10. bölüm · Bu Kimin Hayatı?
10.Bölüm
"Bazı vedalar bir ömür sürer; çünkü kalp, sevdiğinin son nefesini aldığı o anda asılı kalır."
Hastane eve yakın olduğu için on beş dakikada varmıştım. Kapıyı babam açtı, yüzündeki ifade hiç hayra alamet değildi.
— Merve, konuşmalıyız kızım.
— Konuşalım baba, ne oldu?
— Salona geçer misin lütfen?Salona doğru yürürken içimi garip bir huzursuzluk kapladı. Kapıdan içeri girdiğimde annemi ve iki yıl önce gittiğim psikoloğumu, Eslem Hanım’ı gördüm. Neler oluyordu?
— Mervecim merhaba, ben Eslem. Hatırladın mı beni?— Evet ama... Neden geldiniz?
— Kızım çok kabasın, otur şuraya, dedi babam sert bir sesle.Babamla karşılıklı koltuklara oturduk. Annem, gözlerini kaçırarak konuşmaya başladı:
— Mervecim, biz buradan taşınmayı düşünüyoruz.
— Ne? Şaka yapıyor olmalısınız, ciddi olamazsınız!Psikolog araya girdi:
— Mervecim, ailen çok ciddi. Senin geleceğin söz konusu.Sinirle ayağa fırladım:
— Gerçekten şaka gibisiniz!
— Merve, otur şuraya dedim! diye bağırdı babam.Durmadım, kapıya doğru yürümeye devam ettim.
— MERVE SANA OTUR DEDİM
!— Gerçekten inanamıyorum size ya! Ben burada iki gündür erkek arkadaşımın başında, bir umutla yaşayacak mı diye bekliyorum; sizin yaptığına bakın! Pardon ama siz salak mısınız? Ne yapıyorsunuz ya siz?— Düzgün konuş bizimle Merve!
Ağlamaya başlamıştım. Sevgilim ölüm döşeğindeyken ailem beni ondan uzağa kaçırmaya çalışıyordu. Üstelik daha olayın üzerinden iki gün bile geçmemişti.
— Hepsi senin geleceğin için kızım...
— Hayır! Hepsi sizin o "mükemmel aileyiz" maskeniz bozulmasın diye!Koşarak odama çıktım. Ne yapacağımı bilmiyordum, Mert’i bırakamazdım. Duşa girmeyi planlıyordum ama vazgeçtim; sadece üzerimi değiştirip evden kaçarcasına çıktım. Bir taksiye binip hastaneye vardığımda, 4. kata çıktığım an koridordaki hava beni çarptı. Herkes ağlıyordu. Sadece bir buçuk saatte ne değişmişti?
— Kaan ne oldu? Kaan, cevap versene!
— Merve...
— Mert’e mi bir şey oldu? Söylesene ne oldu!
— Mert’in kalbi durmuş...Dünya başıma yıkıldı. Ne ağlayabildim ne de konuşabildim. Hatırladığım son şey, Kaan’ın o titreyen sesiydi. Gözlerimi açtığımda bir sedyede, kolumda serumla yatıyordum. Başımda Azra vardı.
— Hayatım, bayıldın...
— Mert nasıl? Ne oldu ona?Azra cevap vermedi, başını öne eğdi.
— Azra cevap ver!
— Merve bak... Doktorlar çok umutlu değil. Son kez görmek istersek şu an odasında.Serumun bitmesini beklemedim, iğneyi kolumdan çekip attım. Gözüm kararıyordu ama umurumda değildi. Azra beni durdurmasın diye merdivenlere koştum. Doktor kapıdaydı.
— Lütfen... Girmeme izin verin, dedim yalvarırcasına.Doktor başıyla onayladı. İçeri girdiğimde Mert uyanıktı ama bakışları çok uzaktaydı. Yanına gidip ellerine sarıldım.
— Seni çok seviyorum Mert...
— Ben... Ben de seni... Çok seviyorum aşkım, diye fısıldadı zorlukla.Ona son kez sarıldım. On dakika sonra, o korkunç ses odayı kapladı. Kalp ritmini ölçen cihaz dümdüz bir çizgi çiziyordu: "0". Mert’in gözleri yavaşça kapandı.
— Yardım edin! Sevgilim ölüyor, yardım edin! diye bağırdım.İçeri doktorlar ve hemşireler doluştu. Bizi dışarı çıkardılar. On dakika sonra doktor kapıda belirdi, yüzü bembeyazdı.
— Üzülerek söylüyorum ki... Hastayı kaybettik.Bu cümle beynimde defalarca yankılandı:
"Hastayı kaybettik."
Tepki veremedim, sadece boşluğa baktım. Kaan deli gibi ağlıyor, Mete beni tutmaya çalışıyordu.
— Mete... Ben ne yapacağım onsuz?
— Merve kanka, sakin ol lütfen...
