5. bölüm · Çizgilerin Ötesinde: Ege Güneşi

5. Bölüm: Fırtına Öncesi Sessizlik

Bluedaisy 92

Konaktaki o büyülü havadan çıkıp eve doğru yürürken, üzerimde hala Aras’ın kokusu ve omuzlarımda onun varlığının sıcaklığı vardı. Ama köyün tozlu sokaklarına girdiğimde, gerçekler bir tokat gibi yüzüme çarptı. Evin kapısından içeri adımımı attığımda, içerideki sessizliğin hayra alamet olmadığını anladım.

Mutfak masasında abim Murat oturuyordu. Önünde yarım bırakılmış bir çay, elinde ise benim o sabah aceleyle bıraktığım ceketim vardı. Bakışları pencereye dikiliydi, geldiğimi duyunca yavaşça bana döndü. Gözleri kan çanağı gibiydi; ya uykusuzluktan ya da öfkeden.

"Geç kaldın," dedi, sesi o kadar alçaktı ki, bu sessizlik bağırmasından daha korkutucuydu.

"İş uzadı abi, rölöve alıyorduk. Aras Bey titiz biri, her santimi ölçmemi istedi," dedim sesimi sabit tutmaya çalışarak.

Abim ayağa kalktı. Aramızdaki o iki adımlık mesafeyi bir saniyede kapattı. "Aras Bey, ha?" dedi alayla. "Beyefendinin işi bitmiyor demek." Elini aniden ceketimin cebine attı. Ben daha ne olduğunu anlamadan, Aras’ın o gün masada bıraktığı o siyah, metalik kalem abimin devasa avucunun içindeydi.

"Bu ne Evin?" dedi kalemi gözüme sokarcasına. "Bu köylü işi değil. Bu, o herifin kalemi, değil mi?"

Yutkundum. "Ders çalışırken verdi abi, profesyonel çizim kalemi o... Başka bir anlamı yok."

Abim kalemi masaya fırlattı. Metalin ahşaba çarparken çıkardığı ses, sanki kalbimde yankılandı. "Bana bak Evin! Ben o konağın önünden kaç kere geçtim bugün biliyor musun? Penceredeki gölgelerinizi izledim. O herif sana çok yakın duruyor. Bir daha o kalemi de, o adamın yakınlığını da görmeyeceğim!"

"Ben sadece okumaya çalışıyorum abi! O adam benim öğretmenim gibi, bana mesleği öğretiyor!" diye bağırdım ilk kez.

Murat abim masaya sert bir yumruk indirdi. "O sana mesleği değil, haddini aşmayı öğretiyor! Yarın o konağa gideceksin, işini yapacaksın ama akşam ezanı okunduğunda bu kapıdan içeri girmiş olacaksın. Ve o kalem..." Kalemi kaptığı gibi pencereden dışarı, karanlık zeytinliğe doğru fırlattı. "Bir daha bu eve girmeyecek!"

Gözlerimden yaşlar süzülürken odama koştum. Kapıyı kilitleyip karanlıkta oturdum. Abim haklıydı; Aras bana sadece mimarlığı değil, bu köyün ve abimin çizdiği sınırların dışındaki dünyayı da gösteriyordu. Ve o dünya, benim için ulaşılmaz olduğu kadar tehlikeliydi.

Gece yarısı, abimin uyuduğundan emin olduktan sonra bahçeye çıktım. El feneriyle zeytinlikte o kalemi aradım. Saatlerce sürdü ama sonunda toprağa gömülmüş o siyah metali buldum. Üzerindeki tozları sildim ve göğsüme bastırdım.

Aras’ın bana verdiği sadece bir kalem değildi; o, benim bu hayattaki ilk kendi kararımdı. Ve ne abim ne de bir başkası, o çizgiyi silmeme engel olamayacaktı.