3. bölüm · BENİ SEVDİN Mİ?
3.BÖLÜM:DÜĞÜM
Telefonun ekranına yeniden kilitlenmiş bir vaziyetteydim. Ne yapacağımı bilmiyordum; doğrusunu söylemek gerekirse fazlasıyla korkmuştum.
Telefonumu bir köşeye bırakıp hazırlanmaya koyuldum. İlk olarak çantamı hazırladım, ardından okul kıyafetlerimi giyip üzerime pembe, ince bir hırka geçirdim. Telefonumu çantama koyarak kahvaltıya indim.
Babam sinirli bir yüz ifadesiyle bana bakıyordu, annem de babama aynı yüz ifadesiyle katılıyordu ama benim umurumda dahi değildi.
Hiç kimsenin yüzüne bakmadan masaya oturdum ve tabağıma yiyeceğim kadar kahvaltılık alıp yemeye başladım. Çünkü fazla yiyince gün içinde karnım ağrıyordu, az yiyince de bitkin düşüyordum; o yüzden dengeli besleniyordum.
Kahvaltımı nihayet bitirip masadakilere, "Size afiyet olsun," diyerek kalktım. Çünkü daha fazla dursaydım bugün bana zehir olacaktı.
Evden çıktıktan sonra bir taksi çevirdim.
Nihayetinde okula varmıştım ama geç kalmıştım. Hızlı adımlarla sınıfıma doğru yürümeye başladım. Büyük ihtimalle ders boştu çünkü okulun son günleriydi ve veda balosu hazırlıkları vardı.
Sınıfa vardım ve sırama doğru yöneldim. Sınıfta sadece sekiz kişi vardı. Ön dörtlü; İrem, Naz, Kübra ve Merve'ydi. Diğer dört kişi ise Demir, Anıl, Korhan ve Taner'di. Taner diğerlerinden ayrı oturuyordu; o hep o şekildeydi, herkesten ayrı... Tabii sınıf benimle beraber dokuz kişi oluyordu. Ben de orta sıralara doğru oturdum ve çantamdan kulaklığımı çıkartıp en sevdiğim şarkıyı açtım. Bu şarkı bazıları için normal, benim içinse çok anlamlıydı:
İkimizden biri ölmeliydi,
Yanıyor evim aklıma düştüğün an.
Nefret ediyorum senden,
Senden o zaman...
Biliyorum,
Eskisi gibi olamayız.
Teneffüs zili çalmıştı ve ben kendimi şarkıya iyice kaptırmıştım. Kendimi çok kötü hissediyordum. Sanki içimdeki fırtına durmuş gibiydi ama bahçemdeki tüm çiçekler telef olmuştu. İçimdeki kötü hisler ve tedirginlikler hep doğru çıkardı ama şu an herhangi bir his veya tedirginlik duyamıyordum; yine de sanki hep birisi beni düşünüyordu.
Kulaklığımı çantama koydum ve koridorda gezinmek için sınıftan çıktım. Pek fazla kişi yoktu, herkes ya tatilde ya da evlerinde olmalıydı ama yine de biraz olsun kalabalık vardı. O kalabalığın içinden gözüm bir kişiyi seçti.
Bu çocuk, rüyamda gördüğüm çocuktu; adığım kadar emindim! Saçları benimki gibi turuncuydu, hafif çilleri vardı ve boyu 1.78 - 1.79 civarındaydı. Ani bir baş dönmesi yaşadım, diğer adı ile dejavu...
Koridorun sol tarafında bulunan koltuklardan birine oturdum ve onun, "o" olup olmadığını düşündüm. Tıpatıp aynısıydı, artık emindim. Eğer peşinden gidip ona bu rüyayı anlatsaydım muhtemelen beni deli sanacaktı, bu yüzden son anda yanına gitmekten vazgeçtim.
Ama maalesef merakıma yenik düştüm ve onu takip etmeye başladım. Sırtında bir çanta vardı. Koridorun sonundaki dolapların birinin önünde durdu ve dolabı açtı. Onun dolabı olmalıydı.
Dolabını açar açmaz yere bir maske düştü.
Beyaz, üzerinde "M" yazan bir maske...
O an anladım ki bana mesaj atan kişi oydu, rüyamda gördüğüm o kişi de oydu...
