28. bölüm · Bir garip aşk

Bir garip aşk 28. Bölüm

Buket Yiğit

Denizin sesi ve Arnav’ın elinin sıcaklığı, dünyadaki tüm kötülükleri unutturmaya yetecek kadar güçlüydü. Kayalıkta ne kadar oturduk, zaman nasıl geçti bilmiyordum. Gökyüzü tamamen laciverte büründüğünde, yıldızlar tek tek deniz suyuna düşen pırıltılar gibi belirmeye başladı.
Arnav, bakışlarını bir an bile ayırmadan gökyüzünü izliyordu. "Biliyor musun Khushi," dedi fısıltıyla, "Bazen her şeyi bırakıp sadece burada, bu sessizlikte kaybolmak istiyorum. ASR olmaktan, her şeyi kontrol etmekten yorulduğumu fark etmemiştim."

Hafifçe gülümsedim. "O zaman bu gece ASR’ı burada, kumsalda bırakalım. Yarın sabah istersen yine onu giyersin ama şimdi sadece Arnav ol."
Birlikte yavaş adımlarla, karanlıkta daha da gizemli görünen yazlık eve doğru yürüdük. İçeri girdiğimizde, evin tozlu ama sıcak kokusu bizi karşıladı. Ben mutfağa geçip ikimize sıcak birer çay yapmak için niyetlenmiştim ki, Arnav’ın salonda bıraktığı telefonunun ekranı karanlığı delercesine yanıp sönmeye başladı.
Huzur, bir cam kırılması kadar keskin bir sesle dağıldı.

Arnav telefona uzandı, arayan numarayı gördüğünde o yumuşacık bakışlarının saniyeler içinde nasırlaştığını, çenesinin gerildiğini gördüm. "Bay Kibirli" maskesi, bir zırh gibi yeniden yüzüne yerleşmişti.
"Aman Singh? Bu saatte neden arıyorsun?" dedi, sesi az önceki adamın sesinden fersah fersah uzaktı.

Telefonun diğer ucundan gelen sesleri duyamıyordum ama Arnav’ın yüzündeki kanın çekildiğini görebiliyordum. Telefonu kapattığında, elini sıkıca yumruk yapmış, bakışlarını boşluğa dikmişti.

"Arnav? Ne oldu? Kötü bir şey mi var?" diye sordum yanına yaklaşarak.
Bana döndü. O az önce elimi tutan, bana annesini anlatan adam gitmiş; yerine Lucknow’un karanlık labirentlerinde kaybolmuş o sert adam gelmişti.
"Güvenli değil Khushi," dedi sesi titreyerek. "Lucknow’dakiler yazlığın adresini öğrenmiş. Buraya doğru yola çıkmışlar.

Hemen hazırlanman lazım, buradan gitmeliyiz."
Korku, bir buz kütlesi gibi mideme oturdu. Oysa daha birkaç dakika önce her şeyi bu sulara gömmüştük. Ama geçmiş, peşimizi bırakmayacak kadar hırslıydı.