Chrono Requiem kitap kapağı

1. bölüm / 9

Chrono Requiem

Bölüm 1:kaderin armağanı

Vaveyla Yazarı: ilkinmemmedov2008319041

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 1:kaderin armağanı

Savaşların ve acının hüküm sürdüğü karanlık bir dünyada, Mirellen kıtasında, Gravemire Krallığı’na bağlı küçük bir kasabada; uzun zamandır çocuk bekleyen fakir bir çiftin duaları nihayet karşılık bulmak üzereydi.

Edward ve Clara, yaklaşık dört yıldır evliydi. Geçimlerini kıt kanaat sağlayan bu genç çiftin yaşadığı mütevazı ev, hayatın yüklerine rağmen sıcacık bir yuvaydı. Edward, yirmi beş yaşında, bir zamanların şövalyesiydi. Esmer teni, koyu kahverengi gözleri ve 1.88 boyuyla hâlâ güçlü ve koruyucu bir izlenim bırakıyordu. Clara ise yirmi dört yaşındaydı; kahverengi saçları, siyah gözleri ve zarif yüz hatlarıyla sade ama dikkat çekici bir güzelliğe sahipti. Boyu 1.70’e yakındı ve sekiz aylık hamileydi.

O sabah Edward, ormanda canavar avından dönerken kılıcını kınına koyup topladığı eşyaları çantasına yerleştirdi. Yorulmuştu ama içi kıpır kıpırdı. İçinden geçirdi: “Acaba sevimli eşim bugün ne hazırladı?”

---

Birkaç saat sonra eve döndüğünde, Clara’yı masanın üzerine çıkmış camları silerken buldu. Gülümseyerek yanına gitti, onu nazikçe aşağı indirdi ve elindeki bezi aldı.

“Hayatım, böyle işleri bana bırak,” dedi yumuşak bir sesle. “Düşebilirsin, dikkatli olmalısın.”

Clara da gülümsedi. “Evet, haklısın... Üzgünüm,” dedi hafif bir ses tonuyla. Ardından derin bir nefes alarak, “Sadece sıkıldım. Bu doğum beni çok heyecanlandırıyor.”

O akşam yemeklerini birlikte yiyip erkenden uyudular. Ancak sabaha karşı, şafak yeni sökmeye başlamışken ev, bir çığlıkla yankılandı. Edward uykusundan sıçradı. Clara’ydı bu — doğum sancıları başlamıştı.

Edward, hızla Clara’yı yatağa yatırdıktan sonra evden fırladı. Kısa süre sonra, yaşlı bir kadınla geri döndü. Kadının beyaz saçları ve gözlerinin çevresindeki derin çizgiler, yılların bilgeliğini taşıyordu. Kasabanın saygın şifacılarından biriydi.

Doğum vakti erkene alınmıştı. Bu durum, Edward ve Clara’yı endişelendiriyordu. Clara acı içinde inlerken Edward, elini sıkı sıkıya tutuyor, gözleriyle ona güç vermeye çalışıyordu.

Dakikalar süren sancıların ardından bebek nihayet dünyaya geldi... Ancak tuhaf bir sessizlik vardı.

Ne ağlıyordu, ne kıpırdıyordu, ne de… nefes alıyordu.

Şifacı, yüzünde derin bir hüzünle çifte döndü. “Tanrılar size sabır versin,” dedi kederle. “Çocuk nefes almıyor…”

Clara’nın gözleri büyüdü. Bir an şifacıya, sonra eşine baktı. Gözlerinde inkâr ve korku vardı.

“Hayır!” diye haykırarak bebeği şifacının ellerinden aldı. Titreyen sesiyle, “Bu… bu doğru olamaz… Benim çocuğum… Hayır, lütfen olmasın…” diyebildi ancak.

Edward, hıçkırıklar içinde ağlayan karısına sarıldı. Acının yüküyle eziliyordu ama önce Clara’yı teselli etmeliydi.

---

Bir hafta geçti. Acı, evin içinde ağır bir sis gibi dolaşıyordu. Clara hâlâ yaşadığı travmayı atlatamamıştı. Ya bir daha çocukları olmazsa? Bu düşünce onu yavaş yavaş çökertiyordu. Bu çaresizlik, çiftin ormanın derinliklerinde yer alan eski bir tapınağa gitmelerine neden oldu.

Tapınak, sarmaşıklarla kaplı taş duvarları ve önünde duran heybetli tanrıça heykeliyle zamanın izlerini taşıyordu. Clara, heykelin önünde diz çöküp gözyaşlarıyla dua etti: “Lütfen… Bize bir şans daha verin…”

Eve dönüş yolunda Edward, eşinin yorgun adımlarına destek olmak için kolunu tutuyordu. Sessizlik içinde ilerlerken, ormanın derinliklerinden bir ses duyuldu.

Bir bebek ağlıyordu.

İlk başta ikisi de bunu hayal gördüklerini sandılar. Ama ses devam ediyordu — net, gerçek ve çaresizce.

Clara bir anda eşinin kolunu bırakarak sesin geldiği yöne doğru koştu. Edward da arkasından gitti.

Az ileride, kesilmiş bir ağacın kütüğü üzerinde, terkedilmiş bir bebek duruyordu. Ağlıyordu… üşüyordu… ama yaşıyordu.

Edward, dikkatli ve şüpheli bir tavırla, “Clara… Bu çocuk başka birine ait olabilir. Kaybolmuş olabilir,” dedi.

Ancak Clara’nın gözleri inançla parlıyordu. Sert bir ifadeyle eşine döndü: “Hayır, onu terk etmişler. Görmüyor musun? Tanrılar onu bize gönderdi.”

Ve bebeği kucağına alırken fısıldadı:

“O… bize kaderin armağanı”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18