3. bölüm / 3
BEN KİMİM3. BÖLÜM
Bölümler 3Şu an: 3. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah yine okul için erken bir saatte uyandım.
Canım pek bir şey istemiyordu o yüzden sadece kahve içtim. Babam beni okula bırakırken, " Bugün seni okuldan alamayabilirim Daisy. Akşam eve otobüsle gel." Dedi. Başımı salladım ve okulun bahçesine doğru yürüdüm. Yürürken arkamdan gelen motor sesiyle kaşlarımı çattım. Çünkü motor sesi çok yakından geliyordu, sanki arkamdaydı hemen. Bir an arkamı döndüm ve dönmemle yere düştüm. Çünkü motor dibimdeydi. Ben yerde acıyla inlerken, motorun sahibi hızla okulun arka tarafına doğru ilerledi. Sinirle elime baktım. Kanamış ve çizilmişti. Zorla yerden kalktım ve üstümdeki tozları temizledim.
Tam o anda Mabel koşarak yanıma geldi. Endişeyle bana baktı,
" Daisy, iyi misin? "
" İyiyim... Ama bu salak da kimdi şimdi? Tanıyor musun? " Dedim sinirle solurken. Mabel salak dememe kıkırdarken,
" O salak dediğin kişi kralın oğlu, prens Luca! " Dedi.
Bir an şaşırdım. Ama sonra tekrar kaşlarımı çattım. Prens değil de daha çok bir öküzdü!
" Prens mi? Prens olduğuna emin miyiz? Bence insanları öldürmek isteyen bir cani! "
Mabel çantasından bir yara bandını uzatıp bana verdi.
" Açıkçası kurallara uymayanlara böyle cezalar bilerek yapılıyor. Ama sen daha yeni geldin ve bilerek yaptığını sanmıyorum. " Dedi düşünceli bir şekilde. Yara bandını yapıştırdım. " Teşekkürler..." Dedim. Ve iç çekip etrafa baktım. Ben düşerken hiç biri beni umursamamıştı. Sanırım bu okul " zorba" kelimesinin anlamıydı...
***
Dersler iyi geçiyordu. Son senemiz olduğu için hocalar çok sıkmıyordu. Ve genellikle bizi boş bırakıyorlardı. Yine boş olduğumuz bir dersteydik. Başımı sıraya koymuş müzik dinliyordum. Tam o sırada birinin beni dürtmesiyle başımı kaldırıp kulaklığımı çıkardım. Kız bana şüpheyle bakarken,
" Daisy sen misin? " Dedi birden.
" Evet benim? "
" Bugün spor salonunu temizleme sırası sende."Dedi.
Kaşlarımı çatıp ona baktım.
" Nasıl yani? Bugün okulda ikinci günüm ve hemen görevli mi oldum? " Dedim hayret ederek. Hadi bir ay olsa anlarım. Ama daha okulu bile tanımazken görev vermelerini beklemiyordum...
Kız soğuk bir tavırla bana baktı,
" Bilmiyorum , müdürün emri. Yapman gerekiyor. " Dedi kesin bir sesle. İç çekip ayağa kalktım.
" Tamam. Bari spor salonunun yerini göster? " Dedim. Kız başını salladı ve önden yürüdü. Ben de onu takip ettim. Alt kata inmiştik. Sonra uzunca bir koridor yürüdükten sonra büyük, turuncu bir kapının önünde durduk. Kıza sorar gözlerle baktım. Fark etmiş olacak ki konuştu,
" İşte spor salonu burası. İçeride tüm temizlik malzemeleri var. " Dedi. Ve ben daha bir şey demeden hızla yanımdan ayrıldı. Ben de kapıyı açıp içeri girdim.
İçerisi tahmin ettiğim gibi fazlasıyla büyüktü. Biraz karanlık olduğu için ışığı açtım. Ve temizlik malzemelerini aramaya başladım. Sonra topların ve bir kaç spor aletinin yanındaki kova ve süpürge gözüme çarptı. Kollarımı sıvadım saçlarımı hızlıca bağlayıp süpürgeyi elime aldım. Çok fazla uğraşmayacaktım. Bir an önce bitsin istiyordum.
Yarım saat sonra yeri süpürmüş, tüm çöpleri atmıştım. Ama çok yorulmuştum ve ter içinde kalmıştım. Açıkçası bunun müdürün emri olduğunu sanmıyordum. O dünki kızlardan şüpheleniyordum.
Ama bu işin peşini bırakmayacaktım...
Süpürgeyi ve kovayı yerine koydum. Üstümdeki tozları silerken arkamdan gelen sesle irkildim...
" Hey, senin burda ne işin var? "
Korkuyla önüme döndüğümde gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Karşımda kumral saçlı, kahverengi gözlü, ve uzun boylu bir çocuk duruyordu. Tabii küstah bakışlarını da unutmayalım... Ama üstündeki deri ceket, hafızamda bir yerde bana fazlasıyla tanıdık geliyordu. Tabii ya, bu sabah bana çarpan prens bozuntusuydu bu! Sinirle gözlerimi kısıp ona baktım,
" Sen...sen bu sabah bana çarpan öküzsün! " Diye tısladım. Çocuk tek kaşını kaldırıp soğuk bir tavırla bana baktı.
" Sen az önce bana öküz mü dedin? " Dedi. Ses tonunda inanmamış bir hayretlik vardı.
" Evet? Çünkü öküz gibi çarptın bana! Sonra hiç bir şey olmamış gibi defolup gittin! " Dedim sert çıkan sesimle. Çocuk bir an sırıtarak bana baktı. Ama bakışlarından korkmadım değil...
" Sen ciddi misin? Bu cesaret sana nereden geliyor, ha?
Seni tanımıyorum bile? " Dedi. Yüzümü incelerken.
Sinirle soludum ve göz devirdim.
" Her neyse, benden özür dilemen gerekiyor! Orda hayatım söz konusuydu! " Dedim önüme gelen saçımı geriye atarken. Prens bozuntusu bir an ciddi bir şekilde bana baktı. Ellerini saçlarından geçirdi ve bana doğru yaklaştı,
" Bana bak... Bu zamana kadar kimseden özür dilemedim. " Belli oluyor odunluğun...
Dedi ve bir adım daha yaklaştı. Ben geri geri giderken sırtım duvara değince durmak zorunda kaldım. İki elini de duvara dayayıp yüzüme doğru eğildi. Resmen kapana kısılmıştım... Dudağını yaladı ve tam gözlerimin içine baktı,
"... Ve küçük bir kız ondan özür dilememi istiyor? "
Dedi alaycı bir tavırla. Kaşlarımı çattım ve onu ittim. Biraz korksam da umrumda değildi.
" Yaptığın iyi bir Şeymiş gibi söylüyorsun bir de? Önündeki ad hiç bir işe yaramıyor! " Deyip hızlıca kapıyı açtım ve çıkıp gittim. Okula daha alışamamıştım ve tuvaleti bulmam zor olmuştu. Elimi yüzümü yıkayıp derin bir nefes aldım. Şu an tek isteğim bir an önce eve gitmekti. Şu prens bozuntusuyla tekrar karşılaşmak istemiyordum. Zaten bir anda gelen cesaretime de inanamamıştım... Bugün şansız günündeydim sanırım.
Gerçi hangi gün şanslı olmuştum ki?
***
Size şansız olduğumu söylemiştim. Şu an da bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu. Ve bilin bakalım kim otobüsle gidecek? Okul binasından çıkınca elimden geldiğince hızlı yürümeye çalıştım. Tabii yanımda şemsiye de yoktu çünkü bugün havanın güzel olacağını sanıyordum. Herkes şemsiyesiyle ya da arabasıyla normal bir şekilde giderken, saçlarım ıslanmış ve yüzüme yapışmıştı. Durağa doğru yürümeye devam ettim. Yeri bilmediğim için gelen geçene soruyordum.
Sonra bir an önümde duran arabayla durmak zorunda kaldım. Kaşlarımı çattım ve arabadan inen kişiye baktım.
Benim yaşlarımda bir çocuktu. Siyah saçları bir an ıslanmaya başladı. Uzun boylu ve yakışıklı biriydi. Hızlıca yanıma geldi,
" Merhaba" dedi ve devam etti, " Yağmur çok fazla yağıyor. İstersen gideceğin yere ben bırakabilirim? " Dedi. Ses tonunda bir kötülük sezmemiştim. Ve açıkçası tatlı birine benziyordu. Ama tanımadığım birinin arabasına binmemek çocukluğumdan beri bana öğretildiği için başımı iki yana salladım,
" Hayır, gerek yok. Otobüsle gideceğim ben. " Dedim ve yürümeye devam ettim. Çocuk bir an yine bana yetişti.
" Hey, bekle! " Dedi ve saçlarıma baktı, " Sırılsıklam olmuşsun ve durak çok uzakta. Kötü bir niyetim yok, sadece yardım etmek istiyorum. " Dedi gözlerime bakarak. Bense ona endişeli bir şekilde baktım. Ne kadar tatlı ve yakışıklı olsa da ona güvensem mi bilemedim. Yağmur hızla üstümüze yağarken dudağımı yaladım ve ona baktım. Bir an kolumu nazikçe tuttu,
" Hadi, gidelim. Çok kötü hasta olacağız yoksa!"
Dedi ve bir an arabasına doğru yürüdük. Öne oturmam için kapıyı açtı. Ben yerime otururken o da hemen sürücü koltuğuna geçti ve arabayı çalıştırdı. Açıkçası hem korkmuş hem de mahcup hissediyordum. Islak bir şekilde titrerken çocuk bana baktı. Ela gözlerini şimdi fark ediyordum. Hemen gözlerimi kaçırdım ve dudağımı dişledim. Çocuk arabayı sürerken bir yandan da konuştu,
" Evini tarif eder misin? " Dedi gözü yoldayken. Hafifçe öksürdüm ve camdan dışarı baktım,
" Şey Branles sokağı. Orayı biliyorsan direkt oraya sür. "
Dedim sesimin kibar çıkmasına dikkat ederek.
Çocuk gülümsedi, gülümserken çıkan gamzesi şaka mı...
" Evet biliyorum. " Deyip sürmeye devam etti. Ben de nefesimi verip camdan dışarı bakmaya devam ettim. Mümkün olduğunca çocuğa bakmamaya çalışıyordum. Ama fazlasıyla yakışıklı görünüyordu. Özellikle ıslak saçlarıyla...
Bir kaç dakika sonra araba durunca, hemen kemerimi çözdüm. Sonunda eve gelmiştim. Çocuğa baktım.
" Şey... teşekkürler. " Dedim. Ve hızlıca arabadan indim. Çocuk bir an arkamdan seslendi,
" Rica ederim, bu arada ben Max! " Dedi o güzel ses tonuyla. Ben de dudağımdaki gülümsemeyi durduramayıp,
" Daisy... " Dedim . Ve koşarak evin bahçesine girdim. Suratım kesinlikle kıpkırmızıydı... Çünkü ilk defa bir çocukla bu şekilde konuşmuştum. Ama yargılamayın, her önüme gelene kibar davranacak değilim? Hem böyle yakışıklı bir çocukla ilk defa konuşuyordum. Heyecanımı buna bağlayın...
Hızlıca sıcak bir duş aldım. Pijamalarımı giydim ve hemen yatağımın içine girdim. Tüm gün boyunca gergindim. Ve şimdi kendimi iyi hissediyordum.
Kalbim hâla değişik bir şekilde hızla atıyordu. Ve habire aklıma o çocuk geliyordu. İlk görüşte aşık olmuş olamam her hâlde? Ama bu tabii ki saçma bir düşünceydi. Sadece ona hayran olmuş olabilirdim. Tüm bugünü unutmaya çalışıp gözlerimi kapattım ve uyumaya çalıştım...
****
Bölüm etkileşimi
