2. bölüm / 5
Ben Işıktım O Karanlıktı2. Bölüm Herşeyin Başlangıcı
Bölümler 5Şu an: 2. Bölüm Herşeyin Başlangıcı
Şükür ki dersler bitmişti, ancak o çocuk ders boyu aklımdan çıkmamıştı. Siyah gözleri, bakışı, boyu,posu... Yani maşallhıda vardı çocuğun.
Aaa Dolunay ne diyorsun sen çık şu düşüncelerden. Fakülte dışına çıkmak üzereydim bir ses duyana kadar yürüyordum, sesi duyduğum an arkamı döndüm.
Doruktu tabii ki başka kim olacaktı ki, o yakışıklı çocuk olmayacağına göre aaa ben iyice sapıttım. Doruk o düşüncelerimin hemen ardından yanıma geldi.
Ancak ben durmadan arabaya doğru yürüdüm arkamdan bağırdı.
" Nereye yine Dolunay."
"Annemle babamın yanına."
yani mezarlığa...
"Seninle geleyim mi Kuzen?"
Normal de kuzen demez üzüldüğünde der üzüldüğünü anlamıştım.
"Gerek yok Doruk mezarlıktan sonra kütüphaneye gideceğim sonra zaten eve.
"Peki, ama dikkat et bişey olursa ara."
Cevap vermeden arabaya bindim. Kimsenin yardımına ihtiyacım yoktu, zaten dövüş eğitimi almış biriydim tabii eğitim bir hafta sürmüş olsa bile...
Mezarlığa gelmiştim, kapısının önündeydim. Ancak girmek istemiyordim, çünkü girersem çıkmak istemeyecektim, ama kararımı vermiştim adımımı atmamla telefonum çaldı. Allah kahretsin sessize almamışım.
Meşgule atmadan önce kimin aradığına baktım Ablamdı.
Haber vermemiştim, büyük ihtimalle haber vermediğim için kızıp, nerede olduğumu soracaktı. Nisanım, ablam...
Benimle aynı boylarda kumral ne çok zayıf nede kilolu çok güzel bir yüz hattı var. O da ben de annemize benziyorduk huyumuzda, suyumuzda...
İçeri adımımı attım annemle babamın yanına gittim, mezarlarının başında ağlayamıyordum. Gözümden yaşlar akmıyordu ancak içim paramparça olmuştu. Özlüyordum.
"Anne,anne kalk bak geldim."
"Baba kalk hadi iki yıl oldu."
"Anne, baba küçükken şaka yaptığınız gibi yapsanıza."
Yaşlar yanağımdan akmaya başladı durmuyorlardı durduramıyordum.
"Anne son bir kaç ay, bak kızın büyüdü mesleğini eline alacak savcı olacak."
"Gelirsiniz dimi o zamanda gelirsiniz beklicem sizi..."
Çok özlemiştim onları annem, herşeyim, babam,canım...
Kalksınlar artık yetmedimi bu kadar işkence koskoca iki yıl. Küçük bir çocukken içim çok sıcaktı ta ki o güne kadar, babam yaşasaydı ne olurdu? Napardım? Şuan çıkıp gelse napardım? Yine bir arama , bir rahat bırakmıyorlardı yine kimdi acaba? Şafaktı hayret şaşırdım normalde bu kadar geç aramazdı tabi işi vardır.
Sevgilim "sözde sevgilim" üç yıllık sevgilim, 2 yıllık tedavimde yanımda olmayan o kişi ben hayatımı düzeltmeye çalışırken o arkadaşım,dostum dediğim kişiyle yatıp kalkıyordu.
Arkadaşım Aksa onun sayesinde öğreniyordum o yüzden kimse Aksayla önceki arkadaşlığımızı bilmiyordu.
Kütüphaneye gidiyordum, Şafak ne kadar arasada açmadım.
Ne kadar saf sansalarda değilim onlara o yönümü gösterdim sadece.
Beni saf sandılar. İnsanlar, anlamadıkları her sessizliği zayıflık sanıyor ya...
Ben sadece izledim, onların sandıkları kişi olmak isterdim belki, daha basit, daha kolay çözülebilen biri, ama ben Dolunay'ım;
Karanlığı da ışığı da içimde taşıyorum. Her sözlerini duydum her niyetlerini gördüm.
Susmam saf olduğumdan değil... Değmeyeceğindendi.
Ve sonunda anladılar.
Kendilerini kandırmışlardı, beni değil.
Şükürler olsun ki gelmiştim kütüphaneye, hemen Wattpad kitaplarının olduğu yere geldim. O sırada yan tarafta esmer bir adam vardı boyu baya uzundu 28 yaşlarında olmalıydı ,çok değişik bişey dikkatımı çekti sadece distopik kitaplara bakıyordu fazla takmadım belki onlarla ilgileniyordu.
Kitaplarımı alıp hemen arkamı döndüm o sıra sanki Dünya da bir dakikalığına herşey durdu tam düşecekken belimden bir el tutundu düşmemi engelledi kitaplarım yere düşerken beni yakalayan yüze baktım oydu fakültede gördüğüm o çocuk ama fazla bişey düşünmeden o an ki konumumuzu hatırlayıp hemen kalktım.
Benim kitaplarım yere düştüğünden dolayı onları toplamaya eğilmişken o da eğildi hemen utanarak söze girdim.
" Teşekkür ederim, kusura bakmayın."
"Boş ver önemli değil, senin suçun değil."
" Ben suçsuzum yani öyle mi?."
"Bilmem, suçlamak için tanımam gerekir ben kimseyi tanımıyorum."
"O zaman, birini tanımaya başlamak için kötü bir an değil."
Bu atmosferi bozan tabii ki Şafağın bağırışıydı.
" Olum hayırdır sen kimsin lan."
Hemen ikisinin arasına girdim "Dur orada Şafak." Bu tepkime şaşırmıştı ancak beni şaşırtan tek şey ise o adamın hemen gitmesi kaybolmuştu sanki sinirimi bozan şey ise adını bile bilmeyip sürekli adam dememdi. "Şafak gidelim." "Dolunay bana bir açıklama yapmak zorundasın" ne ben mi? " Kes sesini yürü kitaplarımın parasını ödeyeceğim."
Kasaya gelmiştik, kitaplarımı koydum ancak bir sorun vardı neden okutmuyordu, "Hanımefendi okutmadan koyuyorsunuz farkında mısınız?" Şaşkındım şaka gibi noluyor ya? "Evet hanımefendi farkındayım çünkü bir beyefendi az önce ödedi kitaplarınızı" ne kim ödemiş olabilir hemen arkamı dönüp Şafağa baktım o ödemezdi ve bi anda beklenmediğik bir anda bişey oldu." Ben ödedim canım." Dedi Şafak o ödemiş olamazdı kitaplarım kaç tane var onu bile sayamamışken bozuntuya vermedim belki de o almıştı...
Eve girmek üzereydim, kapıyı açtım kapının o gıcırtı sesi binayı işgal almıştı resmen. Hemen eve girip Aksayı aramam lazım.
Aksa, canım dostum... 8 yıllık arkadaşım o gün Doruk'un beni onunla tanıştıracağını biliyordum, Aksa'yı tanımazlıktan gelip herkese onu tanımıyorum sansınlar istedim çünkü nedenlerimiz vardı...
Salonun ışığı yanıyordu salona girdim ablamı gördüm bana doğru geldi çok sinirli gözüküyordu büyük ihtimalle telefonlarına bakmadığım için bir de o Şafak denen salak farklı şeyler anlattığı içindir.
Ancak ben daha bir şey demeden yüzüme sert bir tokat indi.
Babam ve annem öldüğünde sığındığım son kale de o anda yıkılmıştı. Yüzümdeki iz, artık yetim kalbimin de kanıtıydı
GEÇMİŞ
İki kız kardeş yine atışıyorlardı. Büyük olan 7 yaşında küçüğü ise 4 aralarında fazla yaş farkı yoktu, bazen çok iyi bazen ise hiç anlaşamazlardı.
Anneleri ve babaları yine işe gitmişlerdi o gün evde teklerdi, ancak sürekli böyle değildi onlarda buna alışmıştı.
Nisan ödev yaparken Dolunay sürekli onla uğraşıyordu, Dolunay artık çok uğraşmış olacak ki Nisan sinirlenip ilk defa kardeşine vurmuştu.
Dolunaydan defalarca özür dilemişti, bir daha yapmıyacağının sözünü vermişti. O gündür vurmuyordu.
Peki şimdi ne oldu? Nisan'ın bu sözünü bozacak ne olmuş olabilirdi?
ŞİMDİ
Ablam yıllar önce verdiği sözü şuan bozmuştu. Daha ağzımı açmadan, ne olduğunu sormaya fırsat vermeden o el neden benim yüzüme değdi buna anlam veremiyordum.
Karşımda dağılmış halde bekliyordu, gözlerinden yaşlar akıyordu, ancak pişman mı bilemiyordum?
"Abla ne oluyor." yüzümde kıpkırmızı bir el izi olduğunu biliyordum, ablamın bir cevabı vardır diyerek umursamadım.
"Nerdesin sen ha nerdesin hangi adamla fingirleşiyordun." Ne, ne adamı neyden bahsediyordu anlamıyordum.
"Ne adamı abla ne adamı?"
"Dolunay o adamdan uzak duracaksın!"
Kimden bahsediyordu?
"Abla kim, o adam kim desene."
"Şafak aradı bi adamla konuşuyormuşsun, uygunsuz vaziyette."
Bir dakika ablam bunun için bana vurmaz başka bir şey var yakında çıkar kokusu. Umarım.
"O Şafağı kimse elimden alamıcak bu sefer."
"Dolunay... nefesini dahi duymak istemiyorum bu evde."
"Ne, ne bir dakika beni kolayca gözden mi çıkarıyorsun?"
"Dolunay, git sadece git."
"Tamam... Zaten kimsenin kalbinde yerim yokmuş." Hiç umursamadan kapıya yöneldim, ne o durdurdu ne de ben durdum. Onu arkamda bırakıp gittim, ama bu işte başka bişey var eminim.
Gecenin bir yarısı sokakta tek başımayım, böyle bir yerde tek başına "kadın" olarak yürümek çok zor.
Kulaklığımı çıkardım, yağmur yağıyordu hava da yağmur kokusu vardı her taraf zifiri karanlık.
"Gidiyorum, gözüm yaşlı"
"Hatıran var yüreğime"
"Sen sev yağmurları"
"Yağmurlar yağsın üzerime"
Bu havada böyle bir şarkı çok güzel gidiyordu, gidiyordu da ben sırılsıklam oldum. Üstümde okuldan kalma mini bir etek birde crop vardı. Hava soğumaya başladı. Ne yapacağımı bilmiyordum bir anda etrafımda birdan fazla adam dolandı ben ne olduıunu anlamadan gözlerim karardı...
Bölüm etkileşimi
