2. bölüm / 3
Benim öyküm3. BÖLÜM:Sesiz Çatlak
Bölümler 3Şu an: 3. BÖLÜM:Sesiz Çatlak
- 1 1. BÖLÜM: Kusursuz Görünen Günün Çatlağı570 kelime
- 2 2. BÖLÜM: Görünmeyen Baskı510 kelime
- 3 3. BÖLÜM:Sesiz Çatlak544 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elif sabah gözlerini açtığında ilk yaptığı şey tavana bakmak oldu. Birkaç saniye boyunca kıpırdamadı. Sanki hareket ederse dün geceden kalan düşünceler yeniden üstüne çökecekti.
Mert’in mesajı hâlâ zihnindeydi.
“İlk defa gerçek gibiydi.”
Bu cümle Elif’i rahatsız ediyordu. Çünkü “gerçek” olmak, onun uzun zamandır uzak durduğu bir şeydi. Gerçek olunca insanlar seni görürdü. Görünmek ise risk demekti.
Telefonunu eline aldı, mesajı tekrar açtı. Cevap yazdı yazmadı, sildi, tekrar yazdı… en sonunda hiçbir şey göndermeden telefonu kapattı.
“Boşver,” dedi kendi kendine. Ama sesi bile ikna edici değildi.
Okula gittiğinde hava daha gergindi. Sınıfa girer girmez herkesin konuştuğu şey aynıydı: proje yarışması. Gruplar oluşmuştu, fikirler havada uçuşuyordu.
Elif yerine oturdu. Her zamanki gibi sessizdi. Ama bu sefer sessizlik biraz farklıydı; sanki dışarıdan değil, içeriden geliyordu.
Öğretmen içeri girdiğinde doğrudan konuya geçti.
“Proje grupları bugün netleşsin. Süre daralıyor.”
Sınıfta hareket başladı. Elif defterini açtı ama hiçbir şey yazmadı. Çünkü kimle olacağını zaten düşünmüyordu. Genelde onun için kararlar verilirdi.
Ama bu sefer olmadı.
Mert ayağa kalktı.
“Elif benimle aynı grupta olsun.”
Sınıf bir an durdu.
Bazı bakışlar Elif’e döndü. Bazıları Mert’e.
Elif başını kaldırdı. “Ben… henüz karar vermedim.”
Mert sakin kaldı. “Ben verdim.”
Bu cümle sınıfta hafif bir şaşkınlık yarattı. Elif’in içinde ise tuhaf bir sıkışma oldu. Çünkü kimse onun adına bu kadar net konuşmazdı.
Öğretmen kaşlarını kaldırdı. “Elif, sen ne diyorsun?”
Elif birkaç saniye sustu. Her zamanki refleksi “tamam” demekti. Ama bu sefer ağzından çıkan şey farklı oldu.
“Olabilir.”
Sadece bir kelimeydi ama sınıfta garip bir etki yarattı. Sanki Elif ilk kez kendi dışında bir şeye “evet” demişti.
Ders boyunca Elif’in zihni dağınıktı. Matematik sorularına bakarken bile Mert’in sesi aklındaydı. Arada ona bakıyordu ama Mert hiç dönmüyordu. Sanki her şey normalmiş gibi davranıyordu.
Teneffüste Mert yine yanına geldi.
“Proje için bir şey düşündün mü?” dedi.
Elif defterini kapattı. “Hayır.”
Mert kısa bir an düşündü. “Ben düşündüm.”
“Elif bak,” dedi sonra, “bu proje sadece not işi değil. Bir şey anlatmamız gerekiyor.”
Elif hafif kaşlarını çattı. “Ne anlatacağız?”
Mert omuz silkti. “Bilmiyorum. Ama gerçek bir şey olmalı.”
Bu kelime tekrar geldi: gerçek.
Elif o an biraz sinirlendi.
“Benim hayatım yarış gibi zaten. Bir de proje mi gerçek olacak?”
Mert bu sefer cevap vermedi. Sadece Elif’e baktı. Uzun bir bakıştı. Rahatsız edici değildi ama kaçması da zordu.
Sonra sakin bir sesle söyledi:
“Belki de sorun bu.”
Elif anlamadı. “Ne?”
“Her şeyin yarış gibi olması.”
Bu cümle Elif’in içinde küçük bir taş düşürdü. Ama dışarıdan belli etmedi.
Gün bitip eve gittiğinde ev yine aynıydı. Düzenli, sessiz ve beklenti dolu.
Annesi kapıda karşıladı.
“Bugün öğretmenin aradı yine,” dedi.
Elif ayakkabılarını çıkarırken durdu. “Ne için?”
“Proje için seni çok önemli görüyorlar.”
Elif iç çekti. “Ben zaten katılıyorum.”
Annesi gülümsedi. Ama bu gülümseme sıcak değildi. Daha çok “doğru yoldasın” onayı gibiydi.
“Zaten başka seçeneğin yok,” dedi.
Bu cümle Elif’in içinde bir şeyleri kıpırdattı. Ama yine sustu.
Odasında uzun süre oturdu. Kitap açmadı, telefonuna bakmadı. Sadece düşündü.
Mert’in sözleri… annesinin cümleleri… okul…
Hepsi bir araya gelmişti.
Ve ilk kez Elif şunu fark etti:
Hayatı gerçekten onun yönettiği bir şey değildi.
Tam o sırada telefonu titredi.
Mert:
“Yarın okuldan sonra kütüphane. Projeyi konuşalım.”
Elif mesaja baktı.
Bu sefer silmedi.
Ama cevap da vermedi.
Sadece ekranı kapattı.
Ve o gece, Elif’in içinde küçük ama çok önemli bir şey çatladı.
Henüz kırılmamıştı.
Ama artık eskisi kadar sağlam da değildi.
Bölüm etkileşimi
