1. bölüm / 3
Biz daha çoçuktukBİZ DAHA KÜÇÜKTÜK
Bölümler 3Şu an: BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK
- 1 BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK413 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK399 kelime
- 3 Biz daha küçüktük569 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BİZ DAHA KÜÇÜKTÜK
Bölüm 1: Maviş ve Boncuk
[Eftalya’nın Çocukluk Günlüğünden / Mektubundan]
“Anneannem beni öptükten sonra okula bıraktı. İçeri girmemi bekledi ama ben bahçedeki bankta oturdum. Şoför ve anneannem gittikten sonra gizlice dışarı çıkıp Maviş’i bekledim. Maviş gözleriyle beni arıyordu. Gözleri masmaviydi, tıpkı benimkiler gibi… ‘Maviş!’ diye seslendim. Beni görünce koşup sarıldık. Gerçi sadece iki gündür görüşmüyorduk ama bana asırlar gibi gelmişti. Keşke hiç hafta sonu tatili olmasa…
Anneannem ve onun babaannesi görüşmemize izin vermiyor. Çünkü bizim ailelerimiz düşmanmış. Anneannemin dediğine göre annem ve babam bir kavgada, bir savaşta ölmüş. Savaş ve kavgayı daha yeni öğrendim, çok kötü bir şeymiş. Ama bence Maviş ile biz düşman değiliz, çünkü biz birbirimizi çok seviyoruz.
Gidiyorduk ki öğretmenimiz gördü, ‘Nereye gidiyorsunuz çocuklar?’ dedi. ‘Hocam, şurada azıcık oturacağız’ dedik. İzin verince yakındaki parka gittik. Çok eğlendik, üstümüzü kirlettik. Resmi bile yaptık; Maviş beni çizdi, ben onu. Bence ben daha güzel çizdim ama Maviş kendi çiziminin daha güzel olduğunu iddia ediyor. Maviş bazen çok şapşal…
Ama bu bizim son görüşmemizmiş, bilmiyorduk. Teyzem beni erken almaya gelmiş. Parkta Maviş bana sarılırken teyzem arabadan indi, Maviş’i sertçe itti. Çantamı toparlayıp bana bir tokat attı. ‘Sen ne cüretle bununla buluşursun!’ diye bağırdı. Maviş’i de yanımıza alıp arabaya bindirdi ve Mavişlerin evine gitti.
Orada ortalık karıştı. Teyzemle Maviş’in anneannesi avaz avaz kavga ettiler. Ağır sözler havada uçuştu. Babaannem sonradan gelip saçımdan tuttuğu gibi beni arabaya attı. ‘Artık okula gitmeyeceksin!’ dedi. O gün Maviş’in masmavi gözlerinde son kez kendimi gördüm…”
[20 Yıl Sonra - İzmir]
Eftalya, elindeki sararmış mektubu yavaşça katlayıp çalışma Eftalya, elindeki sararmış mektubu yavaşça katlayıp çalışma masasının çekmecesine koydu. Derin bir iç çekti.
"Ne kadar da saçma..." diye mırıldandı kendi kendine. "Hiç düşünmeden yazılmış çocukça satırlar..."
Gecenin bu saatinde nereden aklına gelmişti ki bu mektup? Tadı yine kaçmıştı işte. Şimdi İzmir’de başarılı bir doktordu. Çocukluğundaki o kırılgan, masum Eftalya çok geride kalmıştı. Artık o da Tugay’ın ailesine karşı öfke ve nefret doluydu. Çünkü o düşmanlık yüzünden annesiz ve babasız büyümüş, bir aile sevgisinden mahrum kalmıştı.
Aynaya doğru yürüdü. Mavi gözlerine, sarı ve hafif dalgalı saçlarına baktı. Babaannesinin hep söylediği şey geldi aklına: “Güzelliğini de narinliğini de rahmetli anandan almışsın...” Annesine gerçekten çok benziyordu.
Işıkları kapatıp yatacakken telefonu çalmaya başladı. Ekranda yazan ismi görünce kaşları çatıldı: Babaannem.
Zaten uzun zamandır konuşmuyorlardı. Telefonu isteksizce açtı:
— Efendim babaanne?
— Çabuk Kapadokya’ya geliyorsun Eftalya! Yarın sabah şoförler seni İzmir’den alacak. İlk uçakla buraya geleceksin, tartışma istemiyorum!
Telefon kapandı. Eftalya şaşkınlıkla ahizeye bakakaldı. Yıllardır arayıp sormayan babaannesi, onu neden apar topar Kapadokya’ya çağırıyordu...
Bölüm etkileşimi
