2. bölüm · Benim Hayalim🥊

🥊1Bölum-İlk Darbe

yasəmən Kitab yazrı

Azra, alarm çalmadan birkaç dakika önce gözlerini açtı.

Odanın tavanına bakarken bir süre hiç kıpırdamadı. Her sabah yaptığı gibi, güne başlamadan önce birkaç dakika boyunca sessizliğin içinde kaldı. Dışarıdan arabaların sesi geliyor, mutfaktan ise annesinin hazırlık yaptığı duyuluyordu.

Azra yavaşça yatağından kalktı.

Saat daha erkendi.

Aynanın karşısına geçti. Dağılmış saçlarını topladı ve yüzüne baktı. Aynadaki kız ona her zamankinden daha yorgun görünüyordu. Daha on sekiz yaşındaydı ama bazen kendisini çok daha büyük hissediyordu.

Çünkü bazı insanlar yaşlarından önce büyümek zorunda kalırdı.

Azra da onlardan biriydi.

Dolabını açtı. Giyecek fazla kıyafeti yoktu. En sevdiği siyah tişörtünü ve eşofmanını aldı. Sonra yatağının yanında duran eski spor çantasını eline geçirdi.

Çantanın içinde onun için çok değerli bir şey vardı.

Boks eldivenleri.

Eldivenleri eline aldığında onları birkaç saniye boyunca izledi.

Boks hayatına girdiğinden beri birçok şey değişmişti.

İnsanlar ona bazen neden boks yaptığını soruyordu.

Azra'nın cevabı ise her zaman aynıydı:

“Çünkü burada kendimi kaybetmiyorum.”

Mutfaktan annesinin sesi geldi.

— Azra, kahvaltı hazır.

— Geliyorum anne.

Azra mutfağa geçti.

Annesi masanın başında oturuyordu. Önünde küçük bir kahvaltı vardı. İkisi de birbirlerine baktı ama bir süre konuşmadılar.

Annesi kızının yüzündeki ifadeyi fark etti.

— Bugün antrenmanın var mı?

Azra başını salladı.

— Var.

— Çok yoruluyorsun.

Azra hafifçe gülümsedi.

— Alıştım artık.

Annesi cevap vermedi. Çünkü kızının sadece antrenmandan yorulmadığını biliyordu.

Azra'nın hayatında taşıdığı başka yükler de vardı.

Kahvaltısını bitirdikten sonra çantasını aldı.

— Akşam geç kalma, dedi annesi.

Azra kapının önünde durdu.

— Merak etme.

Sonra dışarı çıktı.

Hava soğuktu.

Boks salonuna kadar yürümeye başladı. Cebindeki parayı kontrol etti. Otobüse binebilirdi ama o parayı başka bir gün için saklamaya karar verdi.

Yaklaşık yarım saat sonra salona ulaştı.

Kapıyı açtığı anda tanıdık seslerle karşılaştı.

Boks eldivenlerinin sesleri...

Ayakların zemine vurması...

Antrenörün sert komutları...

Azra bütün bunları seviyordu.

Çantasını kenara bıraktı, saçlarını topladı ve eldivenlerini taktı.

Kum torbasının karşısına geçti.

İlk yumruğunu attı.

Tak!

Bir tane daha.

Tak!

Sonra bir tane daha.

Her yumrukta kafasındaki düşünceler biraz daha sessizleşiyordu.

Tam o sırada salonun kapısı açıldı.

Azra'nın eli havada kaldı.

İçeri bir çocuk girdi.

Azra onu daha önce hiç görmemişti.

Çocuk etrafına baktı. Kimseyle konuşmadan çantasını yere bıraktı.

Antrenör ona doğru yürüdü.

— Aziz?

Çocuk başını kaldırdı.

— Evet.

Azra istemeden tekrar ona baktı.

Aziz, on dokuz yaşındaydı.

Sessiz biriydi. Yüzünde hiçbir şey belli olmuyordu. Sanki buraya sadece boks yapmak için değil, başka bir şeyden uzaklaşmak için gelmiş gibiydi.

Aziz de bir anlığına Azra'ya baktı.

Göz göze geldiler.

İkisi de hemen başka tarafa baktı.

Henüz birbirlerini tanımıyorlardı.

Henüz birbirlerinin hikâyesinden haberleri yoktu.

Azra, Aziz'in hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olacağını bilmiyordu.

Aziz de Azra'nın aslında dışarıdan göründüğü kadar güçlü olmadığını bilmiyordu.

O gün ikisinin de hayatında küçük bir değişiklik başlamıştı.

Belki sıradan bir karşılaşmaydı.

Belki de hayatın onlar için hazırladığı uzun hikâyenin ilk sayfasıydı.

Azra eldivenlerini daha sıkı bağladı.

Ringe çıktı.

Ve ilk kez, karşısında sadece bir rakip değil...

Hayatının değiştireceği bir insan olduğunu bilmeden mücadele etmeye başladı. 🖤🥊