8. bölüm · Bu Kimin Hayatı?

8.bölüm

zara lane

"Acı, insanı bazen zalimleştirir; ama hiçbir acı, bir kalbi haksız yere kırma hakkını vermez."

Mert’in yanından çıktıktan kısa bir süre sonra Ezgi abla yanıma geldi. Çantasını omzuna takmış, gitmeye hazırlanıyor gibiydi.
— Canım, biz gidiyoruz.
— Eve mi geçiyorsunuz? diye sordum şaşkınlıkla.
— Yok canım, önceden ayarlanmış bir tatil planımız vardı, iptal edemedik. Oraya gidiyoruz. Bir şey olursa haber verirsin bize, dedi ve hiçbir şey olmamış gibi çekip gitti.
Duyduklarım karşısında donup kalmıştım. Şaka gibiydi. Mert’in ailesiyle sorunları olduğunu biliyordum ama bu kadarına ihtimal vermemiştim. Kendi evlatları ölüm döşeğindeyken tatile gitmek... Onlar gidince kendi ailemi eve gönderdim. Kaan ve Kenan da bir süreliğine ayrılmıştı. Koridorda boş bir yer bulup oturdum. Saatlerce düşündüm: "Neden?" diye. Ama hiçbir cevap bulamıyordum.İki saat sonra Mete ve Kaan yanıma geldi. Mete evde olmadığı için haberi yeni almış ve hemen gelmişti. Selamlaştık, tam birlikte oturacakken karşıdan gelen birini fark ettim. Ege?
Kalbim tekledi. Onun burada ne işi vardı?
— Ege?
— Merve?O da en az benim kadar şaşırmıştı. O sırada Kaan öfkeyle ayağa kalktı.
— Sen ne yüzle geliyorsun lan buraya?
— Kaan ne oluyor? Ege, senin burada ne işin var? dedim kafam karmakarışık bir halde.Kaan bana dönüp nefretle tısladı:
— Yeni kurbanın mı bu Merve? Yoksa sevgilin mi demeliydim?
— Kes sesini Kaan!
— Siktir git Ege! Ne hakla geliyorsun?Ege sakin kalmaya çalışıyordu:
— Belki özür dilemeye geldim Kaan, ne bu sinir?— Senin özrüne kimsenin ihtiyacı yok!Aralarındaki gerilim patlamak üzereydi. Araya girdim:
— Abi sakin olun, hastanedeyiz! Ege, gel benimle. Mete, sen Kaan’a bak, bir haber gelirse arayın.Ege’yi kolundan tutup bahçeye indirdim.
— Ege, buraya neden geldin?
— Asıl senin burada ne işin var Merve?
— Ege, Mert benim sevgilim...
— Ne? Siktir...Öfkeden gözüm dönmüştü.
— Sen ne yaptın Ege? Söylesene, ne yaptın?
— Boş ver...
— Konuşsana aptal! Her zaman yaptığın gibi susma, adam gibi konuş benimle!
— Merve bak, sakin ol lütfen. Şu an sırası değil.
— Klasik Ege işte... Defol git Ege. Bir daha sakın karşıma çıkma.
Ege çekip gitti. Ben de kendimi toparlamaya çalışarak hastane kafeteryasından üç kahve alıp yukarı çıktım.
— Kahve aldım bize.
— Sağ ol kanka.
— Rica ederim de... Kaan, Ege ne yaptı? Nereden tanışıyorsunuz siz?
Kaan sertçe sordu:
— Asıl sen Ege’yi nereden tanıyorsun?
— Eski sevgilim...
— Ciddi misin?
— Evet, artık anlatacak mısın?
— Mert biliyor muydu bunu?
— Hayır Kaan, söylememiştim.
— Ege’den uzak dur Merve. Bu kadar.Daha fazla dayanamadım.
— Abi, neden bana bir suçluymuşum gibi davranıyorsun? Ben ne yaptım Kaan?
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı.
— Of Merve, ağlama çocuk gibi!Mete araya girdi:
— Kaan, kanka sus artık. Konuştukça batıyorsun, gitme kızın üstüne.
— Sen ne karışıyorsun Mete? O benim en yakın arkadaşımdı, anlıyor musun? Üzgünüm ve sinirliyim!— Kaan seni anlıyorum ama bu bahane değil. Neden her şeyi benim üzerime yıkıyorsun?
Kaan gözlerimin içine bakarak o can yakıcı cümleyi kurdu:
— Ben Mert’e "O kız sorunlu, onunla çıkma" dedim ama beni dinlemedi!Mete şok içinde bağırdı:
— Oha Kaan, sus kanka!
— Siktir git Kaan!
— Öylesin işte, sorunlusun! Belki Mert ve Mete bilmiyor ama ben senin ne olduğunu biliyorum!"Senden nefret ediyorum!" diye bağırıp yanlarından koşarak uzaklaştım. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Mete arkamdan gelmişti.
— Merve, sen Kaan’ı takma. Mert için çok endişeli, o yüzden ne dediğini bilmiyor.
— Mete... Ben gerçekten kötü biri miyim?
— Hayır kanka, saçmalama. Sen onu duyma bile.
— Neyse Mete... Beni biraz yalnız bırakır mısın? Sağ ol yanımda olduğun için ama ihtiyacım var.
Mete gidince banka çöküp ağlamaya devam ettim. Kaan’ın dedikleri, Ege’nin gelişi, Mert’in ailesinin umursamazlığı... Her şey üst üste geliyordu.