3. bölüm / 5
Ben Işıktım O Karanlıktı3. Bölüm Karanlıkta Bir El
Bölümler 5Şu an: 3. Bölüm Karanlıkta Bir El
2 yıl önce yani annem ve babamın vefatının olduğu zaman mahvolmuş durumdaydım normal değil mi? Ailesi gözünün önünde öldürülen hatta parçalarına ayırıldıklarını gören bir kızım ben! Daha ne kadar durabilirdim o zamanlarda kim yanımdaydı benim kimse tabi ki.
GEÇMİŞ
20 Aralık anne ve babamın ölümünden 23 gün sonra, yine kriz vaktimdi. Gece boyu ağlıyordum, kimsenin umrunda olmuyordum zaten kimsenin kalbinde yerim hiç yoktu.
Ablam desem o ayrı kafada. Ağlıyordum durmadan ağlıyordum...
"Annee anee nolurr gell."
"Babaaa, babaa uyann ne olursun uyann"
"Benim babam ölmedi ki yaşıyor ki bak göreceksiniz."
Nisan ablam kalmıştı öyle ne konuşuyor ne de bişey yapıyor.
"ABLAAA BİŞEYY DEE BANAAA."
"ONLAR ÖLMEDİ DE."
"Dee abla de."
Artık çok yorulmuştum. Kimse ailemin katilini bulmuyor kimse. O yorgunlukla uyuyakaldım...
"Canı yanan sabretsin. Can yakan canının yanacağı güna beklesin."
ŞİMDİ
Onlar etrafımda dolaşmadan önce elimi paltoma attım bir kağıt vardı baktım üstüne Alp Karan yoksa o evet Dolunay kütüphanede ki kişi Alp Karan.
Etrafımda üç adam ne olduğunu anlamadan konuşmaya başladılar.
"Sence gece gece bir kadının dışarı çıkması ne kadar mümkün yavrum?"
Dedi bana bişey yaptığı an hapsi boylayacak adam salak işte sanki onu içeri tıkamıcam. Yaşlı tipi vardı ancak çok da yaşlı değildi saçları kırlaşmış sakalları uzamış hepsi beyazdı 40 lı yaşlarında olmalıydı.
Bir diğeri konuştu hemen oda uzun boylu otuzlu yaşlarının sonna geliyordu büyük ihtimalle "Heh işte gece gece keyfimiz yerine geldi ee güzellik çok mu cesursun sen bakim."
Diğeri de konuştu ama ben ciddi anlamda korkmaya başladım çünkü etrafımda kimse yok tek o üç adam ve ben...
"Eee Hasan eğlenmeyelim mi bu yavruyla."
Adının hasan olduğunu öğrendim ilk konuşanın ve Hasan da pis pis baktı."Bence bu gece daha eğlenceli olacak ne dersiniz."
"Tabii ki hemde baya eğlenceli olacak."
"Ne istiyorsunuz benden?"
"Ne mi? Seni güzelim ne dersin iyi mi."
Hasan yaklaşmaya başladı. Tam bana dokunacakken bir adam adam mı belli değil abi bu gerçekten adam mı 1.95 li boylarda oha çüşş yuhh adamın üstünde ki dar gömlekten bütün vücudu belli oluyordu baklavaları, kasları...
Diğer adamlardan biri bana yaklaşıyordu ki adamın kafasının diğer tarafından çıkan bıçağı görünce şok oldum, bir anlık baş dönmesi oldu ve düşecekken yine bir el beni tam zamanında yakaladı ondan sonrası ise yoktu.
Uyandığımda yatakta yatıyordum.
Neredeydim ben? Kim beni buraya getirdi? Etraf yeni bir eve benziyordu raf vardı karşımda içi kitaplarla doluydu. Tertemiz bir evdi kim bu devirde bu kadar temiz olabilir ki.
Odanın kapısı açıldı, kafamı sola çevirdim.
İlk başta yüzünü karanlıkta seçemedim. Uzun boylu kaslı maslı maşallahhh. Ardından yüzünü gördüm.
Bu oydu fakültede ve kütüphanede gördüğüm adam
"Uyanmış mı uyuyan güzel."
Ne, bir dakika ne dedi o. Yerimde kıpırtadım.
"Rahatsız olma. Benim evimdesin kimse de yok." Ne saçmalıyor bu be deli mi ne.
"Ben gideyim en iyisi." Hemen gülümsedi bu adamın gülümsediğinde ne kadar çekici olduğundan haberi var mı acaba?
"Tamam, tamam şaka yapmıştım. Rahat rahat otur ben sana bir çorba getireyim bu soğukta dışarıda ne işin vardı merak ediyorum üstelik gece gece."
Daha ben ağzımı açmadan odadan çıktı. Off Allah'ım ya çok yoruldum bu işkenceden.
İçeri bir tepsi üstünde kase ve bir bardak vişne suyu vardı. Niye bana bu kadar iyi bakıyordu ki? Anlam veremiyorum artık hiç bir şeye.
Çorba ve içecek en sevdiklerimdendi.
Şaşırmıştım, bu şaşırmamı gülüncek bir hâl mi bilmiyorum ama gülümsedi bu halime.
Neden bilmiyorum ama onun gülmesi çok hoşuma gidiyordu, çok değişikti o gözler neden öyle bakıyordu ki? Daha beni tanımadan bana yardım etmesi ne bileyim çok değişik ama bu adam çok çekiciydi. Şafak bile bana böyle hissettirmemişti. Bu çocuk beni çok etkiliyordu.
"Teşekkür ederim. Bu arada olayların ardından tanışamadık adınız neydi bu arada?"
"İlk önce adım Alp, Alp Karan. İkinci olarak ise lütfen sizli-bizli konuşma."
"Tamam. Teşekkür ederim tekrar ama bu kadarı fazla değil mi?"
Tanımadığı bir kadını böyle ağırlaması, birilerine nasıl bu kadar çabuk güvenebiliyor ki?
"Bence senin gibi bir güzelliğe az bile."
Utanmıştım. Nedenini bilmiyorum ama utandım belki de uzun zamandır kimse iltifat etmediğindendir. Ah unutuyordum tabi hemen kendimi tanıttım.
"Bende Dolunay Yalçın."
Ay ışığım dedi çok sessizdi ama duydum çünkü aramızda fazla mesafe yoktu.
Ay ışığım...
" Tamam güzellik çok konuştun normalde dinlerim ancak iyileşmen gerek o yüzden hemen yemek vakti."
Bu niye bana ikide bir güzellik diyor. Hoşuma gittmiyor değildi yani ama ne bileyim of.
Tepsiyi almaya yeltendim ancak izin vermedi niye izin vermiyor bilmiyorum hemen tepsiyi aldı.
"Sence de tanımadığın insanlara çok merhametli değil misin? Bir çıkarın mı olacak?"
"Tanımadığımı da nerden çıkardın."
Yalan söylüyor tanışmış olamazdık tanışsaydık hatırladım acaba küçüklüğümde bir hagıza kaybı falan mı yaşadım?
Alp Karan
Şimdi düşünüyordur ne zamandır beri tanışıyoruz diye ancak hatırlamaz.
İkimizi çok küçükken ayırdılar.
İlk aşkımdı.
Belki o zaman çocuk aklıydı, ama şimdi eminim ondan.
Ailelerimiz iş ortağıydı babam örgüt lideriydi Dolunayın annesi ve babası da profesördü.
Benim ailem ülkeyi yok etmeye çalışırken onun ailesi ülkeyi kurtarma derdindeydi.
Onların savaşlarının ortasında biz kaldık.
Zaten hep öyle olmaz mı?
Aileler yüzünden, onların yaşantısı yüzünden çocuklar ortada kalmıyor muydu?
Ne kadar iki ailede de zıt olsa aslında iş dışında çok işi anlaşırlar. Ta ki o güne kadar...
Dolunay Yalçın
Bu adam harbi manyak. Onla ben tanışmak hahaha çok komik.
Tanışmış olsaydık hatırlardım.
Öff ne diye kafa yoruyorsam ben onun söylediklerini.
Ablam nasıldı acaba?
Peki, tamam biraz salağım napim beni kırsada ablem o benim.
"Eee Dolunay ne işin vardı o saatte dışarıda."
"Niye kadınlar gece dışarı çıkamaz gibi bi durum mu var?"
"Öyle birşeyi kastetmemiştim."
"Neyse ne, sanane bundan seni ne ilgilendirir."
"Bakıyorumda üç kişi üzerine yürüyünce dilin tutuluyor ama ben yanlış bişey demediğim halde bana artistlik taslıyorsunuz hanımefeni. Asıl bu nasıl iştir?"
"Bundan sanane, ister döverim, ister söverim yada severim sanane!"
"Sevmeni tercih ederim."
"Ne diyorsun sen be haddini aşma!"
"Tamam,tamam sustum şimdi sakin ol ve anlat ne olduğuna. Dalga geçmeden soruyorum niye o saatte dışarıdaydın."
"Ablamla kavga ettik ondan."
"Arayacak kimsen yok muydu."
Ne kadar terslesemde ne bilim tuhaf hissettiriyor bana anlam veremedim yakında çıkar kokusu.
"Vardı aramak istemedim."
"Beni arasaydın, paltonun cebine baktın mı hiç?"
"Hayır, neden ki?"
"Baksaydın orda adım ve numaram yazıyordu."
Tamam bir dakika ben niye hiç bakmadım ya abi öyle bir konuşuyor ki gözümün içine bakıyordu çok değişik.
Allah'ım sen beni yanlış yola sapma yarabbim.
"Neyse ne işte ben gideyim artık teşekkür ederim herşey için."
Ayağa kalktım, paltomu aldım. Ardından ayakkabımı giydim.
Bir sitede oturuyordu belliydi.
"Tekrar görüşmek üzere o zaman, Alp."
"Bence daha gazla karşılaşıcaz gibi. Görüşürüz."
Göz kırptı gülümseyerek.
Senin gamzene kurban be adam.
Neyse Dolunay haddini aşma canım benim.
Bazen insan ailesi değil, kaderi evsiz bırakır; ama bazen de hiç tanımadığın biri, kalbinin en güvenli kapısı olur.
Benim ablam beni evden kovdu, başıma çok büyük bir şey gelebilirdi.
Ama tanımadığım biri gelip beni kurtardı çok tuhaftı sanki onu tanıyormuşum gibiydi.
Beni evden atan eller karanlığa itti; ama karanlık beni tutmaya kalktığında, beklemediğim biri tuttu bileğimi.
Alp Karan kimdi? Niye bu kadar tanıdık geliyordu bana.
Geçmişte olan biri mi? Yoksa geleceğim de çok büyük bir yer kaplayacak biri mi?
Ya da ikiside mi?
Evet 3 bölümün sonuna geldik umarım beğenmişsinizdir sizi çok seviyorum iyi okumalar yorumlarınızı bekliyorum 🙃🤍😍💙
Bölüm etkileşimi
