14. bölüm · Birbirimize Rağmen
14) En Güzel Alışkanlık
"Bazen mutluluk, büyük sürprizlerde değil... Yanında yürümeye alıştığın elde saklıdır."
— Birbirimize Rağmen
Sabah güneşi okulun bahçesini aydınlatırken öğrenciler her zamanki gibi gruplar hâlinde okul kapısından içeri giriyordu.
Deniz, çantasını omzuna takmış ağır adımlarla yürürken okulun girişinde bekleyen birini gördü.
Teoman.
Duvara yaslanmış, kollarını göğsünde birleştirmişti.
Deniz onu görünce istemsizce gülümsedi.
"Beni mi bekliyorsun?"
Teoman omuz silkti.
"Belki."
Deniz güldü.
"Şu 'belki' cevabından hiç vazgeçmeyeceksin galiba."
"İşe yarıyor."
İkisi de aynı anda gülümsedi.
Teoman yavaşça elini uzattı.
"Gel."
Deniz hiçbir şey söylemeden elini onun eline bıraktı.
Parmakları birbirine kenetlendi.
İlk kez okulun kapısından el ele girdiler.
Koridordaki birkaç öğrenci dönüp onlara baktı.
"Yok artık"
Gerçekten sevgili olmuşlar"
Bun bunları hiç beklemiyordum"
Fısıltılar kısa sürede koridora yayıldı.
Deniz hafifçe Teoman'a yaklaştı.
"Herkes bize bakıyor."
Teoman sakin bir sesle cevap verdi.
"Baksın."
"Rahatsız olmuyor musun"
"Hayır."
"Neden"
Çocuk kısa bir an durdu.
"Çünkü elini bırakmak istemiyorum."
Deniz'in yanakları pembeleşti.
Fark ettirmemeye çalışsa da gülümsemesini gizleyemedi.
_________^_________
Sınıfa girdiklerinde Barış'ın ağzı açık kaldı.
Kutay şaşkınlıkla ikisine baktı.
Barış dirseğiyle onu dürttü.
"Gördün mü?"
"Gördüm."
"Ben demiştim."
"Sen her gün bir şey diyorsun."
"Ama bu tuttu."
Deniz gülmemek için başını çevirdi.
Teoman ise yerine otururken hafifçe başını iki yana salladı.
Barış dayanamadı.
"Arkadaşlar..."
İkisi de ona baktı.
"Resmi olarak sevgili misiniz"
Deniz utançla başını eğdi.
Teoman ise hiç bozuntuya vermedi.
"Evet."
Sınıf bir anda hareketlendi.
"Vay!"
"Sonunda"
"Ben zaten anlamıştım."
Barış iki kolunu havaya kaldırdı.
"Kutlama istiyorum!"
Kutay gülerek omzuna vurdu.
"Sen niye seviniyorsun?"
"Çünkü aylarca bunları izledim."
"Emek verdim."
"Ben de bu ilişkinin bir parçasıyım."
Sınıf kahkahaya boğuldu.
_________^_________
İlk ders boyunca öğretmen konu anlatırken Deniz küçük bir kâğıda minicik bir kalp çizdi.
Sessizce Teoman'ın önüne itti.
Teoman kalemi eline aldı.
Kalbin yanına küçük bir gülücük çizdi.
Altına da tek kelime yazdı.
"Yakalandık"
Deniz anlam veremeyip başını kaldırdığı anda öğretmenin sesi duyuldu.
"En arka sıra."
İkisi de aynı anda ayağa kalktı.
Öğretmen gülümseyerek gözlüğünü düzeltti.
"Ders anlatıyorum, siz sanat çalışması yapıyorsunuz."
Sınıfta yeniden kahkahalar yükseldi.
Deniz utanarak yerine oturdu.
Teoman alçak sesle fısıldadı.
"Suç ortağımsın."
Deniz de gülümseyerek cevap verdi.
"Şikayetin mi var"
"Hiç yok."
Tam tersine...
Hayatında ilk kez biriyle aynı sırada oturmak ona bu kadar iyi geliyordu.
_________^_________
Öğle zili çaldığında okul koridoru kısa sürede kalabalıkla doldu.
Leyla dolabını kapatırken arkasından tanıdık bir ses duyuldu.
"Günaydın, sevgilim."
Arkasını döndüğünde Aras'ın gülümseyen yüzüyle karşılaştı.
"Bugün kaçıncı kez günaydın dedin?"
Aras omuz silkti.
"Saymadım."
Leyla güldü.
"Ben de..."
"...günaydın aşkım."
Aras'ın yüzündeki gülümseme biraz daha büyüdü.
"Bu kelimeyi senden duymaya alışabilirim."
"Şımarma."
"Geç kaldın."
İkisi birlikte kantine doğru yürümeye başladılar.
Aras, kimse fark etmeden Leyla'nın elini tuttu.
Leyla gülümseyerek ona baktı.
"Hala herkes bize bakıyor."
"Baksın."
"Hiç mi utanmıyorsun?"
"Sadece senin yanında."
Leyla hafifçe başını salladı.
"Bazen çok tatlı oluyorsun."
"Bazen mi?"
"Tamam..."
"Çoğu zaman."
Aras sahte bir gururla göğsünü kabarttı.
"Beklediğim cevap buydu."
Leyla gülerek omzuna hafifçe vurdu.
Kantinden meyve sularını alıp bahçeye çıktılar.
Bankta yan yana otururken Leyla başını Aras'ın omzuna yasladı.
Aras kısa bir an duraksadı.
Sonra usulca saçlarını kulağının arkasına itti.
"İyi misin?"
Leyla gözlerini kapatarak gülümsedi.
"Evet."
"Hiç bu kadar iyi hissetmemiştim."
Aras'ın dudaklarında yumuşak bir gülümseme belirdi.
"Bana da öyle geliyor."
Bir süre hiçbir şey söylemediler.
Konuşmaya ihtiyaçları yoktu.
Sessizlik bile ikisine yetiyordu.
_________^_________
Son dersin ardından okul yavaş yavaş boşalmaya başladı.
Deniz ile Teoman birlikte okul kapısından çıktılar.
Ellerini hâlâ bırakmamışlardı.
Rüzgâr hafifçe eserken Deniz gökyüzüne baktı.
"Sence insanlar bize alıştı mı"
Teoman gülümsedi.
"Daha ilk gün."
"Doğru."
Birkaç adım daha yürüdüler.
Deniz sessizce onun omzuna baktı.
"Bir şey söyleyeceğim."
"Söyle."
"Hâlâ gerçek gibi gelmiyor."
"Ney"
"Biz."
Teoman durdu.
Deniz de onunla birlikte durdu.
Teoman elini biraz daha sıkıca tuttu.
"Benim için..."
"...en gerçek şey sensin."
Deniz'in yüzünde istemsiz bir tebessüm oluştu.
"Eskiden senden bu kadar güzel cümleler duyacağımı söyleseler inanmazdım."
"Ben de söyleyebileceğime inanmazdım."
İkisi de güldü.
Tam o sırada arkalarından tanıdık bir ses yükseldi.
"Hey"
Barış.
Yanında da Kutay vardı.
Barış ellerini beline koydu.
"Siz ikiniz..."
"...gerçekten romantik filmin içindesiniz."
Kutay başını iki yana salladı.
"Boş ver."
"Bunlar artık bizi duymuyor."
Barış dramatik bir iç çekti.
"Eskiden Teoman bizi görünce selam verirdi."
"Şimdi sadece Denize bakıyor."
Teoman gülerek cevap verdi.
"Haklı olabilirsin."
Barış olduğu yerde donup kaldı.
"Kutay"
"Duydun mu"
Kutay kahkaha attı.
"Evet."
"Çocuk resmen aşkın etkisine girmiş."
Deniz gülmekten kendini tutamadı.
Teoman da başını iki yana salladı.
Dört arkadaş birlikte yürümeye devam ettiler.
Akşam güneşi yavaş yavaş okulun üzerine inerken kahkahaları boşalan sokakta yankılanıyordu.
Ve bazen
Mutluluk, büyük mucizelerde değil
Yan yana yürürken attığınız aynı adımlarda saklıdır.
Bir bölümün daha sonuna geldikkk.💖
Ve evet... Bir sonraki bölüm finalimiz.🥹 Umarım son bölümü de en az benim kadar heyecanla beklersiniz.
Finalde görüşürüzzz!🐣✨
