

O sırada yetimhanedeki diğer çocukları izledim. Kimisi sessizce kitap okuyordu, kimisi oyun oynuyor, kimisi masanın başında bir şeyler çiziyordu. İçimde bir sıcaklık hissettim; burada yalnız değildim ve aslında bir şekilde kendime ait bir yer bulabilirdim. Ama hâlâ kalbimde bir soru vardı: "Acaba ne olacak? Bugün bana anlatılacak şey, yıllardır içimde biriktirdiğim boşluğu dolduracak mı? Yoksa gine fazla mı düşünüyordum ama içimdeki bu his bugün bir şey olacağına emindi"

Beklerken gözlerimi kapattım ve derin nefesler aldım. İçimde garip bir huzur vardı; bir yandan heyecan, bir yandan korku. Küçükken hep yalnızdım ve kimseye güvenemezdim. Ama şimdi, burada, insanlar nazikçe bana bakıyor ve bana yardımcı olmaya çalışıyordu. Bu düşünce, içimde yıllardır hissetmediğim bir güven duygusu uyandırdı.

Saatler yavaş geçti gibi hissettim ama belki de sadece birkaç dakika geçmişti. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Kulaklığımla müzik dinlemeye devam ettim, kitabımı açtım ama gözlerim sık sık odadaki kapılara gidip geliyordu. Kalbim hâlâ hızlı hızlı atıyordu; çünkü bir şeyler olacağı kesindi, ama ne olduğunu bilmiyordum.

Bir süre sonra hemşire tekrar yanımda belirdi ve "Testler tamamlandı, şimdi biraz daha bekleyeceksin," dedi. Başımı salladım ve sessizce koltuğumda oturdum. İçimdeki merak iyice büyümüştü; yıllardır beklediğim bir şeyin yanıtı belki de yakındı ama hâlâ bilmiyordum ne olduğunu. Genelde böyle hisettiğimde bir şey olurdu geçmiş yüzünden bir hastalığım falan yoktur umarım diyordum korkuyordum.

O sırada birden kendi kendime düşündüm: "Acaba bu sadece rutin bir sağlık testi mi, yoksa başka bir şey mi? Diğer yetihmanede bazen dna test için yapılıyordu bazı aileler istiyordu çünkü" Ama hemen kendimi susturdum. Küçüklüğümden beri merakım bazen başımı belaya sokmuştu. Şimdi ise tek amacım sakin kalmak ve ne olursa olsun kendimi güçlü hissetmekti.

Odanın sessizliğinde kitap sayfalarını çevirdim ve kulaklığımdan gelen melodilere odaklandım. Ama gözlerim sürekli odadaki hemşirelere ve laboratuvar kapısına gidip geliyordu. İçimde bir şeyler olacağını hissediyordum ama ne olduğunu bilmiyordum. Bu belirsizlik hem korkutuyor hem de meraklandırıyordu.

Kendi kendime sessizce fısıldadım: "Damla, ne olursa olsun güçlü ol. Bu sadece bir adım, hiçbir şeyin sonu değil. Geçmişin gölgelerine teslim olma, kendi yolunu çiz." İçimde bir güç hissettim; yıllardır beklediğim, kendime ait hissetmediğim bir güven duygusu yavaş yavaş yerleşiyordu.

Laboratuvar görevlileri bazı sonuçları kontrol etti ve sessizce birbirleriyle konuştular. Bense koltuğumda oturup nefesimi kontrol etmeye çalıştım. Her kasım, her nefesim, her kalp atışım beklemenin verdiği gerginlikle karışmıştı. Ama bir yandan da kendimi güçlü hissetmeye başlamıştım; çünkü artık geçmişimde yaşadığım travmaların ve korkuların üstesinden gelebileceğimi biliyordum.

O sırada bir hemşire yanımda durdu ve bana su verdi. "Bunu iç, biraz rahatlamana yardımcı olur," dedi. Teşekkür ettim ve yavaşça birkaç yudum içtim. Suyun serinliği nefesimle birlikte beni biraz sakinleştirdi. İçimde bir his vardı; belki de ilk kez gerçek anlamda kendimi biraz olsun güvende hissediyordum.

Bekleme süresi uzadıkça, içimdeki heyecan ve merak iyice büyüyordu. Bir yandan kalbim hızlı hızlı atıyor, bir yandan da içimde bir umut çiçeği açıyordu. Belki yıllardır beklediğim bir başlangıcın ilk adımıydı bu. Belki bugün bir şeyler bana, hayatımı değiştirecek bir ipucu verecekti.

Odanın sessizliğinde kendi kendime fısıldadım: "Ne olursa olsun, Damla, bu sadece bir başlangıç. Bu test, sadece bir adım. Hayatının geri kalanı senin elinde. Güçlü ol, sabırlı ol ve umut et." İçimde bir huzur hissettim; belki de yıllardır hissetmediğim bir duyguydu bu.

Aradan uzun bir süre geçmiş gibi hissettim ama belki de sadece birkaç dakika geçmişti. Kulaklığımla müzik dinledim, kitabımı açtım ama gözlerim hâlâ odadaki kapılara gidip geliyordu. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu çünkü bir şeylerin değişeceğini hissediyordum, ama ne olacağını bilmiyordum.

Sonra kapı açıldı ve hemşire içeri girdi. "Damla, test sonuçların geldi," dedi. Sesinde hafif bir ciddiyet vardı ama panik yoktu. Ben derin bir nefes aldım, oturduğum koltukta dikildim. İçimde hem bir heyecan hem de bir korku vardı; ne kadar normal bir şey olduğunu bilsem de, yüreğim hızlı hızlı çarpıyordu.

"Tamam, gel bakalım," dedi hemşire. Beni laboratuvarın yanındaki küçük ofise götürdü. Masanın üstünde birkaç dosya vardı, bilgisayar ekranında çeşitli rakamlar ve tablolar görünüyordu. İçimde bir titreme hissettim ama bunu kimseye belli etmemeye çalıştım.

Hemşire bilgisayara tıkladı ve dosyayı açtı. "Bak, burada senin test sonuçların," dedi. Ben eğildim, ekranı dikkatle inceledim. Ama hiçbir şey anlamadım; sayılar, çizelgeler, tıbbi kısaltmalar... Hepsi bana yabancıydı. İçimde bir merak dalgası yükseldi. "Ne anlama geliyor acaba?" diye düşündüm.

Hemşire bana bakıp gülümsedi: "Her şey normal görünüyor, sağlığında herhangi bir sorun yok. İlerleyen günlerde doktorlarımız detaylı açıklama yapacak."

Ben başımı salladım, ama içimde hâlâ garip bir his vardı. Gözlerim ekranın üzerindeydi; sayfalar dolusu rakamlar, tahlil sonuçları... Sanki bir şeyleri anlamam gerekiyordu, ama anlamıyor olmam, içimde daha fazla merak uyandırıyordu.

O anda kendime düşündüm: "Belki de sadece rutin bir şey, belki hiçbir şey değişmeyecek. Ama yine de kalbim neden böyle hızlı atıyor?" İçimde bir karışım vardı; korku, heyecan, merak... Hepsi bir aradaydı ve beni hem tedirgin ediyor hem de uyanık tutuyordu.

Hemşire dosyayı kapattı, bana bir kâğıt verdi. "Bunu da al, kontrolün tamamlandı. Önümüzdeki günlerde başka testler olabilir ama şimdilik her şey yolunda."

Ben kâğıdı elimde tutarken, gözlerim hâlâ odada dönüp duran çocuklara kaydı. Onlar kendi oyunlarıyla meşguldü, kendi dünyalarında mutlu görünüyordu. İçimden bir ses, "Belki sen de burada kendine ait küçük mutluluklar bulabilirsin," dedi. Gözlerim doldu; yıllardır hissetmediğim bir sıcaklık vardı içimde.

Odamda tekrar oturdum. Kulaklığımı taktım, kitabımı açtım ama sayfaların arasında kaybolamadım; aklım hâlâ test sonuçlarının üzerinde dönüyordu. "Her şey normal," dediler. Ama içimde, farkında olmadan, bir merak büyüyordu. "Acaba ileride bana söylenecek başka bir şey var mı? Acaba bu rutin kontrolün arkasında başka bir amaç mı var?"

Gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım. Kendi kendime, "Damla, ne olursa olsun sakin ol. Bu sadece rutin bir kontrol, panik yok," dedim. Ama kalbim hâlâ hızlı atıyordu; sanki bir ipucu yakalayacakmış gibi.

O sırada odadaki diğer çocuklar ilgimi çekti. Masada oturan bir kız, defterine yazıyordu. Birkaç kişi pencereden dışarı bakıyordu. İçimde bir sıcaklık hissettim; belki buradaki hayat, yıllardır yaşadığım sıkıntılardan farklı olabilirdi. Belki burası, benim güvenli bir limanım olabilirdi.

Ece yanıma geldi, sessizce bana baktı ve gülümsedi. "Her şey yolunda gibi görünüyor, değil mi?" dedi. Ben başımı salladım, ama içimde hâlâ bir heyecan vardı. "Evet, yolunda," dedim ama kendimi tamamen kandırmış sayılmazdım; içimde bir şeylerin farklı olduğunu hissediyordum, ama ne olduğunu bilmiyordum.

Saat ilerledikçe odadaki sessizlik devam etti. Ben kulaklığımı takıp müzik dinledim, ama gözlerim hâlâ odadaki çocuklara kayıyordu. Bir yandan kitap okumaya çalışıyorum, bir yandan da zihnim sürekli sorularla doluyordu. "Belki ileride bana açıklayacaklar. Belki bugünkü rutin kontrol, daha büyük bir şeyin başlangıcıdır."

O an fark ettim ki, beklemek artık beni korkutmuyordu. Beklemek, içimde bir sabır ve farkındalık yaratmıştı. Küçük adımlarla da olsa ilerliyordum. Geçmişteki korkularım ve travmalarım artık bana hükmetmiyordu. İçimde bir güç hissettim; kendi yolumu çizme isteği, yıllardır hissetmediğim kadar güçlüydü.

Gözlerimi kapattım ve sessizce düşündüm: "Damla, ne olursa olsun güçlü ol. Bu sadece bir adım, hayatının sonu değil. Burada, şu an, küçük mutluluklar bulabilirsin. Gelecekte, istediğin gibi yaşayabilirsin. Güçlü ol, sabırlı ol ve umut et."

Ve o an, odada otururken, içimde bir kararlılık hissettim; geçmişin gölgelerine teslim olmayacak, kendi yolumu çizecektim. Belki bugün sadece rutin bir kontrol yaptırmıştım ama içimdeki merak ve umut, bana yıllardır kaybettiğim bir şeyin sinyallerini veriyordu. Ve son olarakta Derslerime çalışıp uyudum

Sabah uyandığımda dünkü hisler aynıydı kahvaltımı ettim ve derse oturdum yarım saat sonra dadımız gelip benim gelmem gerektiğni müdürün bir şey konusacağnı söyledi kalkıp müdürün odasına gittim kapıyı çaldım ve içeriye girdim

Karşımda bana benzeyen bir kadın ve onun yanında bir adam vardı ne olduğunu anlamdan oturdum müdür konuşmaya başladı

"Damla öncelikle bu karsıdaki Kerem ve Aylin Aylin benim kız kardeşim ikiniz çok fazla birbirinize benzediğiniz için Dna testi yaptırdım üzgünüm sana demedim"
Ben şaşkınlıkla müdürün dediklerini dinlerken birde kapı hızlıca açıldı buda kimdi?

2. Bölümün sonuna geldik umarım sevmişsinizdir bazı kısımlar saçma oldu onuda acemiliğime veriyorum
Kelime sayısı 2613 kelime baya uzun yaptım
Oy verip yorum yapmayı unutmayın lütfen
3. bölümde görüşürüz bayyyyyyyysysssssss