2. bölüm · Boyut
Neden ?
Yapacak bir şey yoktu. Teslim olup bir şans, onların bize acıyıp bizi serbest bırakmalarını umacaktım. Ama onların tavırları hiç de böyle değildi.
“Teslim oluyoruz!” diye bağırdım. Ellerimi havaya kaldırmıştım. Aynı şekilde takım arkadaşlarım da ellerini kaldırmıştı. O an bir kahkaha duydum ama garip bir şeyler vardı. Bu kahkahayı tanıyordum, hem de çok yakından tanıyordum. Bu kişi, benim 8 yıllık patronum olan Cem’di. Ama neden? Bir kişi niye kendine çalışan birini öldürmek isterdi ki?
Tam o sırada bir silah patladı. Bu sesi duymamla takımın yardımcı kaptanı olan Ali’nin olduğu tarafa bakmam bir oldu. Ne göreyim? Ali, alnının ortasından vurulmuştu. Hemen ardından patlayan silah sesleriyle diğer arkadaşların ölmesi de uzun sürmedi. Geriye sadece ben kalmıştım.
Eğer bizi yok etmek istemesinin sebebini bilmek istemeseydim, silahlarını bana doğrultmuş onlarca adama aldırmadan, hayatım pahasına ona bir yumruk atardım. Ama neden? Onu zenginleştiren, şan ve şöhret kazandıran bu takımı neden yok etmek istemişti? Bu asla mantığıma yatmıyordu. Bizden daha iyisini mi bulmuştu? Hayır, bu olamazdı. Biz bu işi yapan en iyileriydik. O zaman neden? Neden bizi öldürmek istemişti? Bir türlü anlam veremiyordum. Bizi yok etmek için en ufak bir sebebi yoktu.
Ben bunları düşünürken sıra bana çoktan gelmişti. Silahını bana doğrulttu ve pis pis gülmeye başladı. Ona, “Sana son bir şey sormama izin ver,” dedim. O da pis bir kahkahayla, “Peki, sor,” dedi. Ona neden bizi yok etmek istediğini sordum. O ise küstahça bir gülüşle, asla unutamayacağım o sözü söyledi:
“Her şeyin bir son kullanma tarihi vardır.”
Bu da neydi böyle? Bu ne demekti? Son kullanma tarihi mi? Bu kesinlikle geçiştirme bir cevaptı. Asıl nedenini saklıyordu. Hâlâ anlam verememiştim. “Yemek miyiz lan biz?” diye bağırsam da nafileydi.
Eninde sonunda beklenen an gelmişti. Silahını başıma dayadı ve “Son sözünü alalım,” dedi. Bunun üzerine gözlerimi kapattım ve tüm gücümle o cümleyi haykırdım:
“Bunu ödeyeceksin!”
