BOREAS kitap kapağı

1. bölüm / 5

A1

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: A1

Deniz, dalgalar,esinti, sıcak güneş,tatil...

-İnci! Uyan uyan bak okulun sitesine yeni ders programları yüklenmiş.

Bu sene kışın erken gelmesiyle yine kavuşamadığım tatilin hayalleriyle kendimden geçmişken Dilay'ın çığrınışı hayallerimi yine bozmuştu.

- Dilay şaka mısın? Hayal kuruyordum içine ettin.

- Ayy özür dilerim ya. Mükemmel hayallerinizi bozdum. Ne yapsam da affettirsem kendimi.

Sözlerinin ardından arsızca gülmeye başlamış, kızgın bakışlarıma karşı gözlerini benden kaçırmıştı.

- Neyse tamam kurtuldun fırça yemekten. Göster madem ders programını.

Telefon ekranındaki programa odaklanmıştım. Böyle program olmaz olsun ya! Sabah sabah resim dersi, son saate kimya dersi... Bana verseler bin kat daha iyi hazırlayacağım ama işte...

- Bu sefer 2. dönem aynı sınıfa düşmezsek okulun ortasına çöküp ağlayacağım İnci.

- Ben de Dilay ben de. Lisenin ikinci senesi de ayrı gayrı geçiyor, bari bu gelecek dönem birlikte olalım. Aman neyse. Bakayım kek pişmiş mi.

Yaz tatilinin ortalarına doğru hava soğumuş ve bu sene kışın erken geleceği anlaşılmıştı. Zaten net olmayan tatil planlarım bozulmuş ve bütün tatili babamın köydünde geçirmiştim. Okullar açılmıştı ve çoktan ilk ara tatiline girmiştik.Tatil boyu yüzünü görmeyi bırak sesini bile duymadığım canım arkadaşım Dilay ile son günlerde buluşma kararı almış ve benim evimde buluşmuştuk. Film izleme amacıyla yattığım yatakta tatil aşkıyla yanıp tutuştuğum hayallere dalmıştım.

***
Filmle birlikte keklerimizin son lokmaları ve çilekli sütlerimizin son yudumları da bitmişti. Ağlamaktan saçım başım dağılmış, gözlerim şişmişti. Her ne kadar bilim kurgu izlemek istesem de Dilay zorla romantik-dram konulu bir film açmıştı.

- Al işte şimdi ben bir hafta bunun depresyonuna gireceğim. İzletme bana söyle şeyler diyorum ama umursayan kim?

- Aman be İnci. Alt tarafı iki timsah gözyaşı döktün. Abartmayalım lütfen biricik arkadaşım. Ay neyse ben gideyim artık saat bayağı geç olmuş. Terlik yiyerek eve girmek istemiyorum.

- Git git. Anca git. Nermin teyzeye de söyle ellerinden öpüyorum ve en yakın zamanda çaya bekliyorum.

- Of İnci! Ellilik teyze misin sen de annemi çaya çağırıyorsun?

- Yav sen ne anlarsın! Hadi yürü kış kış, evimden banlandın. Kovuyorum seni.

Pis pis bakışlar atarak üstünü giyinmeye gitti. Giyinmiş olduğum pijamalarımın üzerine bir hırka çekerek onu beklemeye başladım. Beni gördüğünde hava soğuk olduğu için mont giymem konusunda ısrar etti. Zorla montu giydikten sonra ise kapıya kadar inip vedalaştım. Dilay'ı uğurladıktan sonra kar manzarasının ve her ne kadar soğuk olsa da havanın güzelliğini fark edip biraz öylece dikildim. Uzun zamandır böyle kar yağmamıştı. Kış'ın bembeyaz örtüsüne hasret kalmıştık. Kışın çok yağan kar berekettir, iyiye işarettir derler. Belki de bir dahaki yaz tatilini köyde geçirmeyeceğimin habercisidir!

Manzarayı izlemeye dalmışken esen sert ve soğuk poyraz rüzgarı, parmak ucumdan saç diplerime kadar bedenimin titremesine neden oldu. Biraz daha durmaya niyetim vardı ama önü açık ve hiçbir şekilde ayağımı sıcak tutmayan terliğin ucundaki ayak parmaklarım uyuşmaya başlayınca içeri girme vakti geldiğini anladım. Arkamı dönmek için asker dönüşünü kullanmak istemiştim ama ayağımın altındaki kaygan buz buz tutmuş zemin yere düşmemi sağlamıştı. Kendi kendime güldüm ve mırıldandım. Çok sakarsın İnci.

Uyuşan parmaklarımı kalorifere
dayamış yanıma aldığım kitabı okumaya başlamıştım. Yarın okul olduğunu bildiğimden içimi saran stresi bastırmak için en iyi aktivite kitap okumaktı benim için. Okulun açılmasını hiç istemiyordum. Kışın tadını çıkaramadan yeniden okula dönüyorduk. Son zamanlarda derslerim kötüydü ve bu yüzden stresli hissediyordum. Durumumu anlayışla karşılamayan herkes bana kızıp dalga geçiyordu. Keşke insanlar bu kadar acımasız olmasa...

***

Kulağıma ilişen çıngırtı sesi gözlerimi aralamama neden oldu. Etrafa bakındığımda kitap okurken uyuyakaldığımı ve çoktan akşam olduğunu fark ettim. Kitap bir yana kafam bir yana savrulmuştu.Gelen sesin kaynağını aradığımda kapıdan geldiğini fark ettim. Saat çoktan dokuz olmuştu ve babam işten yeni geliyordu.

- Hoşgeldin baba.

Yüzündeki bitkin ifadeye gülümsemesini ekledi:

- Hoşbuldum kızım.

Normalde saat yedide evde olurdu ama şimdi geç gelmişti.

- Mesaiye mi kaldın? Aç mısın?

- Evet mesaiye kaldım. Fazla aç değilim. Çoktan hazır şeyler varsa yerim.

- Yok, uyuyakalmışım ben de. Dilay gelmişti de bugün yemek de yapamadım. Hemen birşeyler hazırlarım şimdi birlikte yiyelim.

Mutfağa geçip elime gelen malzemelerle birşeyler hazırladım. Dünden kalan mercimek çorbasının da altını açıp ısınmaya bıraktım. Çorba ısınınca babam yardıma gelip çorbayı kaselere doldurdu. Geç kalmış akşam yemeğini yedikten sonra uyumak için odama kaçtım. Bu yeni dönemin güzel geçmesi için dualar ederek uykuya daldım.

***

Tahminimden iyi geçen bir okul gününün ardından servisle eve dönüyordum. Sabah olan stresimi azaktmamda Dilayın büyük payı olmuştu. Beni sakinleştirme konusunda gerçekten iyi iş çıkarıyordu.

Son virajı döndüğümüzde servisten inmek için ayaklandım. Servis durup kapı açıldığında dışarı adımlayarak indim. Kar nedeniyle hava çok soğuktu. Ellerimi montumun ceplerine soktum ve kapüşonumu kafama örttüm. Bir süre büyük çam ağacının altında dikildikten sonra binaya doğru adımlayacaktım ki karşımdan geçen biri dikkatimi çekti. Dalgalı siyah saçları hızlı yürüyüşüyle aşağı yukarı zıplıyordu. Saçlarıyla aynı renkte siyah uzun montu dizlerine kadar yetişmişti ve elinde mavi renkli bir resim çantası vardı. Önümden geçip giderken onu seyrettim. Bir anda bizim binanın köşesini dönüp girişe doğru ilerlediğinde şaşırdım. Bizim binada mı oturuyor? Adımlarımı hızlıca atmaya başlayıp arkasından yürüdüm. Sırtımdaki çanta hızlı koşmamı engelliyordu ve dengemi bozuyordu. Ayağım kayıp yeri boyladığında canımın acısıyla kendime kızdım. Toparlanıp kalktığımda çoktan gitmişti. Belki de bu ara yolu sadece kestirme için kullanan birisiydi. Bizim binada oturduğu falan yoktu.

***

İlk günün stresini anca atmışken yapacak birşey olmaması sinirimi bozmaya başlamıştı. Evi en az on kez turlamıştım ama yine de yapacak bir şey bulamıyordum. Can sıkıntısından yatağa uzanmış öylece etrafa bakarken telefonun bildirim sesi dikkatimi dağıttı. Elime alıp ekranı kaydırdım. Dilay mesaj atmıştı. Sohbete tıkladım ve mesajları okumaya başladım.

- inci
- inciiii
- daha iyi misin?
- bugün cidden kötü gözüküyordun.
- ama tabii ki ben hemen yardımına yetiştim😎
- çok iyi biriyim ya

Allah'ın egoisti -
İyiyim sayende teşekkür ederim -
Hocalar ilk günden ödev verecek - diye ödüm kopmadı değil ama şükür ki öyle Bi yürek yiyen olmamış

- Aynen
- Hava da çok soğuktu bugün değil mi? Götüm dondu yeminle.

Gel bir de bana sor. Lahana gibi - kat kat olmama rağmen hâlâ üşüyorum.

- Senin klasik üşüme sorunsalı İnci. Yazın bile üşüyorsun.
- Bana bak sen! O montunu sonuna kadar ilikledin değil mi?

Vallahi ilikledim abla yemin ederim -
İliklemezsem başıma gelecekleri bildiğimden ilikledim -

-Yaa, ne gelirmiş başına söyle bakalım?

Hasta olurum ve okula gelemem - Okula gelmezsem derslerimden geri kalırım ama en önemlisi sen ağzıma sıçarsın. Yani senin korkundan aslında.

- Aferin prenses! Kaptın sen bu işi.

Eh işte. En âlâsından dayak - yiyince anlıyorsun mecbur.
Neyse Dilay ben gideyim. Yemek - yapacağım daha babam da gelir iki saate.

- Ooo , İnci şefin spesyalinde neler var bugün?

Valla sanırım domates çorbası ve - biber dolması var. Ortaya da haydari yapabilirim güzel gider. Öyle yani çok da bişey yok.

- Anladım. Kolay gelsin sana o zaman. Görüşürüz. Baii

Görüşürüz, baii -

***

Yine servisten adımımı dışarı atmıştım. Bugün biraz daha soğuktu. İlerleyip çam ağacının yanında durdum. Neyi beklediğimi bile bilmeden öylece bekledim. Ruhumda bir eksik vardı sanki. Birinin yolunu gözlüyordum, ama kim? Çalan telefonumla birden irkildim. Dalmıştım çünkü. Babam arıyordu ve marketten birşeyler almamı istemişti. Evimizin hemen altında bir market vardı. Cidden o kadar rahat bir durum ki bu. Evde malzeme mi eksik? İki dakikada inip alıyorsun. Şanslı olduğum nadir durumlardan biriydi.

Marketin kapısını itekleyip açtım. Reyonları dolaşıp süt, makarna ve bulgur alıp kasaya ilerledim. Elimdekileri kasaya koymuş sırayı bekliyordum. Önümdekilerin ne aldığına bakmayı çok severdim. Bir nevi eğlenceli bir oyundu benim için. Aldıkları şeyleri, tercihlerini ve zevklerini puanlardım ve kendi kendime eğlenirdim. Önümde iki kişi vardı ve ikisi de cips alıyordu. En öndeki kız garip baharatlı bir cips almıştı ve bunu daha önce tattığımdan biliyordum aşırı pahalıydı ve tadı cidden kötüydü. Hemen önümdeki çocuğun aldıklarına baktığımda ise onu canı gönülden tebrik ettim. Favori cipsimi tercih ederek benden tam puan kazanmıştı.

Kendi kendime konuşurken önümdeki kişiye sıra gelmişti. O sırada yan kasanın boş olduğunu fark ettiğim için oraya geçmiştim ve alışverişimi orda tamamlamıştım. Kapıya yöneldiğimde favori cipsimi alan çocuk benden birkaç saniye önce çıkmıştı. Hala aralık ve kapanmak üzere olan kapıya dokunmadan hızlıca kenardan sıyrıldım .Ve evet level atlandı! Yeni ünvanım "aralıktan sıyrılan". Kendi kendimi eğlendiriyorum işte. Binanın uzun duvarı boyunca yürüyüp köşeyi döndüğümde fark ettim ki markette önümde durak çocuk da benimle aynı rotada gidiyordu. Aramızda birkaç adım kalana kadar yaklaştığımda fark ettim ki bu dün gördüğüm çocuktu. Hadi canım! Cidden bizim binada mı oturuyormuş. Ve cidden kapıya kadar gitti. Lan ben ne biçim bir insanım, kendi komşumdan haberim yok.

O önümden ilerlerken ben de adımlarımı yavaşlatmış, arada mesafe bırakarak arkadan onu izliyordum. O an fark ettim ki elinde sadece marketten aldığı cipslerin olduğu poşet yoktu. İki bidon su almıştı ve taşımakta zorlanıyor gibi görünüyordu. Vücudunu incelediğimde bacaklarının çok ince olduğunu fark ettim. Çelimsiz olmalıydı. Yardım edip etmemek arasında gidip gelirken o kapıya varmış ve durmuştu. Bidonları yere resmen atarak bırakmış ve cebinde tahminimce anahtar aramaya başlamıştı. Biraz aradıktan sonra elleri boş geri çektiğinde anahtarı olmadığını anladım. Bir an elimi cebime atıp anahtarımı çıkaracak olduğumda duraksadım. Kafamı kaldırıp baktığımda kapının üstündeki "A-1" yazısı ile buluştu gözlerim. Aynı apartmanda oturuyorduk ama onun evi yan bloktaydı. Onu daha önce görmeme sebebime bunu sayarak izlemeye devam ettim. Zile bastı ve biraz beklemenin ardından içeri girip kapıyı kapattı. Kapalı kapının ardında öylece bekledim bir süre. Sonrasında ise bir on beş metre kadar ilerleyip kendi bloğumun kapısına geldim. İçeri girip ben de ardımdan kapıyı kapattım.

Saat çoktan gece on bir olmuşken yatağımda telefonumu kurcalıyordum. Dilayın mesaj bildirimi öttüğünde üzerine tıkladım.

- İnci kuşumm.
- Napiyosun?

İyi Dilay sen napıyorsun?-

- İyiyim ben de.
- Şey dicektim bugün sınıftakiler konuşurken duydum.
- Haftaya değerlendirme denemesi yapacaklarmış sen duydun mu?

Hayır duymadım.-
Ne denemesi şimdi ya off.- Tatilden yeni dönmüşüz şurda alt- tarafı iki gün oldu daha.

- Yani bence de gereksiz ama yapcak bişey yok.
- Bu sefer ilçe genelindeki tüm okullar girecekmiş denemeye. Derece yapmamız zor olur. Umarım yine deneme sonucuna göre sözlü puanı vermeye kalkmazlar.

Öff, sınav konuşmayalım.- Konuştukça stres oluyorum ve moralim bozuluyor.

- İnci whatsapp grubu kurulmuş gördün mü?

Ne için kurmuşlar. Beni daha- almamışlar herhalde göremedim.

- Öğrenci grubu değil zaten, veli grubu kurmuşlar annem söyledi. Bu haftasonu veli toplantısı varmış. Baban gelebilecek mi?

Bilmiyorum konuşmam lazım.-
Konuşmadan birşey diyemem.

- Tamam konuştuktan sonra bana haber verirsin. Gidiyorum ben şimdi son dakikaya bıraktığım ödevi yapmaya.

Tamam Diloş. Hadi görüşürüz-

Dilayla olan sohbetten ayrılıp bir süre telefonda takıldım. Biraz müzik dinledim ve sonra alarmımı açıp telefonu kapattım ve yatağımın yanındaki masanın üzerine bıraktım. Gözlerimi kapattığımda bedenimi nedensizce bi heyecan kaplamıştı. Sanki yarın olacak bir şeyi beklercesine olan heyecanla uykuya daldım.

***

Okul bitmişti. Eşyalarımı toplamış Dilayın sınıfının karşısındaki küçük balkonda Dilayı bekliyordum. Dilay sınıftan çıktığında koluna girp merdivene yönlendirdim. Çıkış kapısına geldiğimizde ben servise binmek üzere Dilaydan ayrılmıştım. Serviste yerimi aldığımda kulaklığımı takmış servisin hareket etmesinini beklemeye başlamıştım.

Servis bir kez daha büyük çam ağacının altında durduğunda aralanan kapıdan dışarı adımladım.

Okul açılalı iki hafta oluyordu ve çoktan aralık ayına girmiştik. Sonbahar aylarında gelen karla birlikte sonbahar mevsimini atlayıp direkt kışa geçmiştik resmen. Ve kış aylarına yaklaştıkça mevsim kendini daha da belli etmeye başlıyordu.

Servisten inmemin ardından bu iki haftadır edindiğim bir alışkanlık olan "çam ağacının altında bekleme" eylemini gerçekleştirmek için ağacın uzun dalları altına ilerledim. Sağ tarafımda kalan kalın gövdeyle aramda bir metre vardı. Ellerimi montumun yünlü cebi içinde yumruk yapıp yeni yağmaya başlamış karı seyretmeye başladım.

Sakin sakin düşen bembeyaz taneler arasında gözlerime takılan siyah silüetle dikkatim kar yağışından uzaklaşmıştı. Esen sert poyraz ayak ucuma kadar titretmişti bedenimi. Rüzgarla birlikte kar taneleri kirpiklerimin üstünde birikirken hala siyah saçlı çocuğu izliyordum. Uzun siyah saçları üzerine biriken kar rahatça ayırt edilebilirdi. Benim gibi ellerini uzun montunun cebine sokmuş belki de yumruk yapmıştı. Üzerindeki belki de siyahtan başka tek farklı renk olan lacivert sırt çantası zıpırdayarak yürüdüğü için hoplayan saçları gibi hopluyordu. İki hafta önce gördüğümle aynı olmasına rağmen sanki şuan tamamen farklıydı.

Zihnimde bıraktığı uzun etkiye zıt bir şekilde olan hızıyla birkaç saniye içinde gözden kayboldu. Bir süre yine iki haftadır yaptığım gibi arkasından bakadurdum. Dalıp gittiğimi fark ettiğimde az önceye nazaran sıcacık olmuş ellerimi cebimden çıkarıp eve doğru ilerledim.

A1 kapısının önünden geçerken kapının ani kapanma sesi daldığım büyüyü bozup hızla atan kalbimi fark etmemi sağlamıştı

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

98okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…