1. bölüm · Bizden saklanan
1. BÖLÜM: BİZ NEYDİK?
EYLÜL ARMAN
Zil çaldığında sınıftaydım.Yine ve yeniden..
Ama içimde nedense hep bir geç kalmışlık hissi vardı. Sanki herkes bir yerlere yerleşmişti de ben, aynı sırada oturuyor olmama rağmen, hep bir adım geride kalmıştım.
Pencereye yakındım.
Bu insanları izlemek için iyi bir yerdi.
Konuşmadan,karışmadan,fark edilmeden.
Defterimi açtım, kalemim sayfanın üzerinde bekledi. Öğretmenin sesi arka planda bir uğultu gibiydi; ne söylediğini duyuyordum ama dinleyemiyordum.
Bazı günler böyle olurdu. Zihnim sınıfta olurdu, ama düşüncelerim başka bir yerde.
Arka sıradan gelen sandalye sesiyle omuzlarım istemsizce gerildl.
Geç kalmıştı.
Bunu anlamak için arkamı dönmeme gerek yoktu.
Sandalyeyi çekişinden, sınıfın havasının bir anda değişmesinden...
Onun girişi hep böyle olurdu.
Sessiz olmazdı ama gürültüde yapmazdı.
Sadece varlığıyla rahatsız ederdi.
Başımı kaldırmadım.
Çünkü biliyordum,
Bakarsam, ya alaycı bir gülümsemeyle karşılaşacaktım ya da hiçbir şeyi umursamayan o boş bakışla.
Öğretmen durdu:
''Geç kaldın.'' dedi.
Sesinde kızgınlık yoktu, alışmıştı.
O ise hiçbir şey söylemeden sırasına yürüdü. Ayakkabılarının sesi sınıfta yankılandı.
Her adımı gereksiz yere dikkat çekiyordu, sanki bilerek yapıyordu.
kalemimi biraz daha sıkı tuttum.
Üç yıldır aynı sınıftaydık.
Üç yıldır, aynı havayı solumak zorunda kalıyorduk.
Ve üç yıldır, onunla aramızda tek bir düzgün cümle bile geçmemişti.
Ama buna rağmen..
Onu hep fark ediyordum.
Öğretmen anlatmaya devam ettiğinde, arka sıradan bastırılmış bir kahkaha geldi.
Sıra arkadaşı Arda'yla bir şeyler fısıldıyordu. Ne hakkında olduğunu bilmiyordum, bilmek de istemiyorum zaten.
Sadece şunu düşündüm:
Bazı insanlar, insanın hayatına girmemeli.
Dersin ortasında, öğretmen birden yoklama listesine baktı.
Adımı söylediğinde ''burdayım'' dedim.
Sonra...
Onun adı söylendi.
Kuzey.
Kuzey Kara.
Bu sefer istemeden başımı kaldırdım.
Göz göze geldik.
Bir saniyeden kısa sürdü belki ama bana uzun geldi. Bakışlarında tanıdık bir umursamazlık vardı. Ama onun altında, adını koyamadığım başka bir şey daha hissettim.
Gülümsedi.
Küçük sinir bozucu bir gülümseme.
Sonra başını çevirdi.
Sanki ben orda yokmuşum gibi.
Kalbim hızlandı.
Nedenini bilmiyordum, bilmek de istemiyordum.
O an bilmiyordum ki,
hayatıma girmemesi gereken bir insan,
zaten çoktan hayatımın bir parçasıydı.
...
KUZEY KARA
Zil çaldığında okuldaydım.
Sınıfta değildim, ama binadaydım.
Bu da yeterince ''orada olmak'' sayılırdı zaten.
Koridorda yürürken kimseye bakmadım.
Bakanlar vardı zaten
Her zaman olurdu.
Kapıyı açtığımda öğretmenin sesi kesildi.
Bunu seviyordum.
İnsanların bir anda susması hoşuma gidiyordu.
''Geç kaldın.''
Başımı salladım.
Özür dilemedim.
Kimse de beklemiyordu zaten.
Sırama doğru yürürken onu gördüm.
Eylül.
Eylül Arman.
Pencere kenarında.
Her zaman ki gibi dik oturuyordu.
Kalemi elindeydi ama yazmıyordu.
Beni fark etmemeye çalıştığını biliyordum.
Bu daha komikti zaten.
Yerime oturduğumda öğretmen devam etti.
Ama ben dinlemedim.
Dinlesem de anlamazdım zaten.
Sıra arkadaşım Arda bir şeyler söyledi, güldüm.
Gülme sesim sınıfta yankılandı biraz, umursamadım.
Bir süre sonra yoklama başladı.
Eylül'ün adı söylendiğinde sesi sakin çıktı.
Her zaman sakin.
Sinir bozucu derece.
Benim adım söylendiğinde başımı kaldırdım.
Göz göze geldik.
Bakışlarını kaçırmaya çalıştı ama geç kaldı.
Bir saniye yeterdi.
Gülümsedim. Bilerek.
Sinirlendiğini anladım. Omuzları gerildi.Kalemi daha sıkı tuttu.
İnsanları böyle okumayı seviyordum.
Ne kadar sakin olurlarsa olsunlar,
bir yerlerinden mutlaka çatlarlar.
O gün, onun neden bu kadar rahatsız edici şekilde dikkatimi çektiğini bilmiyordum.
Ama hissettiğim bir şey vardı:
Bu kız, benim sandığım kadar önemsiz değildi.
Ve bu genelde, başımı belaya sokardı.
...
Öğle arasında bahçedeydik. Kalabalık her zaman ki gibiydi. Arkadaşlarıyla gülenler, yemek yiyenler ve daha fazlası...
Her zaman ki yerimde, bankta oturuyordum.
Gözlerim etrafta gezindi ve bir noktada durdu.
Onu gördüm.
Gülüyordu. Nadiren yaptığı ve sinir bozucu bir şekilde.
Yanımda oturan arkadaşım Arda dirseğiyle dürttü beni.
''Şuna bak,'' dedi
''Masum rolü.''
Gözlerimi ondan ayırmadım. Biraz eğlenmek fena olmazdı.
Sonra ayağa kalktım.
Yanından geçerken omzuna çarptım. Bilerek.
''Pardon,'' bile demedim.
Döndü bana baktı.
Ama hiç birşey söylemedi.
İşte bu daha da sinirlendiriyordu beni.
''Bi sorun mu var?'' dedim sırıta sırıta.
Başını salladı
''Yok.''
O tek kelime,
bütün günümü mahvetmeye yetti.
Çünkü ilk defa,
biri bana karşılık vermemeyi seçmişti.
Ve ben,
buna tahammül edemiyordum.
...
EYLÜL ARMAN
Okul bitmişti ve tabiki de bende bitmiştim. Kulaklığımı takıp durağa doğru yürümeye başladım.
Müzik dinlemeye bayılıyordum bana huzur veriyor düşüncelerimden az da olsa kurtulmamı sağlıyordu.
Ama düşüncelerimin arasında adını duymaya tahammül edemediğim ama bir o kadar da düşünmekten kendimi alıkoyamadığım bir isim vardı.
Kuzey.
O yavşak, serefsiz adamın düşüncelerime girmesine sinir oluyordum. Her gün onu düşündüğüm için kendimden nefret ediyordum.
Seviyormuydum bilmiyorum, ufak bir hoşlantımıydı onu da bilmiyordum.
Bildiğim tek şey vardı o da aklımdan çıkamadığıydı.
Aklımda o kulağımda da şarkı varken istemsizce o şarkıda düşünüyordum onu.
Gözleri geliyordu aklıma. Ela gözleri.
Artık aklıma gelmesinden o kadar sinirlenmiştim ki, bir hışımla kulaklığımı çıkarıp çantama koydum.
Durağa varmıştım. Şimdi ise o otobüsü beklemem lazımdı.
Durağın demirine yaslandım ve düşündüm.
Herşeyi, herkesi.
Otobüs sonunda geldiğinde binip koluğa oturdum.
Telefonum titredi.
Bilinmeyen bir numaradandı.
Açıp baktığımda kalbim istemsizce hızlandı.
Mesaj:
''Senden bir sır saklıyorlar ve bunu sadece sen bilmiyorsun.''
...
