3. bölüm / 3
Beyazın BüyüsüYeniden Arda ve Ela
Bölümler 3Şu an: Yeniden Arda ve Ela
- 1 Beyazın Büyüsü1.500 kelime
- 2 Ali ve Ahmet922 kelime
- 3 Yeniden Arda ve Ela1.769 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yıllar sonra yine aynı kış yine aynı Ayaz. 2 genç ama kalpleri hala çocuk olan Arda ve Ela..
Başını arabanın canıma yasladı Ela kış günü köyün birine tayini çıkmıştı. Havalar çok soğuk olmasına rağmen içi içine sığmıyordu Ela'nın. Babası arabayı kullanıyor annesi ise ön koltukta ara ara gözlerini siliyor.
Göz bebeği şimdi onlardan uzakta bir köyde öğretmenlik yapacaktı. Hem gurur hemde ayrılığın hüznü vardı yüzünde.
Babası arabayı park ederken. Ela merakla indi. Öğretmen olmadığı için okul bahçesi Park alanı olmuştu çocuklara. Bir kaç köylü vardı. Merakla bakıyordu. Çünkü bu köye kimse gelmez hatta evlenen bile bu köyden giderdi.
Ela çantasından çikolata çıkartıp çocuklara dağıttı.
'Yarın sabah hepinizi okula bekliyorum' dedi.
Çocuklar sevinçle koşarak evlerine gittiler. Anne babası arabadan eşyaları indirdi. Köylülerin yardımıyla Ela okulun bir sınıfına yerleşti. Sobasını kurdular kırık cama naylon çektiler.
Babası ve annesi kızlarını yalnız bırakmak istemiyorlardı. O gece kızlarının yanında yer yatağında uyudular. Oysa Ela alışmıştı rahatlığa doğal gazlı evde oturmaya. Geniş büyük odasında oyalanmaya. Sabaha kadar yatakta döndü durdu.
Hep birlikte son kez ailecek kahvaltı yaptılar. Babası 'çok geç olmadan yola çıkalım' dedi. Geri giderlerken ciğerlerinden bir parça bırakmak zor geldi babasına gözleri doldu ama gururluydu. Kızı öğretmen olmuş kim bilir onun gibi kaç tane öğretmenler yetiştirecek ti.
Annesi ise duygusaldı defalarca sarılmasına rağmen yine de bırakamıyordu kuzusunu. Ela bir müddet ailesinin gidişini izledi. Sonrada sınıfa girip sobayı yakmaya çalıştı. Öğrenciler tek tek gelmeye başladığında Ela'nın gözleri parladı.
'Günaydın öğretmen hanım. Hoş geldiniz. Hem okula hemde köyümüze'
Ela sınıfa giren gence baktı. Onunla aynı yaştaydı.
'Teşekkür ederim. İsmin Ela.'
'Bende Arda Kardeşimi bırakmaya geldim. Annem bir ihtiyacı olursa çekinmeden bize gelsin dedi. Okula en yakın ev bizim ki. Kış olduğu için sular donmuş 2 kova su getirdim bittiğinde yine isteyin yine getiririm.'
'Yaa çok teşekkür ederim neden zahmet ettiniz?'
'İyi dersler öğretmen hanım.'
Ela Arda'nın sesindeki kırgınlığı yakalamıştı. Sanki giderken gözleri dolmuştu. Ama sınıf kalabalıklaşınca dikkatini sınıfa verdi...
Arda okulun arka duvarına yaslanıp sigarasından bir duman çekti ve cebindeki yoyoyu çıkartıp baktı. Ela'sı unutmuştu onu. Elanın parmağına baktı ama yüzük yoktu belkide takmayı sevmiyordur diye düşündü. Yıllar sonra yağan kar yine onları bir araya getirmişti. Ama bu kez Arda Ela'ya kırgın Ela ise Arda'yı hatırlamıyordu bile. Sigarasını bitirip yoyoyu cebine koydu. Aldığı ilk ve son hediyeydi. Son kez kutladığı doğum günüydü. Arda erken yaşta büyümek zorunda kalmıştı. Çünkü babasızlıkla küçük yaşta tanışmış. Ailesine bakmaya karar vermişti. Liseyi yarıda bırakıp köyüne dönmüş annesine ve diğer 3 kardeşine... Bulduğu her işte çalışmış. Hayatın yükünü çocukken omuzlamaya başlamış. ....
Ela çocuklarla tek tek tanışıp isimlerini öğrenmiş ilk günden çocukları bunaltmak istememiş bu yüzden onlarla şarkılar söylemiş oyunlar öğretmiş tenefüste onlarla kar topu oynamış.
'iyi ki geldiniz öğretmenim.'
Söyleyen çocuğa baktı. Üzerindeki mont ona çok küçüktü ayakkabısı yırtık elleri soğuktan çatlamış. İçi burkuldu Ela'nın. Sınıfa göz gezdirdi ve bu durum tüm öğrenciler için geçerliydi. Okul bittikten sonra köy muhtarını bulmaya çıktı. Biraz ilerledikten sonra köy kahvesini gördü. Çekilngen adımlarla içeriye girdi.
'Buyur kızım ?'
Adam sevecenlikle bakıyordu. Çünkü öğretmen demek saygı ,sevgi, bilgelik demekti bunu tüm köy biliyordu.
'Köy muhtarına bakmıştım.'
'Gel kızım şimdi gelir o .'
Ela içeri girdi yanan sobanın yanına oturdu. Kış olduğu için yapacak birşeyleri olmayan bir kaç köylü tavla yada dama oynuyorlardı. O sırada Arda girdi içeri.
'Oğlum öğretmen hanım seni bekliyor.'
Göz göze geldiler. Ela şaşkındı ilk defa genç bir muhtar görüyordu.
'Sizi dinliyorum öğretmen hanım?'
Mesafeliydi Arda .
'Okula kadar gelebilir misiniz sizinle konuşmak istediğim konular var?'
'Tabi gidelim. '
Ela çıktı Arda da kahvedekilere selam verip ayrıldı.
'Sizi dinliyorum öğretmen hanım.'
'Milli eğitime dilekçe yazmak istiyorum. Hem çocuklar için hemde okulun eksikleri için '
Arda dolaptan bir dosya çıkardı.
'Bakın öğretmen hanım. Bu dosyanın hepsi benim dilekçelerime olumsuz olarak dönenler. Devlet bu köyü umursamıyor. Bende elimden geldiğince yardımcı oluyorum ama Ankara'da tanıdığım olmadığı için bu çabalarım yetersiz kalıyor.'
'Bende şansımı denemek istiyorum.'
'Yapın ama bu süreçte çocuklara Umut vermeyin. Her gün umutla beklemek kadar acı veren birşey yok '
Ela anlamamıştı
'Sana karşı bir hatam mı oldu ? Neden bu kadar soğuk ve mesafelisin?'
'Hala hatırlamadın demi ? Oysa ben her gün her gece yeniden senin yüzünü ezberlerken. Hafızamdaki tek tablo senin yüzün ken..'
'Ardaa!'
Hatırlamıştı Ela gözleri doldu.
'Arda benn..'
Ne diyecekti ki?
'Birşey söyleme Ela sen zengin ailenin tek çocuğu bense gariba öksüz Arda..'
Arda gittikten sonra Ela masaya oturup göz yaşlarını serbest bıraktı.
Lisedeyken Arda Ela'ya onu çok sevdiğini söylemişti. Ela ise geleceğine bakmak istediğini aşk için çok erken ama dost olarak kalabileceğini söyledi. Arda'nın yüreği nasıl dayansın ki buna? Sonra okulu bırakmıştı Arda. Ela ise
'Sen bir korkaksın sorunlarından böyle mi kaçıyorsun. Korkak.' demişti.
Ama bilmiyordu Arda'nın okulu bırakma sebebini. Sevgisinden kaçıyor sanıyordu oysa Arda mecburdu bu gidişe. Kalbini söküp öyle gitti köyüne bir daha Ela'yı görmedi ama her gece rüyasında hayallerinde sadece Ela vardı. Liseyi açıktan okudu. Meslek sahibi olmak onun için çok zordu oda muhtarlığa aday oldu bu sayede hem köyüne hem ailesine bakabilecekti.
Ertesi gün Ela Arda'yı bekledi. Ama sadece kardeşi Berat ve ablası Zeyno gelmişti.
Dersler bittikten sonra. Ela boş kovaları alıp Arda'nın evine gidip kapıyı çaldı. Annesi kapıyı açıp içeri buyur etti misafirini. Çocuklar öğretmenleri geldiği için sevinçliydi. Ela'nın gözü Arda'yı arıyordu ama yoktu.
'Öpeyim teyze '
Ela kadının elini öptü ve sobanın yanına oturdu.
'Su için çok teşekkür ederim. Varsa bir kova daha alabilir miyim?'
'kovayla zor olur birazdan Arda' gidip açsın suyunu.'
'zahmet vermim ben .'
'Ne zahmeti kızım. ...Oğlum! '
Ela yıllar önce yarısı naylon yarısı cam olan pencereye baktı. Arda ile sabaha kadar sohbet etmişlerdi orada.
Arda boynunda havluyla çıktı odasından duş almış saçları ıslaktı Ela hayran hayran bakıyordu Arda'ya.
'Oğlum öğretmen kızımın suyunu pürbüzle açmaya çalış. Bu soğukta gidip gelmesin. Bizim tavan arasındaki su kazanınıda götür sıcak suyu olsun.'
Arda Ela'ya baktı.
'Ben Teşekkür ederim '
'Tamam üzerime birşeyler alıp geliyorum.'
Ela ayağa kalktı. Ardayı bekliyordu.
'Eşiniz' dedi Ela ' kahvede mi eminim oğluyla gurur duyuyordur genç yaşta tüm köyün sorumluluğunu aldığı için.'
'Eşim sizlere ömür kızım. '
'yaa Başınız sağolsun çok üzüldüm.'
'Oğlum ailesine bakmak için hayallerinden vazgeçti.'
Ela'nın kalbine korku girmişti. Yoksa dedi içinden.
O sırada Arda çıktı kabanını giymiş başında beresi. Elinde küçük tüp ucunda da pürbüz.
'Allah'a emanet olun teyze.' sesi çatallamıştı. Ağlamamak için zor tuttu kendini.
'Akşam yemeğine bekliyorum. Suları açınca bize gelin '
'Rahatsızlık vermeyeyim ?'
Bir gözü Arda'ya baktı. Arda içten içe gelsin diye can atıyordu ama kafasının içinde yıllarca dolanan tek bir kelime vardı. "KORKAK"
'Olur mu hiç kızım. Gelmezsen darılırım.'
Arda ve Ela evden çıktılar. Ela tüpü aldı Arda ise elektrikli su kazanını.
Arda okula girince Ela kapıyı kapatıp Ardaya sarıldı.
'Özür dilerim çok özür dilerim. Beni affedebilecek misin ?'
Arda şaşırdı.
"Ne için ?'
'Sana lisedeyken söylediklerim için. Ben benim yüzümden okumaktan vazgeçtim sandım meğer baban...'
Ağladı Ela çünkü yıllardır Arda'ya söylediği sözün pişmanlığı vardı üzerinde.
Arda sıkı sıkı sarıldı. Menekşe gibi olan kokusunu içine çekti.
'Özre gerek yok Ela gözlüm. Seni sevmeyi ben seçtim. Hasretini çekmeyi ben istedim. Her gün seni hayal ettim. Belki dedim belki oda beni bir gün sever dedim.
'Ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim Arda hep aklımın bir köşesinde sen vardın.'
Arda cebinden yoyoyu çıkarttı.
'Bu aldığım ilk ve son hediyeydi.'
Ela yoyoyu eline aldı ilk günki gibiydi yoyosu. Bir kez daha sarıldı Arda'ya anladı Arda'nın ne kadar saf ve temiz sevdiğini.
'Onu benim için saklar mısın Ela?'
'Elbette'
Arda'nın üzerinden büyük bir yük kalkmıştı sanki yeniden doğmuş gibiydi.
Pürbüz yaparak suyu zorda olsa açmayı başarmıştı. Tekrar donmaması için mutfaktaki suyu biraz açık bıraktı.
'Teşekkür ederim.'
'Vazifem '
Arda içinden defalarca Ela'nın elini tutup yıllar önce vermediği şansı bu kez verir misin diyordu ama alacağı cevaptan korkuyordu.
'Ne düşünüyorsun ?'
'Hı ? Annem bizi bekliyordur hadi gidelim.'
'Tamam '
Arda önde gidiyor Ela ise arkadan telefonla konuşarak geliyordu.
'Annemlerin çok selamı var '
'Aleyküm selam.'
Arda kapıyı çalıp içeri girdi Ela'da arkasından girdi. Soba tüm odayı ısıtmıştı. Kardeşinin biri lisede okuduğu için yatılıda kalıyordu diğerleri ilk okuldu. Annesi yine kıyamayıp gönderememişti kuzularını gurbete.
Sofra serildi. Arda ve Ela aynı ekmeği bölüşüp yediler. Ela'nın ailesinin evinde herşey olmasına rağmen bu kadar lezzetli değildi hiç bir yemek.
Yemekten sonra çay demledi Arda. Çocuklar resim çizip öğretmenlerine gösteriyordu.
'Ee kızım. Var mı nişanlın sözlün ? Seni tek başına buraya göndermek onun için de zor olmuştur.'
Arda'da merakla vereceği cevabı bekliyordu.
'Nişanlım yok ama sevdiğim birisi var .'
Çay Arda'nın boğazına kaçmıştı. Kim der gibi Ela'ya bakıyor ama alacağı cevaptan korkuyordu.
'Çocukluktan beri seviyorum. Ama uzun bir süre ayrı düştük.'
Anlamıştı Arda. Annesi ise üzülmüştü.
'umarım bir gün kavuşursunuz kızım '
Aslında zaten kavuşmuşlardı. Annesi ise başkası var sanıp üzülüyordu çünkü oğluna yakıştırıyordu öğretmen hanımı .
Annesi kalkıp çocukların yatağını yaptı.
'Arda sen bu gece Salona geç oğlum Ela kızım senin odanda kalsın bu gece. Orası daha sıcak.'
'Tamam annem .'
'Kızım. Bizden çekinme sende benim bi evladımsın. Temiz çarşaf serdim. Ne zaman istersen uyuyabilirsin. Ben yatsıyı kılıp uyuyacağım. İyi geceler size.'
Aslında ikisini yalnız bırakmak istiyordu. Çünkü oğlunun o kızı yıllardır sevdiğini biliyordu. Bir kaç sefer ismini duymuş resmini görmüştü.
İki aşık bir birine baktı utanarak. Ela yerinden kalkıp pencerenin geniş pervazına oturdu .
Arda'da karşısına geçti.
'Hatırladın mı ? '
Arda gülümseyerek.
'Hiç unutmadım ki. Kayan her yıldızda seni diledim. Bir gün dedim bir gün yine karşımda otursa o Ela gözleriyle bana baksa. Ellerini tutsam '.. eğilip Elanın elini tuttu.
'Yıllar önce vermediğin o şansı bir kez daha istesem senden? Bir kez daha Gönül kapını çalsam ?'..
Ela elini çekti. 'Arda bennn..'
Arda'nın kalbine bir ağırlık çöktü. Korkuyla sevdiği aşık olduğu kızın gözlerine baktı. Yine kaybetmek istemiyordu.
'Ben seni çok seviyorum.. ama korkuyorum Arda. Nasıl olacak ? Ben bir iki yıl sonra tayinim çıktıktan sonra gidersem benimle gelebilecek misin ?'
'Ailemi kardeşlerimi nasıl bırakırım Elam annem tek başına yapamaz şuan tek dayanağı benim. Sen burada kalsan sınıf öğretmenliği değil mi zaten branşın hiç gitmesen ?'
'Bilmiyorum Arda babam benim için merkezde okul ayarlamaya çalışıyor.'
'Gideceksin yani ..'
Yine kalbi kırılmıştı. Yine hayalleri yerle bir olmuştu. Dolan gözlerini hızlı hızlı kırpıştırıp geçirmek istiyordu ama içi yanıyordu.
'Arda..'
'Beni boş ver belki sevilmeyi haketmiyorum. Ama bu çocukları sensiz bırakma bak yırtık ayakkabıyla eski defterlerle her sabah kar kış soğuk demeden sana geliyorlar. Benim hayallerim olmuyor çocukların hayali kalsın. Bana vermediğin tek şansı çocuklara ver. Onların saf ve sevgi dolu dünyasına izin ver.'
'Ama ailem..'
'Haklısın Ela seni hiç birşeye zorlayamam içinden gelmeli herşey. İyi geceler.'
Askıdaki montunu ve beresini alıp salondan çıktı. Lapa lapa yağan kara aldırmadı. Hiç bir soğuk içindeki yangını dindirmiyordu. Canı yanıyordu.
'Madem beni istemiyordu neden umutlandırıyor neden canımı daha fazla yakıyor neden tek bir şans vermiyor neden neden ?' peş peşe sigara yakıyordu. Elindeki sigaradan çok kendi yanıyordu. Dumanı ise gözlerinden akıyordu. O büyülü beyaz Arda'nın kül ve izmaritleriyle kirleniyordu.... (Devam edecek..)
Bölüm etkileşimi
