BİRİNCİ BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Aleyna Kaya

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BİRİNCİ BÖLÜM

Evden hızlı adımlarla çıkarken kafamı etrafa çevirdim, gökyüzü karamsar bir hava bürünmüştü, hafif esintiyle sonbaharın gelişini müjdeliyordu. Hızlı adımlarla yürürken işimi kaybetmemek için bir yandan Uber çağırıyordum, beklediğimden daha kısa sürede gelmişti. Arabanın arka kapısını açıp oturdum; oturduğum koltuk beni kendi içine çekecek kadar yumuşak ve rahattı. Arabanın içi siyah tonlarda dekore edilmişti, camları film kaplamaydı. Yolcu koltuklarının arkasında dergiler vardı, büyük ekran konsolu ve müzik sistemi için yanlarda hoparlör ledlerle döşenmişti arabanın iç tasarımı.

“Şoför bey, biraz hızlı gidebilir miyiz? İşe geç kalıyorum.” Şoför dikiz aynısından bana bakıp, “Hanımefendi, belli bir hız sınırımız var, daha fazla hız yapamam,” deyip yola döndü. Sanki adam ters tarafından kalkmış gibi çok somurtkandı; adamın yüzünde yara izi, göz kenarlarında çizgiler vardı, esmerdi, siyah saçlıydı, gür sakalları vardı, siyah gömlek giyiyordu. Kafamı cama yaslayıp yolu izlemeye başladım. Bir anda araba durdu. “Şoför bey, neden durdunuz?” dememe kalmadan sağ kapı açıldı ve bir adam bindi arabaya. Siyah takım elbise giyiyordu, yanık tenli, kumral saçlıydı.

“Ne yaptığınızı sanıyorsunuz? Siz arabaya ilk önce ben bindim.”

“İlk defa biniyorsunuz sanırım. Eğer daha önceden binmiş olsaydınız, birden fazla kişinin de biniyor olduğunu bilirdiniz.”

“Bakın beyefendi, işe geç kalıyorum, o yüzden benim işe gitmem gerekiyor. İlk önce benim gideceğim yere gitmemiz gerekiyor.”

“Beyefendinin gideceği yer çok yakında. İlk beyefendiyi bırakalım, sonra sizin gideceğiniz yere bırakırım.”

“Pekala.”

Telefonumu çantamda çıkarıp Defne’ye mesaj attım.

“Günaydın kuzum, işe biraz geç geleceğim.”

“Günaydın canım, bir şey mi oldu? Sen işe geç gelmezdin.”

“Şu an müsait değilim, geldiğimde sana her şeyi anlatırım. Öptüm, görüşürüz.” Telefonu çantama koyarken yanımdaki adamın tavırları dikkatimi çekti. İstemeden de olsa sağımdaki adamın elindeki telefona baktım ve baktığımda hiç görmek istemeyeceğim şeyler gördüm. Bir adam yerde kanlar içinde yatıyordu ve mesajda "iş tamam patron" diye bir mesaj gördüm. Adam beni fark etti, ups yakalanmıştı. Adam, şoförün duyamayacağı şekilde bana yaklaşıp kulağıma , nefesi yanağıma çarpıyordu, odunsu kokuyordu.
“Kimse sana yabancı birisinin telefonuna bakmaman gerektiğini söylemedi mi?”
“Neyden bahsettiğinizi anlayamadım.”
“Bana hiç öyle gelmedi.”
“Bunların bir karşılığı olacak,” dedi.
“Ne gibi bir karşılığı olacak?”
“Bekleyip göreceksin.”
Araba durdu, inerken yüzüme çok sert bakıp arabadan indi. Hiçbir şey demeden arkasından bakabildim, sadece önüme dönüp yolu izlemeye başladım. Az önce olanları düşünmeye başladım. Ah Sare, nasıl bir şeyin içine düştün? Araba durdu ve indim. Saate baktığımda saat 10:00'a geliyordu. Hızlı adımlarla veteriner kliniğine gittim. Ayhan Bey’in odası sağ köşede kalıyordu. Odasına doğru yürüdüm, kapıyı çaldım.
“Gel.”
“Ayhan Bey, çok özür diliyorum geç kaldığım için.”
“İlk defa geç geldiniz, bu seferlik anlayışla karşılayacağım ama bir daha olmasın Sare Hanım.”
“Teşekkür ederim Ayhan Bey, bir daha olmayacak.”
Odanın duvarlarında çeşitli hayvan fotoğrafları ve belgeler asılıydı. Yere kadar uzanan penceresi vardı, pencerenin yanlarında saksıda çiçekler vardı. Odası ferahtı, yeterince güneş alıyordu. İki tane kanepe vardı.
Odadan çıktım, mutfağa doğru yürümeye başladım. Mutfak genel anlamda ferahtı, yeterince güneş alıyordu. Duvarlar daha çok krem rengi hâkimdi, beyaz-kahve tonlarda mutfak dolapları vardı. Mutfak tezgahının yanında küçük bir buzdolabı ve su sebili vardı. Tezgahın üstünde küçük kahve makinesi ve duvarda asılı kupalar vardı. Her zaman olduğu gibi kahvemi yapmak için kahveyi ayarlıyordum ki yanıma Defne geldi.
“Hoş geldin, nerelerdeydin sen?”
Defne benim çocukluk arkadaşımdı, her şeyimi bilirdi ama bu defa olanları ona anlatamazdım. Çok korumacı olduğu için hiçbir şeyi görmezdi, o yüzden ona pembe bir yalan söylemek zorundaydım çünkü başımın belaya girmesini istemiyordum.
“Sabah çok trafik vardı, o yüzden bu kadar geç geldim.”
“Çok kötü bir yalancısın, bunu biliyorsun değil mi?”
“Kahve yapıyordum, içer misin?”
“ hemen konuyu değiştir, tabii. Neyse, çok kurcalamamayacağım, yap bakalım kahveyi.”
mutfaktan çıkıyordum ki Ayhan Bey seslendi, odasına gelmemi istedi. Odaya doğru yürüdüm, kapıyı çaldım.
“Gel.”
“Sare Hanım, sizinle bir şey konuşmam gerekiyor.”
“Tabii, buyurun, sizi dinliyorum.”
“Sizinle çalışalı tam üç ay oluyor ve bu süre zarfında değerlendirildiniz. Vardığım sonuç olarak artık bizimle çalışmak için uygun olmadığınızı gösteriyor.”
“Bir yanlışım mı oldu Ayhan Bey?”
“Gerekli açıklamayı yaptım. Size muhasebeye gidip geldiğiniz ayın ücretini alabilirsiniz. Şimdi dışarı çıkın lütfen.”
“ Bakın ayhan bey bu işe ihticanım var lütfen kararınızı bir kez daha gözden geçirin “
“ Gerek olduğunu düşünmüyorum “
“Nasıl isterseniz.”
Odanın çıktım, şok olmuştum. İşimde gayet başarılıydım ama ne oldu da bir anda böyle bir karara vardı? Odama gidip eşyalarımı topladım, mesai arkadaşlarıma veda edip veteriner kliniğinden ayrıldım.

🌙

Bulutların üzerinde yatıyormuş gibi hissettiğim derin uykudan uyanmama neden olan şey çalan telefonun sesiydi. Küfür edercesine telefonumun ekranına baktığımda isimsiz bir numaraydı. Kim beni arıyor, yoksa düşündüğüm şey olabilir mi? Hayır ya, nolur o olmasın ve hepsi bir rüya olsun lütfen. Telefon ısrarla çalmaya devam ediyordu, açmalıydım. Açmazsam evime gelirse diye düşündüm, dizilerde öyle olur ya hani.

“ Alo”
“ Sare Eraslan“
“ Siz kimsiniz “
“ Attığım adrese gel, bekletilmeyi hiç sevmem.”

Şaşkınlıkla. Bu neydi şimdi? Telefona gelen mesaja baktım, gitmesem ne olur acaba? En fazla ne olabilir ki? Merak duygum daha ağır basarak gitmeye karar verdim. Bugün hava biraz soğuktu, montumu giyip dışarı çıktım. Uygulamadan taksi çağırdım, beklemeye başladım. Çok geçmeden taksi geldi, gideceğim adresi şoför beye gösterdim. Bir yanım hiç rahat değildi, camdan bakıp etrafı izlemeye başladım. Daha önce hiç buraya gelmemiştim, topraklı yola girmiştik. Gerilmeye başladım, bir kez daha verdiğim karardan dolayı kendime küfrettim. Bir saatin sonunda geldiğimizi anladım, kapıyı kapatıp arabadan indim. Adrese doğru yürüyordum, etrafta ağaçlar ve konteyner gördüm. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdi gördüğüm kadarıyla. Kapıya vurdum, iri yarı bir adam yüzünde yarası ve kollarında çeşitli dövmeler, esmer tenli, uzun saçlı bir adam açtı kapıyı.

“Geç”

Adamın dediğini yapıp içeri girdim.

“ Patron karşıdaki odada seni bekliyor”

İçeri girdiğimde odanın duvarları siyahtı, fazla büyük olmayan bir masa vardı, camlarda demirler vardı. Birden fazla adam vardı ve hiç tekin biri değillerdi. Masanın karşısında avını bekleyen aslan misali adam bana bakıyordu, sırtımdan ter damlasının aktığını hissettim.

“ Otur bakalım “

Masaya doğru ilerledim, sandalyeyi çekip oturdum, ellerimi dizimin üstüne koyup çenemi yukarı kaldırdım.

“Beni buraya neden çağırdınız? “
“ Öncelikle şunu belirtmen gerekiyor, burası benim krallığım “

Sakin ol Sare, sakin ol, konuşup çıkacaksın adamla. Geçirdim içimden, ellerim terliyordu.

“ Geçen gün görmemen gereken bir takım şeyler oldu, çok uzatmayacağım. Konumuza gelirsek... “

Parmağını şıklattı. “ Film sever misin? “
“ Anlayamadım “
“Karşıdaki televizyona bak, ne acıklı bir sahne, zavallı kız olacaklardan habersiz. “

Ekrana baktığımda kanım çekilir gibi oldu, canımdan çok sevdiğim arkadaşıma bakıyordum.

“ Defne Akıncı, ah, arkadaşı yüzünden ölecek olması ne kadar acı, öyle değil mi? “
“ Siz kim oluyorsunuz ya, adi herifler? “
“”Şii, ama ayıp oluyor. “
“ Ne istiyorsunuz? “
“ Eğer arkadaşını kurtarmak istiyorsan, benim kurallarıma uyacaksın. “
“ Neden size inanayım, blöf yapmadığınızı nereden bileceğim? “

Gözlerimi kısıp adama baktım.
“ O zaman şunu izle. “

Tekrardan parmağını şıklattı, silah sesi duydum. Ekrana baktığımda mermi arkadaşımın yakınına ateş etmişlerdi.

“Bıdakine mermi direkt olarak arkadaşına isabet eder. Söyle bakalım, kararın nedir?
Benden ne istiyorsunuz? “
“ Benim yanımda duracaksın, ne istersem yapacaksın. Kurallar çok basit; ya kurallara uyarsın, arkadaşının kılına dahi bir şey olmaz ama uymazsan, şu gördüğün arkadaş tetiğe basar. Karar senin. “

Gözlerim karardı, bayılacak gibi oldum. Adi herifler, bunlar nasıl insanlardı böyle? Kabul etmekten başka çarem yok. Eğer Defne'ye bir şey olursa kendimi asla affetmem. Yapılacak tek şey vardı, kabul etmek. Elimi kolumu bağladılar.

“ Kabul. “
“ Güzel, şimdi keyfim yerine geldi, benden haber bekle. “

Hiçbir şey demeden kalkıp kapıdan çıkarken arkamdan seslendi.
“ Kuralları unutmuyoruz. “

İğrenir gibi yüzüne baktım, dışarı çıktığımda dizlerimin bağı çözüldü. Kendimi zar zor ağacın bedenine bıraktım Kendimi yaşadığım her şeyin rüya olmasını ve bu kabustan uyanmayı isterdim. Düşüncelerimi bir kenara bırakıp buradan gitmem gerekiyordu. Yerden destek alıp ayağa kalktım, topraklı yolda yürümeye başladım. Rüzgar esiyordu, açık bıraktığım saçlarımı havalandırıyordu. Üşüdüğümü hissederek ellerimi montumun cebine soktum. Etrafta kuş sesleri vardı, sonbahardaydık. Ağaçların yaprakları dökülmeye başlamıştı. Seviyordum sonbaharı, dökülen yaprakların arasında yürümeyi huzurlu hissettiriyordu. Lakin bugün yaşananlar aklıma gelince içimde fırtınalar kopuyordu. Gözlerim buğulandı, telefonumun sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım. Çalan telefona bakmak için çantamdan telefonu çıkarıp ekrana baktım. Arayan kişi Defne'ydi, benim canım kardeşimdi. Bugün neredeyse onu kaybediyordum.

“ Efendim canım? “
“ Sare, nerelerdesin? Evine uğradım, yoktun “
“ Halletmem gereken işim vardı, yoldayım, ararım seni geldiğimde. Kapatıyorum şimdi, öptüm.”
“ Tamam Canım. “

🌙
Ayakkabılarımı çıkarıp evime girdim. O kadar yorgundum ki ruhen, tek ihtiyacım sıcak bir duştu. Banyoya doğru yürüdüm, kapıyı açtım. Banyonun duvarları beyaz desenli fayans kaplıydı. Solumda boydan camlı duşakabin vardı, sağ tarafta orta büyüklükte ayna vardı. Yan tarafta 5 çekmeceli dolap vardı, içinde havlular, temizlik ürünleri mevcuttu. Suyun sıcaklığını ayarlamak için suyu açtım. Aynada kendime bakarken göz altı morluklarımın belirgin olduğunu gördüm. Banyodan çıktığımda rahatlamış hissediyordum. Yatak odama gittim, beyaz renk hâkimdi. Duvarlarda sağ tarafta 5 kapaklı dolap, sağ tarafta yatağım vardı. Duvarlarda çeşitli tablolar vardı, köşede çalışma masam ve yanımda kitaplarımı koyduğum kütüphanem vardı. Odam büyüktü, çok fazla eşyam yoktu, sade ve güzeldi. Siyah en rahat pijama takımı giydim. Defne'yi aramak için çantamdan telefonumu çıkarıp tuşladım. Birkaç dakika sonra sesini duydum.

“ Alo? “
“ Ben de aramanı bekliyordum.”
“ Kahve yapacağım, gelmek ister misin? “
“ Olur, birazdan gelirim. “

Kahve için sıcak su hazırladım, kahve bardağı ve tabak almak için dolabın kapağını açtım, masanın üstüne koydum. Buzdolabını açıp 2 dilim pasta kesip tabaklara koydum.

Tak, tak, tak.

Kapıyı açmak için ilerledim.
“ Hoş geldin, girsene içeri. “

Yan tarafa adım atıp içeri gelmesi için kenara geçtim.
“ Hoş buldum. “

Defne'ye kocaman sarıldım, beraber mutfağa geçtik.
“ Defne, günün nasıl geçti? Bugün hiç konuşamadık seninle. “
“Farkındayım kanka, bugün biraz yoğundum. İşten ayrıldıktan sonra kalan işlerim vardı, onları hallettim. “
“Patron seni nasıl işten kovar, anlamıyorum. Sen gittikten sonra baya sessizdi klinik.”
“ Tadımızı kaçırmayalım, boş ver bu konuları, kahveler soğumasın. “
“ Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım diyorsun yani? “
“ Haha, evet. “

Defne'yle vakit geçirdikten sonra evine gitmek için hazırlandı, kapıya kadar geçirdim.
“ İyi geceler kuzum. “
“ İyi geceler kanka, görüşürüz. “

🌙

Camın çarpmasıyla beraber uykumdan uyandım. Gece yatmadan önce camı kapatmayı unutmuştum. Ayaklarımı yataktan sarkıttım, terliklerimi giyip salona gittim. Camı kapatırken dışarıda bir şey dikkatimi çekti; siyah bir araba kapının önünde duruyordu. Hızla camı kapatıp perdeyi çektim. Son günlerde yaşadığım olay beni iyice paranoyaklaştırdı. Saat daha sabahın 08:00'i. Soğuk suyla yüzümü yıkadım, acıkmıştım. Mutfağa gidip kendime omlet hazırladım, çayımı da alıp masaya geçtim. Umarım bugün güzel bir gün olur. Kahvaltımı yaptığım sırada telefonuma mesaj geldiğini duydum. Yine mi o adam mesaj atmıştı? Doğru ya, bir anlaşma yapmıştık. Bunu hatırlayıp komodinin üstünden telefonu alıp ekranına baktım.
“Bugün saat 12:00 hazır ol, siyah araba seni almaya gelecek.”
Emredersiniz beyefendi! Bu adam kendini ne sanıyor? İyice sinir oldum, ne iştah bıraktı ne huzur.

🌙

Saatin yaklaşmasına yarım saat vardı. Bugün saçlarımı sıkı at kuyruğu yaptım. Saçlarım uzun ve doğal bakır rengiydi. Gözlerim mavi olduğu için normalde göz rengimi ortaya çıkaran göz makyajı yapardım ama bugün sade makyaj yapmayı tercih ettim. Bugün hava güzeldi, siyah kumaş pantolon üstüme krem rengi gömlek tercih ettim. Aynada son kez kendimi kontrol ettikten sonra aşağıya indim. Beni bekleyen siyah arabanın kapısını açıp bindim. Arabanın içi deri kaplamaydı, oldukça genişti. Camları film kaplamaydı, oldukça kaliteli duruyordu, muhtemelen içerisi gözükmüyordu dışarıdan bakınca. Yanımda 2 tane adam oturuyordu; biri sarışındı, diğeri esmer. Sarışın olan oldukça yapılıydı, ellerinde dövmeleri vardı, yüzü sinek kaydı traşı olmuş gibiydi. Esmer adam diğerine göre oldukça zayıftı, onun da sakalı yoktu ama yüzünde belli yara izleri vardı. Önümde oturan adamı tam göremedim ama kel olduğunu görebildim sadece. Arabayı kullanan adamsa dün kapıda gördüğüm adamdı. Maşallah hepsinin yüzünde güller açıyordu. İstem dışı kıkırdadım. Yanımdaki adam “Önüne bak” demekle yetinmişti. Acaba nereye gidiyorduk bu sefer? Yol kısa sürdü, araba kulübünün önünde durdu. “Hadi yürü, patron seni içeride bekliyor.” Kapıyı açıp arabadan indim. Önümdeki adamları takip etmeye başladı. Normalde kulüpler gece açık olmaz mıydı? Mekanın içi baya büyüktü, akşam için hazırlıklar yapılıyordu. Etrafta bir sürü kişi vardı, içerisi siyah hakimdi. Bu adamlar siyahı baya seviyorlar anlaşılan, insanın içini bayar. Gerçi bu insanların içi de dışı da katran olmuş. Koridorda ilerlerken önümdeki adam siyah demir kapıyı açtı, içeri girmemi işaret etti. Buradan kaçıp gitmek istiyorum ama anlaşma aklıma geliyor. İçeri girdiğimde merdiven olduğunu gördüm. Burası labirent gibi, her yerden kapılar açılıyor. Merdivenlerden inerken korkuluklara tutundum düşmemek için. Ortam çok kasvetliydi, kendimi korku filmindeymişim gibi hissettim. Koridorda yürümeye başladık. Burada sanırım ses geçirmez duvarlar vardı. Burada da siyahın tonları hakimdi. Tekrar siyah demir kapı açtılar, içerisi büyüktü, çeşitli oturma yerleri vardı, oldukça sessiz bir yerdi. Biraz daha ilerledik, tanıdık bir ses bana seslendi. İşte şimdi başlıyorduk. “Geleceğini düşünmemiştim, cesur kız. Arkadaşına bu kadar değer veriyor olman gözlerimi yaşartıyor Bu arada benim adım Mahir Karacabey.” Adının Mahir Karacabey olduğunu öğrendiğim adam yanık tenli, kumral saçlı, uzun boydu. Herhalde 2 metre vardır. Gözleri daha önce hiç görmediğim bir renkti, yosun yeşili. Belirgin gamzeleri vardı, sanırım bütün kızlar bu adam için yanıp tutuşuyordur. Oldukça yapılı da ama umrumda değil, hiçbiri.
“Şöyle otur da konuşalım.”
Ah, hiç tanışmamış olsaydım hakkında ne kadar kibar biri derdim. oturmak istemiyordum aynı havayı solumak bile benim için işkenceydi. “ Beni tehdit ettiniz, buraya gelmem için. Şimdi bir de sizinle oturmamı mı bekliyorsunuz?”
Gözlerimle karşımdaki adama .Senden korkmuyorum bakışları atıyordum. "Sana otur dedim, daha ne kadar açık olmam gerekiyor? Sabırımı sınıyorsun." Sandalyeyi çekip oturdum. “Veteriner olduğunu biliyorum, bu yüzden işime çok yarıyacağını biliyorum.” “Nereden biliyorsunuz mesleğimi? Ah, tabi ya, beni işimden kovması için patronuma para teklinde bulunduğunuzdan eminim.” “Güzel olduğunuz kadar zekisiniz de.” O kadar sinirlendim ki, severek yaptığım bir işim vardı ve işimi elimden alan bu adama olan nefretim biraz daha arttı. Sakin olmalıyım, nefes al Sare, sakin sakin nefes egzersizleri yaptığın gibi sakin oluyorsun. Kaşlarımı kaldırıp “Mesleğimin size ne gibi bir yararı olacak, Mahir Bey?” Gözlerini kısıp “Olacağı zaman görürsünüz, Sare Hanım.” Hiçbir sorun yok, gayet sakin gidiyor. Hiçbir sorun olmadan buradan çıkabileceğime inanıyorum. Mahir'in yaptığı gibi ben de karşılık olarak gözlerimi kısıp “Görelim bakalım.” Yürü be kızım Sare, cesur ol. “Haha, cesaretine hayran kaldım doğrusu.” Adamlardan biri bize doğru geliyordu, eğilip Mahir'in kulağına bir şeyler söyledi. Adam konuşmasını bitirince Mahir bana bakıp “Keyfine bakabilirsin ama gitmek yok, daha yemek yiyeceğiz.” deyip odadan çıktı. Ne garip bir adam ya, hem tehdit ediyor hem kibar davranıyor. Düşüncelere daldığım sırada yanıma gelip oturan kişiye baktım. Uzun boylu, dalgalı sarı saçları vardı, gözleri açık kahverengiydi. “Selam, sen yeni kız olmalısın.” Buradaki insanlardan farklı biri gibi duruyordu. Malum, buradaki insanların yüzü çok memnuniyetsizdi ama bu adam gülüyordu, garip. “Selam ben Mahir'in kuzeni Alaz Karacabey.” Hafif tebessüm edebildim. Buradaki kimseyle konuşmak istemiyordum, sadece buradan çıkıp evime gitmek istiyordum ama sanırım şuanlık bu mümkün olmayacaktı.

🌙

Saat 17:00 geldiğini gördüm, zamanın bu kadar hızlı geçtiğini fark etmemişim. Odaya Mahir'in girdiğini gördüm, yanındaki adamla konuşuyordu, gergin gözüküyordu, bir şeyler olmuş gibi görünüyordu. Çok geçmeden gözlerimiz buluştu, bana doğru geliyordu. “Gidiyoruz.”
“Sizinle hiçbir yere gelmiyorum.”Davranışım sinirlendirmişti ,hiç bir şey demeden yürümeye başladı. Takip etmeye başladım. . Başka bir odaya açılan kapı vardı, içeri girdiğimizde bizi büyük bir masa karşılıyordu. Çok fazla adam yoktu burada, gri ve siyahın tonlarındaydı oda, masa harici hiçbir şey yoktu. Yanımıza gelen kişinin adının Alaz olduğunu öğrendiğim kişi de bize katılmıştı. Umarım yemek sorunsuz geçerdi. Beraber masaya geçtik, ilk sessizliği bozan Mahir oldu. “Alazla tanıştığınızı düşünüyorum. Burada sadece ikimizin sözü geçer, yani burada kimse sana yardım edemez. Kaçmak gibi bir planın varsa diye söylüyorum.”
“Unuttunuz mu bizim bir anlaşmamız vardı? Kaçmaya imkan vermiyorsunuz.” Karşılık olarak sadece gözlerime baktı, gözüm üzerinde der gibi. Yemek faslı bitmek üzereydi, Alaz söze girdi. “Artık burada olduğuna göre yemekten sonra sana mekanı gezdireyim.” Sözünü Mahir kesti. “İyice mekanı öğren ki, görmemen gereken şeyler görme bir daha.” Alaz “Yemeğin bittiyse kalkalım.” "Başka bir seçeneğim yok sanırım.Mahir'in gözleri üzerimdeydi Alaz'la beraber ana mekana girdiğimizde ses sistemleri vardı, ışıklar insanın gözünü alıyordu, çeşitler yerlerde letler vardı, müzikle beraber renk değiştiriyordu, yüksek sesten kulaklarım sağır olacaktı, daha önce bu kadar yüksek sesli bir ortamda bulunmamıştım. Alt katta hiçbir şey duyulmuyordu, ses geçirmez olduğu için. Alaz bana etrafı gezdirirken “Sağ tarafta bar kısmımız bulunuyor, istediğin bir içecek olursa oradan alabilirsin. Karşıda gördüğün alan bize ait, bizden başkası oturamıyor. Burada da kurallar mevcut.” “Öğrenecek çok şeyim olacak desene.” “Haha, kesinlikle. Gel şöyle geçelim.” “Kulübe herkes girebiliyor mu?” “Hayır, sadece kartı olanlar ve önemli kişiler girebiliyor.” “Hmm, anladım.” Boğazım kurumuştu, bar bölümüne gidip barmene “Soda alabilir miyim?” deyip sandalyeyi çekip oturdum. Etrafı incelemeye başladım. Gecenin ilerleyen saatlerinde sağ köşedeki kapıdan Mahir'in geldiğini gördüm. Kıyafetini değiştirmişti; siyah bol gömlek ve siyah hafif üstüne oturan kumaş pantolon giymiş, saçlarını geriye doğru taramıştı. Önümden geçerken göz göze geldik. Alaz'ın yanına gitti. İkisi sohbet ederken ben de etrafı izlemeye devam ettim. Gözleri üzerimde olduğunu hissedebiliyordum. Ona bakmasam da. Yanıma esmer kıvırcık saçlı bir adam gelip yanımda boş olan sandalyeye oturdu. Barmene “Buzlu viski istiyorum” deyip bana döndü.
“Merhaba, sizi daha önce burada görmemiştim.”
“Merhaba , sayılır “
“Anladım, tanıştığımıza memnun oldum.” Bu adamı tanımıyordum, fazla muhabbete girmek istemedim. Sadece hafif kafamı sallayıp tebessüm ettim. Cebimden telefonumu çıkardım, saate baktığımda baya geç olduğunu gördüm, sandalyeden kalkıp Alazların yanına yürümeye başladım. Geldiğimi gören Mahir, “Bir yere mi gidiyorsun?”
“ Eve gitmek istiyorum ”
“ Seni bırakırlar.”
“ Kendim de gidebilirim sizin bırakmanıza gerek yok .” Mahir adamlardan birine işaret yaptı, yanımıza sabahki adamlardan biri geldi. “Sare hanımı eve bırakın.” Hiçbir şey söylemeden mekandan ayrıldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

14okunma 0beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18