1. bölüm / 3
Beyazın BüyüsüBeyazın Büyüsü
Bölümler 3Şu an: Beyazın Büyüsü
- 1 Beyazın Büyüsü1.500 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Ali ve Ahmet922 kelime
- 3 Yeniden Arda ve Ela1.769 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
❄️❄️❄️❄️❄️
Mevsimlerden kış (kara kış)
Yarı yıl tatili için evine giden iki küçük çocuk.
Arda ve Ela..
Ela...
Babasının arabasına binip el salladı arkadaşlarına mutluydu. Tek bir duası vardı yeni yılda bir sürü kar yağmasıydı. Kardan adamlar yapıp, kızaklarla kayacaktı. Tüm evi süsleyip noeli kutlayacaktı. Tek çocuktu Ela ailesinin göz bebeğiydi.
Arda ...
Evine gitmek için saatlerce köy arabasını beklemişti. Diğer çocuklarla birlikte tıka basa dolu olan otobüste köyüne doğru yol aldı. Buz gibi hava da evine girdiğinde koşarak annesine ve kardeşlerine sarıldı. Nasılda özlemişti. Sobanın başına geçip üzerindeki önlüğü çıkarttı. Babasının soyduğu portakal kabuğunu sobanın üzerine koydu. Çok seviyordu o kokuyu. Annesi mis gibi tarhana çorbası yapmış hep birlikte içmişlerdi. Annesi yatakları yaptığında kardeşiyle aynı yatakta ayak ucunda yatıyordu. Sert döşeği sert yastığı ve onun için bi tonluk saten yorganı mutlu olmak için tüm bunlar yeterde artardı bile. Pencerenin bir tarafı camlıydı diğer tarafına parası yetmemişti babasının. Orayı naylonla kapatmışlardı. O küçük camdan gök yüzündeki yıldızlara baktı. Tek dileği bu sene fazla karın yağmamasıydı....
Ela ...
Doğalgazlı evinde neşeyle koşup oynuyordu. Annesi her akşam kızının odasına gidip ona masallar anlatıyordu.
Mutluydu Ela babası okulda memurdu ve şehrin en güzel yerinde en güzel evinde oturuyorlardı. Heyecanla gözlerini kapatırken yarının hayalini kuruyordu.
Arda ...
Gözlerini açtığında oda buz gibiydi. Annesi sobanın içini döküp sobayı yakmaya başlamıştı. Arda ise sıcacık yatağının içinde ayaklarını kardeşinin ayaklarına değdirip onu sinir edip eğleniyordu. Dört kardeştiler. Arda en büyükleriydi. Ve 3 e gidiyordu. Köy okulu yıkıldığı için yatalıya vermişti babası. Kardeşi bire gidecekti ama annesi kıyamadı gönderemedi diğer oğlunu. Sobanın yanmasıyla ev sıcacık olmuştu. Annesi sobanın üzerinde sıcacık bazlamalar yaparken Arda da kendinden ağır olan yatakları kaldırdı.
Kahvaltıda bazlama peynir ve zeytin vardı. Daha ne isterdi ki Arda tüm ailesi bir çatı altında hepsinin sağlığı yerinde.
'Kar yapıyor!'
Kardeşleri heyecanla pencereye koştular.
'abi kardan adam yapar mıyız ?'
'Yaparız "
Arda o kadar da sevinmiyordu. Çünkü biliyordu karın getirdiği zorlukları. Kar tüm gün yağmıştı. Ertesi gün neredeyse bir metreye çıkmıştı.
Karın getirdiği zorluklardan biri elektiriğin kesilmesiydi ve çeşmelerin donup suyun olmamasıydı.
Ela...
Sevinçle uyandı küçük kız her yer bembeyaz dı. Ağaçlar evler yollar. Hiç bozulmasın istiyordu Ela. Yoldan geçen arabaya sitem etti. Kimse dokunmasın istiyordu. Kahvaltısını yaptığı gibi atkısını beresini, eldivenini, montunu ve babasının yeni aldığı botunu giyip arkadaşlarıyla eğlenmeye başladı. Onun eğlencesi Arda'ya işkence gibiydi.
Arda..
Annesinin ona ördüğü patikleri giyip evden çıktı. Kar bütün yolları kapatmıştı. Babası kürekle açmaya çalışırken Arda da küreğini aldı. Babasının soğuktan elleri kızarmıştı. Arda babasının eli üşürken kendi eldivenini takamadı. Çocuk yüreği buna engel oluyordu. Kardeşleri de çıktı dışarıya. Her yer bem beyazdı sanki beyazın büyüsüne kapılmıştı tüm orman ve köy. Arda etrafına bakındı amcaları ve kuzenleri de ellerinde küreklerle patika yolu açıyorlardı. Kimse soğuğa aldırmıyordu herkes neşe içinde oynuyor kardan adamlar yapıyorlardı. Annesine baktı Arda ahırın önündeki küçük ağılda ineği sağıyordu. Neredeyse tüm gün yolu açmayla uğraşmışlardı. Annesi kuru fasulye pilav yapmıştı. Yanında da soğan hayat buydu Arda için. Elektrikler olmadığı için erkenden yediler yemeklerini babası gaz lambasının içine biraz mazot koyup içindeki bezi ıslattı. Babası kardeşlerini etrafına toplayıp eline küçük bir çubuk aldı. Hepsine teker teker duaları okumayı öğretiyordu. Zaten ilk okumayı babası sobalarının üzerindeki harflerden öğretmişti. Okula gitmeden harfleri çözmüştü amcasıyla da elektrik direklerini dikerken sayıları öğrenmişti. Okula gitmeden öğrendiği için çok mutluydu o zamanlar ama ailesinin hasreti yabancılık, gurbet adı altında toplanmıştı onda.
Annesinin serdiği yatağının içinde hayallere daldı.
Ela...
Annesiyle birlikte kardan adamlar yapıp süsledi. Birlikte kar topu oynayıp eğlendiler. Akşam babası geldiğinde elinde hediye paketi vardı.
'Bugün güzel kızımın doğum günü. İyi ki doğdum meleğim.'
Ela'nın çok istediği Barbie bebeğini almıştı babası. Büyük ve şarkı söyleyeninden. Annesi ise çikolatalı pasta yapmış yanına kurabiyeler falan masa da yok yoktu..
Arda..
Gözlerini heyecanla açtı. Bugün onunda doğum günüydü. Annesinin sobayı yakmasını beklerken içi içine sığmıyordu. Daha önce hiç bir doğum gününü kutlamamışlardı. İçinde buruk bir heyecanla bekliyordu. Yollar açıldığı için köy arabası şehre iniyordu. Babası erkenden gitmişti. Sabırsızdı Arda babam ne getirecek diye düşünürken içi içine sığmıyordu.
'Oğlum kalk tavuklara yem ver. Güğümden sıcak su al su kaplarına dök. '
Arda annesinin istediğini yaptı. Birazda yumurta getirmişti. Sıcacıktı yumurtalar . Annesi patatesli omlet yapmıştı. Kardeşleriyle iki dakikada silip süpürmüşlerdi.
'Anne ben arkadaşlarımın yanına gidiyorum.'
'Tamam ikindi ezanından önce evde ol. Sakın karda kayma baban duyarsa kızar.'
'Tamam anne.'
Arda hazırlanıp koşa koşa gitti diğer çocukların yanına. Belki dedi içinden belki biri doğum günümü hatırlar. Kimse hatırlamadı. Biraz maç yaptılar biraz da kaydılar. Babası gelmeden eve gitmeliydi. Karda kaydığını görür yada duyarsa çok kızardı. Çünkü babası çocukken karda kaymış ve ayağı kırılmıştı. Korkuyordu çocuklarının başına da gelmesinden.
Eve geldiğinde içerisi mis gibi kek kokuyordu. Koşarak sobanın yanına oturdu ayağındaki çorapları çıkartıp sobanın kenarına bıraktı. Ayakkabısı su kaçırıyordu. Bu yüzden çorabın üzerinden poşet giyip öyle ayakkabısını giyiyordu. Yine de ıslanmıştı. Isınınca kardeşleriyle tımbıl ve hırsız polis isimli kağıt oyunu oynadılar. Babası kapıdan içeri girdiğinde oda kardeşleri gibi babasına koştu. Ama babasından istediği cümleyi duyamadı. Yada bir hediye görmedi. Yüzü düştü hafiften gözleri doldu. Erkek adam ağlamaz, erkek adam doğum günü kutlamaz, erkek adam sevilmez diyordu hep içinden ama bir köşeye geçip ağlamak istiyordu. Sobanın başına geçip üst deliğinden biraz üfürünce duman çıkmıştı ve gözlerine kaçmıştı. Arda nın ardığı bahaneydi bu ağladı 3 yaşındaki Berat gibi ağladı. Acıyan yeri gözü değil gönlüydü. Yurtta kaldığı için ailesine kardeşlerine hep uzaktı. Hep sevgiye muhtaçtı.
Annesi anlamış gibi sıkıca sarıldı oğluna. Bağrına bastı kuzusunu. Kokusunu içine çekti. Oda çok özlüyordu oğlunu. Anne babası da hiç sevgi görmemişti ki. Seviyordu çocuklarını. Seni seviyorum diyemeselerde. Geceleri uyanıp üzerlerini örterdi. Son kalan meyve veya yemeği ben aç değilim diyip çocuklarına bırakırlardı. Yada kendisi eski ayakkabı ve paltoyla idare edip önceliği çocuklarına vermekti. Arda hiç bir zaman anne ve babasına sizi seviyorum diyemedi. Utandı çekindi ama diyemedi. En çokta kaybetmekten korktu. Seni seviyorum derse gitmelerinden ölmelerinden korktu.
Dedesi küçükken anlatmış.
"Allah kimi benden daha çok seversen onu senden alırım ..der "
Aklında hep o cümle kalmış. .
O gece kimse iyi ki doğdun Arda dememiş ama annesi onun sevdiği yemekleri yapmış. Çayın yanına mis gibi kek. Babası da kestane çizip sobanın üzerinde pişirmiş. Akrabaları misafirliğe gelmiş hep birlikte bilmeceler sohbetler. Arda herkesin yüzüne tek tek bakmış. Herkes mutlu huzurlu iyi ki doğdum veya doğmadım, hiç bir önemi yok ailen varsa mutlu olmak için her zaman bir sebep vardır. Kapının sert bir şekilde çalınmasıyla korktu Arda .
'Osman abi yetiş kaza olmuş. Bi araç köyün girişinde kara saplanmış.'
Evdekiler bir telaşla kalkıp gitmişler Arda kardeşleri ve annesi kalmış. Annesi üç yaşındaki kardeşi Beratı beşine bırakmış. 5 yaşındaki Zeyno yu ayağına yatırmış. Yedi yaşındaki Ali yi ve Ardayı da birini sağına birini soluna alarak. Saçlarını okşamış çocuklarının. Kendi ailesinden değer görmediği halde çocuklarına değer vermeyi çok iyi biliyordu.
Onlara masallar anlatmış. Türküler söylemiş. Arda hariç diğerleri uyuyunca yatakları bırakıp. Çocuklarını yatırmış.
'Bugün benim için çok güzel bir gün.'
Arda annesine bakmış neden der gibi.
'Çünkü 9 yıl önce senin gibi yakışıklı bir çocuk beni sadece eş görevinden alıp anneliğe o kutsal mesleğe terfi ettirdi. Tüm sevinç ve hüzünleri bana tattırdı.'
Duygusaldı Arda gözleri dolmuştu ama annesi ondan da duygusaldı. Göz yaşları çoktan yanağından süzülmüştü bile.
Kapı çalınca anne oğul kendilerine çeki düzen verdiler.
'Buyrun buyrun sobanın yanına oturun. '
Arda'nın gözleri sevinçle parladı.
'Elaa!'
'Arda?'
'Kadir Beylerin arabası arızalanmış tamir için çok geç oldu bu geceyi burada geçirecekler.'
'Size de zahmet verdik .'
'Hiç olur mu?'
Arda'nın annesi misafir odasındaki sobayı yakıp yatakları bıraktı.
O gece herkes uyudu. Arda ve Ela hariç. Ela Arda'nın yanına geldi. Arda pencerenin takasına oturmuş yıldızları seyrediyordu. Ela da karşı tarafına oturdu. Rüzgarın etkisiyle naylon sallanıyordu. Ela Arda'ya baktı.
"Doğum günün kutlu olsun Arda. Okulda kutlayacaktım. Seni göreceğimi düşünmemiştim.şansa bak bugün almıştım hediyeni' Cebinden küçük bir paket çıkardı küçük kız. Arda'ya uzattı. Çok heyecanlıydı Arda ilk defa hediye alıyordu ve ilk hediyesini hoşlandığı kız veriyordu. Heyecanla açtı. İçinde ışıklı yoyo vardı. Kendini tutamayıp Elaya sarıldı. İkisi de utanmıştı ama mutluydular. Arda battaniye aldı ve Ela da yanına oturdu birlikte yıldızları seyredip her kayan yıldızlardan birbirini dilediler. Arda ilk kez kar yağdığı için sevinmişti. Çünkü kar ona sevdiğini getirmişti. Çocuktu ama saf bir sevgiyle seviyorlardı. Sabaha kadar sohbet ettiler hayallerinden bahsettiler. Arda uyuyan kardeşlerini tanıttı. Arada babasının horlamasına gülüyorlardı. Ne de çabuk sabah olmuştu. Horoz'un ahırdanngelen boğuk sesiyle annesi uyanmış sobayı yakıp sabah namazını kıldıktan sonra sobanın üzerinde ıspanaklı börek yapmıştı. Ela ilk kez bu kadar lezzetli börek yiyordu. Arasına limon da sıkınca tadına doyum olmuyordu. Hep birlikte neşeyle kahvaltı yaptılar. Arda'nın babası ve Ela'nın babası arabayı çalıştırmaya gittiler. Anneleri ise çay içip sohbet ediyorlardı. Çocuklarsa neşeyle oynuyorlardı. Arda umursamıyordu. Ne soğuktan üşüyen ellerine nede kızaran burnuna. Gözlerinin içi gülüyordu. Çünkü Ela yanındaydı. Kardan adam yapmışlardı. Ela atkısını çıkarıp kardan adamın boynuna doladı. Seviçle karın üzerine uzandı. Arda da hemen yanına uzanıp gök yüzüne baktı. Çektiği tüm sıkıntılar tüm zorluklar silinip gitmişti. Heryer o kadar güzel görünüyordu. Kardeşleri ailesi sevdiği kız hepsi bir aradaydı. Sanki Beyaz bir düşün içindeydi hiç uyanmak istemiyordu. Hayat hep zordur önemli olan zorlukların içindeki güzellikleri görebilmektir. Kalemin inadına hayata hep yeni ve beyaz sayfalar açmanız dileğimle sağlıkla ve sevgiyle kalın..
..Ve mutluluk bir kibrit çöpüydü ne kadar yandıysa...
Bölüm etkileşimi
