4. bölüm · ÇOBANIN AŞKA İHTİYACI VAR

3. BÖLÜM

Zeynepsel Zeynepsel

Selam, nasılsın? Umarım iyisindir, ben idare ediyorum. Bölüm için biraz geç kalınmış olabilir ama sorun değil. Geçen bölüm Zehra'nın Atakan'a dibinin nasıl düştüğünü okumuştuk. Ancak henüz Atakan'ın Zehra hakkında ki düşüncelerini bilmiyoruz. Okuyalım bakalım.

Keyifli okumalar❤️

🐑
Köy, içinde sadece sırları değil, gizleri de barındırır." - Cemal Süreya

Samsun yolculuğumuzun geriye kalan dört saatini sessizlik içinde tamamladık. Benim aklım Atakan'ın ettiği iltifatta kalırken onun ne düşündüğünü bilmiyordum.

Ebeveynlerimle köyün girişinde karşılaşmıştık. Babam sanki ilk kez görüyormuş gibi girişteki tabelanın fotoğrafını çekiyordu.

KARAHİNDİBA KÖYÜNE HOŞ GELDİNİZ

Hoş bulduk, hoş bulduk. Burada dalyan gibi bir delikanlının olduğunu bilsem önceden hoş bulurdum. Neyse, geç olsun güç olmasın. Değil mi?

Atakan KASIRGA

Köyün girişinde Zehra'yı ebeveynlerine teslim ettikten sonra arabayı da amcama teslim etmek için amcamlara gittik. Araba bize ait değildi, İstanbul da evlenen bir başka akrabımızın düğünü için ödünç almıştık.

Zehra'nın bizimle gelmesi bana da sürpriz olmuştu.
O annesinin arkasında gizlice bizi- en çok beni- incelediğini sanarken onu en başından beri fark etmiştim. Onu ilk gördüğüm an nedenini bilmediğim bir şekilde kalbim çarpmaya başladı. Güzel olduğu zaten barizdi, küçük bir çocuk bile onun çekici olduğunu söylerdi.

Etkilenmiştim, beni ilk görüşte etkilemişti. Bu çok... çılgınca, efsanevi? Her neyse, zaten anlık bir şeydi. Onu birkaç güne unutacağıma eminim.

Arabayı teslim ettikten sonra eve geçtik. Odama girip kapıyı ardımdan kapadım. Pijamalarımı giyidikten sonra yatağa uzandım.

Gözlerimi kapayınca uyumayı bekledim ama karanlığın içinde bir sima belirdi.

Zehra...

Gözlerimi hızla açıp yatakta sağa döndüm. Aklımı yarın çobanlığa geri döneceğimle meşgul edip gözlerimi geri kapadım.

Aynı sima tekrar belirince ışıkları yakıp elime bir kitap aldım. Onu aklımdan çıkarmalıyım.

Çobanın aşka ihtiyacı yok!

Zehra KARATÖZ

"Ne demek yok?" Bu adam şaka mı yapıyor? Anneannemin evine geldiğimizde kolyemin boynumda olmadığını fark edip babamı kolye aramaya bahçeye yollamıştım. Ama yokmuş!

Gözlerim dolmaya başladı. Zaten her koşulda çok kolay ağlayan biriydim. Babam gözlerimin dolduğunu fark edince hızla yanıma oturup kocaman ellerini omzuma yerleştirdi.

"Biliyorum, o kolye senin için değerliydi ama saat geç oldu." Göz yaşlarım birer birer yanaklarımdan süzülürken başımı kaldırıp babama baktım.

"Ama baba, ya sabaha kadar biri bulup çalarsa?"
"Bizim buranın köylüsü sağlamdır. Bulan biri olursa muhtara bırakacağına annene aşık olduğuma emin olduğum kadar eminim."

Sözleri gülümsememi sağlasada soru yöneltmeye devam ettim.

"Ya hayvanlar yerse?" Babam yüzünü buruşturdu.

"Hayvanların gümüş yemeyi sevdiğini sanmıyorum."

Babam nihayet beni ikna ettikten sonra odamdan ayrıldı. Sürekli köye geldiğimiz için anneannemde de babaannemde de ayrı odam vardı. Tabii annemle babamında öyle.

Şortlu bir pijama takımı giyindikten sonra ışığı kapatıp gece lambasını açtım. Yatağıma geçmeden önce elime bir kitap aldım.

Eskiden kitap okumaktan hiç haz etmezdim. Ama artık bayılıyordum. Yatağıma geçip gece lambasının loş ışığı altında kitabın kabağını inceledim, elimi kabartmalı yazıların üstünde gezdirdim. Elimdeki Z. Backtas'dan Korkular ikilemesinin ilk kitabı Korkunun Eceli- Ölümün Soğuklu idi.

Aynı yazardan daha önce Uçurum Kenarı serisini okuyup bayılmıştım. Yatmadan önce biraz okumak fena olmazdı.

🐑

Alarmın çalması ile kafamı kitaptan kaldırdım. Alarmı kapatıp kitabı komidinin üzerine koydum.

Yok artık! Sabah mı oldu cidden? Dün gece ilk kitabı bitirip ikinci kitabı yarılamıştım. Anneannem odayı işgal etmeden biraz uyusam fena olmazdı.

Derken anneannem içeri daldı.
"Guzum, sen niye kalmisin bakim? Çay demledim sıcak sıcak için mi?" Oflayıp yataktan kalktım.

"He içim anneanne, içim." Anneannem bana çay doldururken bende hazırlanmaya başladım. Kahvaltıdan sonra Atakan'ı bulmak fena olmazdı.

Atakan KASIRGA

Gece kitap okurken uyuya kalmış, sabahda mecbur erkenden kalkmıştım. Bakışlarımı takvime çevirince 3 temmuz olduğunu gördüm. Üniversite sınavlarının açıklanmasına son yedi gün.

Sanane Atakan? Sanki girdin sınava.

Bugün çobanlığa geri döneceğim için üzerime bol paça eskimiş bir eşofman ve yaka kısmı sökülmüş bir tişört giyindim. Saçlarımı her zamanki gibi dağınık bıraktım ve kahvaltı yapmak için mutfağa gittim.

Babam yer sofrasında oturmuş küçük çaydanlıkta kalan son çayı zorluyordu, annem ise çoktan bitirdikleri kahvaltı sofrasını topluyordu.

Beni beklemeden kahvaltı yapmışlardı.

"Anne, baba?" İkisi aynı anda bana baktıklarında annemin gözlerinde şefkatle harmanlanmış bir pişmanlık vardı, babamın ise, alay.

Annem muhtemelen açıklama yapmak için dudaklarını araladı ama izin vermeden evden ayrıldım. Halbu ki çok açtım.

Evin önüne çıktıktan sonra bir süre nereye gideceğimi düşündüm. Koyunları otlatmak için belirli bir saatim vardı. O saatte ev ev dolaşır bana güvenen kişilerin küçükbaş hayvanlarını otlatmaya götürürdüm. Daha çok erkendi.

Ben de amcamlara, kuzenim Furkan'a gitmeye karar verdim. Zaten yakında, beş dakikaya varırdım.

🐑

Amcamların bahçesine vardığımda Furkan'ı arabayı kurularkan buldum. Sanırım arabayı yıkamıştı. İyi yapmıştı, dün biraz kirlenmişti.

"Furkan." Kafasını kaldırıp bana baktı. Ardından yüzüne her zamanki goy goycu ifadesini takındı.
"Ooo, Atakan. Hoş geldin kardeşim."

Cevap vermeden bahçede ki banka oturdum. Oda işini bırakıp yanıma kuruldu.

"Ee, düğün nasıldı?" Diye sordu heyecanla.

" 'Güzel kızlar var mıydı?' demek istedin sanırım." Munzır ifadesini takındı.

"Anlamana sevindim."

"Bilmem, bakmadım."

"Edepli çocuksun. Ben olsam bir dakika gözümü kırpmam."

Ona cevap vermek yerine ensesine bir tane geçirip yüksek sesle güldüm. Bir süre süren sessizliği o bozdu.

"Ha kuzen, aklıma gelmişken veriyim şunu sana." Cebinden papatya şeklınde gümüş bir kolye çıkarıp bana uzattı. Bunu dün Zehra'nın boynunda gördüğüme yemin edebilirim.

"Bunu arabanın arka koltuğunda buldum. Gülhan Yengemin falan mı?" Kolyeyi bana uzattığında hemen aldım.

"Yok, annemin değil ama kimin olduğunu biliyorum. Ben sahibine veririm."

Evet, onu aklımdan çıkarmak için görmemem gerek ama alt tarafı bir kolye vereceğim. En fazla ne olabilir?

-BÖLÜM SONU-