18. bölüm · Bir reakarne meselesi

İlaç

Damla Tavşan

....
Alev Sarca.....(Önceki bölûm Alevden)
...
Düello başlamadan önce Alex'e ne duyarsa duysun bunun bir ilizyon olduğunu unutmamasını söylemiştim. Çünkü biliyordum.
Deniz beni kullanarak Alex'in içgüdüsünü dinlemesini engelliycekti.
...

Dövüş başlamıştı.
Berk ve Luka onları izliyordu.
Bende köşede ki ağacın önüne geçtim. Orda ne konuştuklarını duyabilcektim.
Deniz beni saşırtmadı.
Beni kullandı. Umursamadım çünkü Alex'i uyarmıştım.
Deniz bilmişçe Alex'e bakıyordu. Gözünü açıcana emindi.
Alex'e gözüm kaydında kendini sakinleştirmeye çalıştığını gördüm.
Kılıcını sıkıyordu. Kendini zorluyordu.
Dudaklarını okudum.
O

" o gün olmaz, o gün eski de kaldı, Alev iyi, anne iyi, baba iyi... Herkes iyi. Sakinleş" diyordu.

Hangi günden bahsettiğini anlamaya, hatırlamaya çalıştım. Sonra ki kelimesi gözlerimin dolmasıne sebep oldu.

"Kan yok... Eskide kaldı... Unutma Aleve söz verdin. Tekrar ağlamicaksın..."

O güne gitti aklım.
Daha bu vücuda alışamamıştım.
Bir Baxircus'un saldırısına uğramıştım.
O zamanlar hançeri m yoktu.
Etrafımı sarmışlardı.
Güçlerimi veya refslekslerim iyi değildi.
Sadece

"İmdat! Yardım edin!"

Diye bağırıyordum.
Sonra tam bir Baxircus üzerime atlicaktı ki bir okla başından vurulmuştu. Onu vuran Maria idi.
Sonra Mayk gelmişti. O kılıcıyla dövüşürken bana uzaklaşmamı söylüyordu. Beni korumak için rahat dövüşemiyorlardı. Ama ben oldum yere çivilenmiş tim. Hareket edemiyordum. Vücudum korkudan ve şoktan titriyordu. Nefesimi tutmuştum ama farkında değildim.

...

Aklım o güne gitmiş Ken aynı tepkileri orda da verdiğimin farkında değildim.
...

Gözlerim dolmuş ve ağlıyordum.
Hayvanları öldürmüşler di. Hepimiz iyiydik.
Hepimiz yaşıyorduk. Bana doğru geldi Maria.
Sadece birkaç sıyrık ve çizik vardı suratında. Bana sarıldı. Mayk uzaktan izlemeyi seçti sonra arkalarından Alex'in geldiğini gördük. Alex'e sarıldım. Ona sarılmak beni rahatlatıyordu.
Sonra bir tane zepicx orda bekliyormuş Alex"i yaraliycaktı. Alex'le yer değiştirdim ve sırtımda bir pençe izi oldu. Kan kaybediyordum. Ama Alex'e sarılmayı bırakmıyordum. Mayk ve Maria'nın da etrafı sarılıydı. Alex'in göz bebeği büyümüştü. Daha 6 yaşındaydı. O bunu kaldıramazdı. Ve bir travması olucaksa buda benim yüzümden olucaktı.
Gerisi hafızamda yoktu.
Gözlerimi açtımda hastanedeydik.
Maria iyiydi ama yüzünde ve sırtında dikiş izi kalıcakmış. Mayk yoğun bakımdaydı ama oda uyanmış. Ben en son uyanmışım.
ama bir tuhaflık vardı. Alex ağlamıyordu. Ne o gün ne de başka bir ölüm kalım meselesinde ağladı. Gözü doluyor, ama ağlamıyor. Onda iz bırakmıştı bu olay ve tek sorumlusu bendim.
...

Başım döndü. Ağaca tutundum. Derin derin nefes alıp veriyordum. Sakinleşmeye çalışıyordum. Ama aklımı o günden çıkaramıyordum. Kendi kontrolümü yitiriyordum. Eğer biraz daha böyle giderse bayılacaktım.
Bayılmamalıydım.
Ağlamamalıydım.
Alex gözünü açarsa beni görmek istiycekti. Ona bu travmayı yeniden yaşatamazdım. Buna hakkım yoktu. Onun ağlamasına sebep olmak istemiyordum. Sonunda ölmem gerekse bile...
O ağlamasın gerisi önemli değildi....
O güne gidiyordu aklım..
Vücudum aşırı titriyordu.
Sakinleşmek için etimi tırnaklıyordum ama olmuyordu.
Alex yanıma gelmişti. Bana ağlayarak sarılmıştı.
Bana "geçti senin hatan değildi. Sakinleş. O gün eski de kaldı. Kimse ölmedi." Dedi. Kendimi sıkmayı bıraktım. Ama ağlamamak için zorluyordum hayla. Bana "bırak da ağla. Çevreni düşünme ve ağla. Rahatla ben senin yanındayım." Dedi.
Gözlerimden onun için yaşlar aktı.
Ona hatırlatmıştım.
Onu üzmüştüm.
Görüntü sürekli değişiyordu. Alex yüzümü tutuyord. Sarılmayı bırakmıştı. Alex'in yüzüne bakmak bana Mayk'ı hatırlattı.
...

Zepicx tekrar saldırcağı sırada önümüze atlamış ve ağır yara almıştî ama hahla bareket edebiliyordu. Maria yaralnmıştı. Bende kan kaybından bayılmak üzeridim.

...

Dudaklarım titredi.
Önce gülümsedim.
Alex'e dedim ki.

"Alex çok kan var, korkma tamam mı? Ben iyiyim. Canım yanmıyor. Sana sarılsam yeter. Sana sarılmak beni rahatlatıyor. Ve Alex sanırım birazdan bayılcam. Ağlama olur mu?"

Dedim ve ayaklarımın bağı çözüldü.
Son gördüm şey Alex'in ağlamaklı yüzü ve kulağımı onun acı dolu çığlıkları doldurdu.
....

Gerisi karanlıktı.
O karanlıkta bir film şeridi gibi o dakikalar önüme geldi. O günde aynısını demiştim. Alex'i alnından öpmüstüm.
Ve demiştim ki;

"Özür dilerim Alex. Sen bunu görmemeliydin. Biliyorum çok kan var. Korkuyorsun. Korkma çünkü yanında ben varım. Ben yoksam kimsenin hanında ağlama. Seni güçlü bilsinler."

Demiştim bana.

"Canın yanıyormu? Çok kan var."

Demişti. Korkarak. Ona.

"Ben iyiyim. Canım yanmıyor. Sana sarılsam yeter. Sana sarılmak beni rahatlatıyor. Ve Alex sanırım birazdan bayılcam. Ağlama olur mu? Ben yoksam ağlama. Sen güçlü ol ve yaşamaya çalış güzel gözlüm." Demiştim. Bayılmadan önce bana.

"Yaşamaya çalış güzel kız."

Demişti. Bana böyle diyordu ama gözleri ölmek iser gibi bakıyordu. Onda kalıcı bir iz bırakmıştım.

O günden sonra kendimi güçlendirdim.
Alex'in zarar görmesini hep engelledim. Onun göreceği hasarları ben aldım. Pişman değilim. Değerdi. Onun masum gülüşüne yeterdi.

...
Bilincimi kendi içimde de kaybettiğimi hissediyorum.
Ve kalbim durdu.
Hissettim.
O kalp durdu.
Ama o lanet kan durmadı.
Alex'in göz yaşları durmadı.
Zaman durmadı.
....

Zaman herşeyin ilacı ama bazı şeylerin ilacı yoktur.
Tıpkı şuan olduğu gibi
....