2. bölüm / 3
Biz daha çoçuktukBİZ DAHA KÜÇÜKTÜK
Bölümler 3Şu an: BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK
- 1 BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK413 kelime
- 2 BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK399 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Biz daha küçüktük569 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 2: Maviye Çalmayan Tesadüf
Hastaneden zorlukla aldığım iki günlük izinle kendimi havalimanında buldum. Babaannemin telefonundaki o emredici ses tonu içimde garip bir huzursuzluk yaratmıştı. Zaten uzun zamandır konuşmorduk, şimdi ne olmuştu da beni apar topar Kapadokya’ya çağırıyordu?
Uçağa binip koltuğuma doğru ilerlerken gözüm yan koltuktaki adama takıldı. Keskin yüz hatları, dik duruşu ve... derin, masmavi gözleri vardı. Bir an göz göze geldik. O gözlerde tanıdık bir his aradım ama sonra başımı sallayıp kendime kızdım. İzmir’de her gün onlarca insan görüyordum, bu da sadece onlardan biriydi.
Ancak asıl kargaşa yerlerimize otururken çıktı. Adam doğrudan benim biletli olduğum cam kenarı koltuğuna oturmuş, dışarıyı izliyordu.
— Bağışlayın, orası benim koltuğum, dedim soğuk bir sesle.
Gözlerini ağır ağır bana çevirdi. Mavi gözlerinde garip bir umursamazlık vardı.
— Cam kenarını severim. Başka boş yerler var, oraya geçebilirsiniz, dedi gayet rahat bir tavırla.
"Sert kayaya çarptın," diye düşündüm. Doktor olmanın verdiği o kendinden emin duruşumla geri adım atmadım. Kısa ama hararetli bir tartışmanın ardından, elbette benim dediğim oldu ve adam offlayarak koridor tarafına geçmek zorunda kaldı. "Gıcık, değişik bir tip..." diye geçirdim içimden.
Uçak havalandıktan bir süre sonra yanımdaki adamın telefonu çaldı. Ekranında "Anneannem 🤍🖤" yazıyordu. Biri beyaz, biri siyah iki kalp...
Telefonu açtı. Kulak misafiri olmamak imkansızdı çünkü karşıdaki kadının tiz ve sinirli sesi dışarı taşıyordu:
— Oğlum! Tugay, çıktın mı yola? Geliyor musun?
Duyduğum isimle bir an dondum. Kendi kendime mırıldandım:
— Tugay mı?..
Yanımdaki adam başını hızla bana çevirdi. Kaşlarını kaldırıp:
— Bir şey mi dediniz?
— Yok... Hayır, yani... İsminiz Tugay mı?
— Evet, Tugay. Bir sorun mu var?tırmalıyordu:
— Kim o kız Tugay?! Sen benden gizlice yine ne işler karıştırıyorsun?!
— Anneanne sonra konuşacağız, diyerek telefonu kadının yüzüne kapattı Tugay.
Gerçekten gıcık bir kadına benziyordu. Ama o an arkamda bıraktığım geçmişi düşündüğüm için bu tesadüfün üzerinde durmadım.
Kapadokya’ya vardığımda hava serindi. Babaannemin konağına adım atar atmaz beni karşıladı. Ağlayarak boynuma sarıldı, yüzümü öpücüklere boğdu:
— Kızım! Sonunda geldin yavrum...
— Babaanne, uzatma lütfen. Neden çağırıp durdun beni? Önemli bir şey mi var?
— Çok önemli kızım, çok!.. dedi ve hıçkırıklara boğuldu.
Yıllardır tanıdığım babaannemin bu ağlamaları genelde bir rolden ibaret olurdu. Beni kendi istediği işlerle uğraştırmak için hep duygusal şantaj yapardı. Yine öyle sanıp gözlerimi devirdim.
— Babaanne, yine ne oldu? Rüyanda öldüğümü falan mı gördün yine?
— Kızım... Seni öldüreceklerdi!
Gülümsedim. "Kesin yine rüya gördü," diye düşündüm. Ama bu sefer yüzündeki dehşet ifadesi hiç de rol gibi durmuyordu.
Bölüm etkileşimi
