1. Mahzenin Ardında

Vaveyla Yazarı: gece mavissi༎ຶ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: 1. Mahzenin Ardında

Kitap boyunca kısa bölümlerle karşılaşacağınızı belirtmek isterim.

Şarkı: Zeynep Casalini, Duvar

...

"İnsanın kaderi ruhunda saklıdır."
—Herodotos

Bir ağlamayla başlar bir ömür ve bir çığlıkla son bulur. Belki de sessizce, uyurken. Belki çığlık dahi atamadan ama gürültüyle boğulurken. Ama son bulur. Çünkü hayata, ölmek için açar insan gözlerini. Bir sonsuzluk, bir daimlik yoktur bu yolda. İnsanlar ise son bulacak bu hayatta bir aksesuardır sadece. Canın sıkıldığında bir kenara atacağın, paslandığında vazgeçeceğin, heves ettiğinde yenisini alacağın bir aksesuar. Arkadaş, kardeş, eş ve aile gibi; gelip geçici, uğrayan ve ayrılan, bağlanıp o bağı koparan...

Bir varmış bir yokmuş, diye başlamayacağım kendi masalıma. Çünkü abartı olacak. O kadar gereksiz ve basit ki hayatım, ailem bile bıktı belki benden. Yedi gün oldu görmeyeli onları. Bir hafta değil, yedi gün.

Yedi kez onlarsız oturdum akşam yemeğine. Bir hayvan bile yoktu yanımda, o kadar içindeydim kimsesizliğin. Yedi kez huzurla uyudum yatağımda; soğuk, örtüsüz, yanlız ama huzurlu. Ailesiz huzurlu, kimsesiz huzurlu.Yağmur yoktu bu gün ama hava dünkü kadar soğuktu, demek bu gün, uyurken ıslanmak yoktu.

Mürdüm rengi bir elbise giydim önce üzerime. Saçlarımı taradım ve önüme düşmelerine izin verdim. Tek bir ayakkabım vardı yağmurda çamurda giydiğim. Onları ve yan bahçeden kopardığım bir adet lavantayı da yanıma alarak çıktım çatısı çökmüş evden.

Ayaklarım gideceği yeri iyi biliyordu. Kendinden emindi her nasıl oluyorsa adımlarım. Ve her nasıl oluyorsa geçtiği yeri yakıyordu. Önüne bakmasını biliyor, ama arkasında ki yangını görmüyordu. Bencillik miydi bu? Yoksa adımlarımın kendisini korumak için açtığı bir kalkan mıydı? Çiçekler veya böcekleri yakarken kendini savunmak bencillikten öte gibiydi. Sana zararı olmayanı yakmak, seni bir kundakçı yapardı. Seni, "kendini savunan" biri olarak aklayamazdı. Kötülük, bir karşılık olduğunda kötülüktü ancak. O yüzden adımlarım, geçtiği yeri yakıyor ama can acıtmıyordu.

Her zaman olduğu gibi yedi dakika sonra varmıştım oraya; eskimiş, belki de terk edilmiş o apartmana. İstesem de kapatamayacağım kapıyı iterek içeri girdim. Üst kata değil, bodruma doğru ilerledim. Tozlanmış merdivenleri inerken adım seslerimi duymuş olacak ki güçsüz düşmüş ince sesiyle, "Melina..." diyişini duydum. Kömürlüğün ardında kalan mahzene ilerledim ve parmaklıkların karşısında sakince durdum.

Beyaz diyebileceğim kadar sarı olan, beline kadar uzanan saçları bodrumun kiri ve tozundan dolayı kara lekelerle kaplanmıştı mahzenin duvarları arasına sıkışmış kızın. Yeşil gözleri dün olduğu ve yarın da olacağı gibi renksizdi. O kadar zayıftı ki üzerinde ki siyah elbiseye rağmen kemiklerini sayabiliyordum. Birkaç gündür nasıl bende aç kalıyorsam, o da aynı şekilde aç yatıyordu. Gerçi yatabiliyor muydu bilmiyordum. Bir ayağında duvara sabitlenmiş olan kalın zincir vardı, bu yüzden hareketleri kısıtlıydı. Zincir, ancak bir köşe de duran tuvalette ve mahzen demirlerine eriyordu.

"Lara... Çok zayıflamışsın."

"Yardım et Melina! Yardım et! Gerçekten çok açım, yalvarırım sadece bir parça ekmek Melina!" Sesi neredeyse çıkmıyordu, bağırmaya çalışırken kemikli ve yaralarla bezeli ellerini yere vurmasa belki de onu duyamayacaktım.
"Yemek yok Lara." Yere oturdum ve bir adet lavanta olan elimi arkama sakladım.

"Susuzluktan öleceğim..." Onun yerinde olmak istemezdim.

"Yağmurdan dolayı sular çok pislendi, içmene izin veremem."

Bir elini tekrar yere vurdu, aynı zamanda ağlıyordu. "Öleceğim, o pis suya muhtacım!"

"Söz," dedim ama yalandı, ben hiç bir zaman sözümü tutamazdım. "Getireceğim."

"Çok açım Melina... Çok... Eğer bana su ve ekmek getirmezsen beni unut... Duydun mu? Bir dahaki gelişinde burada ancak ölümü bulursun!" Belki de gözleri, adımlarımdan daha yakıcıydı.

"Çünkü öleceğim!"

Ölümünü kabul edemezdim, bir tek o vardı ve onu kaybedemezdim. Arkamda sakladığım lavantayı çıkardım ve parmaklıkların arasından ona uzattım. "Sana lavanta getirdim Lara. Hatırladın mı, sana dün de getirmiştim. O zaman çok sevindiğin için tekrar kopardım sana yan bahçeden."

"Hatırlamadım," dedi sakince yok gibi olan sesiyle. Tereddütle sordum, "Emin misin?"

"Hatırlamıyorum, vermiş olsaydın bilirdim." Yeşili andıran renksiz gözleri mahzenin içini işaret etti.

"Vermiş olsaydın Melina, o lavanta burada olurdu." Mahzenin içi boştu.

BÖLÜM SONU...

Sizi, düşüncelerinizle başbaşa bırakıyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

121okunma 54beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18