2. bölüm / 3
BEN KİMİM2. BÖLÜM
Bölümler 3Şu an: 2. BÖLÜM
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Burnuma gelen omlet kokusuyla yataktan zorla kalkarak banyoya girdim. İşlerimi hallettikten sonra sade bir tişört ve pantolonumu giyip odadan çıktım. Mutfağa gelip sandalyelerden birine oturdum ve önüme omlet koyan babama, " Günaydın. " Deyip omletimi yemeye başladım. Babam da karşımdaki sandalyeye oturdu ve o da Aarona bir şeyler yedirmeye çalışıyordu.
Okulun ilk günü olduğu için bugün babam bizi okula bırakacaktı. Önce Aaronu okula bıraktıktan sonra benim okuluma doğru yol aldık. İçimde hiçbir heyecan yoktu. Sadece okulu merak ediyordum. Çünkü babamın dediğine göre okul, zengin iş adamlarının ve hatta kral ve kraliçenin ve onların altındaki soyluların çocuklarının bulunduğu bir okul...
Şato gibi görünen okula giriş yaptığımızda Arabadan indim. Babam arabanın açık camından endişeli ama korumacı bir tavırla bana baktı, "Çıkışta seni alacağım Daisy. " Dedi ve sonra okulun içine girip çıkan öğrencilere şöyle bir göz attı, bakışları bana döndü,
" Kimseyle uğraşma ve dikkatli ol, sana güveniyorum tatlım. " Dedi ve beni bu aptal okulla baş baş bıraktı. Babam sadece 18 yaşına girdiğim için değil benim gösterdiğim davranışlardan dolayı da her zaman bana güvenirdi. Zaten eski okulumda da çok bir arkadaş çevrem yoktu. Sadece en yakın arkadaşım Mabel vardı.
Sesli bir iç çekip bahçeden adımımı attım ve yürümeye başladım. Okul gerçekten ihtişamlı görünüyordu. Aynı filmlerdeki o büyü okullarına benziyordu... Ben etrafı incelerken tabii ki kimsenin umrunda bile değildim. Tamam, kahverengi saçlı, ela gözlü, beyaz tenli ve birazcık boydan kaybetsem
de
güzel bir kızdım. Ama bu sarışın, mini etekli kızların yanında görünmüyordum bile. Okulun içine girdiğimde içinin daha büyük olduğunu fark edince gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Sanırım ilk günden kaybolacaktım... Birkaç tipi düzgün kişiye soru sorduktan sonra müdürün odasını bulmuştum.
Kapıyı çalıp " Gir " sesini duyunca içeri girdim. Müdür sandalyesinde oturuyordu.Bilgisayarından gözünü çekip bana baktı. Saçları hafif beyazlamış, ama yüz hatları keskin olduğundan genç gösteriyordu. Fakat fazlasıyla soğuk ve ciddi bir bakışı vardı. Ayağa kalktı ve masanın yanında durdu. " Merhaba ben okul müdürü Werner Rath, sen de Bay David in kızı olmalısın? " Dedi.
Başımı sallayıp, " Evet efendim, Adım Daisy. " Dedim.
Soğuk bakışları beni incelerken konuştu, " Tanıştığıma memnun oldum Daisy, umarım okulumuza alışırsın. Bir sorun çıkarmayacağını umuyorum. Akıllı bir kıza benziyorsun? "
Her ne kadar içimden, sen öyle san desem de rahatsız bir şekilde mırıldandım, " Umarım... "
Daha sonra masasının üstündeki kağıtlardan birini bana verdi. Üstünde Ders programım yazıyordu.
" Tekrardan hoşgeldin. " Dedi masasına geçip bana son kez baktıktan sonra. " Teşekkürler efendim. " Deyip hemen odadan çıktım. Fazlasıyla garip ve soğuk bir adamdı...
Bir kaç dakika sınıfımı aradıktan sonra sonunda bulmuştum. Kapıyı çaldım ve içeri girdim. Tabii ki tüm bakışlar bana döndü. Bense direk öğretmene bakıyordum. Gözlüklü, sevecen bir kadına benziyordu. Siyah saçlarının bir kısmı beyazdı. Yaşı ellilerinde olmalıydı. Gülümseyerek bana baktı,
" Merhaba, sen yeni öğrenci olmalısın? " Dedi. Başımla onayladım, " Evet efendim, adım Daisy. " Dedim kendimi kısaca tanıtarak.
" Tanıştığıma memnun oldum Daisy! Ben de kimya öğretmeni Betty Northen. " Dedi ve devam etti,
" Arkada boş bir sıra var oraya oturabilirsin. "
Teşekkür edip hemen arkadaki sıraya oturdum. Sınıftakiler hâla alaycı bir bakışla gözlerini benden ayırmıyorlardı. Bayan Betty derse devam ederken ben de sınıfı incelemeye başladım. İncelediğim sırada izlendiğimi fark edip başımı yavaşça sağa çevirdim. Kızıl kıvırcık saçlı bir kız bana bakıyordu. Gözlerimi kırpıştırdığım sırada kız bir anda gülümsedi ve bana göz kırptı. Bense odunlukta sınır tanımayarak önüme döndüm. Ve başımı sıraya koyup uyumaya karar verdim.
Beş dakika sonra ara verilmiş olmalı ki büyük bir gürültüyle kafamı kaldırdım. Tam o anda tepemde duran üç kız sırıtarak bana bakıyordu. Üçüne de dik dik baktığım sırada içlerinden biri,
" Güzellik uykum bittiyse sana okulun kurallarından bahsedeceğim canım? " Dedi hiç de samimi olmayan bir ses tonuyla. Sonra devam etti, " Öncelikle nereden geldiğini iyi bileceksin. Öyle her şeye burnunu sokmayacaksın! " Derken tek kaşımı havaya kaldırıp ona baktım. Beni umursamadan devam etti, " Sonra sana verilen bazı emirleri itiraz etmeden yerine getireceksin. Ve- " Diye devam ettiği sırada sözünü kestim,
" Artık okulun kurallarından bahsedecek misin?" Dedim sert çıkan sesimle. Kız alaycı bir kahkaha attı ve ellerini birbirine bağlayıp beni tiksintiyle süzerek cevap verdi,
" Bunlar zaten okulun kuralları? " Dedi o ciyak sesiyle.
Göz devirdim ve, "Bunlar sizin kendi kurduğunuz saçma kurallar aptal! " Dedim. O anda üçü de şaşkınlıkla bana baktı. Tam bir şey daha söyleyecektim ki bana göz kırpan kızıl saçlı kız bir anda kolumdan tuttu,
" Gel de sana okulu gezdireyim! " Dedi ve beni sınıftan dışarı çıkardı. Ardımızda şaşkın bakışlar bırakırken yürümeye devam ettik. Bir yandan o aptallarla kavga etmekten kurtulduğum için sevinmiştim. Ama bu kızın niyetini de merak ediyordum... En sonunda geldiğimiz yer sanırım yemekhaneydi. Bir anda beni sandalyelerden birine oturttu ve karşıma geçti. Rahatlamış bir ifadeyle bana baktı,
" Ah... Kendimi tanıtmayı unuttum, ben Linda! " Dedi.
Bense direk soruma geçtim,
" Beni neden buraya getirdin? "
Adının Linda olduğunu öğrenmiş olduğum kız,
" İlk günden onların gazabına uğramanı istemedim. Her yeni gelene aynı şeyi uyguluyorlar... " Dedi bıkkın bir ses tonuyla. Bense göz devirdim, " Ben hallederdim..."Dedim. Ama aslında ben de sorun çıksın istemiyordum. Linda iç çekip bana baktı,
" İnan bana onlara bulaşmak istemezsin..." Dedi.
Ne yani, yine filmlerdeki gibi bir zorba grup falan mı vardı? diye içimden geçirsem de ona ciddi misin, bakışı attım.
" Okula daha yeni geldim. Ve kimseye bir kötülüğüm olduğunu düşünmüyorum. Hemen bana düşman mı oldular yani? " Dedim isyan eder gibi.
Linda sır verircesine başını bana doğru yaklaştırdı,
" Bu okulda her ne kadar dışarıdan bir sınıf ayrımı yapılmamış gibi görünse de, büyük bir yarış var Daisy."
Dedi.
" Nasıl yani? " Dedim kaşlarımı çatıp.
" Öncelikle müdür, yani bay Werner tamamen kralın emrine uyuyor. Kral ne derse o. O yüzden sen ne kadar haklı olsan da bu okulda sana söz hakkı verilmez. Devlet büyükleri her zaman kendi çocuklarını önemsiyor ve bizim gibileri de başının çaresine bakmak zorunda kalıyor. " Deyip biri dinliyor mu diye etrafına bakıp tekrar sessizce konuşmaya devam etti,
" Aklından şunu geçiriyor olabilirsin, madem öyle bir okul, sadece zenginlerin ve devlet büyüklerinin çocuklarının okuduğu bir okul olsaydı. Ama iş öyle değil. Sanırım okulun kurucusu kralla bir anlaşma yapmış. Ve anlaşmada her sınıftan çocuğun bu okulda okuyabileceği kuralı konmuş. Tam hikayeyi Biz de bilmiyoruz... "
Şaşkınlıkla ona baktım... Bunlar fazlasıyla saçma kurallardı. Sanırım bugün babama ilk söyleyeceğim şey beni bu okuldan alması olacaktı...
Dudağımı yalayıp Lindaya baktım,
" Gerçekten saçma. Hangi devirdeyiz ki? Böyle bir sınıf ayrımı hâla yapılıyor mu yani ? " Diye fikrimi belirttim. Linda başını iki yana salladı.
" Evet haklısın ama durum bu. Aslında okulumuzun geçmişi bir kitap olarak bulunmakta. Ama o da krallıkta. Yani daha önce kimse okumamış. Ya da kimsenin okumasını istemiyorlar..." Son sözü zihnimde bir şeyler harekete geçirirken gözlerimi kısıp ona baktım. Linda ise tekrar gülümseyerek bana baktı.
" İyi birine benziyorsun Dasiy. O yüzden seninle arkadaş olmak isterim. Bu okulda 4. Yılım. Ve her şeyin farkındayım. O yüzden seni korumak istedim... " Son sözünü utangaç bir şekilde söylemişti. Gözleri ona inanmam için umutla bakıyordu. Güven problemim olduğundan ona güvenmem zaman alacaktı ama yine de ona bir şans vermek istedim.
" Teşekkürler... " Dedim ve biraz olsun gülümsedim. Gülümsediğimi görünce bir an gözleri parıldadı.
" Bu arada kendimi çok da iyi tanıtamadım. 18 yaşındayım ve iki kardeşim var. Annem ve babam okulun aile birliği üyesi. " Dedi heyecanla. Sonra merakla bana baktı, " Ya sen? Adını biliyorum, ama kendinden bahsetmedin? " Dedi.
Gözlerimi kaçırdım ve hafifçe öksürdüm. Linda bir an bana baktı ve üzgün bir şekilde konuştu, "Şey ...tabii anlatmak istemiyorsan sorun değil... " Dedi. Bense hemen " Hayır hayır, sorun yok. " Dedim ve iç çekip konuştum,
" Biz İngiltere'ye yeni taşındık. Annem vefat edince babam Amerikada kalmak istemedi. Bir erkek kardeşim var ve ben de 18 yaşındayım.... " Dedim sessizce. Linda bir an hayranlıkla bana baktı, " Yanlış anlama ama yaşadığın zorluklardan dolayı fazlasıyla cesaretli ve ciddi görünüyorsun. " Dedi gülümseyerek. Dudağımı ısırdım ve konuyu değiştirdim,
" Bana biraz daha okul ile ilgili bilgi vermelisin sanırım?" Dedim. Linda kıkırdadı ve ayağa kalktı.
" Aslında sana görselli bir şekilde anlatmak istiyorum O yüzden yarın devam edeceğim. Şu an oyuncularımız burada bulunmamaktadır... " Dedi. Ben de ayağa kalktım ve beraber sınıfa gittik. Sıradaki dersim geometriydi. İkimiz aynı sınıfta olduğumuz için Linda küçük bir sevinç gösterisi yapıp koluma girdi ve geometri sınıfına gittik. Ders iyi geçmişti. Hiç olmazsa bay William, bizim kel ve koca göbekli geometrici gibi derste uyuklamıyordu...
Sonunda dersler bitmişti. Rahat bir nefes alıp çıkışa doğru yürüdüm. Babam çoktan gelmiş görünüyordu. Arabanın camından beni görür görmez kornaya bastı. Arabaya bindim. Gözlerimi kapattım ve eve gidene kadar açmadım. Eve geldiğimizde, Aaron ilk günden verilen ödevlerini söylenerek yapmaya çalışıyordu. Onunla küçük bir dalga geçtikten sonra odama gittim ve güzel bir duş aldım. Akşam yemeğinde yine sessizdik. Aslında babamla okuldan kaydımı aldırma konusunda konuşacağım için biraz endişeliydim... Babam tabii ki yine gözünden bir şey kaçmamış olacak ki sessizliği bozdu...
" Sanırım okul pek iyi geçmedi? " Dedi. Somurtarak cevap verdim, " Evet... İlk günden kavga etmek üzereydim. Çünkü okulda saçma şeyler dönüyor baba."
Dedim direk konuya girerek. Babam kaşlarını çattı ve bana baktı,
" Saçma şeyler derken? " Çatalımı tabağa bırakıp ciddi bir şekilde babama baktım,
" Bilmiyorum... Zaten müdür de pek hoşuma gitmedi. Garip ve soğuk bir adam..." Dedim tiksinircesine. Babam iç çekip bana baktı, " Bunlar kaydını bu okuldan almam için bahanelerin sanırım küçük hanım? "
Hayal kırıklığı ile babama baktım. Hemen de anlamıştı...
" Baba lütfen... Ciddiyim! Bu okul bana göre değil. Zaten son senem! İstersen açıktan okuyabilirim? Bu okulda okumak istemiyorum!"
Babam isyanlarıma aldırmadan başını iki yana salladı.
" Daha ilk günden önyargıya kapılma Daisy. Belki sonra seveceksin? Merak etme Seni tanıdıkça sevecekler. Ve belki de bir sürü arkadaşın olacak? " Bu sözlere Kendi bile inanmazken nasıl söyleyebiliyordu bilmiyordum.
" Hayır. Sen de biliyorsun ki birden fazla arkadaşım olmadı? Hadi ama baba! Neden bu okula gitmemi bu kadar çok istiyorsun? " Dedim. Babam bir an durdu. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama geri gözlerini kaçırdı.
" Daisy... Bu işler öyle sandığın gibi kolay değil. Biraz daha sabredersen mezun olacaksın zaten. Kaydını almayacağım, boşuna zorlama. Bu konu burada kapandı, tamam mı? " Dedi. Ve son noktayı koydu. Somurttum ve sinirle kaşlarımı çattım. " Kahretsin..."
Yemekten sonra odada içim içimi yerken gözlerim boş kutulara kaydı. Kutuları üst üste koyup aşağı indim. Babam çalışma odasında olmalıydı. Odanın kapısı tam kapanmamış, hafif aralıktı. Yavaşça kapıyı tıklattım. Ve içeri girdim. Babam yine bir dava ile uğraşıyordu. Etrafa saçılmış dosyalar ve boş kupalar bunu gösteriyordu. Sessizce konuştum,
" Odamda birkaç tane kutu var, hem bunları atıp hem de biraz temiz hava almaya gidiyorum?" Dedim izin vermesi için içimden yalvarırken. Babam bana bakmadan konuştu, " Tamam, ama fazla oyalanma çünkü saat 8'i geçiyor..."dedi. Bu babamdan beklemediğim bir cevaptı, kapıdan çıkarken,
" Tamamdır! " Deyip gittim. Spor ayakkabımı giyip kapıyı ardımdan kapattım. Hava hafif serindi. Kutuları çöpün kenarına koyduktan sonra evin arkasına doğru yürüdüm. Evimiz şehrin içinde değildi. Tek tük villalar vardı.Bizim ki de küçük bir dağ evi gibiydi. Evimizden aşağı doğru yürüyünce şehir altımızda kalıyordu. Ve güzel bir manzara oluşturuyordu. Dükkanların ve kafelerin o yanan ışıkları, insanların kalabalığı, gece eğlenceleri... Manzarayı izleyerek yürümeye devam ettim.
Tam o sırada uzaktan bir kaç ses geliyordu. Ama sanki iki kişi tartışıyor gibiydi. Kaşlarımı çattım ve yutkundum... Birileri kavga ediyor olmalıydı. Çünkü bu normal konuşma sesine benzemiyordu. Aklım git derken bir yandan da ne olduğunu merak ediyordum. Evet fazlasıyla meraklı biriyim... Yavaşça sesin geldiği yöne doğru yürüdüm. Ses gittikçe daha da netleşiyordu. Doğru duymuştum, iki kişi kavga ediyordu.Hatta birbirlerine vuruyorlardı! İki evin arasında, sokak lambasının altında üç silüet gördüm. Sessizce başımı evin arkasından çıkardığımda, karanlıktan çok belli olmasa da neredeyse benim yaşlarımda olan dört çocuğa baktım.. üç değil dört kişilerdi! İki kişi, ağzı yüzü kanamış çocuğu kollarından tutmuş, diğeri ise çocuğa bir şeyler söyleyip yumruk atıyordu.
Bir an ağzımdan, " Hii! " Diye bir ses çıktı. Hemen elimle ağzımı kapattım ve geri çekildim... Umarım duymamışlardır diye içimden Tanrı'ya dua ederken, içlerinden biri,"Hey, orada biri mi var ?" Dedi. Ve işte o an tam olarak sıçmıştım! Önce yavaş adımlarla sonra hızla koşarak geri döndüm. Ama sanırım takip ediliyordum! Arkama bakmadan koşmaya devam ettim. Ne kadar koştum bilmiyorum ama sanırım eve ulaşmıştım. Hemen bahçe kapısını açıp içeri girdim. Nefes nefese kalmıştım. Kalbim ağzımda atıyordu resmen. Hemen anahtarları cebimden çıkarıp kapıyı açtım. Babam hala çalışma odasındaydı sanırım. Geldiğimi bile fark etmemişti. Hemen odama gittim ve pencereyi sonuna kadar çektim. Hayatımda ilk defa bu kadar korkmuştum sanırım. Başıma bir bela almamış olmayı umarak yatağın içine girdim ve gözlerimi kapattım...
Bölüm etkileşimi
