9. bölüm · Beni hatırla
Korkunun kurucusu
Bölüm 9 – Korku’nun Kurucusu
Atlas Demir Kara. Bu isim yeraltı dünyasında “Korku” ile eş anlamlı hale gelmişti. Devletin bile nefesini tutarak izlediği, kimliğini çözemediği gizli bir örgüt. Korku, sadece ismiyle değil yaptıklarıyla da titretirdi. Uyuşturucu tacirlerinden kadın ticareti yapanlara, çocuklara zarar veren tüm yaratıklara... Yargı dokunamadığında, onlar kaybolurdu. Geriye sadece sessizlik kalırdı. Ve bir not: "Adalet sağlandı."
Atlas bu örgütün kurucusuydu. Kendi adaletini sağlamaya ant içmişti. Askeri eğitimi almış, keskin nişancı olarak yetişmişti. Ama göreve çıkamadan, bir operasyonda uyuşturucu baronunun kurduğu pusuda vurulmuştu. Devlet sırtını dönmüştü ona. Dosyası kapatılmış, “şanssızlık” denip geçilmişti. Ama o gün, Atlas’ın içindeki her şey yanmıştı. O günden sonra devlet onun için sadece bir tabela olmuştu.
O sabah telefonunun çalmasıyla uyandı. Yarı uykulu, öfkeyle ekrana baktı. Arayan Demir’di. Kuzeni, çocukluk arkadaşı. Aynı kaderin iki farklı yolu...
“Ne var?” dedi sertçe.
Demir’in sesi ciddiydi. “Abi… O kız. Alev. Dün gece yardım ettiğin kız. Seni ihbar etmiş.”
Atlas yerinden doğruldu. Yüzünde bir ifade yoktu ama gözleri kararmıştı. “Ne dedin?”
“Polisler seni sorgulamak istemiş. Tabii ki ellerinde bir şey yok ama... İsim vermemiş, ama tarif etmiş. Kamera yok. Şansın var. Ama... seni koruyacak biri değilmiş.”
Atlas telefonu kapattı. O an her yer sustu.
İhanet.
Bu kelime, zihnine hançer gibi saplandı. Onu orada bulmuş, kurtarmış, sakinleştirmişti. Sarıldığında, elleri titriyordu ama güvenmişti ona. Ona... minik kıza... İhanet etmişti.
Atlas, gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Sonra alt kata, spor salonuna indi. Kum torbasına vurdukça hıncını alamıyor, daha da güçleniyordu yumrukları. Ter akıyor, kasları zonkluyordu ama içindeki yangını söndüremiyordu. Düşünmeden geçirdiği her saniye, Alev’in o hali gözünde canlanıyordu. Küçük, korkmuş, ama cesur bakışları. Şimdi o bakışların yerini... ihanetin izleri almıştı.
Üç saat sonra hâlâ nefes nefeseydi. Kapı açıldı. Demir içeri girdi. Atlas ona bile bakmadı.
“İzleniyoruz,” dedi Demir. “Devlet koku aldı. ‘Korku’ fazla iz bırakmaya başladı. Sessiz kalmamız gerek.”
Atlas yüzünü sildi, gözleri hâlâ Alev’deydi. “O kız... Neden yaptı bunu?”
Demir bir süre sustu. “Belki de korktu. Ya da belki başka biri yönlendirdi. Ama Atlas... Bu kız sıradan biri olmayabilir. Dosyasına baktım. Bazı bölümler silinmiş. Devlet eliyle.”
Atlas başını eğdi. Yavaşça dudaklarını oynattı: “Ben onu tanıyorum.”
Demir şaşırdı. “Nereden?”
“Yıllar önce... Bir davette. Küçük bir kız. Saçları kömür karasıydı. Gözleri ışık gibi. Bana ‘Saçların çok yumuşak’ demişti...” İç çekti. “O gün bugündür kimseye böyle yaklaşmamıştım.”
Demir başını salladı. “Bu iş duygularla yürümez.”
“Biliyorum,” dedi Atlas. “Ama ben bu kızı araştıracağım. Gerçeği bulacağım. Kim olduğunu… neden hayatıma geri döndüğünü.”
Sonra arkasını döndü. Duvara asılı duran zarf kutusuna bir not bıraktı. Kısa, soğuk ve sert:
“İhaneti sevmem, minik. Ama bu seferlik affedildin.”
---
