19. bölüm / 18
Bir Yaz Masalı 💙Bölüm 18 – Artık Biziz 💙
Bölümler 18Şu an: Bölüm 18 – Artık Biziz 💙
- 1 Bölüm 1 - Sahile Dönüş314 kelime
- 2 Bölüm 2 - Yaz Ekibi Toplanıyor ☀️352 kelime
- 3 Bölüm 3 - Gün Batımına Doğru 🌅238 kelime
- 4 Bölüm 4 - O Gitarın Sahibi 🎸283 kelime
- 5 Bölüm 5 - Sen Fark Etmeden285 kelime
- 6 🌊 Bölüm 6 - Göz Göze 💙473 kelime
- 7 Bölüm 7 - Kaçamadım 💙966 kelime
- 8 🎸 Bölüm 8 – Biraz Daha Yakın263 kelime
- 9 🎸Bölüm 9 – Söylemediğimiz Şeyler324 kelime
- 10 📸 Bölüm 10 – O Fotoğraf309 kelime
- 11 ☀️ Bölüm 11 – Sabahın İlk Işığı360 kelime
- 12 🎸 Bölüm 12 – Yanıma Gel427 kelime
- 13 💙 Bölüm 13 – Kalbim Yine Bildiğini Okudu360 kelime
- 14 💙 Bölüm 14 – Sana Dair1.339 kelime
- 15 Bölüm 15 – Saat Yedi 🌙1.791 kelime
- 16 Bölüm 16 – Hikâyemizin İlk Sayfası 📖263 kelime
- 17 Bölüm 17 – Bir “Evet”in Ardından 🌊538 kelime
- 18 Bölüm 18 – Artık Biziz 💙904 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Derin’in Ağzından 〡 1 Temmuz Çarşamba
Gün bile başka aymıştı. Böceklerle konuşasım, çiçeklere su veresim vardı. Her şey başkaydı bugün. Bugün gün doğumu bir başkaydı. Hayat bile değişikti. Her şey pozitif geliyordu.
Ben böyle düşünürken telefonum çalmaya başladı. Arayan Ece’ydi.
“Ne yaptı benim meleğim sevgilisinin olduğu ilk günde?”
“Ece, susar mısın? Zaten utanıyorum.”
“Herkesin içinde evet derken hiç utanmıyordun. Şimdi ne oldu da utanmaya başladın?”
Sahi, herkesin ortasında evet demiştim. Derin, sende değişiklik var kızım. Kendine gel.
“Hâlâ uzatıyorsun kızım, sussana.”
“Tamam, tamam. Anlat, nasıl gidiyor? Dünden sonra hiç konuştunuz mu?”
“Hayır, daha yeni gün ağardı Ece, farkında mısın? Sabahın köründe bir sen, bir de Ayşe teyzenin horozu uyanıktır.”
“Ayşe teyze kim be?”
“Ne bileyim, öyle aklıma geldi, söyledim. Sen niye bugün söylediğim her şeyi ciddiye alıyorsun? İyi değilim belki. ‘Nasılsın?’ demek yerine bodoslama konuya dalıyorsun. Bu nasıl arkadaşlık?”
“Tamam, nasılsın peki, müstakbel gelin hanım?”
Daha fazla dayanamayıp telefonu Ece’nin suratına kapattım. Tam telefonu köşeye atacaktım ki mesaj bildirimlerinde bir yazısını görünce kalbim hızla atmaya başladı. Mesajlar kısmına girip baktım. Kuzey yazmıştı.
“Bugün güneş bir başka doğmadı mı sence de? Günaydın.”
Allah’ım, ne yazacaktım şimdi? “Kuşların cıvıltısı bile bir başka.” yazsam çok olur. Düğün davetiyelerini hazırlamaya başlardı o zaman çocuk. Başka bir şey yazmalıydım ama ne?
Acaba bu kadar geç bir günaydın mesajı attığı için trip mi atsaydım? Yok, ilk günden çocuğu bıktırmak da olmaz.
Ne yazacağım? Faho, gözünü seveyim, bu sefer yardım et bari.
“Güneşi bilmem ama benim farklı uyandığım belli. Günaydın.”
Evet sevgili günlük, bunun fazla olduğunu ben de biliyorum. Ama Faho böyle emretti, yapacak bir şey yok.
Ne, inanmadın mı? Sen de hiçbir şeye inanmıyorsun. Ne yapacağız biz seninle?
Tamam, kabul. Faho yine horul horul uyuyor. Bu mesaj benim fikrimdi. Ne yapayım yani, kendimi tutamadıysam? Telefon elimde, ekrana bakıyordum. Mesajı göndermiştim ama şimdi de cevap bekliyordum. Derin Solmaz, sen ne ara bu kadar sabırsız biri oldun kızım? Daha dün çocuğun yüzüne bakarken iki kelimeyi bir araya getiremiyordun. Bugün ise mesajına cevap bekliyorsun. Hem de sanki çocuk sana evlenme teklifi etmiş gibi! Faho, bir şey söyleyeceğim.
“Ne var?”
Ben galiba gerçekten âşık oldum.
“Galiba mı? Kızım, sen düğün salonunun yerini bile belirlemişsindir.”
Yok canım, o kadar da değil.
“Öyle mi? Peki, gelinliğin nasıl olacak?”
Beyaz.
“Vay be! Yaratıcılığın gözlerimi yaşarttı.”
Faho, seninle konuştuğum için kendimden utanıyorum.
Tam ona cevap verecektim ki telefonum titredi.
Kuzey 🌊
“Demek bugün farklı uyandın…”
Allah’ım, bu ne demekti şimdi? Çocuk mesajın içinden bile gülümsemeyi başarıyordu. Ben bunu nasıl başaracaktım? İnsan karşısındaki kişiyi görmeden nasıl heyecanlanabilirdi? Yeni bir mesaj geldi.
“Peki, bu farklı uyanmanın sebebi ne olabilir?”
İşte şimdi bittim.
Faho!
“Buradayım kızım. Ama bu sefer seni kurtaramam. Kendi başının çaresine bak.”
Bir insan en zor anında bile kendi içindeki ses tarafından yalnız bırakılabilir miydi? Bırakılıyormuş sevgili günlük. Hem de hiç acımadan! Ne yazacaktım?
“Bilmiyorum, belki güzel bir rüya görmüşümdür.”
Yazdım. Sildim.
“Belki de bugün güzel bir şey olacağını hissediyorum.”
Yazdım. Onu da sildim.
Sonunda telefonu yatağa bıraktım.
“Yeter artık Derin! Alt tarafı bir mesaj!”
Telefon yeniden titredi.
Kuzey: “Cevap vermek için bu kadar düşünüyorsan, keşke yanında olsaydım da yüzünden anlasaydım.”
Ben o an gerçekten yatağın üzerine kapandım. Hayır, bu çocuk normal değildi. Dün gitarıyla aklımı almıştı, bugün de iki mesajla bütün dengemi bozuyordu.
Ben: “Belki de yüzümden anlamanı istemiyorumdur.”
Gönderdikten sonra gözlerimi kapattım. Derin, sen ne yaptın?
Kuzey: “O zaman öğrenmek için seni görmem gerekecek.”
Bir dakika…
Bu bir buluşma teklifi miydi? Yoksa ben yine kendi kendime anlamlar mı yüklüyordum?
Ben: “Belki.”
Gönderdim. Evet, sevgili günlük. Sadece belki yazdım. İçimdeki bütün duygular bir araya gelip sayfalarca konuşmak isterken ben yalnızca beş harf yazdım. Bazen insanın aklı, kalbinin en büyük düşmanı olabiliyormuş.
Kuzey: “Bugün seni görebilir miyim?”
Telefonu göğsüme bastırdım. İşte bu kadardı. Bir cümle, altı kelime…
Benim bütün günümü güzelleştirmeye yetmişti. Ama hemen cevap vermeyecektim. Biraz ağırdan alacaktım. En azından kendime öyle söyledim. Üç saniye bekledim. Sonuçta üç saniye de hemen cevap vermediğimi gösterir değil mi? Sonra cevap yazdım.
Ben: “Olur.”
Derin Solmaz, senin sabrın gerçekten takdire şayan! Tam telefonu bırakmıştım ki kapım çalındı.
“Derin! Aç kapıyı!”
Ece. Tabii ki Ece. Bu kızın bende olmayan bir anahtarı mı vardı? Yoksa benim özel hayatımı yönetmek için gizli bir anlaşma mı imzalamıştık? Kapıyı açtığım anda gözlerini kıstı.
“Telefonunu ver.”
“Günaydın sana da canım arkadaşım.”
“Telefonunu ver dedim.”
“Ne yapacaksın?”
“Mesajları okuyacağım.”
“Senin hiç mi özel hayatın yok kızım?”
“Var. Şu an seninkini yönetiyorum.”
Allah’ım, bana sabır ver. Ya da Ece’ye başka bir uğraş bul. İkisi de olur. Telefonu arkamda sakladım.
“Hiçbir şey yok.”
Ece’nin yüzüne kocaman bir gülümseme yayıldı.
“Demek bir şey var!”
“Ece!”
“Mesajlaştınız mı?”
“Belki.”
“Buluşacak mısınız?”
“Belki.”
“Öpüştünüz mü?”
“Ece, daha sabahın köründeyiz!”
“Eee, ne olmuş? İnsanlar sabah da öpüşebilir.”
Ben gözlerimi kapattım. Bu kızla arkadaşlığımızı yeniden değerlendirmem gerekiyordu.
“Ece, yemin ederim seni balkondan atacağım.”
“Önce Kuzey’le buluş, sonra atarsın. Benim de sana iyiliğim dokunsun.”
Yastığı kaptığım gibi ona fırlattım. Ece kahkahalarla gülmeye başladı.
Ve ben…
Ben de gülüyordum. Çünkü dün hayatımda yeni bir sayfa açılmıştı. Bugünse o sayfaya ilk cümlelerimizi yazmaya başlamıştık. Kuzey’i tanımıyordum. Onunla nasıl bir hikâyemiz olacağını da bilmiyordum. Ama şunu biliyordum. Bugün onu görecektim. Ve bu kez kaçmayacaktım. Telefonumu yeniden elime aldım. Kuzey’den son bir mesaj gelmişti.
Kuzey: “O zaman bugün gün batımında, bizim marinada. Bu kez fotoğraf makinenin arkasına saklanmak yok, Derin.”
Gülümsedim.
“Tamam, Kuzey Aydın. Bu kez saklanmak yok.”
Sonra içimden ekledim. Ama kalbimi saklayabilir miyim, onu henüz bilmiyorum. Sevgili günlük, bugün benim için yeni bir gün. Artık sadece ben yokum. Bir de o var.
Artık biziz. 💙
XOX :)
Bölüm etkileşimi
