6. bölüm / 14
ÇİĞDEM ÇİÇEK (Yarı Texting)0.6
Bölümler 14Şu an: 0.6
Çiğdem Kaya
✶✶✶
Yemek faslından sonra sofrayı toplarken ellerim titreyip durmuştu. Ateş'in bakışlarını sürekli üzerimde hissetmeme rağmen ona bakmayı reddediyordum. Yarım saat sonra bahçe kapısının önünde Hatice ablaları görünce koşarak kapıyı açtım "Hoş geldiniz Hatice abla." deyip sarıldığımda sarılışıma içtenlikle karşılık verdi. "Hoş buldum güzel kızım." dediğinde gülümsedim Mustafa amcaya da selam verdikten sonra Fatih'e sıkıca sarıldım. "Hoş geldin cano." dediğimde sarılışıma karşılık verip neşeli bir sesle, "hoş buldum güzellik." dediğinde geri çekildim.
Hepimiz bahçedeki masanın etrafında toplanmıştık. Birkaç yıl öncesine kadar sık sık bu huzurlu ortamların içinde olurduk. Bütün mahallelinin toplandığı park, düzenlenen akşam yemekleri...
Ama son yıllarda bu oldukça azalmıştı. Yine bütün mahalleli toplandığımız zamanlar oluyor olsa da bu eskisi gibi sık olmuyordu. Bakışlarımı Ateş'e çevirdiğimde ortamdaki sohbete ayak uydurmaya çalışırken bile bocaladığını gördüm. Görmeme gerek de yoktu aslında ona bakınca ne hissediyorsa çoğu zaman hissederdim, tıpkı şu an olduğu gibi.
Kemal amca aramızdan ayrılalı sekiz yıl olmuştu. O gittikten sonra da kimse eskisi gibi olamamıştı çünkü o bu mahallenin neşesiydi. Yıllar geçmişti ama ne zaman bir kalabalık ortamda Ateş'e baksam içindeki o boşluğu görebiliyordum. Bulunduğu kalabalık masaların her birinde babasını arıyordu ve şu an bunu bilmek bile ona olan sinirimi biraz da olsa dindirmişti. Yıllardır salak gibi platonik takılan bendim. Son günlerdeki tavırları yüzden benimle flört ettiğini düşünen salak da bendim. Bazen her engele rağmen savaşılması gerektiğini düşünüyordum yani çoğunlukla öyle düşünüyordum. Ama konu öz kuzenime gelince hiçbir şey yapamazdım zaten bu saatten sonra anlaşamasalar da daha fazla umut bağlamak yakışık olmazdı.
Gözlerimin dolduğunu, gözlerimin yanmaya başlamasıyla hissedince ayağa kalktım. "Ben tatlıları servis edeyim." deyip evin içine girdiğimde ağlamamak için kendimi zor tutuyordum evin içinde dolaşan Diana'yı görüp tebessüm ettim. Beni fark edince yanıma yürüyüp kendini bacağıma sürttüğünde korkmadan onu kucağıma alıp öptüm. "Beni teselli mi ediyorsun?" dediğimde miyavlamasıyla kıkırdayıp onu yere bıraktığımda arkasını dönüp yatağına gitti.
Mutfağa geçip limonlu cheesecake'i dilimleyip tabaklara koyduğum esnada gözümden bir damla yaş düştü elimin tersiyle gözyaşını silip tabakları tepsiye koyduktan sonra tepsiyi alıp evden çıktım. Tepsiyi masaya bıraktığımda abim, "Şaka yapıyorsun Çiğdem Hanım mutfaklara geri mi döndü?" diye sordu şaşkınlıkla. Normalde mutfakta vakit geçirmeyi severken bir yıldır mutfağa adımımı atmamıştım. Bazen insan hobilerinden de sıkılabiliyordu. Yemek konusunu bilmesem de yaptığım tatlıları herkes beğeniyordu. "İlk ve sondu sanırım en azından yaz bitmeden bir daha mutfağa girmeyi düşünmüyorum çok sıcak." dedim.
Herkes tabaklarını önüne aldığında ben de sandalyeme oturdum. Fatih tatlısından bir çatal alıp yediğinde bana bakıp, "Şu tatlıyı dışarıdakilerden bile güzel yapmayı nasıl beceriyorsun anlamıyorum tadına hasret kalmışız." dediğinde gülümsedim. "O da bizim meslek sırrımız olsun hem yaz bitince her yaptığımda sana da bir tabak gönderirim." dedim. İlk denememde bile acemi şansı olsa gerek güzel yapmıştım. Abimlere denettiğimde Ateş'in sürekli yapmam için ısrar ettiği bir tatlı olmuştu. Bugün de onun için yapmıştım ama bunun artık bir önemi yoktu.
Aniden gelen kırılma sesiyle irkilerek düşüncelerimden kurtuldum. Sevda abla ayağa kalkıp, "Sorun yok siz sohbetinize devam edin ben temizlerim." dediğinde karşımda oturan Ateş'e baktım tabağı yere düşmüştü. Bana bakmadan sakinlikle ayağa kalktı. "Müsaadenizle önemli bir telefon görüşmesi için arka bahçeye geçiyorum." deyip arka bahçeye gittiğinde yutkundum. Her şeyde bir anlam aramayı bırakıp kendime bir psikolog bulsam iyi olacaktı.
Sevda abla yeri temizledikten sonra Ateş'in oturduğu yere kaşlarını çatarak baktı. Masada duran telefonu alıp, "Hay Allah bu çocuk güvercinle mi arama yapacak?" dediğinde abim, "Sen telefonu ver bana ben götüreyim." deyince sözünü bölerek, "Abi sen babamlarla sohbetine devam et ben götürürüm." dedikten sonra ayağa kalkıp telefonu Sevda abladan aldım. Abim daha bir şey söyleyemeden hızlı adımlarla arka bahçeye geçtiğimde çardakta oturan Ateş'i gördüm. Çardağın boş kısmına oturup telefonunu ona uzattığımda telefonu aldı. "Hiç iyi bir yalancı değilsin telefonunu yanına almayı nasıl unutursun?" dediğimde tebessüm etti.
"Akıl bırakmadı birileri."
"O birileri Şeyda mı oluyor?" dediğimde kaşları çatıldı. "Şeyda kim?" diye sorduğunda ağzım şaşkınlıkla açıldı. "Nasıl Şeyda kim? Annemlerin yemekte konuştuğu kız işte sen de görüşmeyi kabul ettin." dediğimde elini ensesine attı. "Ha o mu?" deyince başımı salladım. "Bana bak kuzenimi kullanmaya kalkarsan seni öldürürüm." dediğimde başını geriye doğru yaslayıp gözlerini kapattı. "Annenler kıza haber vermeden engel olsana." dediğinde kaşlarım sanki mümkünmüş gibi daha da fazla çatıldı.
"Ne, sen salak mısın madem istemiyorsun niye kabul ediyorsun?"
"Baban bile üstüme gelince bir şey diyemedim bana bir iyilik yap bu durum canımı sıkmaya başlıyor." dediğinde gecenin bütün yükü bir anda uçup gitmişti. "Otuz yaşına geldin artık kadın haklı ne yapsın turşunu mu kursun?" dediğimde elini belime atıp beni kendine doğru çekti bir elim göğsünün üzerine düştüğünde şaşkınlıkla yüzüne baktım. "Otuz değil yirmi sekiz, o şerefsizden de uzak dur." dediğinde zorla yutkundum. "Ne? Kimden bahsediyorsun? Fatih mi?" dediğimde homurdanarak başını salladı. "Kusura bakma ama benim kime yakın kime uzak duracağım sana kalmamış."
"Ben senin iyiliğin için söylüyorum." derken belimde duran eli daha da sıkılaşmıştı. "Ateş abi... Abimler görürse yanlış anlayacaklar." desem de geri çekilmeye bile çalışmamıştım.
"İnsanların neyi nasıl anladığı umurumda değil. Sen nasıl anlaşılmasını istiyorsun?" dediğinde bir an içimden onu öpmek gelse de tokadı yanağına yapıştırmak daha cazip gelmişti. Tokadımla beraber belimdeki eli gevşeyince çardaktan kalkıp karşısında dikildim. "Önce kuzenimle görüşmeyi kabul edip sonra istemediğini söylüyorsun, bana bir soğuk bir sıcak yapıyorsun." derken sesim titremişti. "Gerçekten kime gittiğin umurumda değil ama bana böyle gelme." derken gözümden bir damla yaş daha süzüldü. Onu çardakta bırakıp hızlı adımlarla diğerlerinin yanına döndüğümde sandalyeme daha büyük bir yükle oturmuştum.
Ortamdaki sohbet bir fısıltı gibi gelmeye başlamışken doğru olanı mı yaptım yoksa her şeyi kendi ellerimle mi mahvettim diye düşünmeden edemiyordum. Bu hikayenin sonundan sağ çıkamayacağım düşüncesi beni deli gibi korkutuyordu.
❀❀❀
Bölüm etkileşimi
