1. bölüm · BİR DAHA ASLA
1. Bölüm: Son Gün
Uğruna can bile verecek kadar sevdiğiniz birinden nasıl nefret ederdiniz? Sizi bilmiyorum ama ben ettim.
Koskoca 5 yıl
Aynı yemek masasında başladı bizim hikayemiz. Daha doğrusu benim ona karşılıksız aşkım. Deli gibi seviyordum onu. Ama o birkaç mesaj benim resmen hayatımı başıma yıktı. Hayatta tek önemsediğim insanlar arasında olan çocuk, öyle bir kırdı ki kalbimi. Bir kaç kelimelik cümleler yaktı canımı...
----
"Sürekli yat zaten sen kızım, annen yapar senin işini sonuçta. Ben sizin hizmetçiniz miyim anneniz mi belli değil valla!"
Annemin söylemesiyle gözlerimi araladım. Annem odamda yere oturmuş bavula birkaç kıyafetimi diziyordu. İç çekerek uykulu uykulu konuştum.
"Anne, tamam ben hallederim" dedim geçiştirerek. Sonra gözüm saate kaydı.
Saat: 15.45
Şokla yatakta doğruldum. Gözlerimin büyüdüğünü hızla atan kalbimden anladım. Anlık bir heyecan. Hemen beyaz nevresimli yorganı üstümden atıp ayağa fırladım. 45°C havada ne yorganı demeyin, yorgan benim için ölüm kalım meselesi.
"Noluyor kız yine cin mi gördün sakin ol tövbe tövbe"
"Ohoo anne ben uyuya kalmışım 15 dakika sonra benim Havinlerde olmam lazım!" Heyecanlı ses tonumla dolaptan birşeyler aldım bu sırada annem ayağa kalktı.
"Niye gidiyorsun Havinlere?" Diye meraklı meraklı soran anneme uzun uzun cevap vermek isterdim ancak acelem vardı.
"Anne abim anlatır, valla acelem var bide sorar mısın o hazır mı?" Aldığım kıyafetlerle anneme oda kapısına kadar eşlik ettim ve annemin söylenmesine takılmadan kapıyı arkasından kapattım.
***
"Ya benim akılsız kardeşim, madem uyanamayacaksın neden geç yatıyorsun, salak" abimin aceleci gıcık ses tonuna maruz kalıyordum yine. Bu arada abim Yunus. Gıcık ama tatlı biri. Her neyse, sonunda odadan çıktım ve abime baktım.
"Of, hazırım abi, ne uzattın sende" dedim ve yazlığımızın merdivenlerinden hızlı hızlı inerek alt kata indik.
"Siz ikiniz nereye?" Babam gazete okuyordu. Gazetenin üstünden bize bakarken bende abime baktım. Ben söylesem asla izin vermezdi. Neyse ki abim bunu anlamayacak kadar aptal değildi.
"Baba, bizimkilere lunaparka falan gideceğiz" dedi.
Babam biraz düşününce kafasıyla gidin işareti yaptı. Hemen koştuk kapıya ve şükür evden çıktık. Derin bir nefes alıp tam karşımızdaki villaya geçtik.
"Merhaba Nesrin teyzee" dedim bahçe koltuğunda telefonuyla ilgilenen Nesrin teyzeye. Ha bu arada Nesrin teyze havinin annesi. Havinde yazlıktaki en yakın arkadaşım.
"Ay merhaba çocuklar, nasılsınız anne babanız nasıl." Nesrin teyze harika sorularıyla bizi donatirken içerden Havin geldi. Esmer kıvırcığım benim.
"Ay ay ay ne bu güzellik Havin hanım??" Dedim gülümseyerek.
"Asıl sizdeki bu mükemmellik ne Hazal hanım" o da gülümseyerek yanımıza gelince Nesrin teyzeye bir görüşürüz çaktık ve evden çıktık. Yolda yürürken havinle couple giyindiğimizi farkettim. Aslında sıradan giyinmistik ama çok benzerdi kıyafetlerimiz. Pembe Çiçekli yollardan geçerek buluşma yeri olan banka geldik. Sonra digerleri geldi. Yani Anıl ve Furkan. Bu arada tanıştırayım, deliler gibi aşık olduğum yazlık aşkım ayrıca babamın ortağının oğlu Anıl Ata Kandemir. Allah'ım ne bu yakışıklılık. Deliriyordum. Kalbimin amuda kalkması için onu görmem yeterliydi.
"Hadi gidelim vakit kaybetmeden" diyen abimin sesi ninni gibi geliyordu. Şuan benim bütün odağım Anıldaydı. Öhöm öhöm kendime gel kızım!
Biraz yürüdükten sonra lunaparka çok şükür gelmiştik. İçimde kıpır kıpır birşeyler oldu. Kocaman oyuncaklar baya eğlenceli gözüküyordu. Tabii eğlencesi onlara bininceye kadardı ama olsun. Sonrasında hafif bir göt tutuşması benim altın kuralımdı. Birkaç işlemden sonra sıra oyuncaklara binmekteydi.
"Hadi şuna binelim!" Eliyle makası gösteriyordu Havin.
"Ben ona ölsem binmem" dedim. Yalan değildi.
"Dönme dolapla başlayalım sakin gidelim bence" dedi Furkan. Çok haklıydı.
Herkes okey olunca dönme dolabın yanındaki görevliye gittik ve sıra sıra kabinlere biniyorduk.
"Ben tek bincem, şimdi kusarsınız falan uğraşmayalım" diyip gerçekten tek başına binen Furkan'ı izledik. Tam 'havin gel beraber binelim' diyordumki yüzündeki şeytani ifadeyle abimin koluna girdi ve beraber bindiler. Bide arkadan bakıp bana sırıtıyor.
"İyi eğlencelerr!" Diyip kahkahalarla abimle kabine bindi. Sinirden dişlerimi sıktım. Sinirden mi demeliyim yoksa sen mi gerçek adını söylersin utangaçlık. Havin Anıla sırılsıklam aşık olduğumu biliyordu, bu yüzden aynı kabine binelim diye yapmıştı ama ben aynı kabine binemez,binersemde panik ataktan geberirdim. Evet dürüst olayım, Anılla konuşmaya bile cesaretim yoktu, uzaktan sevenlerdendim işte.
"Ee o zaman ben tek bineyim" dedim ve tam boş bı kabine ilerliyordum ki bileğimde bir el hissettim. Olduğum gibi kaldım. Arkama dönüp elin sahibine baktığımda Anıl'ın olduğunu anladım. Ay ambulans çağırır mısınız, bir arkadaş ölüyor da.
"Beraber binelim işte gel" dedi ve ben mal gibi kaldığım için zar zor cevap verdim
"O-olur" dedim ve güldüm. Sanırım hayatımda ilk kez bu kadar gerçek gülüyordum.
Ve işte beklenen an, aynı kabinde dönen dolapta ben ve Anıl. Rüya olmalıydı! Gerçekten Rüya mıydı yoksa ben mi delirdim. Gerçek hayata döndüğümde karşımdaki Anıl'ın bana tuhaf tuhaf bakıp "iyi misin" demesiyle kendime geldim. Sen varken nasıl iyi olayım ben! Gözlerimi birkaç kez kırpıştırıp sonunda cevapladım.
"İyiyim sorun yok" dedim tatlı bir tebessümle. Sanırım 'aşk insanı aptallaştırır' lafının gerçek versiyonuydum.
"Korktun mi yoksa" diyip sırıttı.
"Ben mi? Hayır yok" diyip gülerek sağıma soluma bakıyordum ki şuan en yüksekte olup, kabinin sallandığını farkedince yüzüm düştü.
"Oha" ağzımdan tek bu kelime çıktı. Anıl ise baya eğleniyordu. Yutkundum. Yükseklik korkum vardı ama bu baya korkunçtu kaç metre havadayız Allah bilir!
Beynimdeki hücreler aynı sesi verdi. "Başlıyoruz" nefesim git gide azalıyordu ve almam zorlaşıyordu. Yükseklik korkum vardı evet ama şuan olmazdı.
Anıl gülmeyi kesip "noluyor lan," falan diyordu. Sonra bir çıt sesiyle dönme dolap faciamın bittiğini anladım. İlk inen biz olduğumuz için şuan yanımızda kimse yoktu. Anıl su alıp gelince aldığı suyu içtim ve derin derin nefes aldım. Yaslandığım yerden dogrulup ona döndüm.
"Ya şey, ben.."
"Açıklama yapmana gerek yok, gerçekten." Diyip rahatlattı beni. Gülümsediğim sırada arkadan "ooo naber gençlik" diyen Furkan'ın sesi geldi. Sonra abimler geldi.
****
Birkaç oyuncağa binip akşam olmasını farketmemizle evlerimize yakın yerdeki sahile geldik. Hava kararmıştı. Kumların üstüne oturduk ve gelen tek sesin deniz dalgası olmasıyla huzurlu huzurlu dinliyordukki kalbimi pırpır eden ses konuştu.
"Şimdi siz yarın gidiyorsunuz yani"abimle Anıl'ın konuştuğu belliydi.
"Aynen, yarın bu zamanlar evde oluruz"
"Ya gitmeseniz, biraz daha kalsanız keşke. Zaten yazdan yaza görüşüyoruz hepimiz"
Sesler kulağımda yankılandı. Yarın gidiyorduk. Havinden, furkandan ve Anıldan ayrılıyordum. Aslında babalarımız ortak ama yılda maksimum 3-4 kez görüşüyorduk. Ama yazları resmen her gün beraberdik. İçime gelen huzursuzlukla midem bulandı. Denizin parlaklığına gözlerim daldı. İstemiyordum gitmek ama babamın işleri vardı. En önemliside ses tonu bile kalbimi paramparça eden çocukla uzun süre görüşmeyecek olmamdı. Bu yaz benim için önemliydi. Çünkü gazete fotoğraflarında bile yüzüme bakmayan çocukla konuşmuştum. Karşı karşıya oturduğumuzda bile yüzüme bakmayan çocukla.
"Keşke daha fazla kalabilsek " Dedim, gözlerim dolmuştu sesim titriyordu. Bu tek Anıl için değildi. Furkan ve Havinde vardı işin içinde. Onlarla yazlığa geldiğimizden bu yana arkadaştık. Yazdan yaza görüşmek çok içimi acıtıyordu. Havinin bana gelip sımsıkı sarılmasıyla benim bütün güvenlik kapılarım pert oldu ve tuttuğum göz yaşları teker teker süzüldü.
"Olm bizide ağlatacaksınız amk" dedi Furkan.
Güldük. Evet. Cunku gerçek arkadaşlık en kötü anlarda bile gülmek değil miydi?
****
Sohbete dalıp vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştık. Sonra telefonuma bir bildirim düştü. Gözlerim önce saate sonra gelen mesajda takıldı.
01.26
Annem:Hazal abinide al gelin artık geç oldu.
Gözlerimi ekrandan çektim ve abime döndüm.
"Abi annem çağırıyor." Dedim. Sonra hep beraber ayaklandık. Önce havinle sonda furkanla sarıldım. Abimde vedalasiyordu.
"Bir sonraki yaz daha güzel geçecek, zaten her zaman telefona konuşuruz, bütün dedikoduları anlatırım sana," dedi göz yaşlarımın ardından güldüm. Sonra sıra Anıl'a geldi. Gözlerime baktı. Kalbim yinedeli gibi atmaya başlıyordu.
"Görüşürüz" dedi. Kısa ve sade.
"Görüşürüz" dedim. Şuanda boynuna atlayıp sımsıkı sarılmak istiyordum ama olmazdı. Yapamazdim. Abimle yavaş yavaş eve dogru yürüdük ve eve geldik. Eve gelir gelmez odama gittim ve kendimi yatağa yüz üstü atarak sessizce ağladım. Bugün yine sondu. Keşke sonlar hiç olmasaydı:)
