Bir Bakış Yeter kitap kapağı

13. bölüm / 13

Bir Bakış Yeter

Derdimin Çiçeği

Vaveyla Yazarı: lavinya ultan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: Derdimin Çiçeği

Nazlı'nın Ağzından
Bir süre sonra Uras'a her şeyi anlatmıştım.

Babamın sabah attığı mesajı, gösteri boyunca gözlerimin neden sürekli seyircilerin arasında dolaştığını, son dansımı bitirdiğimde neden ilk olarak onu aradığımı…

Sonra kulise dönüp telefonumu kontrol edişimi.

Ve onu aradığımda söylediklerini.

Hesabıma para göndermişti. Yine.

Sanki bir insanın hayatında bulunmakla onun masraflarını karşılamak aynı şeymiş gibi.

Bunları anlatırken sesim birkaç kez titremişti. Bazı cümleleri kurmakta zorlanmış, bazılarınıysa ağzımdan çıktıkları anda geri almak istemiştim. Özellikle de babamın bana sarılmasını, benimle gurur duyduğunu söylemesini istediğimi anlattığımda…

Bunu sesli söylemek bile canımı yakmıştı.

Çünkü ben babamdan nefret etmiyordum. Aramızda korkunç bir kavga da yoktu. Onu sevmediğimi söyleyemezdim.

Sadece bazen, kendi kızının hayatında bulunmanın ne demek olduğunu anlamasını istiyordum.

Uras bütün bunları dinlemişti.

Bir kez bile sözümü kesmemişti.

Bana acıyan gözlerle bakmamış, ne yapmam gerektiğini anlatmaya kalkmamıştı. Arada bir soru sormuş, bazen de yalnızca başını sallamıştı.

Ve garip bir şekilde, ona anlattıkça rahatlamıştım.

Sanki bütün akşam göğsümün üzerinde duran bir ağırlık, nihayet biraz olsun hafiflemişti.

En kötüsü de bunu Uras'ın yanında başarmış olmamdı.

Uras.

Beni gördüğü her fırsatta sinir etmeyi kendine görev edinmiş, iki dakika ciddi durabilirse kendisine madalya takılması gereken o çocuk.

Ona sarıldığımda beni geri itmemişti.

Anlattıklarım bittikten sonra da bana farklı davranmamıştı.

Hatta birkaç dakika sonra yine o sinir bozucu hâline geri dönmüştü.

İyi ki de dönmüştü.

Çünkü bana acımasını istemiyordum. Bana kırılganmışım gibi davranmasını da istemiyordum.

Yalnızca dinlemesini istemiştim.

Ve dinlemişti.

“Eve girecek misin artık, balerin?” diye sorduğunda kendime geldim.

Başımı kaldırdım.

“Evet, anneciğim. Biraz daha burada kalırsam bana pijamalarımı da getireceksin herhâlde.”

Uras sırıttı.

“Pijamalarını görmeden böyle bir sorumluluğun altına girmem.”

“Seninle konuştuğuma pişmanım.”

“Bunu her gün söylüyorsun.”

“Çünkü her gün pişman oluyorum.”

Güldü.

Ben de istemeden gülümsedim.

Sonra anahtarımı çıkardım. Kapıyı açmadan önce ona döndüm.

“İyi geceler, Uras.”

“İyi geceler, balerin.”

Bir an duraksadım.

“Ve… teşekkür ederim.”

Kaşlarından birini kaldırdı.

“Bana âşık olmaya başladığını söylemenin daha kolay yolları var.”

Gözlerimi devirdim.

“Şu anki ruh hâlimle seni merdivenlerden aşağı atabilirim.”

“İşte tanıdığım Nazlı!”

Başımı iki yana sallayarak içeri girdim ve kapıyı kapattım.

Sırtımı kapıya yasladığımda yüzümde hâlâ küçük bir gülümseme vardı.

Birkaç saat önce kuliste tek başıma ağlıyordum. Şimdi ise kendimi biraz daha hafif hissediyordum.

Babam gelmemişti. Bu değişmemişti.

Gösterimin ardından hissettiğim kırgınlık da sihirli bir şekilde ortadan kaybolmamıştı.

Ama artık o akşamı yalnızca babamın gelmediği bir gece olarak hatırlamayacaktım.

Uras da vardı.

Beni dinlemişti. Sonra benimle dalga geçmişti. Ben de ona laf yetiştirmiştim.

Her şey, olması gerektiği kadar normaldi.

Çantamı koltuğun üzerine bıraktım ve odama geçtim. Aynanın karşısında durup saçlarımı açtım. Yüzümdeki yorgunluğu görünce derin bir nefes aldım.

Sonra telefonumu çıkardım.

Uras'ın mesajları hâlâ oradaydı.

**Uras:** Gösterin nasıldı, balerin?

**Uras:** Nazlı?

**Uras:** Cevap vermek zorunda değilsin. Sadece iyi olduğunu bilmek istedim.

Son mesajı bir kez daha okudum.

Dudaklarımın kenarı kıvrıldı.

Bu çocuğun beni bu kadar önemsediğini düşünmek istemiyordum.

Daha doğrusu, bunun ne anlama geldiğini düşünmek istemiyordum.

Sohbet kutusuna girdim. Bir şey yazmayı düşündüm ama sonra vazgeçtim.

Zaten az önce yüzüne karşı teşekkür etmiştim.

Daha fazlasına gerek yoktu.

Telefonu komodinin üzerine bıraktım ve yatağıma uzandım.

Gözlerimi kapatırken aklıma son bir düşünce geldi.

Belki de birinin yanında rahatlamak için bütün sorunlarının çözülmesi gerekmiyordu.

Bazen yalnızca seni dinleyen, sonra da sana eskisi gibi davranan birinin olması yetiyordu.

Ve ben, Uras'ın yanında böyle hissetmeye başlamıştım.

Bu düşünce hoşuma gitmişti.

Biraz fazla hoşuma gitmişti hem de.

Ama kendime bunu itiraf etmek için henüz erkendi.

Hem daha Uras'la uğraşmam gereken koca bir ömür vardı.

En azından kendisi öyle söylemişti.

Şaka yaptığını iddia etse de.

Uras'ın boks antrenmanına gitmek gibi bir planım yoktu.

Gerçekten yoktu.

Her şey, sabah attığı o sinir bozucu mesajla başlamıştı.

Uras: Bugün ne yapıyorsun, balerin?

Ben: Seni ilgilendirmeyen şeyler.

Uras: Güzel. Saat dörtte salona gel.

Ben: Neden?

Uras: Sana bir şey öğreteceğim.

Ben: Hayır, teşekkürler.

Uras: Korktun mu?

Ve işte buradaydım.

Bir boks salonunun ortasında, üzerimde siyah bir şort ve bol bir tişörtle, hayatımın en büyük hatalarından birini yaptığımı düşünüyordum.

Uras karşımdaki kum torbasının yanında duruyordu. Üzerinde siyah bir atlet, altında antrenman şortu vardı. Saçları her zamanki gibi dağınıktı. Beni gördüğünde yüzüne yerleşen sırıtıştan, bütün gün benimle uğraşmayı planladığını anlamıştım.

“Geldin demek.”

“Bunu bir daha söyleyip söylemeyeceğini düşünüyordum. Belki kapıdan girince konfeti falan patlatırsın diye.”

Güldü.

“İçimden geldi ama bütçeyi aşmak istemedim.”

Gözlerimi devirdim.

“Ne öğreteceksin bana?”

“Boks.”

“Gerçekten mi? Ben burayı bale stüdyosu sanmıştım.”

Uras başını eğip beni süzdü.

“Balerin, bugün zekânın bütün sınırlarını zorlamayalım. Daha başlamadık.”

Ona dil çıkarmamak için kendimi zor tuttum.

“Başla bakalım."

Uras'ın gülümsemesi büyüdü.

“Önce ısınacağız.”

“Ben zaten ısındım.”

“Ne ara?”

“Seni görünce, sinirden.”

Kahkaha attı.

“Tamam. Bu enerjiyi birazdan yumruklarına aktarırız.”

---

Uras'ın boks öğrenmem gerektiğine karar vermesinin hayatımın en kötü fikirlerinden biri olduğunu anlamam yaklaşık on iki dakika sürdü.

On iki dakika.

İlk beş dakikada gayet hevesliydim. Sonuçta boks öğrenmek kulağa eğlenceli geliyordu. Bir de Uras'ın sürekli benimle uğraşmasına karşılık ona ringde hava atmak fena olmazdı.

Sonraki yedi dakikada ise bu sporu bulan insanın neden böyle bir şey yaptığını sorgulamaya başlamıştım.

“Uras.”

“Efendim, balerin?”

“Ben bunu yapamıyorum.”

Karşımdaki kum torbasının yanında duran Uras başını kaldırdı.

“Daha yeni başladık.”

“Evet, farkındayım. Ama bence yeteneğim başka alanlarda parlıyor.”

“Mesela?”

“Bale.”

“Vay canına. Bunu hiç tahmin etmemiştim.”

Ona ters ters baktım.

Uras sırıttı.

Şu çocuğun yüzündeki sırıtışı bir gün silecektim. Nasıl yapacağımı henüz bilmiyordum ama bir gün mutlaka yapacaktım.

“Bak,” dedi, yanıma gelerek. “Önce ayaklarını şöyle yerleştiriyorsun. Sonra dengeni koruyorsun. Yumruğunu da gelişigüzel savurmuyorsun.”

Beni dikkatle izlemeye zorladı.

Hareketleri bir kez daha gösterdi. Ben de aynısını yapmaya çalıştım.

Başta fena değildi.

Sonra ayağım yanlış yere bastı, dengem bozuldu ve yumruğum kum torbasına neredeyse değmeden havada kaldı.

Uras birkaç saniye sessiz kaldı.

Başımı ona çevirdim.

“Sakın.”

“Ne?”

“Sakın gülme.”

Dudaklarını birbirine bastırdı.

“Gülmüyorum.”

“Gözlerin gülüyor.”

“Gözlerime de mi karışıyorsun?”

“Uras!”

Kahkahayı bastı.

Ben de kollarımı göğsümde birleştirip arkamı döndüm.

“Bitti. Ben gidiyorum.”

“Daha on iki dakika oldu.”

“Hayatımın on iki dakikası!”

“Dramatik olma, balerin.”

“Ben dramatik değilim. Sen berbat bir öğretmensin.”

Uras'ın kaşları havalandı.

“Ben mi?”

“Evet, sen!”

“Tamam. Gel buraya, bir kez daha deneyelim.”

“Hayır.”

“Nazlı.”

“Hayır dedim.”

“Balerin.”

“Uras, yemin ederim gidiyorum.”

Ringin öbür ucuna doğru koşmaya başladım.

Arkamdan onun güldüğünü duydum.

“Kaçmak yok!”

“BEN KAÇMIYORUM, ANTRENMANI BIRAKIYORUM!”

“İkisi de aynı şey!”

Peşimden kovalıyordu. İkimizde ringte tur atıyorduk.

“NAZLI, DUR!”

Gülmemek için kendimi zorlayarak hızlandım.

“YAKALAYABİLİRSEN DURURUM!”

Bu cümleyi söylemem büyük bir hataydı.

Çünkü Uras boksördü.

Ben ise bale dışında koşu performansımla övünen biri değildim.

Birkaç saniye sonra arkamdan yetişti. Tam kapıya ulaşmıştım ki kolumun yanından uzanıp önüme geçti, ardından beni dikkatlice belimden kavrayarak havaya kaldırdı.

“Yakaladım.”

“URAS!”

Kahkaha atıyordu.

Ben de kurtulmaya çalışırken gülmeye başlamıştım ama bunu kesinlikle belli etmeyecektim.

“Bırak beni!”

“Antrenman bitmedi.”

“Benim için bitti!”

“Benim için başlamadı bile.”

Başımı ona çevirdim. Şuanda beni kucağında ringe doğru taşıyordu. Oldukça garip bir durumdaydık.

“Seninle bir daha hiçbir şey yapmayacağım.”

“Dün de böyle demiştin.”

“Çünkü dün de sinir bozucuydun!”

Beni bıraktığında hemen bir adım geri çekildim ve saçlarımı düzelttim. Sanki az önce salonun içinde kaçıp yakalanan ben değilmişim gibi.

Uras ellerini beline koydu.

“Bitti mi?”

“Evet.”

“Rahatladın mı?”

“Hayır.”

“Güzel. O zaman devam ediyoruz.”

“URAS!”

Yeniden gülmeye başladı.

Ona bir gün bunun hesabını soracaktım.

Kesinlikle soracaktım.

***

“Şimdi eldivenlerini tak.”

Uras, önümde duran kırmızı boks eldivenlerini işaret etti.

Eldivenlere baktım.

Sonra ellerime.

Sonra yeniden eldivenlere.

“Bunlar benim mi?”

“Hayır, komşunun.”

“Uras, ciddi soruyorum!”

“Benim eldivenlerim. Hadi tak şunu."

Eldivenlerden birini elime aldım. Ağırlığını görünce yüzümü buruşturdum.

Bunu gerçekten giymem mi gerekiyordu?

Elimi içine sokmaya çalıştım.

Sonra bir kez daha.

Sonra eldivenin ağzını iyice açıp elimi yeniden uzattım.

Sonunda başardım.

Ama eldiven elime o kadar büyük gelmişti ki parmaklarımın nerede durduğundan bile emin değildim.

Elimi kaldırdım.

Eldiven havada kocaman duruyordu.

Uras bana baktı.

Ben ona baktım.

Bir saniye geçti.

İki saniye.

Sonra Uras'ın yüzü değişti.

“Gülme,” dedim hemen.

Dudaklarını ısırdı.

“Gülmüyorum.”

“URAS!”

Kahkahası bütün salonu doldurdu.

“Balerin, elin kaybolmuş bunun içinde!”

“Komik değil!”

“Biraz komik.”

“Çıkarıyorum bunu!”

Diğer eldiveni de takmaya çalışırken neredeyse kendi elimle kavga edecektim. Eldivenin cırt cırtını kapatamadım, sonra yanlışlıkla bir eldivenle diğerini birbirine vurdum.

Uras artık kendini tutamıyordu.

“Seninle çalışmak hayatımın en güzel kararıymış.”

“Ben gidiyorum.”

“Yine mi?”

“EVET!”

Tam eldivenleri çıkarmaya uğraşırken yanıma geldi.

“Dur, dur. Ver bakayım.”

Eldivenin bilek kısmını düzeltti, cırt cırtını daha sıkı kapattı. Sonra diğer elime geçti.

Ben de onu izledim.

Az önce bütün salonu kahkahaya boğan çocuk, şimdi eldivenlerin ellerime daha iyi oturması için uğraşıyordu.

İşini bitirince iki adım geri çekildi.

“Tamam. Şimdi daha iyi.”

Ellerimi havaya kaldırdım.

Hâlâ kocamanlardı.

“Bence ellerim yok oldu.”

Uras gülümseyerek başını salladı.

“Biraz.”

“Sen gerçekten berbat bir insansın.”

“Bunu da sevgi sözcüğü olarak kabul ediyorum.”

Gözlerimi devirdim.

Sonra kum torbasına döndüm.

Bir yumruk attım.

Bu sefer torbaya düzgünce temas ettim.

Hemen arkamı dönüp Uras'a baktım.

“GÖRDÜN MÜ?”

Uras'ın yüzünde bu kez dalga geçmeyen bir gülümseme vardı.

“Gördüm.”

“Güzeldi, değil mi?”

“Evet, Nazlı. Güzeldi.”

Hemen yeniden kum torbasına döndüm.

“Tabii ki güzeldi. Ben zaten yetenekliyim.”

Uras güldü.

“İşte geri döndük. Bir saniyeliğine mütevazı olacaksın sandım.”

“Hayal kurmaya devam et."

Bir yumruk daha attım.

Bu kez daha iyiydi.

Arkamdan Uras'ın sesi geldi.

“Aferin, balerin.”

Dudaklarım istemsizce kıvrıldı.

Eldivenlerin içinde ellerim kaybolmuş, kollarım yorulmuş, sabrım tükenmişti.

Ama nedense artık gitmek için acelem yoktu.

Sanırım Uras'ın en sinir bozucu özelliği buydu.

İnsana önce kaçıp gitmek istetiyor, sonra da kalmak için bir sebep bulduruyordu.

Ve ben, bunun farkına varmaya hiç hazır değildim.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18