Bölümler 4Şu an: 10 dakika
- 1 İki ayın var752 kelime
- 2 Nefret de bir duygu540 kelime
- 3 Emanet528 kelime
- 4 10 dakika544 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 4:
Düğüne tam 4 hafta kalmıştı.
Evdeki durum rezaletti. Annem sabah akşam telefonla gelinlikçi, organizasyon, nikah şekeri kovalıyordu. Babamla aram buz kesmişti. Göz göze gelmiyorduk. Geldiğimizde odama kapanıyordum. Çıkınca da "Deniz şu davetiyeye bak" "Deniz şu listeyi onayla" diye üstüme geliyorlardı.
Benim tek yaptığım şey telefondaki o cevapsız aramaya bakmaktı. Baran aramıştı. Mesaj da atmamıştı. O "4 hafta" teklifinden sonra bir daha ses yoktu. Önce rahatladım. Sonra deli oldum. Madem günde 10 dakika istiyordun, niye aramıyorsun?
Cuma akşamı Melis ısrar etti. "Kızım kafayı yiyeceksin. Çıkıyoruz." dedi. Bebek'te sahil kenarı bir bara gittik. Müzik yüksekti, kalabalıktı. İki kadeh şaraptan sonra biraz insan gibi hissettim.
Tuvaletten dönerken biri omzuma çarptı. Döndüm, iki çocuk. 20 yaşlarında, sarhoş.
"Aaa prenses, dikkat etsene." dedi biri, sırıtarak.
"Çekil önümden." dedim.
"Ne bu sertlik ya. Gel bir dans edelim." Elini koluma attı.
O an midem kalktı. "Elini çek." dedim ama sesim müzikte kayboldu.
Tam bağıracaktım ki bir gölge belirdi. Baran.
Nereden çıktığını yine anlamadım. Bir saniye önce yoktu. Şimdi çocukla benim aramdaydı. Sırtı bana dönüktü. Siyah tişört, kot. Elinde telefon vardı.
Çocuğa bakmadı bile. Sadece telefonu cebine koydu.
"Kardeş." dedi. Sesi çok sakindi. "Yanlış masadasın."
Sarhoş olan güldü. "Sana mı soracağız oğlum? Çekil."
Baran başını hafif yana eğdi. "Son kez söylüyorum. Özür dile ve git."
Çocuk itekledi onu. "Defol—"
Cümlesi bitmedi. Baran hiçbir şey yapmadı. Sadece çocuğun bileğini tuttu. Çok sıkmadı. Ama çocuk "ah" diye inledi ve dizlerinin üstüne çöktü. Arkadaşı hemen "Tamam abi pardon, özür dileriz abla" deyip onu kaldırıp kaçtı.
Bütün bu olanlar 10 saniye sürmedi. Etraftakiler bile fark etmedi.
Baran bana döndü. Gözleri beni taradı. "İyi misin?"
Başımı salladım. Konuşamadım.
Ceketini çıkardı. Yine aynı odunsu koku. Omuzlarıma attı. "Üşümüşsün."
"Burada ne işin var?" dedim sonunda. Sesim titriyordu. Öfkeden mi korkudan mı bilmiyorum.
"10 dakika." dedi. Cebinden telefonunu çıkarıp gösterdi. "Saat 7:02. Söz vermiştim."
Yutkundum. "Aramadın."
"Aramadım." Kabul etti. "Çünkü gelmek isteyip istemediğini görmek istedim. Geldin. Teşekkürler."
Deniz'in içinde bir şeyler düğümlendi. "Beni test mi ediyorsun?"
"Hayır." Gözleri yumuşadı. "Sana alan verdim. Sen kullandın."
Garson geldi. "Baran Bey, sorun var mı?"
"Yok." dedi Baran. "Hesap lütfen."
"Ben öderim." dedim.
"Biliyorum ödersin." Gülümsedi. "Ama bugün ben ısmarlayayım. İlk 10 dakikamız."
Ödeme yaptı. Kapıya kadar yürüdük. Dışarı çıkınca serin hava yüzüme çarptı. Baran iki adım gerimde yürüyordu. Hep öyle. Yanımda değil, arkamda. Korur gibi.
"Şoför çağırdım." dedi. "Eve bırakır."
"İstemiyorum." dedim inatla.
"Peki." dedi. İtiraz etmedi. "O zaman ben bırakayım. 10 dakika oldu. Fazla tutmayacağım."
Arabası siyah, sade bir araçtı. Şoför yoktu. Kendisi kullanıyordu. İçeri bindim. Koku aynıydı. Temiz, odunsu.
Yol boyunca konuşmadık. Sadece radyo çalıyordu. Alçak sesle.
Evimin önüne geldiğimizde durdu. Motoru kapatmadı.
"Teşekkür ederim." dedim. Niye dediğimi ben de bilmiyorum.
"Ben teşekkür ederim." dedi Baran. "Geldiğin için."
Kapıyı açacaktım ki durdum. "Baran?"
"Efendim?"
"Yarın da 10 dakika mı?"
Bir an sustu. Sonra gamzesi çıktı. "İstersen. Aynı yer. Aynı saat."
Başımı salladım ve indim. Eve girene kadar arkamdan araba sesi duydum. Gitmemişti. Gittiğimden emin olana kadar beklemişti.
O gece uyuyamadım. Çünkü Baran bağırmıyordu, tehdit etmiyordu. Sadece sözünü tutuyordu. Ve bu, her tehditten daha korkutucuydu.
Sabah telefonuma mesaj geldi:
"Günaydın. 7'de sahildeyim. Gelirsen kahve senin favorinden. Gelmezsen de sorun değil. -B"
Aşağıda bir fotoğraf vardı. Emanet. Topuyla oynuyordu. Altına yazmış: "Seni sordu."
Düğüne 27 gün kaldı.
Ben yarın saat 7'de orada olacağımı biliyordum.
Ve en kötüsü, bunu bilmekten korkmuyordum.
---
Bölüm etkileşimi
