7. bölüm · DAĞ EVİ

7.bölüm

Serdar Yılmaz

Göz kapakları aralanmaya başladı. Kısık kısık nefes alıyordu. Her solukta karnından keskin bir sızı yayılıyordu. Kımıldayamadı.
Gözleri karanlığa alıştıkça sırtının nemli toprağa gömülü olduğunu hissetti. Elini karnına götürdü; parmakları yapış yapış, sıcak bir sıvıya değdi. Hafızasını zorladı. En son kendisini taşıdıklarını hatırladı. Kürek sesleri…
Üzerine atılan topraklar...
Karısının ve çocuklarının uzaklaşan bağırışları… Ayak parmaklarından başına doğru buz gibi bir ürperti yayıldı.
Kalkmak için dirseğine yaslandı. Kafası sert bir şeye çarptı. Acıyla inledi, hareketsiz kaldı.
Nefes alış verişi ince bir ıslık gibiydi. Karanlık boğucuydu.
“Babacım… Uykucu baba… Hadi, annemler seni bekliyor…”
Efe’nin masum sesi kulaklarında çınladı. Göğsünün üstüne çıkmış, küçük elleriyle yüzünü öpüyordu. “Kerata, amma da ağırlaşmışsın, nefes alamıyorum…” diye gülmüştü. Sonra biri hızla Efe’yi kucağından kaptı. O adamdı. Sararmış dişleriyle sinsice gülümsüyordu.
“Sana demiştim…”
Vücuduna elektrik verilmiş gibi titredi. Karım… Çocuklarım…
Elleriyle üzerindeki tabakayı inceledi: sıralanmış odunlar.
Hamle yapmak istedi. Kolunu uzattı, parmakları odunlara değdi. Yüzüne toprak serpintileri döküldü. Ağzına giren taneler metalik bir tat bıraktı. Tükürmeye çalıştı ama nefesi yetmiyordu. Göz kapakları ağırlaşıyordu.
Karısının ve çocuklarının yüzü gözünün önüne geldi. Karanlık onları görmesini engelleyemiyordu.
Bir kez daha zorladı. Odunlardan birini yana itti. Toprak göğsünün üzerine yığıldı. Nefesi daraldı. Karnındaki kesik yerden kan sızıyor, her hareketi ateş gibi yakıyordu.
İçeri daha fazla toprak doluştu. Ağzını yarım daire şeklinde açtı. Hava kalmamıştı. Dişleri toprağa sürtündü, gıcırdadı.
Dizlerini kırıp yukarı itmeye çalıştı. Mesafe yetmedi. Karnındaki yara her hamlede daha çok kanıyordu.
Sıralı odunlardan birini daha çekmeye uğraştı. Toprak yüzünü kapladı. Gözlerini sildi, zorla açtı.
O anda… içeri sızan ince bir ay ışığı gördü.
Bedeni bir yay gibi gerildi.
Dayanın... Geliyorum.
Toprağı yırtarak uzanan eli yukarı çıktı.
Ay ışığının vurduğu parmakları kıpırdadı,sonra dondu.