10. bölüm · Blackhart

Bekleyenler Harekete Geçiyor

İlbey Yıldırım

Üç kişi kalabalığın arasından ilerliyordu.

Adımları ne hızlıydı ne de yavaştı.

Ama nedense salondaki diğer yolcular farkında olmadan yollarından çekiliyordu.

Sanki içgüdüleri onlara yaklaşmamaları gerektiğini söylüyordu.

Gray bunu fark etti.

Ve bundan hoşlanmadı.

Özellikle de Seraphina'nın yüzündeki ifadeyi gördükten sonra.

Kadın sakin görünüyordu.

Fazlasıyla sakin.

Gray onu yeterince uzun süredir tanıyordu.

Bu ifade ortaya çıktığında bir şeylerin ters gittiğini biliyordu.

— Dostların mı?

diye sordu.

Seraphina gözlerini kapıdan ayırmadı.

— Hayır.

— Düşmanların mı?

— O kadar da basit değil.

Gray iç çekti.

— Siz kadim varlıklar neden hiçbir soruya normal cevap veremiyorsunuz?

Bu kez Seraphina gerçekten güldü.

— Çünkü normal cevaplar çoğu zaman sıkıcıdır.

— Bu cevap da sıkıcıydı.

Kadın omuz silkti.

Tam o sırada üçlü masalarına ulaştı.

Öndeki kişi genç bir adamdı.

Yirmili yaşlarının başında görünüyordu.

Koyu lacivert takım elbise giymişti.

Kestane rengi saçları geriye taranmıştı.

Yüzünde nazik bir gülümseme vardı.

Ama gözleri...

Gözleri tamamen duygusuzdu.

Gray bunu ilk bakışta fark etti.

Adam hafifçe eğildi.

— Leydi Ashford.

Seraphina şarabından küçük bir yudum aldı.

— Lucien.

— Uzun zaman oldu.

Adamın gülümsemesi genişledi.

— Yalnızca kırk üç yıl.

Gray kadehini masaya bıraktı.

— Kırk üç yıl mı?

Lucien'in bakışları ilk kez ona döndü.

— Ah.

— Demek bu genç Blackhart.

Gray'in gözleri daraldı.

— Beni tanıyor musun?

— Elbette.

Adamın cevabı fazla hızlı gelmişti.

— Son birkaç gün içerisinde oldukça ilginç şeylere bulaştın.

Masadaki hava bir anda ağırlaştı.

Gray'in yüzündeki rahat ifade kayboldu.

— Kimsin sen?

Lucien cevap vermedi.

Onun yerine yanında duran kadına baktı.

Kadının saçları siyahtı.

Ten rengi neredeyse solgundu.

Sessizce Gray'i inceliyordu.

Sonunda konuşan kişi üçüncü figür oldu.

Uzun boylu, geniş omuzlu bir adam.

İlk kez ağzını açıyordu.

— Onda var.

Sesi derindi.

Lucien başını salladı.

— Evet.

— Ben de hissediyorum.

Gray'in sabrı tükenmeye başlamıştı.

— Biriniz bana ne hakkında konuştuğunuzu açıklayabilir mi?

Lucien ona baktı.

Ve ilk kez gülümsedi.

Bu kez nazik değildi.

Rahatsız ediciydi.

— Blackhart.

— Son günlerde hiç rüya gördün mü?

Bu soru Gray'in içini buz gibi yaptı.

Çünkü aynı soruyu yıllar önce Erevya da sormuştu.

Dört yıl önce.

O siyah zeminde.

Yıldızların arasında.

Gray hiçbir şey söylemedi.

Ama sessizliği yeterli olmuştu.

Lucien'in gözlerinde kısa bir parıltı oluştu.

— Demek doğru.

Seraphina kadehini masaya bıraktı.

Tık.

Küçük ses masadaki herkesi susturdu.

Kadın sonunda konuştu.

— Buraya neden geldiniz?

Lucien'in bakışları yeniden ona döndü.

— Sadece görmek istedik.

— Neyi?

— Kehanetin gerçekten harekete geçip geçmediğini.

Gray'in kaşları çatıldı.

Kehanet.

Yine bu kelime.

Son günlerde herkes aynı şeyden bahsediyordu.

Saat.

Erevya.

Kehanet.

Taşıyıcı.

Altı Kanat.

Artık bundan sıkılmaya başlamıştı.

Lucien masanın üzerine küçük bir kart bıraktı.

Siyah renkliydi.

Üzerinde gümüş mürekkeple işlenmiş bir sembol vardı.

Yedi uçlu bir yıldız.

Ve merkezinde tek bir göz.

Seraphina kartı gördüğü anda yüzü karardı.

Bu değişim Gray'in dikkatinden kaçmadı.

Lucien arkasını döndü.

— Napoli'ye vardığında anlayacaksın.

— Neyi anlayacağım?

Lucien durdu.

Başını hafifçe çevirdi.

— Neden onun seni seçtiğini.

Gray'in gözbebekleri küçüldü.

— Erevya mı?

Adam bu kez tamamen döndü.

Ve ilk kez gözlerinde gerçek bir duygu belirdi.

Şaşkınlık.

— Demek adını biliyorsun.

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra Lucien hafifçe güldü.

— Bu işleri oldukça hızlandıracak.

Üçlü daha fazla açıklama yapmadan uzaklaştı.

Kalabalığın arasına karıştılar.

Ve birkaç saniye içinde gözden kayboldular.

Masada yalnızca Gray ve Seraphina kaldı.

İkisi de sessizdi.

Sonunda Gray siyah kartı eline aldı.

— Bu da ne?

Seraphina birkaç saniye cevap vermedi.

Sonra alışılmadık derecede ciddi bir sesle konuştu.

— Eğer tahmin ettiğim şeyse...

Gray ona baktı.

Kadının kırmızı gözleri kartın üzerindeki sembole kilitlenmişti.

— Napoli'ye vardığımız anda başımız belaya girecek demektir.

Ve ilk kez o gece...

Seraphina Ashford'un gerçekten endişeli göründüğünü fark etti.

Gray kartı parmaklarının arasında çevirdi.

Siyah yüzey ışığı emiyormuş gibi görünüyordu.

Üzerindeki yedi uçlu yıldız ve merkezdeki göz sembolü ilk bakışta sıradan bir tarikat işareti gibi durabilirdi.

Ama Seraphina'nın yüzündeki ifade bunun çok daha büyük bir şey olduğunu söylüyordu.

Salondaki müzik devam ediyordu.

İnsanlar hâlâ eğleniyordu.

Fakat ikisinin oturduğu masanın etrafında görünmez bir sessizlik oluşmuş gibiydi.

Gray sonunda konuştu.

— Bu sembolü tanıyorsun.

Bu bir soru değildi.

Seraphina birkaç saniye sustu.

Sonra başını salladı.

— Tanıyorum.

Gray kartı masaya bıraktı.

— O zaman anlat.

Seraphina gözlerini karttan ayırmadı.

— Bu bir tarikat değil.

— Bir aile de değil.

— Bir organizasyon hiç değil.

— O hâlde nedir?

Kadın derin bir nefes aldı.

— Bir topluluk.

— Çok eski bir topluluk.

Gray bekledi.

— İçlerinde iblisler var.

— Soylular var.

— Tüccarlar var.

— Akademisyenler var.

— Katiller var.

— Rahipler bile var.

Gray'in kaşı hafifçe kalktı.

— Rahipler mi?

— Evet.

— Çünkü onların bağlı olduğu şey bir ülke ya da bir ırk değil.

Seraphina'nın sesi ağırlaştı.

— Bir isim.

Masadaki sessizlik yeniden çöktü.

Gray cevabı zaten tahmin etmişti.

— Erevya.

Seraphina başını salladı.

— Erevya.

---

Geminin gövdesine çarpan dalgaların sesi uzaktan duyuluyordu.

Gray birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.

Sonunda kartı tekrar eline aldı.

— Bunlar onun takipçileri mi?

— Bir kısmı.

— Bir kısmı mı?

Seraphina hafifçe gülümsedi.

Ama bu gülümsemede eğlence yoktu.

— Erevya'nın takipçileri tek bir grup değil.

— Asla olmadılar.

Kadın sandalyesine yaslandı.

— Bazıları ona tanrı gibi tapar.

— Bazıları onu kurtarıcı olarak görür.

— Bazıları yalnızca gücünü ister.

— Bazıları ise gerçekten ona sadıktır.

Gray düşünceli bir şekilde kartı inceledi.

— Peki bunlar hangisi?

Seraphina'nın bakışları karardı.

— En tehlikeli olanları.

Bu cevap Gray'in hoşuna gitmedi.

— Neden?

— Çünkü onlar Erevya'nın ne olduğunu biliyorlar.

— Ve buna rağmen ona hizmet etmeyi seçiyorlar.

---

Bir süre ikisi de sessiz kaldı.

Sonunda Gray konuştu.

— Lucien beni görünce şaşırmadı.

— Sanki beni bekliyormuş gibiydi.

— Çünkü muhtemelen bekliyordu.

— Benim varlığımı nasıl biliyor olabilirler?

Seraphina gözlerini kapattı.

— Çünkü son günlerde çok şey değişti.

— Saat uyandı.

— Erevya'nın adı yeniden ortaya çıktı.

— Ve bir Blackhart onunla bağlantı kurdu.

Kadın gözlerini açtı.

— Eğer bu insanlar gerçekten harekete geçtiyse...

— O zaman yalnızca biz bilmiyoruz.

Gray'in içini kötü bir his kapladı.

— Başka kim biliyor?

— Muhtemelen herkes.

— Ne demek istiyorsun?

— İblis Lordları.

— Eski tarikatlar.

— Kadim aileler.

— Unutulmuş düzenler.

— Ve muhtemelen bazı tanrılar.

Gray birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra derin bir iç çekti.

— Harika.

— Gerçekten harika.

Seraphina'nın dudaklarında hafif bir gülümseme oluştu.

— Bu kadar mı?

— Evet.

— Dünyanın yarısının peşimde olabileceğini öğrendim.

— Beklediğimden daha iyi bir sonuç.

Bu kez Seraphina güldü.

---

Tam o sırada Gray'in bakışları kartın arkasına kaydı.

Bir şey fark etmişti.

Kartın arka yüzünde çok ince bir yazı vardı.

İlk bakışta görünmeyecek kadar küçüktü.

Gray kartı ışığa doğru kaldırdı.

Ve yazıyı okudu.

Yalnızca birkaç kelimeydi.

Ama bu birkaç kelime Seraphina'nın yüzündeki ifadeyi anında değiştirdi.

Çünkü Gray yüksek sesle okumuştu.

— "Napoli'de kapı açılacak."

Sessizlik.

Ardından ikinci satır.

— "İlk Kız geri döndüğünde..."

Gray durdu.

Kaşları çatıldı.

Son satıra baktı.

Ve yavaşça okudu.

— "...taht yeniden sahibini tanıyacak."

Bu kez Seraphina ayağa kalktı.

Ani hareketi sandalyenin hafifçe geriye kaymasına neden oldu.

Gray başını kaldırdı.

— Ne oldu?

Seraphina'nın kırmızı gözleri ilk kez açıkça alarma geçmişti.

— Bu kötü.

— Az önce de kötü demiştin.

— Hayır.

Kadın başını salladı.

— Bu sefer gerçekten kötü.

— Neden?

Seraphina birkaç saniye sustu.

Sonra alçak bir sesle konuştu.

— Çünkü bu bir kehanet değil.

— Bu bir duyuru.

Gray'in yüzündeki rahat ifade tamamen kayboldu.

Kadın pencerenin dışındaki karanlık denize baktı.

— Eğer bu kartlar dağıtılmaya başlandıysa...

— Napoli'ye yalnız gitmiyoruz demektir.

— Kimler geliyor?

Seraphina'nın cevabı gecikmedi.

— Erevya'nın dönüşünü bekleyen herkes.

Ve nedense...

Gray'in içgüdüleri ona bunun yalnızca başlangıç olduğunu söylüyordu.