Bizim Savaşımız kitap kapağı

6. bölüm / 12

Bizim Savaşımız

Bölüm 5: Araştırma

Vaveyla Yazarı: Kitapyazar23 ~*

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: Bölüm 5: Araştırma

Gözlerimi açtığımda yatağımda uzanıyordum. Güzel birkaç saniye neler olduğunu unutmuştum fakat bu sadece saniyeler sürdü. Tehdit, Elina, Arvin'e olan suçlamalar, gizemli biri... Hatırladığım gibi başıma ağrılar girdi. Aşağıdan sesler gelince Arvin sandım ama sonra Arvin'in gittiğini, Elina'nın geldiğini hatırladım. Burada olunca rahatsız hissedebileceğimi düşünüp kuzenini çağırmıştı.

Aşağı inince Elina'yı koltukta elinde bir cips paketiyle buldum. Beni görünce hemen gülmeye başladı.
"Günaydın prenses. Kafan kuş yuvasına dönmüş, git tara," deyince ben de güldüm.
"Burada kalıp beni koruduğun için teşekkür ederim," deyince gülümsemesi soldu.
"Sorun değil, şimdi sportif bir şeyler giyin. Seni eğitmem lazım," deyince şaşkınlığımı gizleyemedim.
"Ne eğitimi?"
"Dövüş. Sana kendini korumayı öğretmem lazım."

Nedenini sormaya gerek yoktu çünkü biliyordum. Elina o kişi yakalanana kadar burada kalmayacaktı ve bu yüzden kendimi korumayı öğrenmem lazımdı.
"Önce bir kahvaltı yapsaydık, dövüş kaçmıyor ya."
"Olmaz. Aç karınla antrenman yapmak daha faydalı," deyince derin bir iç çektim.

Üzerime bir tayt ve kolsuz giydikten sonra oturma odasına geri döndüm. Elina, taranmış saçlarımı görünce başını onaylarcasına salladı. "Evet artık bir kuş yuvasına benzemiyor."

Ayağa kalktıktan sonra bana bir şey uzattı. Telefonum.
Bunu nasıl aldığını sorarcasına bakınca omuzlarını silkti.
"Evet, önce dövüş pozisyonunda durman lazım. Yoksa seni tek bir yumrukla yere serebilir."

Gelip tam yanımda dövüş pozisyonunu aldı.
"Sağ ayağın arkada olacak ve dizlerini hafif kır."

Dediklerini yapmıştım fakat biraz değişik hissettiriyordu. Elina kendini tutamayıp büyük bir kahkaha attı.
"Birine evlenme teklifi falan mı ediyorsun? Biraz daha çök tam olsun," dedi gülerek. Dedikleri beni utandırırken biraz daha dik durdum.
"Evet böylesi daha iyi," dedikten sonra karşıma geçip gözlerimin içine baktı. Aniden beni sertçe itti ama ben dengede durmuştum. Düşmemiştim. Şok içinde ona bakarken o da memnuniyetle gülümsedi. Sonra yine sert bir ifadeyle, "Aferin, işte böyle dengede kalırsın," dedi.

"Evet dövüşmeye hazır gibisin. Şimdi ben sana saldıracağım, sen de kendini korumaya çalış," deyince içime bir ürperti girdi ve korkulu bakışlarımı yere sabitledim. Elina anında çenemi sert bir şekilde yukarı kaldırdı.
"Her tarafa bak. İster tavana bak ama asla yere bakma Lara. Bu seni özgüvensiz ve güçsüz gösterir. En iyisi karşındakinin omuzlarına bak. Yana doğru dönerse yumruğun geldiğini anlayıp harekete geçebilirsin," dediğinde gözlerimi onun omzuna sabitledim. Kendimi güçlü hissetmiyorsam bile güçlü ve korkusuz görünmek zorundaydım.

"Önce sadece yumruklardan başlayacağız. İyi giderse tekmeler, dirsek ve dizlere geçeceğiz. Neyi nasıl yaptığıma iyi bak ki sen de öğren." Başımı olumlu bir şekilde salladığımda o da dövüş pozisyonunu aldı.

"Hazır mısın?" diye sorunca cevabım her ne kadar hayırsa yine de "Evet," dedim.

Elina'nın hemen pestilimi çıkaracağını düşünmüştüm. Ama aksine yavaş vuruyordu. Hatta attığı yumruklardan kaçınabilmem için hızlı hareket etmiyordu. Bazı yumruklarından başımı arkaya veya aşağı doğru götürerek kaçınmayı başarmıştım ama bazıları da suratıma vurmuştu.

Elina ise gitgide daha hızlı hareket ediyordu ve yumrukları gittikçe daha çok canımı acıtıyordu. Gitgide daha az kaçınıyordum attığı yumruklardan. Aslında bunun büyük bir nedeni aç olan karnımdan da olabilirdi.

Bana bir ömür gibi gelen iki saat sonra Elina, "Tamam, şimdilik bu kadar yeter. Biraz yemek yiyip sonra devam edebiliriz," diyerek günümün müjdesini verdi.

Elina sanki çok bir şey yapmış gibi kendini koltuğa atıp kahvaltıyı bana hazırlatmıştı. Hazır olunca da bana memnun bir şekilde gülüp "Ellerine sağlık," dedi. Yüzüme sert bir ifade yerleştirip büyük bir zevkle yemeğini yiyen Elina'ya baktım. Bana baktığımı fark etmeyince öksürmeye başladım. İşe yaramıştı, kafasını yavaşça kaldırıp bana baktı. Ağzındakileri bitirmeden,
"Ne var?" dedi.
Cevap vermeyince tek kaşını kaldırdı.
"Tamam söz veriyorum, bir dahaki sefere ben de yardım edeceğim."
Hâlâ ağzındakileri bitirmeden konuştuğu için ağzındakileri görmüştüm ve bu iğrenmeme neden olmuştu.
"Bir dahakine ağzında yemek varken konuşmasan da sevinirim," dediğimde güldü.

Yarım saat sonra annemden bir mesaj gelince Elina ile koltukta oturuyorduk.

Kızım nasılsın?
Pek iyi sayılmam anne, gizemli biri tarafından tehdit edildim.
İyiyim anne, siz nasılsınız? Amcam iyileşti mi?
Biz de iyiyiz kızım. Amcan daha iyi ama biz biraz daha buradayız. Sen neler yaptın biz yokken?
Karakola gittim ve bu sabah dövüş dersi aldım.
Evde oturdum, televizyon falan baktım. Daha çok yatağımdaydım ben.
Tamam, bir şey olursa ara hemen olur mu?
Ne olduğunu bir bilseydin var ya anne...
Merak etme, ararım hemen.
Ben de baban da seni çok seviyoruz güzel kızım.
Ben de sizi seviyorum.

"Kimle yazışıyorsun sen?"
Kafamı telefonumdan kaldırdığımda Elina olduğu yerden bana doğru atladı. Bir an bana atlayacak sandığım için korkarak geri çekildim. İyi ki de yapmışım çünkü yoksa şu an ezilmiştim. Elina iki saniye önce oturduğum yere atlamıştı.

"Kafayı mı yedin sen?" diye bağırdım. Bana düşünceli bir ifadeyle baktı.
"Hayatı fazla ciddiye alıyorsun Lara. Kafaya çok şey takma."
"Mesela ben," dedi sonra gururla.
"Ben tehlikeli şeyler yapınca bile her zaman şöyle düşünürüm: En fazla ne olabilir ki? Sen de böyle düşün."
Bu kız biraz daha böyle devam etseydi gerçekten evimden kovardım.
"Ne en fazla? Ne olabilirdi? Kafayı mı yedin sen? En fazla altında ezilirdim."
"İşte tam olarak bundan bahsediyorum. Hayatı fazla ciddiye alıyorsun sen."
Hâlâ devam ettiği için yanımdaki yastığı alıp kafasına fırlattım.
"Bana yastık atacağına kalk da iki saattir çalan kapıya bak," dediğinde kapının gerçekten de çaldığını fark ettim.

Kalkıp kapıyı açınca karşımda her zamanki gibi endişeli bakan Nehir, meraklı bakan Defne, aklına yeni bir şaka gelmiş gibi bakan Mirza, yorgun bakan Bartu ve sıkılmış gibi bakan Arvin'i gördüm.

Defne daha içeri girmeden, "Onlara dün geceki hâlini anlattım. Artık kaçışın yok, neler olduğunu anlatacaksın," diyerek konuya girdi.
"Aman be, sen de ne meraklı çıktın. İçeri girin, anlatırım sorun değil," derken sakin görünmek için elimden geleni yaptım.

İçeri girdiklerinde Arvin dışında herkes şaşırmıştı.
Arvin'i gören Elina ise bakışlarını umursamadan Arvin'e sırıttı. "Ooo kuzi gelmiş," diye ona koşup karın boşluğuna sert bir yumruk geçirip kahkaha atarak kaçtı.
"Elina seni son kez uyarıyorum, bir dahakine ne olacağını bilmek bile istemesin," Arvin'in tehdit dolu sözleri Elina'nın sadece daha çok gülmesine neden olmuştu.

Koltuklara geçtiğimizde Arvin'e bir şey bulup gelmelerine engel olamadın mı, ne yapayım ben şimdi? bakışları atıyordum. O ise Bu benim değil senin sorunun dercesine omuzlarını silkti.

"Evet, seni dinliyoruz Lara. Dün apaçık seni üzüp korkutan bir şey olmuş, saklamana gerek yok. Söyle de sen de rahatla, biz de rahatlayalım,"
Defne'nin söylediklerinin üzerine nasıl bir yalan atacağımı düşünüyordum ki Arvin cevabı verdi bile.
"Lara tehdit ediliyor."

"Annesi terlikle mi tehdit ediyor? Öyleyse telaşlanacak bir şey yok, benimki de yapıyor," Mirza'nın bunları ciddi ciddi söylediğini fark edince kendimi tutamayıp gülmeye başladım. Tek gülen ben değildim, öbürleri de gülüyordu. Elina ve Arvin ise Mirza'ya ters ters bakıyorlardı.

"Bu çocuğu daha doğru düzgün tanımadığım için şükürler olsun. Bir gün gerçekten elimden bir kaza çıkabilirdi yoksa,"
Mirza ise Elina'nın sözlerinden sonra alınmış gibi yere baktı.

"Hayır Mirza, ciddi ciddi yabancı biri tehdit ediyor," diyerek telefonumu alıp mesajları göstermek istedim.
Fakat konuşmalara baktığımda o gizemli kişinin yazdığı tüm mesajlar silinmişti. Ama yeni bir mesajda şöyle yazıyordu:

Gerçekten polise gidecek kadar salaksın Lara. Onların beni bulacağını mı düşünüyorsun gerçekten? Sana acıyamıyorum bile.

"Ama... neden... Niye..." Kekeliyerek söylediklerim onlarda bir merak uyandırmıştı. Hepsi yanıma gelip telefonuma baktı.

"Polis bütün mesajları gördü bile, neden sildi ki?"
Arvin benim düşündüklerimi dışa vurunca onaylarcasına başımı salladım.

"Polis mi? Polise mi gittiniz? Neden polise gittiniz? Lara seni kim, neden tehdit etsin ki? Neden bizden önce Elina ve Arvin biliyor? Yanlış anlama ama Elina neden burada?"
Nehir geldiğinden beri içinde tuttuğu bütün soruları sorunca Elina şaşkın şaşkın ona bakıyordu. Biz tabi alışmıştık Nehir'in bu huyuna ama o daha bilmiyordu.

"Lara biraz çabuk anlatır mısın? Daha evde derslerim sürüyor," Bartu'nun dediklerinden sonra Elina'nın bakışları Bartu'ya kaydı.
"Lan oğlum, bir akıllı yok mu bu grupta? Çocukluk arkadaşın tehdit edildiğini söylüyor sen ders diyorsun! Öbürü de tehdidi anne terliği sanıyor! Bu kız da sorgu hakimi resmen! Bi sus iki saniye ya!"
Sonra da Defne'yi işaret etti. "En normali sensin, bununla gurur duy."

"Bu kız da dövüşçü diye kendini bir şey sandı," Mirza'nın sessizce mırıldandığı sözleri duyan Elina hemen ona döndü.
"Duyamadım, daha sesli söyle," dedi meydan okuyan bir tonla.
"Dedim ki çok güçlü­sün. Lara'dan sonra bana da biraz dövüş öğret­sen ne güzel olur."
Elina kahkaha attıktan sonra yüzünü buruşturdu.
"Kusura bakma Emirhan ama ben zamanımı senin gibiler için boş harcamam."
"Emirhan senin babandır tamam mı! Sen daha ismimi bilmiyorsun. Hem ne varmış benim gibilerde?"
Mirza'nın sinirle söyledikleri bizim tekrar gülmemize neden olmuştu. Elina hemen bana dönüp,
"Bunun adı Emirhan değil miydi lan?" diye sordu.
"Mirza, adı Mirza. Emirhan nereden çıktı?"
"Nereden bileyim ben," diye fısıldadıktan sonra daha sesli bir şekilde,
"Hem ne fark eder. Ha Mirza ha Emirhan, ikisi de erkek ismi sonuçta," dedi özgüvenini geri kazanırken. Söyledikleri Mirza'yı güldürmüştü.
"Öyle mi düşünüyorsun gerçekten?"
"Kesinlikle Emirhan."
"Bence de haklısın. O zaman ben de sana Nagehan diyeyim. Nurcan da olur aslında. İkisi de kız ismi sonuçta değil mi? Sen hangisini tercih edersin?"
Bu sefer sinirlenme sırası Elina'daydı. Ama yinede belli etmedi ve güldü.
"Mantık buysa hiçbirinde sorun yok Emirhan."
Mirza tam bir şey diyecekti ama Defne onu böldü ve son söz Elina'nın oldu.

"Artık sussanız mı? Burada olmamızın bir nedeni var."
"Tamam evet, pardon, lütfen devam edelim," diyerek konuya girdi Elina.

"Konuya girmeyin yoksa ben yine bölmüş olacağım. Benim acil bir işim çıktı o yüzden gitmem lazım. Bir şey bulursanız beni arayın, görüşürüz."
Hepimiz şaşkın şaşkın Arvin'e bakarken o bizi umursamadan neredeyse koşarak kapıya doğru gitti.

"Ee en azından gitmeden haber verdi. Öyle apar topar gitmedi, değil mi?" diye kuzenini savundu Elina.

"Tamam, biz devam edelim. O seni tehdit eden gerizekâlı sence kim olabilir? Hayatında 'düşman' dediğin biri var mı?"
Bartu'nun sorduğu soruyu hiç düşünmeden "Hayır," diye cevapladım.

"Peki senin failin ne gönderip sildi?"
"Fail ne demek?"
"Tehdit eden kişiye hukuk dilinde fail denir. Ve şimdi sorumu cevapla."

Bunun üzerine hiç düşünmeme gerek yoktu. O fail denen kişi mesajları silmiş olabilirdi ama buna gerek yoktu bile çünkü tehditlerin hepsi şimdi olmuş gibi aklımdaydı.

"Birinci tehdidim annemler Almanya'ya gidinceydi. Amcamın hastanede yüzü yara bere içindeki fotoğrafı. Altında da 'Sıradaki sensin Lara Acar.' İkinci tehdit, Nehir ve Defne bende kaldıkları gece. Üçümüzün fotoğrafı ve altında 'Tahmin edemeyeceğin kadar yakınındayım Lara' yazıyordu. Üçüncüsü ise az önceydi."
Telefonumu alıp onlara bugün gelen mesajı gösterdim.

"Peki o geceki fotoğraf tam nerede çekilmişti?"
"Arka bahçede."
"Gösterir misin?" Bartu'yu şimdi gerçek bir dedektife benzetmiştim.

"Tabii gel," diyerek hepsini arka bahçeye doğru yönelttim.

Biraz düşündükten sonra bahçenin köşesine doğru yürüdüm.
"Sanırım tam da buradan çekmiştir o fotoğrafı. Bak biz de salonda oturuyorduk. Buradan çektiyse görünmeden bizi çekip sonra kaçmış olabilir."

Bartu cümlemi bitirir bitirmez bana doğru koştu ve yere eğildi.
Biraz baktıktan sonra geri kalkıp geldiği yere geri gitti ve orada eğildi. Azıcık daha yaklaşsa yeri öpecekti.

"Bu ne yapmaya çalışıyor?" dedi Elina.
"Bartucuk, hani senin o fail dediğin kişiyi arıyorduk? Bırakıp karıncaları mı kurcalıyorsun şimdi?"
Mirza'nın dedikleri üzerine tam gülecektim ki Bartu'nun sesini duydum.

"Buraya gelin hemen! Bakın ne buldum!"
Bartu'nun bağırmasıyla hepimiz ona doğru koşup onun gibi yere eğildik.
Nehir hevesle, "Oha gerçekten de bir şey bulmuşsun!" dedi.

Ve evet... Bulmuştu. Sigara külleri bulmuştu. O kişi her kimse benim arka bahçemde sigarasını içip buraya atmıştı. Emindim çünkü bu evde kimse sigara içmiyordu...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 5beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18