BOREAS kitap kapağı

2. bölüm / 5

BOREAS

İstiridye

Vaveyla Yazarı: Sena Gül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: İstiridye

Aradan geçen 2 haftadan sonra yine okul yollarındaydım. Okul hayatım çok boş geçiyordu. Liseye başladığım ilk sene derslerime çalışıyordum. Yani pek başarılı olamasam da deniyordum. Ama sonradan fazla umursamaz olmaya başladım. Dokuzuncu sınıfın ikinci döneminde notlarım düşmeye başlamıştı. Sık sık hastalanıp yaptığım devamsızlıklar derslerden geri kalmamın asıl sebebi olsa da ben de zorlamayı bırakmıştım artık. Onuncu sınıfın ilk döneminde ise biraz daha kararlıydım. Ama konuları anlamak için öncelikle geçen senenin konularını bilmem gerektiğini fark ettiğimde daha da çuvalladım. Ve şimdi on beş günlük tatile çok az kalmışken iyice boşvermiş durumdayım. Okuldaki arkadaş çevrem çalışkan olduğundan aralarında beceriksiz kalmak üzüyor tabii ki ama artık o kadar da umurumda değil.

Sözel derslerle aram fena sayılmaz. Biyoloji ve fizik her ne kadar zorlasa da severim ama pek yapamam. Ve diğer sayısal derslerle aram hiç yok. Yaşadığım yere göre yüksek puanlı bir okuldayım ve genelde çoğu kişi burda sayısal seçer. Ben ise eşit ağırlık bölümünü seçmek istiyordum. Ağır derslerden de biraz kurtulabilirim düşüncesi ile oluşan bu fikir kafama yattığında ise emin olmuştum. Dilay ile birlikte eşit ağırlık seçeceğiz. Ayrı sınıflarda geçen iki senemizden sonra önümüzdeki lise zamanlarımızı birlikte geçirebilecek olmak harika birşey.

Servisin ani freniyle içerideki bütün öğrenciler ve şoför ileri doğru savrulmuştu. Yerin kaygan olması nedeniyle servis aracı biraz kaymış ve sonra durmuştu. Kafamı çevirip baktığımda yoldaki yavru köpeği gördüm. Servisçi abi özür dileyip herkese iyi olup olmadığını sordu. Herkesten olumlu yanıt gelirken ilerlemeye devam ettik. Ama benim aklım hala küçük yavru köpekteydi. Karlar içinde kaybolmasına neden olan beyaz kürkü onu ne kadar koruyabilirdi ki. Okula yetişme gibi bir konu söz konusu olmasa küçük köpeği alır ve eve götürürdüm. Babam yardım etmeyi severdi. Ben küçükken annemle birlikte sürekli derneklere bağış yapar, gönüllü olarak bir sürü etkinliklere katılırlardı. Özellikle de hayvanlara karşı zaafları vardı. Bu yüzden hayatım boyunca evimizin içinde birçok evcil hayvanla birlikte yaşadım. Ama hiç bir köpeğimiz olmamıştı ve yıllardır en çok istediğim minik bir köpeğe sahip olmaktı. Onunla birlikte büyümek, arkadaş olmak isterdim. Ama bu artık pek mümkün değil. Birkaç sene önceki yaşanan olaylardan sonra babam artık hayvanlara karşı pek sevecen değil. Tabii ki seviyor ve hala yardımlarda bulunuyor ama... ama artık bir evcil hayvana sahip olmak isteyeceğini sanmıyorum.

Küçük köpeği aklımdan silmeye çalışarak çoktan girmiş olduğum okul bahçesinde ilerliyordum. Ta ki kendimi yerde bulana kadar.

- Ayy İncii ,iyi misin? Ay çok özür dilerim amacım yere düşürmek değildi.

Arkamdan koşup hayvan gibi atlayan Dilay dengemi bozmuş ve ikimizin de yere yapışmasını sağlamıştı. Ben yerde yüzüstü yatarken Dilay ise üstümden kalkmaya çalışıyordu. Ani bir hareketle Dilayı altıma alıp üzerine çıktığımda hem o hem de bizi gören herkes şaşkınlıkla izlerken Dilayın alnına bir öpücük kondurup geri çekildim. Dilay ne yaptığımı anladığında dudağıyla cilveli bir öpücük gönderdi. Kulağına yaklaşıp konuştum.

- Gözüne kestirdiğin ava dikkat et bebeğim. Yoksa avlanacağım derken daha çok av olup da kendini avcının altında bulursun.

Hafifçe göz kırptığımda ikimiz de gülüşerek yerden kalkmıştık. Dilayla şakasına birbirimize sıkça böyle davranırdık. Hem aramızda bi sevgi belirtisiydi hem de eğlenceliydi.

Kol kola girip okula ilerlemeye başladık. Ben kantinden iki tane su alırken Dilay beni bekledi. Yanına yeri ilerlerken bir yere daldığını fark ettim. Yanına vardığımda ise daldığı yerden gözlerini çekip bana baktı. Bir süre öylece bakıştıktan sonra komiğimize gitmesiyle yine gülmeye başladığımızda bu sefer sınıflara gidene kadar sürmüştü gülüşmemiz. İkinci kattaki sınıflarimizin olduğu koridora çıktığımızda her zamanki ayrılığımızı yapmak için el ele tutuştuk. İkimiz de kendi sınıfına doğru ilerlediğimizde ellerimizin keneti bozuldu ve yavaşça ellerimizi sürterek ayırdık. Son anda parmak ucuna hafifçe uzun tırnağımı batırdığımda geri dönüp üzerime atlayacak oldu ama nöbetçi öğretmenin uyarısı ile sınıfına girdi. Son kez arkamı dönüp öpücük gönderdim ve sınıfa girdim.

Orta sıranın en önündeki masama ilerlediğimde sıra arkadaşım Zeliha çoktan test kitabını açmış test çözüyordu. Gözlerine tiksintiyle baktığımda o da bana aynı bakışı attı. Hayır hayır birbirimizi seviyoruz. Sadece sabah bile bu kadar çalışmasına karşı ufak bir şaşkınlık belirtisi benimkisi.

İlk dersin kimya olması sınıfın yarısından fazlası için uyku veya dedikodu vakti olması demekti. Ben tercihimi uykudan yana kullanırdım genelde. Kimya öğretmeni çoktan geldiğinde ben kafamı kollarım arasına gömmüş ve sınıfın sesinden soyutlanmış hayal dünyama dalmıştım. Aklıma düşen ilk şey o olmuştu. Evet evet o. Siyah saçlı zıpırdak çocuk.

Uzun zamandır etkisinde hissediyordum. Genelde okulda uyuklarken aklıma geliyordu. Ya da alakasız bir zamanda. Ama mutlaka bir şekilde zihnime girmeyi başarıyordu.

Komşum olduğunu öğrendiğimden beri merak içindeydim. Çünkü yaklaşık dört senedir bu evde oturuyordum ve onu ilk defa görmüştüm. Yeni taşınmış olamazdı çünkü yakın zamanda hatta iki üç yıldır kimse taşınmamıştı apartmana. Eskiden beri olmasına rağmen neden şimdi karşıma çıkmıştı ve niye onu bu kadar merak ediyordum.

Kafamın içinde dönen düşünceleri bozan şey deprem olmuştu. Tabii ki de Dilayın depremi. İlk derslerde genelde uyuduğum için tenefüste gelip sürekli kafamı sarsarak uyandırırdı. Her ne kadar nefret etsem de bir yandan hoşuma gidiyordu. Aslına uyumamış ama uyanık da olmayan düşünceli bedenim sarsıntıyla uyandığında kafamı kaldırıp Dilaya baktım. İçimden yüzüne şöyle okkalı bi' tokat atmak geçse de o an o gücü kendimde bulamadım. Tam kafamı geri koyuyordum ki elini alttan yüzüme siper edip koymamı engelledi. Ve parmağını kullanıp burnumdan tutarak kafamı tamamen kaldırdı.

- Tamam kalktım Allahın cezası, kalktım tamam.

+ Heh şöyle adam olacaksın. Nerde o sabahki seksi kız.

- Tam orda, üstüne bir canavarın atladığı yerde öldü o, boşuna arama. Ayrıca seksi falan değilim.

+ Kandırma beni İnci, hala içinde yaşıyor, biliyorum.

Konuşmasına güldüğümde kolumdan kaldırıp dışarı çıkardı. Kapıdan çıkınca yüzüme çarpan sert ve soğuk hava bütün bedenimi titretti. Kapüşonumu kafama geçirip bütün iliklerimi sonuna kadar kapattım. Dilay bir elini montumun cebinden içeriye doğru atıp benim elimi tuttu.

- Üşüyordur şimdi senin elin. Kansız, b12'si eksik kız.

Düşünceli hareketiyle gülümseyip elini daha da sıkı tuttum. Benden aşağıda kalan kafasına kafamı yasladığımda yürümeye devam ettik.

***

Yine okuldan çıkmış, servisten inmiş, çam ağacının altında bekliyordum. Beklerken çam ağacı dikkatimi çekti. Uzun zamandır gördüğüm bu ağacı hiç incelememiştim. Dört katlı bir binadan daha yüksekti ve upuzun dallara sahipti. Kış gelmesine rağmen dökülmeyen sivri iğne yaprakları çok sıktı. Sık olmasından dolayı üzerine bir sürü kar birikmişti. Arada bir ağacın dallarına yuva yapmış olan kuşlar gelip yuvalarına uğruyor sonra geri uçuyorlardı.

Koca ağacı inceleme işlemim binanın altındaki kuruyemişcinin köşesini dönen kişiyle sona ermişti. Odak noktam oluverdiğinde uzaktan uzaktan izliyordum. Öylece dikilmek yerine adımlamaya karar verip attığım birkaç adımdan sonra sertçe esen poyraz rüzgarı yine bedenimi titretmiş ve bütün kıvırcıklarımı savurmuştu. Esmeye devam ederken aynı benim gibi karşımdaki bedenin de siyah saçları rüzgarla birlikte geriye doğru savrulduğunda yüzünü açığa çıkarmıştı. Hafif esmer olmasına rağmen siyah saçları arasında bembeyaz kalan teni resmen parlıyordu. Dümdüz olmasa bile hoş gözüken burnu çekmişti dikkatimi. Büyük alnını ortaya çıkarmamaya yemin etmiş siyah tutamlar yüzünü de saklarken gözüken tek şey burnuydu aslında ama şuan tüm yüzünü görebilmek... içimi kıpır kıpır etmişti. Her zamanki gibi hızlı adımlarla ve zıpırdayarak yürüyüp gözden kaybolmadan hemen önce kafama düşen sert şeyle irkildim.

Bana her ne kadar asırlar gibi gelse de herşey tamı tamına beş saniye içinde olmuştu. Benim adım atmamla birlikte esen rüzgar onun yüzünü açığa çıkardığı gibi koca ağacın diken yapraklarında birikip sertleşen kar kütlesini kafama bırakmıştı.

Siyah saçlı çocuk çıkan sesle bi an geri dönüp bakmış olsa bile İnci çoktan kafasının sızlayışı ile yere çöktüğü için ne o siyah saçlısının ona baktığını görebilmişti ne de siyah saçlısı sesin kaynağını öğrenebilmişti. İnci kafasındaki sızıyla ayağa kalktığında siyah saçlı çocuk çoktan gitmişti. Sızlana sızlana eve giderken bir de karların altında saklanmış boruya takılıp kar yığınının içine yüzüstü uçtuğunda bir süre hareket etmeyip hayatı sorgulamıştı.

- Allahım neden benim başıma geliyor hep bu talihsizlikler, diye söylenmişti kendi kendine. Belki de o talihsizliklerin hayatına anlam katacağını bilmeye bilmeye.

Kar yığını içinden kalkıp evine gitti ve sıcak banyoya girip güzelce yıkandı. Bir süre sonra uykusu geldiğini hissettiğinde banyodan çıkıp sıcacık yatağına girdi ve çocukluğundan beri onu yalnız bırakmayan ayıcığının göğsüne kıvrılıp uykuya daldı.

***

Dün kafama yediğim kar kütlesi nedeniyle başım ağrıyordu. Kafamın ağrısı geçene kadar ağacın altında beklememe kararı almıştım. O yüzden şuan eve girmiş kafama buz tutuyordum ve bir yandan da ayaklarımı kalorifere dayamış müzik dinliyordum. Telefonuma gelen mesaj dikkatimi dağıttığında mesajı açtım. Dilay yazıyordu.

- İnciii
- Kafan nasıl oldu?
- Buz koy dedim koydun mu?

+ Koydum Dilay koydum. Şuan kafamda buz var hatta.

- Heh iyi tamam.
- Allah aşkına kafana düşürmeyi nasıl başardın ya.

+ Of nerden bileyim Dilay.
+ Gel kafama düş demedim.
+ Geçiyordum ağacın altından bi anda kafam acıdı baktım koca kar kütlesi kafamda parçalanmış.

- Ah sakar kız ah, ne yapacağız seninle.

+ Dilay, Esra bugün okula gelmiş miydi.

- Hayır gelmedi hâlâ. Bolu'da işleri uzamış, haftaya anca gelirim dedi.

+ Ben herkesi çok özledim. En acilinden buluşmamız lazım.

- Haklısın ama biraz zor işte. Esra dönsün, bakarız.

Esra ile lisede tanışmıştık. Beş kişilik arkadaş grubumuzdan biriydi. Lisede tipi ve karakteri bozuk çok insan varken beş doğru dürüst insan birbirimizi bulmak çok güzeldi. Ayrıca Esra çok güzel kızdı. Çekik ama bir yandan badem gözleri yüzüne çok tatlı bir şekilde oturuyordu ve sert mizacını bir nebze yumuşatıyordu. Esrayı düşünürken aklımda başka bir silüet belirdi. Siyah saçlı zıpırdak çocuk. Esra ile ne kadar da benziyordular öyle. Bi an bu benzerlikle şaşırdım. Yani tip olarak fazla olmasa da somurtma konusuna benzeyebilirlerdi en azından.

+ Ay Esra demişken aklıma ne geldi. Bizim bi komşumuz var şuan fark ettim Esraya çok benziyor.

- Esraya mı? Bizim Esra?

+ Hee bizim Esra.
+ Ay ama Dilay böyle saçını başını görsen çok tatlı çocuk.

- Erkek mi?

+ Evet. Bizim yan blok var ya orda oturuyor.

- Ee tanışsana sana arkadaş çıktı işte. Kaç yaşında belki bizim okuldadır.

+ Hiç bilmiyorum Dilay. Yani küçük gözükmüyor fazla ama emin değilim. Bizim okulda da değildir herhalde hiç görmedim . Ayrıca okulda bu kadar güzel saçlı biri olsa fark ederdim.

- İnci ve saç takıntısı diyelim. Uzundur kesin saçı senin sevdiğine göre.

+ Ay evet böyle çok değil işte ama uzun böyle önleri yüzünü falan kapatıyor. Siyah dalgalı. Böyle elini daldırıp sevesi geliyor insanın.

- Diyosuunnn😼

+ Diyorum da
+ O emoji ne öyle Dilay

- Bilmeeeem😺😸

+ Ne ima ediyorsun öylee😾

- Miyaav😻

+ Kedi misin sen, minik kedicik geh pisi pisi.

- Mrr

+ Ay sen kedi olsaydın sabah akşam beni pençeleme komplosu kurardın.
+ Hırr hırçın kedi

- Hayırrr bütün gün kendimi sana sevdirip öptürürdüm😼😼.

+ Ovv haşin kedi🙀😺
+ Git kendine eş bul seni haşin kedi.

- Üzgünüm bu kedi bekarlık sultanlıktır diyor.

+ Öyle olsun bakalım.

- Bu haşin kedinin yapması gereken ödevler var sonra görüşürüz kaptan kedi😼🫡

+ Kolay gelsin haşin kedi😼🫡
+ baii😽

- baii😽

***

En son Dilay ile olan sohbetimizden sonra içimde ona karşı daha da bi merak uyanmıştı. Her seferinde hakkında bir şeyler öğrenmek isterken buluyordum kendimi. Geçen günler merakımı arttırıyor ve sebepsizce ona bağlıyordu beni sanki.

Benim için normal bir şey olmuştu mesela koca çam ağacının altında beklemek. Tam olarak hatırlamasam da bir ya da bir buçuk aya yakın süre geçmişti onu ilk görüşüm üzerinden. İlk başlarda sadece denk geliyor olsak da artık denk gelmemizi ben sağlıyordum. Servisim bazen ondan birkaç dakika önce gelirdi. Bu soğuk havada sıcacık evime gitmek yerine esen rüzgarlar arasında onu beklemek oluyordu tercihim. Onu bekleyişimin heyecanını anlatamazdım. Ruhumun neşesiydi sanki. Evin köşesini her döndüğünde ağzımdan fırlayıp gidecekmişcesine çarpıyordu kalbim. Günüm ne kadar kötü geçse de, hayatım ne kadar sıkıntılı olsa da o an onu gördüğümde tüm dertlerim silinip gidiyordu. Bedenim huzura kavuşuyordu.

Bazen beklerdim, ama gelmezdi. O an büyük bir hayal kırıklığıyla eve giderdim ve tekrar görene kadar modum düşük olurdu. Hayatıma aniden girip beni bu kadar etkilemesine anlam veremiyordum. Aklım fikrim o olmuştu ve bunu günlük yaşamıma da fazlasıyla yansıtmaya başlamıştım. Derslerimde fazla olmasa da düşüş olmuştu ama o kadar da önemli değildi benim için.

Sürekli düşündüğüm gibi sürekli anlatır da olmuştum. Dilay ile uzun zamandır tek muhabbet konumuz falandı. Kendim bile fark etmeden bir şekilde konuyu ona çekiyordum. Onu düşünürken, ondan bahsederken mutluydum. Zihnimi karanlığa bulayan şeyler arasında parlayan bir ışık gibi tek odak noktam oluveriyordu.

Düşüncelerimi dağıtmak için telefonumu alıp Dilay a mesaj attım.

- Heyy haşin kedi.😺
- Naber

Mesaj atıp telefonu yatağıma bıraktım ve beklemeye başladım. Birkaç dakika sonra bildirim geldiğinde telefonu açtım ve Dilayın atmış olduğu mesaja baktım

+ İyidir kaptan kedi.😸
+ Senden naber?

- İyiyim ben de

+ Napıyorsun?
+ Dur tahmin edeyim, kanguru çocuğu düşünüyorsun.

- Doğru tahmin.
- Kafam dağılsın diye yazmak istemiştim ama burda da sen hatırlatıyorsun.

+ Bugün görebildin mi yine?

- Hayır bugün göremedim. Haftada birkaç gün denk geliyoruz gibi bir şey ve 4 gündür hiç görmedim.

+ Senin hormonlar kesin tavan yapmıştır o zaman. Mutsuzluktan krizlere girmek üzeresindir.

- İşte bu yüzden en iyi arkadaşım bana moral vermeli.

+ Tabii ki efendim. Buyurun, ücretsiz kişisel psikoloğunuza hoşgeldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim?

- Dilay, kafam çok dağınık bu sıralar.

+ Bana bilmediğim bir şey söyle.

- Ya ama gerçekten. Yani hem sosyal açıdan hem akademik açıdan. Derslerim iyice düştü zaten. Normalde takmam ama cidden notlarım çok düşmeye başladı ve nasıl toparlayacağıma dair en ufak fikrim yok.

+ Hmm peki başka.

- Başkaa... yani genel olarak mutsuzum işte birkaç gündür. Yaşam hevesim yok gibi. Böyle birşeylerin olmasını bekliyorum ama ne beklediğimi ben de bilmiyorum ve beni çıkmaza sürüklüyor.

+ Aslında ben biliyorum sanırım.

- Ne?
- Nasıl?
- Neyi biliyorsun?

+ Seni bu hallere sokanın ne, daha doğrusu kim olduğunu.

- Kimmiş?

+ Kanguru çocuk.

- Ne?

+ Ah benim saf İncim. İstiridyesinden çıkıp da hayata dahil olamayan İncim.

- Evet buyurun benim.

+ Pardon da, SALAK MISIN KIZIM?

- Ne konuda

+ İnci bilerek mi yapıyorsun yoksa cidden istiridye beyinli misin?

- Ya ne yapıyorum?

+ Görmezden gelme.

- Dilay ben gerçekten istiridye beyinliyim. Anlat lütfen. Aydınlat beni.

+ Off İnci of.
+ Kızım diyorum ki bu hallerine neden olan kişi kanguru çocuk. Farkında değilsin belki -ya da görmezden geliyorsun - ama çocuk resmen hayatın olmuş. Ağacın altında beklemeler, yolunu gözlemeler, gelip bütün gün anlatmalar. Zaten dalgın bir kızdın şimdi derinlere battın ve sana ulaşamıyoruz. Her gün çocuğu görmeye o kadar alışmışsın ki bir gün göremeyince o gün huzursuz oluyorsun. Ve şimdi uzun zamandır onu göremediğin için içten içe kendini yiyorsun. Depresyonda olduğunu sanıyorsun ama sadece onu görmeye ihtiyacın var.

- Diyorsun.

+ Diyorum.
+ Ha bi' de.
+ Sen aşık olmuşsun.

__

Bittiii. İnci ve Dilay odaklı bir bölümdü. İncimiz saf istiridye beyinli olduğu için aşık olduğunun farkında değil👍🏻. Ama cingöz Dilay hemen anladı ve istiridye kabukları arasından incinin beynine sokmaya çalışıyor. Acaba İnci ne hissediyor🤔. Aşık olduğunu kabul edecek mi?? Peki kanguru çocuğu neden uzun süredir görmedi?? Galiba ortalık karıştı ne dersiniz. Uuu kaos en sevdiğim😼😼. Haşin kedilere selam olsun baii😼💋.

(Not: ilk 5 bölüm falan biraz kısa olacak ama sonraki bölümleri elimden geldiğince uzuuunn yazmaya çalışıyorum. Fikir ve görüşlerinizi belirtebilirsiniz. Baii💜)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

97okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18