8. bölüm · Buzun altındaki iz

8.bölüm_Zühre değildi

Elif Ktt

Zühre gözlerini açtığında ilk duyduğu şey ağlamaydı.
Bir bebeğin ağlaması.
İnce, kesik ve çaresiz...
Sonra bir kadın sesi duyuldu.
“Sus... Ne olur sus...”
Zühre nefesini tuttu.
Gözlerini açmaya korkuyordu.
Çünkü bulunduğu yerin soğuk taş zemini artık yoktu.
Altında ahşap vardı.
Eski, gıcırdayan bir tahta.
Burnuna ağır bir koku geliyordu.
Islak toprak.
Yanık kumaş.
Ve kan.
Zühre yavaşça gözlerini açtı.
Karşısında eski bir oda vardı.
Duvarlar daha yeniydi.
Perdeler farklıydı.
Mobilyalar...
Hepsi tanıdıktı.
Ama daha önce hiç görmediği kadar eskiydiler.
Duvarın köşesinde küçük bir saat asılıydı.
Akrep ve yelkovan durmuştu.
03.17.
Zühre ayağa kalkmaya çalıştı.
Bacakları titriyordu.
“Burası...”
Cümlesini tamamlayamadı.
Duvarın üzerinde asılı duran takvimi gördü.
17 Ekim 2010.
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Hayır...”
Bir adım attı.
Sonra diğerini.
Koridorun sonundan bir kadın sesi geliyordu.
“Zühre!”
Zühre dondu.
Ses...
Annesinin sesiydi.
Ama annesi gençti.
Çok genç.
Zühre koridora çıktı.
Karşısındaki odanın kapısı aralıktı.
İçeriden sarı bir ışık sızıyordu.
Ve annesi...
Kapının önünde diz çökmüş ağlıyordu.
Kucağında yeni doğmuş bir bebek vardı.
Zühre'nin nefesi kesildi.
“Anne?”
Kadın onu duymadı.
Çünkü Zühre orada değildi.
Daha doğrusu...
Henüz orada değildi.
Annesi bebeği göğsüne bastırdı.
“Senin yüzünden olmadı,” diye fısıldadı.
Sonra başını kaldırdı.
Gözleri korkuyla kapının diğer tarafına çevrildi.
“Kimse seni bulamayacak.”
Zühre'nin kaşları çatıldı.
“Kimse kimi bulamayacak?”
Tam o anda üst kattan bir gürültü geldi.
GÜM!
Annesi irkildi.
Bebek daha yüksek sesle ağlamaya başladı.
“Hayır...”
Annesi ayağa kalktı.
Bebeği beşiğe bıraktı.
Sonra odanın köşesindeki eski dolaba yöneldi.
Zühre onu izledi.
Annesi dolabın altındaki tahtayı kaldırdı.
Altından küçük bir kutu çıkardı.
Kutuyu açtı.
İçinden...
bir kar küresi çıktı.
Zühre'nin gözleri büyüdü.
“Aynı kar küresi...”
Annesi kar küresini ellerinin arasında tuttu.
Sonra ağlamaya başladı.
“Biriniz kalmalı.”
Zühre'nin içi buz kesti.
“Ne demek bu?”
Kadın başını kaldırdı.
Sanki Zühre'yi duyuyormuş gibi doğrudan ona baktı.
Zühre geri çekildi.
Ama annesinin gözleri onun üzerinden geçip boşluğa bakıyordu.
“Biriniz hatırlanacak.”
Sonra kapı sertçe çalındı.
TAK.
Annesi irkildi.
TAK.
Bu kez daha güçlü.
Kadın bebeği kucağına aldı.
“Hayır... Hayır, şimdi değil.”
Kapı kolu aşağı indi.
Zühre annesine doğru koştu.
“Anne!”
Kadın bir anda başını çevirdi.
Ve Zühre onu ilk kez gerçekten gördü.
Gözleri kıpkırmızıydı.
Yüzünde korkunç bir yara vardı.
Boynundaki kolye...
Zühre'nin boynundaki kolyenin aynısıydı.
Kadın dudaklarını oynattı.
“Sen burada olmamalısın.”
Zühre'nin kalbi duracak gibi oldu.
“Beni görebiliyor musun?”
Kadın cevap vermedi.
Sadece bebeği daha sıkı tuttu.
Sonra odanın köşesine baktı.
Zühre de baktı.
Ve...
orada başka bir çocuk vardı.
Yaklaşık yedi yaşında.
Saçları dağınık.
Üzerinde beyaz bir elbise.
Elinde kırmızı bir kalem.
Zühre'nin küçük hâli.
Küçük Zühre annesine bakıyordu.
“Anne...”
Kadın gözlerini kapattı.
“Git odana.”
“Abla ağlıyor.”
Zühre'nin nefesi kesildi.
Abla.
Küçük Zühre'nin arkasında başka bir çocuk daha duruyordu.
Aynı yaşlarda.
Aynı gözler.
Aynı saçlar.
Aynı yara izi.
Fotoğraftaki kız.
Zühre ona baktı.
Kız da Zühre'ye baktı.
Sonra parmağını dudaklarına götürdü.
Sus.
Zühre başını iki yana salladı.
“Sen kimsin?”
Kız cevap vermedi.
Sadece duvardaki saate baktı.
03.17.
Sonra Zühre'nin kulağına yaklaşmadan fısıldadı:
“Birazdan öleceksin.”
Zühre'nin gözleri büyüdü.
“Ben mi?”
Kız başını salladı.
“Sen.”
“Nasıl?”
Kızın gözleri doldu.
“Annem seni öldürmeyecek.”
Zühre bir an rahatladı.
Ama kız devam etti.
“Ev öldürecek.”
Tam o anda bütün ev sarsıldı.
Lambalar söndü.
Bebek çığlık attı.
Annesi bağırdı.
“Çocukları alın!”
Zühre ne olduğunu anlamadan duvarlardan çatırdama sesleri yükseldi.
Taşların arasından siyah bir şey yayılıyordu.
Sanki evin damarları vardı.
Ve o damarlar hareket ediyordu.
Küçük Zühre çığlık attı.
“Abla!”
Zühre ona koştu.
Ama aralarında görünmez bir duvar oluştu.
“Zühre!”
Küçük kız ağlayarak ellerini uzattı.
“Beni bırakma!”
Zühre cama vurur gibi görünmez duvara vurdu.
“Gel buraya!”
“Abla!”
“Gel!”
Sonra...
bir ses duyuldu.
O tanıdık ses.
Aynadaki Zühre'nin sesi.
“Hanginiz Zühre?”
Zühre arkasını döndü.
Koridorun sonunda üç çocuk duruyordu.
Biri küçük Zühre.
Biri fotoğraftaki kız.
Üçüncüsü...
yüzü karalanmış çocuk.
Üçü de ona bakıyordu.
Sonra üçüncü çocuk elindeki kırmızı kalemi kaldırdı.
Duvara bir cümle yazdı.
ANNEM BENİ ÖLDÜRMEDİ.
Zühre'nin gözlerinden yaşlar aktı.
“Peki kim öldürdü?”
Çocuk ilk kez konuştu.
Sesi Zühre'nin sesiydi.
Ama çok daha soğuktu.
“Sen.”
Zühre geriye çekildi.
“Ben mi?”
Çocuk gülümsedi.
“Sen hayatta kalmayı seçtin.”
“Ne?”
“Bizi bırakıp gittin.”
“Ben yedi yaşındaydım!”
Çocuk başını eğdi.
“Biliyorum.”
Ev yeniden sarsıldı.
Tavandan tozlar döküldü.
Annesinin sesi yükseldi.
“ZÜHRE!”
Zühre annesine baktı.
Kadın bebeği kucağında tutuyor ve ağlıyordu.
“Birini seçmek zorundayım.”
Zühre'nin yüzü bembeyaz oldu.
“Hayır...”
Annesi üç çocuğa baktı.
Sonra kar küresini yere bıraktı.
Kar küresi kırılmadı.
Ama içindeki ev...
bir anda yanmaya başladı.
Zühre'nin nefesi kesildi.
“Anne, yapma!”
Kadın gözlerini kapattı.
“Affet beni.”
Bir anda bütün görüntü karardı.
Zühre kendisini yerde buldu.
Telefonu birkaç metre ötede yanıp sönüyordu.
Ekranda saat:
03.17.
Zühre nefes nefese kaldı.
“Rüyaydı...”
Ama bunu söylerken bile inanmadı.
Çünkü avucunun içinde bir şey vardı.
Yavaşça elini açtı.
Küçük, kırmızı bir kalem.
Zühre'nin yüzündeki kan çekildi.
“Hayır...”
Kalemi bıraktı.
Telefonunu aldı.
Ekranında yeni bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta dört kişi bulunuyordu.
Anne.
Bebek.
Küçük Zühre.
Ve diğer kız.
Zühre fotoğrafı büyüttü.
Sonra dondu.
Fotoğrafın en arkasında...
kapının önünde bir yetişkin kadın daha vardı.
Yüzü görünmüyordu.
Ama boynunda...
aynı kolye vardı.
Zühre'nin parmakları titredi.
Fotoğrafın altında yeni bir yazı belirdi.
Sanki biri o anda yazıyormuş gibi harfler tek tek ortaya çıktı:
“O gece ölen Zühre değildi.”
Zühre'nin kalbi duracak gibi oldu.
Son harf de belirdi.
“ÖLEN, ANNENDİ.”
Ve evin içinden...
bir bebek ağlaması yeniden yükseldi.
Bu kez ağlama odanın içinden geliyordu.
Zühre yavaşça başını kaldırdı.
Karşısındaki aynada...
kendi yansıması yoktu.
Küçük Zühre vardı.
Kollarında ise bir bebek tutuyordu.
Bebek ağlamayı bıraktı.
Küçük Zühre aynanın içinden Zühre'ye baktı.
Ve fısıldadı şimdi sıra sende