7. bölüm / 13
Benden Önceki Yaz6. Bölüm
Bölümler 13Şu an: 6. Bölüm
- 1 Giriş501 kelime
- 2 1. Bölüm1.118 kelime
- 3 2. Bölüm1.900 kelime
- 4 3. Bölüm1.551 kelime
- 5 4. Bölüm1.395 kelime
- 6 5. Bölüm1.694 kelime
- 7 6. Bölüm1.410 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 7. Bölüm1.388 kelime
- 9 8. Bölüm1.643 kelime
- 10 9. Bölüm1.279 kelime
- 11 10. Bölüm1.216 kelime
- 12 11. Bölüm1.067 kelime
- 13 12. Bölüm1.274 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Oy ve yorum yapmayı unutmayalım
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
♬ Can Bonomo - Meczup
"Zamanı dondurabilseydim eğer, her anı bir ömür gibi yaşardım seninle."
— Murathan Mungan
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Oy ve yorum yapmayı unutmayalım
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Söyleyemezdim. Söylersem deli durumuna düşerdim.
Kim inanırdı ki? Bir anda bir kız karşınıza çıkacak ve gelecekten geldiğini, üstelik hazzetmediğiniz o adamla ortak çocuğunuz olduğunu söyleyecek...
Saçmalama istersen.
"Sen benimle dalga mı geçiyorsun? Ruh hastası, manyak! Aynen, ben de geçmişteki anneannenim," derdi herhalde.
Evet, düşüncesi bile dışarıdan bakınca çok saçma duruyordu. Gerçekten de "Gelecekten gelmiş senin kızınım," diyemezdim.
"Annemle babama benzettim sizi bir an. Öyle içimden geldi, yanlışlıkla ağzımdan kaçırdım, kızma." Üzülmüş gibi davranmaya çalıştım ama bir yanım hâlâ deli gibi tedirgindi.
Şu andan itibaren bana sinirlenir ve benimle arkadaşlığını devam ettirmezse, babamla da arası asla düzelmezdi.
Babamla arası düzelmezse ben hiç doğmazdım. Ben hiç doğmazsam, dolaylı yoldan o kazayı da hiç geçirmemiş olurdum.
Tam bir zaman paradoksu...
Ne yaparsam yapayım, çırpındıkça daha çok dibe battığım bir bataklık gibi hissettiriyordu burası.
"Neyse, bir şey olmaz. Ayrıca asma suratını öyle. Bir an Mert'in yaptıkları aklıma gelince gerildim, sana patladım. İstersen anne de, hiç sıkıntı değil." Onun aniden yumuşamasıyla az da olsa içim rahatladı.
En azından şu an annemle arkadaş olma yolunda adımlarla ilerliyordum. Yolun henüz çok başındaydım ama bu yolun sonunu ezbere biliyordum...
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
"Evet! Bence kaynaşmanız için yeterli süreniz vardı kızlar." Erkek hocalardan biri konuşurken, üzerimdeki şoku atlattığım için artık etraftaki herkesi daha rahat inceleyebiliyordum.
Melisa'nın anlattığına göre eskiden düzenlenen kamplarda her kısım için 5 ev, her evde de 4 kişi kalıyormuş. Ancak 20 kız ve 20 erkeğin kontrolü zor olduğu için bu sene ev kapasitelerini 2 kişiye düşürmüşlerdi.
O yüzden şu an 10 kız bahçede toplanmış, ev dağılımını bekliyorduk.
"İlk başta eski senelerdeki gibi kura çekimi düşündük ancak az kişi olduğunuz için bence buna gerek yok. Herkes kiminle istiyorsa ikili gruplar olsun, yerleştirelim sizi kızlar." Hocanın dediğiyle şaşırdım.
Nasıl yani, kendileri belirlemeyecek miydi, biz mi seçecektik?
Galiba annemin bana anlattığı sadece yüzeysel anılardı; geriye kalan kısımları kendim yaşayıp keşfedecektim.
"Yasemin, eğer başkasıyla planın yoksa birlikte kalalım mı?" Yanımdaki Melisa'nın sesiyle ona döndüm.
Zaten başından beri onunla kalacağımı biliyordum ama bunun bir tesadüf değil, tamamen kendi isteğiyle olacağını hiç tahmin etmemiştim. Annemin kura çekimiyle aynı eve düştüklerini sandığım o hikaye, aslında büyük bir isteğin eseriydi.
"Olur, bana çok uyar." İçimdeki buruk sevinçle gülümsedim. Şimdi gerçekten başlıyordu Urla Gençlik Yaz Kampı...
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
"Oha, bayıldım buraya!" Melisa evin, daha doğrusu villanın kapısını açar açmaz sevinçten bağırırken, ben de kapının üstündeki "1" numaralı kağıdı koparıp avcumun içinde buruşturdum.
Evet, ilk sıradaki villayı kapmıştık.
Ev seçimi için diğerleri kendi aralarında tartışırken biz Melisa'yla hemen plan yapıp buraya el koymuştuk. Sonuçta, yemeyenin malını yerlerdi...
"Bak, her şey kafamda hazır," diyerek boş Amerikan mutfağın ortasında heyecanla dönmeye başladı.
"Şuraya bir tane masa koyalım. Üç dört sandalyeli olsun ama çok kalabalığa gerek yok. Mutfağa bir tane vantilatör de lazım, yemek yaparken burası çok sıcak olur." İlerleyip kenardaki dolabın içine gizlenmiş buzdolabını açtı.
"Şu alkolsüz, simli, renk renk şampanyalar var ya, onlardan da alalım. Bol bol dondurulmuş pizza falan da almamız lazım. Geçen sene gelen bir tanıdığım söyledi; yorgunluktan yemek yapmaya hal kalmıyormuş. Hızlıca fırına atarız, beş dakikada olur."
Omzundan hafifçe tutup onu kendime çevirdim. "Melisa, sakin ol. Sorun yok, yemekleri ben de yaparım, dolabı da beraber doldururuz. Ortaya güzel, küçük bir masa alırız. Kenara bir tane ayaklı vantilatör koyarız; aslında tüm odalara gerekecek gibi."
Küçük basamaktan aşağı inip salona geçerken o da benim arkamdan geldi.
"Şuraya birkaç tane renkli vazo alalım, evde bol bol taze çiçek olmasını seviyorum. Tablolar da alalım." Ona döndüm. "Burada IKEA ya da Metro var mı yakınlarda? Orada güzel ev dekorasyon eşyaları vardı." Kafasını onaylar şekilde salladı.
"Aç değilsen hemen çıkalım. Birazdan duraktan otobüs kalkar," dediği an şoförün bahsettiği o arabayı hatırladım.
Elimi arka cebime atıp küçük araba anahtarını parmaklarımın arasında salladım. "Otobüse ihtiyacımız yok gibi." Şaşkınlıkla ağzını kapattı. "Oha, ehliyetin mi var senin?"
Kafamı onaylar anlamda salladım.
Cüzdanımdaki ehliyete ve Pars Bey'in kızına bıraktığı o lükse güveniyordum.
Melisa'nın valizinden çıkardığı bir kağıda destan gibi eve lazım olanları yazdıktan sonra kapıyı iyice kilitleyip evden çıktık.
Yolda yürürken diğer kızların da valizlerini yeni yeni taşıyıp evlere yerleşmeye çalıştıklarını gördüm.
Diğerleri bizim kadar atik davranmadığı için bir tık geç kalmışlardı.
Hocalar kampa giriş yaparken kızlar için ayrı bir ortak alan, bir de kampın tamamının kullanacağı karma bir ortak alan olduğunu söylemişlerdi. Kızlar kendi aralarında konuşurken akşam kızların ortak alanında toplanma muhabbetini duymuştum.
Alışverişten sonra eşyaları yerleştirip kaynaşmaya gidebilirdik. En azından Melisa'nın ,yani annemin, o yalnızlık ve arkadaşsızlık sorununu çözmek için güzel bir adım atmış olurdum.
"Hangisi senin araban?"
"Bilemem" anlamında bir mimik yaptım. Ben de arabanın neye benzediğini henüz bilmiyordum çünkü.
Biraz daha otoparkın içine ilerledikten sonra kumandanın tuşuna bastım. İleride farları yanıp sönen otomobile kafamı çevirdim
Jeep tarzı, jilet gibi duran, çok güzel ve büyük bir arabaydı. Bu devasa arabayı bu dar yollarda nasıl süreceğimi tam bilmesem de mükemmel bir parça olduğu kesindi.
"Bayıldım ben buna!" Melisa arabanın parlak kaputuna hayranlıkla dokunurken onu onayladım. "Açıkçası ben de böyle bir şey beklemiyordum." Bu araba benim zamanımda kaç milyon ediyordu bilmiyordum ama Pars Yaman'ın gücünü hissettirdiği kesindi.
Para çok olunca, on sekizindeki kıza böyle bir canavar teslim etmek pek umursanmıyordu tabii.
"Hadi atla," dedim. Melisa ön koltuğun kapısını açıp bindi. Ben de şoför koltuğuna yerleşip arabayı çalıştırdım.
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Ben market arabasına gördüğüm her şeyi fütursuzca atarken, yanımdaki Melisa'nın suratı hâlâ asıktı.
"Abartma artık!" Gördüğüm tüp şeklindeki cipsi de arabaya fırlattım.
Alışveriş kartını ondan önce kasaya uzatıp ödemeyi yaptığım için yaklaşık yarım saattir bana trip atıyordu.
İnadından, o çok istediği alkolsüz şampanyaları bile rafa geri bırakmıştı.
Annemin o meşhur inadı daha bu yaşta bile kendini belli ediyordu.
"Ya o kadar çok şey aldım ki senin eşyan bile yoktu Yasemin. Niye sen ödüyorsun ya! Bi de tek çekim yaptın o kadar şeye." Annemin neden böyle olduğunu anlamıyordum.
Dedem İzmir'in hatrı sayılır zengin adamlarından biriydi ancak annem sanki bir sorun varmış gibi davranıyordu.
Küçüklüğümden beri zaten dedemle annemin arası pek yoktu. Annem dedemden asla para almazdı ama dedem benim masraflarımı kendisi isteyerek zorla karşılardı.
Tek bildiğim annem babamla daha evlenmeden bana hamile kaldığı için ona karşı hala kırgınlığı vardı. Yine de bunu bana hiç yansıtmamış, bir baba gibi olmuştu.
Bilmiyorum belki bu zamanda onunla da tanışma fırsatım olabilirdi.
Belki de annemin şu an neden böyle davrandığını öğrenebilirdim.
"Melisa saçmalama, ortak evimiz artık orası. Tabii ki eve alınan şeylerin parasını ben de ödeyeceğim." Kenardaki ıslak mendillerden üç paket daha arabaya ekledim. O ise inatla kollarını bağlamış, hiçbir şeye dokunmuyordu.
"Yasemin tamam ortak ev ama on bin TL'lik hesabı tek başına ödeyemezsin. Bu ortaklıktan çıkıyor, benim senin yanında sığıntı gibi yaşamama evriliyor."
Gerçekten olayı çok büyütüyordu. On bin TL şu an, yani 2018 yılında onun gözünde devasa bir paraydı tabii. Ama benim geldiğim zamanı düşününce bu miktar devede kulak bile sayılmazdı. Hatta kasada tutarı duyduğunda eksik mi geçildi diye içimden şüphe bile etmiştim.
"Bir dahaki alışverişi tamamen sen ödersin Melisa, ödeşiriz. Hadi, git o istediğin pizzalardan al şimdi."
Yerinde hafifçe kıpırdandı, gözleri parladı. "Söz mü?"
Uzatıp da vakit kaybetmemek için kafamı onaylar anlamda salladım. Kollarını hızla çözüp yan reyondaki birkaç abur cuburu arabaya doldurdu ve dondurulmuş pizzaların olduğu dolaplara doğru koştu.
Gerçekten garip ama bir o kadar da büyüleyici bir histi şu an bunları yaşamam.
Eskiden, her şeyin bu kadar saf ve stressiz olduğu zamanlarda yaşamanın ne kadar güzel olduğunu fark ediyordum.
Annemle babamın kavgaları yoktu. Yani tabi ben daha karşılaşmamıştım.
İnsanlar güler yüzlü ve cana yakın. Sanki havanın bile filtresi vardı. Her şeyin rengi capcanlıydı...
Geçmişin her rengi, geleceğin solukluğuna inat capcanlıydı...
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Oy ve yorum yapmayı unutmayalım
༺ 🐚𓇼 ⋆.˚ 𓆉 ⋆.˚ 𓇼🐚 ༻
Uzun bir taslak hazırlama sürecinin ardından sonunda sizlerle bölümü buluşturabildim.
Haftada 3-4 bölüm atmayı hesapladığım için biraz böyle oldu ancak diğer bölümler takır takır gelicek inşallah 🙏🏻
Ayrıca kitap bir tık yarı Texting olucak
Son olarak bir ricam var sizden oy ve yorumları eksik etmeyelim ve de başkalarına önererek tanınmasına yardımcı olursanız sevinirim💗🫶🏻
Uzun bir taslak hazırlama sürecinin ardından sonunda sizlerle bölümü buluşturabildim.
Haftada 3-4 bölüm atmayı hesapladığım için biraz böyle oldu ancak diğer bölümler takır takır gelicek inşallah 🙏🏻
Ayrıca kitap bir tık yarı Texting olucak
Son olarak bir ricam var sizden oy ve yorumları eksik etmeyelim ve de başkalarına önererek tanınmasına yardımcı olursanız sevinirim💗🫶🏻
Bölüm etkileşimi
