5. bölüm · BENİ SEVDİN Mİ?

5.BÖLÜM: VEDA

Osman Kepir

Elimde tuttuğum maskenin arka kısmındaki not beni daha çok korkutmuştum.Maskeyi çantama koyup sahil kenarından geçerek eve doğru yürümeye başladım.

Evin önünde tanımadığım birkaç kişi vardı ama aralarından yalnızca birini tanıyordum. Evin bahçesine baktığımda ise daha kalabalık bir topluluk gördüm. "Ne olmuş olabilir?" diye kendime sorarak bahçeye doğru ilerledim.

Evin içi de az çok kalabalıktı. Aklımdaki tek düşünce annemin yeni bir defile düzenliyor oluşuydu ama buna pek ihtimal vermiyordum. Eve girdiğimde koridordaki kalabalığı takip etmeye başladım. Kalabalık, annemin odasının önünde son buluyordu. İçeriye doğru bir adım attım; annem yatağında, beyaz bir elbise içinde yatıyordu.

Gözlerim kamaşıyordu. Birden sırtıma bir el dokundu; bu, ilkokul arkadaşım Beste'ydi. Bana ağlayan gözlerle bakıp, "Aslı ablayı kaybettik," dedi.

Her ne kadar son zamanlarda aramız kötü ve bozuk olsa da ben onu çok seviyordum. Dizlerimin bağı çözüldü, kendimi zar zor yatağın başına atıp diz çöktüm. Yastığın hemen yanında benim küçüklük fotoğrafım duruyordu. Elimi annemin saçlarına götürdüm ve kokusunu içime çektim.

Aradan en fazla bir saat geçmişti. Herkes odadan çıkıp bahçeye ilerliyordu ama ben hâlâ o enkazın altındaydım. Elimi annemin saçından çekmemiş, durumu hâlâ kabullenemeyerek boş gözlerle duvarı izliyordum. Ardından sağlık ekipleri geldi ve annemi sedyeye aldılar; bense oturduğum yerde çakılı kalmıştım.

Herkes dağılmıştı ve ben o evin korkutucu, yalnız havasıyla baş başa kalmıştım. Oturduğum yerden kalkıp banyoya yöneldim. Duş almak beni biraz olsun rahatlatır gibi geliyordu. Önce suyun derecesini en soğuğa getirdim, ardından dertlerimin de suyla beraber akıp gideceğini umarak suyun altına girdim. Fakat o kor, suyun altında bile yanmaya devam edecekti.

2 HAFTA SONRA...

Acım az da olsa dinmiş gibiydi. Sabahın en erken saatinde uyandım ve yüzümü soğuk suyla yıkadım. Ardından mutfağa yönelip kahvaltı masasına baktım; acısıyla tatlısıyla dolup taşan o masa bu sefer boştu ve hep boş kalacaktı. Babam ise annemin öldüğü gün eşyalarını toplayıp evi terk etmişti. Üstelik o gün, babamın annemi aldattığını da öğrenmiştim.

Dolabı açtım, kahvaltılık birkaç şey çıkarıp masaya yerleştirerek yemeye başladım. Telefonum masanın sol tarafında duruyordu, aniden bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi:

Bilinmeyen Numara: "Günaydın Juliet'im."

Ağzımdaki lokmayı yutup mesaja bakakaldım. İki gün sonra okuldaki veda gecemizde gösteri yapacaktık ve ben Juliet olacaktım. Ne yani, benim Romeo'm bu bilmediğim gizemli kişimi olacaktı?...