8. bölüm · BİR DAHA ASLA
8. Bölüm: Haber
İnsanın kendi kurduğu tuzaklara düşmesi kadar acınası bir çaresizlik yokmuş, bunu yeni anlıyordum. Bir sırrı saklamak için attığım o ilk adım, şimdi beni hiç bilmediğim bir uçurumun kenarına sürüklemişti. Anıl'la olan anlaşmamızın sınırları netti; gerçek duygular yoktu, sadece sahte bir oyun vardı. Ama kütüphanede, o kargaşanın ortasında Emirhan'a inen o ani yumruk, oyundaki taşların çoktan yerinden oynadığını fısıldıyordu. Anıl bu oyunu fazla ciddiye alıyordu ve korkarım ki benim mantığım da bu ciddiyetin altında ezilmeye başlıyordu. Olmamalıydı, gururumu hiçe sayıp eski aptal duygularımı açığa çıkarmalıydım.
Anıl'ın Emirhan'a attığı yumruğun acısını ben bile hissediyorumdum. Son derside atlatınca okul sona ermişti. Planım şirkete gidip abimle konuşmaktı. Okulun bahçesinde çıkışa doğru yürürken telefonumla ilgileniyor, taksi numarası bulmaya çalışıyordum. Yanıma gelen siluetle odağım telefondan kayıp tanıdık o simaya daldı.
"Nereye gidiyoruz, sevgilim"
"Gidiyoruz? Beraber bir yere gitmiyoruz."
"Eve gidiyorum"
Aslında amacım şirkete gitmekti ama bun0u Anıl'a söylemek istemedim. Sonuçta konunun aslı, Anıl'a dayanıyordu.
"Güzel, geçelim arabaya"
"Sen niye?"
"Uzatacak mısın?"
Gözlerimi devirdim.
"İyi, peki."
Arabaya geçtik. Yollar su gibi akıp geçerken camdan dışarıyı izliyordum.
"Annemle babam ilişkimizi biliyor, anlattım."
Ani şokla gözlerimi camdan, yola bakan Anıl'a kaydırdım. Zaten geçici birşeydi. Neden ailene bahsedersin ki?
"Ne! Sen? Ne ara? Ben gizli kalması için uğraşıyorum, sen daha da yayıyorsun."
Gayet sakin ve nötr bir ifadeyle gözlerini yoldan almadan cevap verdi.
"Şimdi de senin ailene anlatmaya gidiyoruz. Saklamanın manası yok."
"Ne?" İkinci gelen şokla ağzım açık kaldı.
"Ben senden hoşlandığım yılları bile onlardan saklamak için neler yapt-"
Ne diyordum ben? Kes sesini Hazal. Eski konular hep canı daha fazla sıkardı. Kitabın kapağını tekrar açmaya gerek yoktu. Sonuçta ne kadar okursan oku sonu hep aynı biter.
"Yani olmaz, kibarcası hoş karşılamazlar. Anlatmayacağız."
Anıl sessiz kaldı. Ne demekti şimdi bu?
****
Eve yaklaştığımızda göğsümü sıkıştırıp nefes almamı zorlaştıran his, yaklaştıkça artıyordu. Anıl hala tepkisizdi.
----
Eve varmıştık. Kaskatı kesilmiştim. Onların hassas noktasıydı, aşk. Oysaki kızları yıllardır sonunu bulamayacağı, kendini kaybedeceği bir aşkın peşinden gidiyordu gizlice.
Ama Anıl söylemekte kararlıydı. Kapıyı çalmadan önce kapının önünde durdum.
"Söylemeyelim."
"Olmaz sevgilim. Ben gizli iş çeviremem"
"Bunu gizlice araba yarışlarına katılan biri mi söylüyor-"
Sözümü tamamlayamamışken Anıl avucunu ağzıma bastırıyordu. Susturma yöntemi. Eliyle beraber o da çok yakındaydı. Gözleri ruhuma bakıyordu sanki. Deniz mavisi gözleri, toprak karası gözlerimde gezindi. Nabzımın hızı derinde bile hissediliyordu sanki.
Tam bu sırada bir kapı açılma sesi duyduğumda irkildim. Anıl hemen sağına baktı. Kapıdan, elinde siyah, çöp dolu poşet olan Hülya Abla çıktı.
Anıl uzaklaşınca bende boğazımı temizledim.
Bir bu eksikti
"Aa, çocuklar siz ne yapıyorsunuz burada?"
"Hülya ablacım, bizde geldik yani şey"
"Tamam kuzum, hoşgeldiniz. Ee, içeri girsenize."
"Değil mi,değil mi, hadi içeri geçelim" Anıl'ın aceleci sesiyle biz içeri, Hülya Abla da çöpü atmaya gitti.
Annemler salondaydı. Babam laptoptan çalışıyor, annem kahve içiyordu.
Annem bizi farkedince elindeki.kahveyi masaya koydu ve yüzüne bir gülümseme koydu.
"Ay,ay,ay hoşgeldiniz."
"Hoşbulduk Hande Teyze."
Babamda laptoptan başını kaldırınca Anıl tekrar konuşmaya başladı.
"Ben aslında bir haber vermek için buradayım" dedi. Annemin yüzünde güller açıyordu. Neydi bu mutluluğun sebebi?
İçim yanıyordu. Korku,gerilim,heyecan bütün duyguları şuan yaşıyordum. Tek duam Anıl'ın bu meseleyi açıklamamasıydı.
"Gelin oturun, öyle anlatın" babam birşeyler döndüğünü çakmıştı. Bu da ortamın daha da gerilmesine sebep oluyordu.
Babamın karşısındaki üçlü koltuğa oturudum. Anıl'da yanıma. Her nefes alışı, her an söyleyecek şüphesi beni yok ediyordu.
Anıl kendinden emin bir ifadeyle konuşmaya başladı.
"Hakan Amca, Hande Teyze. Hazal'la okulda bir süredir yakınız ve biz geçen gün itibariyle ilişkimizi bir adım ilerletmeye, yani sevgili olmaya karar verdik. Merak etmeyin, beni az çok tanıyorsunuz. Kızınızı üzmem. Okuldaki tekinsiz tipler yanına bile yaklaşamaz. Hazal artık bana emanet "
Gerçekten söylemişti. 'kızınızı üzmem' sözler beynimde tekrarlanıyordu. Annem sırıtarak, hafifçe şaşırmış bir ifadeyle bana bakıyordu. Babamda daha ciddi bir ifadeyle Anıl'a döndü.
"Bak oğlum, ben Hazal'ı bu yaşına kadar bir erkeğin yanına o meselelerle yan yana bile getirmedim. Hazal'da bu işlere uzaktır. Bu konu şakaya gelmez. Aşk dediğin, gözlerinin içine baktığında gerçekleri görmektir, gerçek aşk iki gün falan sürmez. Aşk özlemdir, sevgi saygıdır. 'Aşk insanı üzer' lafını duymuşsundur. Gerçek aşk üzmez. Ve benim kızım bir duygu uğruna üzülürse, kızımı üzeni daha çok üzerim. Beni bilirsin. Buna rağmen kızımın elini tutup bu evin kapısından çıkarsan-"
"Ay of ne felsefe yaptın Hikmet, sanki evlendiriyoruz ha. Gencecik çıtır bir kız bırak ne yaparsa yapsın. Ben sizin arkanızdayım."
Babamın bu korumacı kişiliğini iliklerime kadar hissetmeye çalışırken elime dolan sıcaklıkla aşağı baktım. Anıl elimden tutup ayaklanmıştı. Bende kalktım.
"Biz gidelim o zaman. Benim uğrayacak birkaç yerim var, ama önce üstümü değiştiriyim."
Anıl'ın elini bırakıp hızla odama çıkıp üstümü bir güzel değiştim. Sonra aşağı inip evden çıktık.
"İnanamıyorum."
"Neye?"
"Söylemene, ve onların tepkilerine," arabaya geçtik ve devam ettim.
"Bu konularda pek bilgilisin sanırım,nbaya iyi oynadın rolünü"
"Öyleyimdir, ee nereye gidiyoruz?"
"Şirkete gidelim gitmesine de, sen benim sahte sevgilimsin, şoförüm değil."
"O kadar olsun."
Gülümsedim ve arabanın çalışmasıyla şirkete doğru ilerledik.
****
Şirkete çok az kalmıştı. Doğruldum ve boğazımı temizledim.
"Bu arada iyi ki doğdun."
"Sağ ol. Bildiğini bilmiyordum"
"Yani kalmış aklımda öyle."
Yalan. Yıllardır bu anı düşünemezdim bile. Zamanında delicesine istediklerimiz, soğuduğumuzda karşımıza çıkmaz mıydı?
"Bu akşam parti var, zaten herkes davetli. Konumu ve detayları atarım ben sana. Gelir misin?"
"Tabii yani gelirim. İnsanlar şimdi konuşur, 'partisine sevgilisini çağırmamış' diye aptal aptal."
"İnsanları susturmak için değil, eğlenmek için gel."
****
Bu bölüm biraz daha sakin geçti ama fırtına öncesi sessizlik diyelim. Sıradaki bölümde olaylar biraz karışacak, iyi okumalarr💞
