4. bölüm / 4
Bir Damla Mürekkep3. Kuyu ve Mavilikler
Bölümler 4Şu an: 3. Kuyu ve Mavilikler
- 1 GİRİŞ133 kelime
- 2 1. Mahzenin Ardında607 kelime
- 3 2. Cansız Kanatlar712 kelime
- 4 3. Kuyu ve Mavilikler624 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Merak etmeyin, kitapta aşk olacak. Aşık olunan karakter başrol olmayacak sadece. Dediğim gibi, kitapta iki başrol var...
...
"Öyleyse kim kurtaracak beni var olmaktan?
Hayatımı toprağa veriyorum."
— F. P.
Annemin küçükken bana her fırsatta anlattığı bir masal vardı, kabuslarımın müdavimiydi o masal. Masalda alınacak bir ders, güzel ilişkiler, mutlu bir son, bir prenses, bir cadı veya bir tilki yoktu; düzeltilemeyecek bir hata ve affedilemeyecek bir suçlu vardı. Bense sadece masalın sonunu hatırlıyordum, oysaki hiç hatırlamak istemeyeceğim bir sondu.
Suçlu, hatasının neden olduğu yalnızlıkta boğuluyor ve pişmanlık ateşiyle yanıp kül oluyordu. Ama pişmanlığı fayda etmiyordu. Masalın sonunda ise suçlu, boynuna bir ip bağlayarak intihar ediyor ve asırlar boyunca kimse cesedine el sürmüyordu. Öyle ki, toprak bile onu istemiyordu.
Bazen, sonumun o suçlu gibi olmasından korkuyorum. Böyle düşünmemin sebebi Lara'ydı, her onu görmeye gidişimde bana kusurlu olduğumu haykırıyordu.
Kusurlu olmak, boynuma bir ip bağlayıp intihar etmemi sağlayacak kadar büyük bir hata sayılır mıydı?
Üzerimdeki elbiseye daha sıkı sarıldım. Bugün de yağmur yoktu, ama hava en az dünkü kadar soğuktu. "Çatı göçmüş olmasaydı çoktan ısınmıştım..." diye mırıldandım. Ama bende biliyordum ki bu söylediğim bir hayalden ibaretti, çatının tamir edilebilmesi imkansızdı.
Dişlerim birbirine çarpıyor, konuşmamı zorlaştırıyordu. Annem ve babam acilen eve geri dönmeliydi. Onları görmediğim gün sayısı dokuzu aşmıştı. Geri dönmeli ve gelirken eve taze yemekler getirmelilerdi. Çünkü midenin kaburgalarıma yapıştığını hissediyordum. Ben böyleysem, acaba Lara ne hallerdeydi?
Açıkçası düşünmek bile istemiyordum, Lara'yı ve Lara ile ilgili hiçbir şeyi. Çünkü Lara'nın sözlerinin beni git gide çürüttüğünü hissediyordum. Gerçeklik algımı neredeyse tamamıyla yitirmiştim. Onun yanına her gidişimde beni bambaşka biri haline getiriyordu. Mahzene giren kişi, çıkan kişi ile aynı değildi sanki.
Tam olarak bu yüzden, elimde sıkıca tuttuğum kalemi oynatmaya devam ettim. Yazıyor, yaşanılanları ve diğer herşeyi unutmamı engellemeye çalışıyordum. En önemlisi günlük tuttuğumdan Lara'ya asla bahsetmeyecektim, haberi olmayacaktı. Bana yazı yazdığımı veya yazılarımı da unutturabilirdi, bunu göze alamazdım.
...
Bugün yanına gitmeyeceğim, çünkü o bunu hak etmiyor.
Hak etmiyordu. Onun için hırsızlık yapıyor, onurumu ayaklar altına alıyordum ama o nankörlük yapmaya devam ediyordu. İçinde yaşadığı dört duvarın onun açısından ne kadar büyük bir lütuf olduğunu bilmiyordu. O mahzen onu için bir cennetti ama o bunun farkında bile değildi.
Defterin kapağını kapatarak kalem ile birlikte yere bıraktım. Göz kapaklarım gittikçe ağırlaşıyordu. Çok geçmeden ise gözlerim ağır ağır kapanmış ve ben, uykunun kollarına çekilmiştim.
...
"Melina!"
"Anne?"
Annem bana sesleniyordu ama heryer zifiri karanlıktı, onu göremiyordum. "Anne?"
"Melina, sen misin?"
"Anne seni göremiyorum, neredesin?"
"Senden çok uzaktayım Melina!"
Ellerimi öne doğru uzatmış, karanlıkta annemi bulmaya çalışıyordum ama çabalarım nafile kalıyordu. Sesi gerçekten çok uzaklardan geliyordu. "Geri gel anne!"
"Gelemem Melina."
"Neden!" Ona hiç olmadığı kadar ihtiyacım vardı, gelmeliydi.
"Beni içine ittiğin kuyu çok derin, buradan çıkmam imkansız."
Kuyu mu? Ne kuyusundan bahsediyordu? "Ben seni bir yere itmedim anne, yalan söylüyorsun."
"Asıl yalanı sen söylüyorsun Melina. Beni kuyuya, babanı ise maviliklere ittin. Ve hala bizim gidişimizin üzerinden geçen günleri sayıyorsun, hala o kıza yalanlar söylüyorsun. Asıl yalancı sensin!"
"Ben bir şey yapmadım!" Boğazım yırtılırcasına karanlık boşluğa doğru bağırıyordum. "Ben, bir şey yapmadım!" Her bir kelimesini heceliyor tekrar tekrar aynı şeyleri söyleyerek resmen çığlıklar atıyordum. Ama beni annem dışında duyan yoktu.
"Ben," Dizlerimin üzerine düştüm, canım yanmıştı.
"Bir şey," Yumruk yaptığım ellerimi sertçe yere vurdum, aynı anda bağırıyor ve hep aynı şeyi tekrarlıyordum.
"Yapmadım!" Ben hiçbir şey yapmamıştım.
"Bağırman bir işe yaramaz Melina, burada kimse senin çığlıklarını duyamaz."
Gözlerimden arka arkaya yaşlar akıyordu ama ben, neye ağladığımı dahi bilmiyordum. Annem bana "Yalancısın." dediği için mi? O yüzden mi bu kadar çok bağırıyor ve çığlıklar atıyordum?
"Kimsenin benim çığlıklarımı duymadığı gibi senin de çığlıklarını kimse duymayacak..."
"Bu senin lanetin..." Bu benim lanetim olsaydı, çığlıklarımı annem de duyamazdı. Yalan söylüyordu!
"Kusurlu olmak, boynuna bir ip bağlayıp intihar etmeni sağlayacak kadar büyük bir hata Melina..."
BÖLÜM SONU....
BEĞENDİYSEN VEYA BEĞENMEDİYSEN LÜTFEN YORUMLARDA BELİRTMEYİ UNUTMA.
Bölüm etkileşimi
